Ergenekon duruşması 23 Ekim'e ertelendi
Ergenekon davasında sabah kargaşa yaşandı. Avukatlara yer bulunması için izleyiciler dışarı çıkarıldı. Kemal Kerinçsiz’in avukatı üye hakimlerinden Sedat Sami Haşıloğlu’na güvenleri olmadığını söyledi. Perincçet, İP'nin suçlandığını belirterek "'Mahkemenin davaya bakma yetkisi yok. Dava Anayasa Mahkemesi'ne gitmeli' dedi
"Ergenekon" soruşturması kapsamında haklarında dava açılan ve emekli Tuğgeneral Veli Küçük, İşçi Partisi (İP) Genel Başkanı Doğu Perinçek, Cumhuriyet gazetesi İmtiyaz Sahibi ve Başyazarı İlhan Selçuk ve eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Kemal Yalçın Alemdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu 46’sı tutuklu 86 sanığın yargılanması sabah kalabalığa takıldı. Öğleden sonra başlayan duruşmada, müdahil olma, redd-i hakim ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesi için talep geldi. Mahkeme, duruşmayı 23 Ekim'e erteledi.
Öğle arası verdikten sonra devam eden duruşmada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün yaptığı açıklama şunları dedi:“Sanıkların sayısı ve güvenliği açısından, insan haklarına uygun bir yargılama yapılması için, sağlıklı bir savunma için, sanık müdafilerine bilgisayar verilmesi gerektiği duruşmanın aleniliği ve insan haklarına uygun bir savunma yapılması için, gerekli şartların olması için ara karar verildi. İstanbul Yargı çevresi içinde bu büyüklükte başka bir duruşma salonun olmaması, tutuklu sanıkların nakillerindeki güçlük, duruşmanın Silivri’de yapılmasına devam edilmesine karar verilmesine neden olmuştur. Tutuklu sanıkların savunmaları önce alınacak, müdafi sayısının fazlalığı nedeniyle her sanığın en fazla üç müdafi ile temsil edilmesine, duruşma salonunun yan tarafında bulunan bekleme salonunun duruşma salonu olarak kabul edilmesine, arka tarafta bulunan televizyon ekranlarının bekleme salonuna konmasına oy birliği ile karar verildi."
Önce tutuklu sanıkların ifadesi alınacak
Tutuklu ve tutuksuz sanıkların ifadelerinin ayrı oturumlarda alınmasına karar verdiğini anlatan Başkan Şengün, ilk oturumlarda tutuklu sanıkların ifadelerinin alınacağını açıkladı. Şengün, bu kararlarını açıkladıktan sonra tutuksuz sanıklar ile avukatlardan salon dışına çıkmalarını istedi. Bunun üzerine tutuksuz sanıklar ile avukatlardan bir bölümü dışarı çıktı.
Avukatlara yer açılması için izleyiciler dışarı çıkarıldı
Ergenekon davasının halen süren ilk duruşmasında yaşanan yoğunluk yüzünden avukatlara yer ayrılması için salonundaki izleyiciler dışarı çıkarıldı. Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyede görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, tutuksuz sanıklar ile avukatlarının dışarı çıkarılmasının ardından salonda tartışma yaşandı. Tartışmalar üzerine İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Heyeti Başkanı Köksal Şengün, "Burası kavga salonu değil. Buraya, kavga etmeye gelmedik. Buraya, açılan bir davayı sonuçlandırmaya geldik. Buna herkesin katkıda bulunması gerekir" dedi.
Duruşmada söz alan avukat Özkan Yüce, müdahil vekilleri olarak duruşma salonunda 20-30 kişi olduklarını belirterek, bazı sanık avukatlarının kendilerine müdahalesi olması halinde bu durumun tutanağa geçirilmesini ve önlenmesini isteyerek, kendilerine yönelik hakarette bulunulduğunu ileri sürdü. Bu arada, tutuksuz yargılanan sanıklardan Fuat Ermiş, duruşmaya Ankara’dan geldiğini ifade ederek, salondan çıkıp çıkmayacağını sordu. Mahkeme Heyeti Başkanı Şengün de adresine gerekli tebligatın yapılacağını söyleyerek, gidebileceğini bildirdi. Ermiş, bunun üzerine salondan ayrıldı. Ayrıca duruşma salonunda yaşanan yoğunluk yüzünden avukatların oturması için yer açılması için izleyicilerin bulunduğu bölümdekiler de salondan çıkarıldı.
Jandarma görevlileri de üzerlerinde duruşma salonunda bulunmalarını sağlayacak giriş kartı olmadığı halde salona giren bazı basın mensuplarını dışarıya çıkarmak istedi. Bu sırada jandarma görevlileri ile gazeteciler arasında tartışma yaşanması üzerine mahkeme heyeti başkanı Şengün, gazeteciye bağırmaması yönünde uyarıda bulundu. Başkan Şengün, daha sonra "Şu ortamda bu kadar saygısızlık olursa dışarıda ne olur?" diye konuştu. Ardından giriş kartı olmayan basın mensupları da salondan çıkarıldı.
İP müdahil olma talebini geri çekti
Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliye görülen davada söz alan avukat Zerrin Öztürk, daha önce İşçi Partisi (İP) adına davaya müdahil olma talebinde bulunduklarını hatırlatarak, bu taleplerini geri çektiklerini bildirdi.
Üye hakime itiraz
Tutuklu sanık Kemal Kerinçsiz’in avukatı Kadir Kartal ise mahkeme heyeti üye hakimlerinden Sedat Sami Haşıloğlu’na güvenleri olmadığını belirterek, davadan çekilmesini istediklerini söyledi. Kartal, Haşıloğlu’nun tarafsızlığına gölge düşürecek davranışları olduğunu ve bu nedenle mahkemeden reddi hakim karar verilmesi gerektiğini söyledi. Avukat Kartal, Haşıloğlu’nun, müvekkili Kemal Kerinçsiz’i sorgulamak için çağırdığında, “Buyurun Kemal Bey, anlatın bakalım, ne anlatacaksınız?" dediğine dikkat çekerek, “Şu ana kadar yapılan tutuklamaların yüzde 40’ı Sayın Hakim tarafından yapıldı. Kovuşturmayı da başka savcıların yapması gerekir" dedi.
Davaya müdahil olma talepleri
Avukat Ali Koç da Şebnem Korur Fincancı adına müdahillik talebinde bulunduğunu ifade ederek, iddianameye göre bazı sanıkların, müvekkiliyle ilgili kişisel verileri kaydettiğini, bunun da bir suç olduğunu ileri sürerek, bu nedenle davaya müdahil olmak istediklerini bildirdi. Cumhuriyet Vakfı ile Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın A.Ş avukatı Bülent Utku da Cumhuriyet Gazetesi’nin bazı sanıklar tarafından 3 kez bombalanması eyleminin iddianamede yer aldığını hatırlatarak, bu saldırılardan zarar gördükleri için davaya müdahil olmak istediklerini kaydetti.Hukukçular Derneği adına söz alan Başkan Yardımcısı Reşat Petek de hukuk devleti için çalışmalar yaptıklarını belirterek, suçtan zarar gördükleri gerekçesiyle müdahillik talebinde bulundu. DTP milletvekilleri Ahmet Türk, Sebahat Tuncel ve Akın Birdal ile Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir adına müdahillik dilekçesi veren avukat Siracettin Irmak, iddianamede müvekkillere yönelik suikast hazırlığından söz edildiğini belirterek, bu gerekçeyle müdahil olmak istediklerini bildirdi.
İnsan Hakları Derneği İstanbul Şubesi adına söz alan avukat Özlem Gümüştaş da davaya müdahil olmak istediklerini belirtti. Çağdaş Hukukçular Derneği İzmir Şubesi adına söz alan avukat Ercan Demir de, "Ergenekon" örgütünün çalışmaları içerisinde ÇHD’nin de fişlendiğinin görüldüğünü öne sürerek, müdahillik talebinde bulundu.
Diyarbakır Barosu Başkanı Sezgin Tanrıkulu da 6 kişi hakkında davaya müdahil olma talebinde bulunarak, bu kişilerden Dicle Anter’in öldürülen Musa Anter’in oğlu, Şükran Aydın’ın öldürülen Vedat Aydın’ın eşi, Pervin Buldan’ın öldürülen Savaş Buldan’ın eşi, Cihan Sincar’ın öldürülen Mehmet Sincar’ın eşi olduğunu bildirdi.
Mahkemeye yetkisizlik talebi
Bazı sanık avukatları, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden yetkisizlik kararı vermesini talep etti. Sanık avukatları bu talebe gerekçe olarak Danıştay’ın Ankara’da bulunmasını, mağdurların Ankara’da yaşıyor olmasını ve tutuklu sanıkların hiçbirinde silah bulunmamasını gerekçe gösterdi. Bir sanık avukatının “Bir anket yapalım. Kamuoyunun yüzde 65’i Ergenekon’dan tutuklananların bir terör örgütü üyesi olduğunu düşündüğünü ortaya çıkarırö sözlerine, sanıklar tepki göstererek, “Hayır yanlış, yok öyle bir şey" dediler.
İP: Dosya Anayasa Mahkemesine Gönderilsin
İP Genel Başkanı Doğu Perinçek ve parti yöneticilerinin avukatı Mehmet Cengiz elkonulan dosyalarda parti eylemlerinin yer aldığını ve bu nedenle parti eylemlerinden dolayı, parti yöneticilerinin bu mahkemede değil Anayasa Mahkemesi’nde yargılanması gerektiğini belirtti. Cengiz şunları söyledi: “Perinçek ve diğer yöneticilerde yakalanan dosyalar parti eylemidir. Mahkemenin görevi bu evrakları Anayasa Mahkemesi’ne göndermektir. Aksi taktirde iki yargı sistemi birbiriyle çelişen fiiller ortaya koyar. İddianame okunmadan dava dosyasında İP ile ilgili bilgi belgeler Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilsin. Sonucuna görme işlem yapılsın. İP Genel Merkezi Ankara’da, sözü edilen faaliyetlerin hepsi Ankara’da yapıldı. İddianamede darbe yapılacak deniyor. Yapılacak olan darbenin yeri de Ankara’da. İddianameye bakıyoruz, suçun mağduru 4 kişi var. Mağdurlar Ankara’da, sanıklar Ankara’da, CMUK’un 12. maddesine göre yetkisizlik kararı verilerek dava Ankara’ya gönderilmeli. Buraya duruşma salonu demekle duruşma salonu olmuyor."
Perinçek yedi ay sonra ilke kez konuştu
Cengiz’in konuşmasının ardından tutuklu sanıklardan biri olan İP Genel Başkanı Doğu Perinçek söz aldı. Tutuklu bulunduğu yaklaşık 7 aylık süre içinde ilk kez konuşan Perinçek de mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi gerektiğini vurgulayarak şöyle konuştu: “Anayasadaki parti kapatma suçuyla bireysel suçları birbirinden ayırmak lazım. Bir partinin programı, parti faaliyetleri işin içine girdi mi buna bakacak mahkeme Anayasa Mahkemesi’dir. İddianamede İP’nin suç örgütü olduğu yazıyor. Öyleyse bu durum parti kapatma nedenidir. Siz bu davaya bakamazsınız. Anayasa Mahkemesi’nin yetkilerine tecavüz edemezsiniz, emir veremezsiniz. İP yöneticilerini bu davada tefrik edeceksiniz. Kanunsuz dinlemeleri de yollayın hepsinin hesabını veririz yargı önünde. Yankesicilik yapmışsam yargılayın beni. Ama Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı partimizle ilgili açtığınız davayı önemsemiyor. Çünkü suç yok burada acele karar vermeyin. Partiler Kanunu’na bakın. ‘Doğu Perinçek İP’ni Ergenekon yönünde suç örgütü haline getirmiştir’ deniyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yetkilerini İstanbul Cumhuriyet Savcılığı gasp edemez. Eğer Anayasa Mahkemesi partimizle ilgili bir karar verirse ancak o zaman size iş düşer. Bu bir ön meseledir. Lütfen inceleyin."
Kerinçsiz de redd-i hakim istedi
Davanın esasına girilmeden yapılan usul tartışmalarında söz alan isimlerden biri de tutuklu yargılanan sanıklardan Kerinçsiz oldu. Kerinçsiz müdahillik taleplerinin tümden reddini talep ederek şunları söyledi:
“Cumhuriyet gazetesini bombalayanların faiilerinden hepsi burada değil. Acılarını paylaşıyoruz, ama onların da müdahil olma talebinin reddini talep ediyoruz. Benim tutuklanma nedenim mesleki çalışmalarım. Ben sanık avukatıyım, hala öyleyim. Benim sanık değil müdafi olmam gerekir. Bizi yargılayan siz hakimlerin siyasallaşıp siyasallaşmadığı yönünde rahat olmamız gerekir. Sayın Üye Haşıloğlu davaya devam ederse, verilecek kararın adil olup olmadığı sürekli aklımıza gelecek. Bu nedenle Sayın Haşıloğlu’nın reddini talep ediyorum."
"Hep birlikte çözeceğiz"
Duruşmada esasa girilmeden yapılan usul tartışmalarına ilişkin söz alan tutuklu sanık Muzaffer Tekin şunları dedi: “17 aydır tutukluyum. Suç ve suçlu yaratılma adına, benden sonra her gözaltına alınan kişi ile suçlu yaratılmaya çalışıldı. Danıştay saldırısı sonrası ve Cumhuriyet Gazetesi’ne atılan bombalar sonrası tarihin en büyük siyasi komplosuyla karşı karşıya kaldım. Ben bu örgütün yöneticisi olarak suçlanıyorum ama örgütü bilmiyorum. Ben gözaltına alınmadan dönemin Spor Bakanı ‘sürprizlere açık olun’ demişti. Basında yanlış tanıtılan Muzaffer Tekin ben değilim. Ne Cumhuriyet Gazetesi’ne bomba atılmasında ne de Danıştay davasında ben yokum. Bizler terör örgütü değiliz, siz onu çözeceksiniz" dedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün ise Tekin’in bu ifadelerine karşılık “Hep birlikte çözeceğiz" yanıtını verdi.
"İddianamenin okunmadığı şüphesini kafamızdan atalım"
Tutuklu sanıklardan Sevgi Eren Erol’un avukatı da Ergenekon’un Agarta kitabından alındığını iddia ederek, iddianamenin çok iyi okunmasını istedi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Şengül, “İddianame en az iki kez okundu. Okunmadığı şüphenizi kafamızdan atalım" diye konuştu.
Savcının görüşü
Taleplere ilişkin görüşleri sorulan İstanbul Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel, Cumhuriyet Vakfı ile Yeni Gün Haber Ajansı Basın ve Yayın A.Ş.’nin müdahilliğinin kabulüne, diğer taleplerin ise gerekli incelemeler yapıldıktan sonra karara bağlanmasını istedi.
Pekgüzel, Mahkeme üyesi Sedat Sami Haşıloğlu’nun redd-i hakim yönündeki taleplerinin geri çevrilmesini istedi. Pekgüzel mahkemenin yetkisizlik kararı vermesi yönündeki talebe ilişkin olarak da, “Danıştay saldırısı örgütün eylemlerinden sadece bir tanesidir. Pek çok eylemde İstanbul Adliyesi gösterildiği, yetkisizlik talebinin reddine karar verilmesine, dosyanın Anayasa Mahkemesi’ne gönderilmesine ilişkin talebe dosyanın bir kısmının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderildiğini belirterek, bu talebin de reddi yönünde görüş bildirdi. Pekgüzel tutuklu sanık avukatlardan Kerinçsiz’in müdafi talebinin reddi yönünde görüş belirtti.
Duruşma 23 Ekim'e ertelendi
Mahkeme heyeti, sanıklar ve avukatlarının, üye hakim ve mahkemenin tamamının reddedilmesiyle ilgili taleplerinin incelenmesini, diğer taleplerin de bu inceleme tamamlandıktan sonra değerlendirilmesini kararlaştırarak, duruşmanın 23 Ekim Perşembe gününe ertelenmesine karar verdi.
Sabah ne oldu?
Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyedeki salonunda İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan duruşmaya 46 tutuklu sanık ile 28 tutuksuz sanık ve avukatları katıldı. Duruşmada DTP milletvekilleri Sebahat Tuncel, Hasip Kaplan, Sırrı Sakık ve Pervin Buldan izleyici olarak yer aldı.Katılımcıların çokluğu nedeniyle yoğunluk oluşması üzerine tutuklu sanıklardan bazıları, ayağa kalkıp çektikleri güçlüklerden bahsederek salondaki fiziki şartları eleştirdi. Sanıklardan Muzaffer Tekin’in avukatı da ayağa kalkarak, adil yargılama haklarını istediklerini belirterek, duruşma salonda kimin konuştuğunun bile anlaşılamadığını iddia etti. Bu sırada tutuklu sanıklardan biri ayağa kalkarak "Ben canımla uğraşıyorum. Sen ne konuşuyorsun" diyerek avukata tepki gösterdi. Bu sanık, yanındaki diğer tutuklu sanıklarca yatıştırıldı. Daha sonra bazı avukatlar fiziki şartları eleştirerek, bu şartlarda yargılama yapılamayacağını savundu.
Bunun üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, arka sıradaki bir sanık avukatının, "Ben buradan müvekkilimin savunmasını nasıl yapabilirim?" sorusu üzerine Şengün "Buraya gelip savunma yapabileceksiniz" dedi.
"Sıkıyönetim hakimi değiliz"
Şengün daha sonra, üye hakimler Hasan Hüseyin Özese, Sedat Sami Haşıloğlu tarafından Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ndeki adliyedeki duruşmanın başladığını, tutuklu sanıkların tamamının, tutuksuz sanıklardan ise 12’si hariç diğerlerinin duruşmaya geldiğini söyledi. Söz alan sanık avukatlarından biri 35 yıllık avukat olduğunu ifade ererek, bu tür duruşma salonlarının "sıkıyönetim" mahkemelerinde olduğunu ileri sürdü.
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksül Şengün bu sözler üzerine "Sıkıyönetim hakimi değiliz, fiili şartlar değişik, görüntü değişik olabilir. Yargılamayı yapacak mahkemenin o tarafından asla kuşku duymayınız" diye konuştu.
Avukatlar erteleme istedi
Duruşmadaki avukatlar da Şengün’ün sözleri üzerine, bu şartların savunma haklarının engellenmesi için yapıldığını öne sürdü. Bazı avukatlar da duruşmanın bir spor salonunda yapılması önerisinde bulundu.
Söz alan sanık avukatlarından Uğur Alacakaptan da bu şartlar altında sağlıklı duruşma yapılamayacağını ileri sürdü. Alacakaptan, "Bu miting havası içinde duruşma olanağı yoktur. Daha uygun şartlar altında hem sorgu hem savunma yapabilecek bir ortamda yapmak üzere duruşmanın ertelenmesini istiyoruz" dedi.
Duruşmaya ara verildi
Köksal Şengün, tahkikat aşamasındayken böyle bir salonun gündeme getirildiğini ve dosyanın büyüklüğü açısından da bu şartlara uygun İstanbul’da başka bir yer bulunamadığını söyledi. Şengün, "avukatların duruşma salonuna ve kendilerine ayrılan bölüme sığmadıklarının, salonun çok kalabalık ve yoğun olduğunun gözlendiğini ve bu şekilde yargılama yapılamayacağını" belirterek, salondakilerden dışarıya çıkmalarını istedi.
Mahkeme heyeti, daha sonra bu şekilde yargılama yapılıp yapılmayacağı hususunda bir karar verilmesi için duruşmaya ara verdi. Duruşmaya gelenlerin dışarı çıkmasının ardından salonun kapısı da kapatıldı. Duruşmaya saat 13.00'e kadar ara verildi.
Bu arada Cumhuriyet Gazetesi imtiyaz sahibi ve başyazarı İlhan Selçuk ve İP Genel Başkan Yardımcısı Ferit İlsever’in sağlık durumlarını gerekçe göstererek, duruşmaya katılmamak için Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e dilekçe verdiği öğrenildi.
Duruşmadan notlar
Cezaevi nizamiyesinden girişte, jandarma görevlileri içeriye girenlere dizüstü bilgisayar, cep telefonu gibi elektronik cihazların alınmayacağı uyarısında bulundu. Daha sonra detektörlerle çanta ve üst araması yapılan basın mensupları, avukatlar ve sanık yakınları, ziyaretçilerin beklediği bölüme alındı.
Burada "Ergenekon" davasının ilk duruşmasını izleyecek olanlar ile diğer başka suçlardan tutuklu bulananlar ayrı noktalarda işlem yaptırdı. Ajanslardan sadece 2’şer muhabirin cezaevine girişine izin verilirken, jandarmanın elinde bulunan bilgiler doğrultusunda duruşmayı izleyecek ve salonun dışında bekleyecek muhabirlere iki ayrı kart verildi. Buradaki kayıt işlemi sırasında basın mensuplarının cep telefonları, kayıt cihazları teslim alındı. Kayıt işleminin ardından X-Ray cihazlarından çantalar geçirildi. Basın mensupları, üzerlerinde cihazın sinyal vereceği herhangi bir eşya olmaması konusunda uyarılarak detaylı bir arama sonrası güvenlik kapısından geçişleri sağlandı. Bu işlemler, avukatlar ve sanık yakınları için de ayrı ayrı gerçekleştirildi.
Adliye binasına giriş
Ziyaretçi giriş kapısından geçtikten sonra basın mensupları, duruşmanın yapılacağı adliye binasına yaklaşık 300 metrelik bir yürüyüşten sonra ulaşabildi. Adliye binasına girişte de ziyaretçi bölümünden geçişte olduğu gibi, detaylı bir aramanın ardından binaya geçen basın mensupları, giriş bölümünden hemen sonra yaklaşık 200 metrekarelik bir alanda beklemeye başladı.
Tek katlı adliye binasının girişinin hemen sol tarafında duruşmanın yapılacağı 1 No’lu salon bulunuyor. Yaklaşık 130 metrekaralik salonun ortalarında bulunan kapısına göre sağda, yaklaşık 10-15 metre uzaklıkta mahkeme heyetinin bulunduğu kürsü yer alıyor. Heyetin sağında savcılar için ayrılan bölüm var. Kürsünün alt bölümünde heyete göre sağda müdahil avukatlar, solda ise sanık avukatların bulunduğu bölüm yer alıyor. Orta alanda ise sanık sayısına göre hazırlanmış ayrılan bölüm var. Sanıkların arka tarafında ise basın mensupları ve izleyiciler için ayrılan bölüm bulunuyor. Duruşma salonunda 4 adet LCD ekran yer alıyor. Salonda, mahkeme heyeti ile sanıkların giriş yapacağı iki ayrı kapı daha bulunuyor.
Her gün duruşma
• Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesindeki adliyede İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince görülecek davanın ilk duruşmasına, 200’ü sanık ve avukatları, 80’i basın mensubu ve izleyici olmak üzere toplam 280 kişi alınacak.
• Davanın ilk oturumu saat 09.00 da başlayacak. Sanıkların teker teker kimlik tespitleri yapılacak.
• Duruşmaya iddianameyi hazırlayan üç savcıdan Nihat Taşkın ve Mehmet Ali Pekgüzel de katılacak. İlk oturumda 2 bin 455 sayfadan oluşan iddianame ya da bu iddianame yerine geçen belgeler okunacak.
• Daha sonra öncelikle tutuklu sanıkların ifadeleri alınacak. Duruşma, sanıkların ilk sorguları tamamlanana kadar her gün yapılacak.
• Salona kurulan sistemle ses ve görüntü kaydı yapılacak. Kayıtlar daha sonra kâğıda dökülecek.
• Davanın seyrine önemli etkileri olan ‘gizli tanıklar’ salon bitişiğinde oluşturulan ses ve görüntülü kayıt sistemi kurulan bölümde bulunacak. Tanınmaması için tanığın görüntüsü mozaiklenecek, sesi değşitirilecek.
• Gazeteciler için 30 kişilik yer ayrıldı. Altı haber ajansı duruşma süresince tüm gün boyunca birer muhabir bulundurabilecek. Diğer gazeteciler dönüşümlü izleyecek.
• DTP milletvekilleri, İnsan Hakları Derneği üyeleri, Çağdaş Hukukçular Derneği ‘sorumlulardan hesap sorulsun’ diyecek. Ulusal Sivil Toplum Kuruluşları Birliği, Atatürkçü Düşünce Derneği, Cumhuriyet Okurları, Biz Kaç Kişiyiz Platformu da davayı protesto için Silivri’de.
Büyük suçlamalar
• İddianamede, “Örgütün yakın amacının, ülkede yönetim zafiyeti oluşturacak derecede eylemler yapıp, kamu düzenini bozacak kargaşa ortamı meydana getirmek, nihai amacının da oluşacak kargaşa ortamı ile yönetime karşı yapılacak hukuk dışı bir müdahalenin kamuoyunda kabulü ve haklılığını temin edip, hukuk dışı bir müdahale ile yönetimi ele geçirmek olduğu tespit edilmiştir” deniliyor.
• Başlıca suçlamalar şöyle: Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’ne karşı silahlı isyana tahrik, zorla hükümeti ıskata teşebbüs, kasten öldürmeye azmettirmek, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde atmaya azmettirmek, mala zarar vermeye ve ruhsatsız patlayıcı bulundurmaya azmettirmek,
• İlhan Selçuk, Veli Küçük, Doğu Perinçek, Yalçın Alemdaroğlu, emekli Yüzbaşı Muzaffer Tekin ve Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Fikri Karadağ, ‘örgütün üst düzey sorumluları ve yöneticileri olmakla suçlanıyor.
Örgütün yaptığı iddia edilen eylemler
• Mayıs 2006’da Şişli’de bulunan Cumhuriyet gazetesi merkezine üç kez el bombası atılması,
• 17 Mayıs 2006 günü Danıştay 2. Dairesine yönelik gerçekleştirilen silahlı saldırı sonucu Danıştay üyesi Mustafa Yücel Özbilgin’in öldürülmesi ve iki üyenin yaralanması,
• 13 Haziran 2007’de İstanbul-Ümraniye ilçesinde bir adrese düzenlenen operasyonda 27 adet el bombası ele geçirilmesi,
• 25 Haziran 2007’de Eskişehir’de emekli Yüzbaşı Fikret Emek’ten 12 adet el bombası, patlayıcı ve silah ele geçirilmesi,
• Devlete ait gizli belgelerinin ele geçirilip amacı dışında kullanılması,
• Kişilerin siyasi, felsefi veya dini görüşlerine, ırki kökenlerine, hukuka aykırı olarak ahlaki eğilimlerine, cinsel yaşamlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetme eylemleri, silahlanma, ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma eylemleri.”
İstenen Cezalar
Veli Küçük: İki kez kez ağırlaştırılmış müebbet ve 435 yıla kadar hapis.
Doğu Perinçek: Ağırlaştırılmış müebbet ve 417 yıla kadar hapis, İlhan Selçuk: Ağırlaştırılmış müebbet hapis, Mehmet Fikri Karadağ: Ağırlaştırılmış müebbet hapis, Kemal Alemdaroğlu: Ağırlaştırılmış müebbet hapis, Muzaffer Tekin: İki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis.
Diğer 79 sanığın bir ile 74 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırılmaları talep ediliyor.
Kaynak: Radikal, aa, anka
Yazdır | kEditor | 20.10.2008, 18:40:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|