
Cezaevinden Tecridi, Demiri Kaldırıp Sağlığı, Hakları Getirmek Gerek
İHD cezaevleri için önerilerini yeni raporunda sıraladı: Tecrit derhal kaldırılmalı; zincir, demir kullanılmamalı; cezaevi doktoru ve personeli işkenceyi tespit eğitimi almalı; sağlığa erişim sağlanmalı; cezaevleri bağımsız denetime açılmalı.
İnsan Hakları Derneği (İHD), cezaevlerinde hak ihlalleriyle ilgili başvuruları derlediği ve hak ihlallerinin bilançosunu çıkardığı "Ocak-Eylül 2008 Cezaevleri Hak İhlalleri Raporu"nun sonunda çözüm önerilerini sıraladı.
Dernek, cezaevlerinde tutulanların fiziksel-ruhsal-toplumsal bütünlüklerini bozan tecrit uygulamasının derhal kaldırılmasını istiyor. Diğer öneriler şöyle:
* Cezaevinin fiziki yapısı, maddi koşulları ve uygulanan muameleler bir bütün olarak insan onuruna yakışır nitelikte olmalı.
* Cezaevindeki yaşam koşullarının, cezaevi dışındaki yaşam koşulları ile mümkün olduğunca uyumlu olmasına özen gösterilmeli.
* Adalet Bakanlığı 45/1 sayılı Genelgesi’nin özellikle F tipi cezaevlerinde hayata geçirilmesi sağlanmalı. Ayrıca, tecridin insan üzerindeki olumsuz etkilerinin azaltılabilmesi için mevzuatta belirtilen programların dışında da mahpusların bir araya gelmeleri sağlanmalı ve faaliyetler konusunda kendilerine farklı seçenekler sunulmalı.
* Mahpusların, cezaevinden çıktıktan sonra toplumla uyumlu bir yaşam sürdürebilmesi için mesleki hüner ve yeteneklerini geliştirmesine yönelik uygun ortamlar oluşturulmalı.
İşkence ve aşağılayıcı muamele
* Uluslararası standartlarla yasaklanan zincir, demir gibi kısıtlama araçlarının kullanılması önlenmeli, kısıtlama araçları cezalandırma amacıyla kullanılmamalı.
* Özellikle işkence iddialarında olmak üzere, mahpusların muayeneleri İstanbul Protokolü uyarınca standart adli muayene formu kullanılarak kapsamlı biçimde yapılmalı.
* Cezaevi hekimi ve tıbbi personelinin İstanbul Protokolü eğitimi almaları sağlanmalı.
* Mekan ve üst aramaları sırasında, aramaya maruz kalan kişilerin onur kırıcı muamelede bulunulmamasına özen gösterilmeli. Arama prosedürünün bizzat kendisi de aşağılayıcı olmamalı.
Sağlığa erişim
* Mahpusların muayeneleri mahremiyete uygun şekilde, yalnız ya da en azından kimsenin duyamayacağı bir ortamda yapılmalı. Bu ortamın sağlanamadığı durumlarda, muayene sırasında bulunan kişilerin kimlik bilgileri rapora mutlaka yazılmalı.
* Cezaevinde sağlanan tıbbi bakım hizmeti, cezaevi dışındaki olanaklarla eşit hale getirilmeli.
* Mahpusların yeterli düzeyde sağlıklı yaşam koşullarına ve tıbbi bakıma erişimi sağlanmalı; sağlık hizmetleri ve mahpusların hekimle görüşme talepleri gereksiz gecikme olmaksızın karşılanmalı.
Disiplin cezaları ve iletişim
* Disiplin suç ve cezalarında, yasal düzenlemeler ve pratikten kaynaklanan açık hukuka aykırılıklar giderilmeli.
* Başvuru ve şikayetlerin herhangi bir kısıtlama olmaksızın ve derhal gerekli mercilere ulaştırılması sağlanmalı.
* Adli ve idari mekanizmalar, yapılan başvuru ve şikayetlerle ilgili etkin soruşturma yürütmeli.
* Avukatlarla görüşmenin ve yazışmaların mahremiyeti sağlanmalı.
* Resmi kurumlar ve avukatlarla yapılan yazışmaların denetime tabi tutulması engellenmeli.
* Aile ve dış dünya aile temas hakkı engellenmemeli, mahpusun yararı gözetilerek dışarı ile ilişkilerinin güçlendirilmesi sağlanmalı.
* Mahpusların anadilde görüşme ve yazışma hakları güvence altına alınmalı, mevzuat ve uygulamasından kaynaklanan engellemeler kaldırılmalı.
Yemekler ve barınma
* Yemekler, yeterli ölçüde besin değerine sahip ve makul çeşitlilikte olmalı. Sağlık sorunu olan mahpuslara hekim kontrolünde özel diyet yemeği verilmeli.
* Kantinde satılan ürünler yeterli çeşitlilikte ve fiyatlar cezaevi dışındaki ürünlerle eşit düzeyde olmalı.
Bağımsız denetim
* Cezaevi rejimi, fiziki koşullar ve uygulanan muameleler hakkında etkili bir idari ve yargısal denetim sağlanmalı.
* BM İşkenceye Karşı Sözleşme Seçmeli Protokolü’ne uygun şekilde, “bağımsız” ulusal denetim mekanizmalarının oluşturulması sağlanmalı.
Bianet
Yazdır | gulbahar | 22.10.2008, 17:26:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|
|
|