AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Bakanın 'özrü' havada kaldı işkence sokağa taştı

Bakanın 'özrü' havada kaldı işkence sokağa taştı Adalet Bakanı’nın ‘özrü’ gerçekleri değiştirmiyor. Yaşanan 6 vaka, işkence gerçeğini bir kez daha bütün çıplaklığıyla gözler önüne serdi.

Şırnak’ın İdil ilçesinde 21 Ekim’de gerçekleşen eylemlerde gözaltına alınan ve tutuklanan 8 kişiye ağaca bağlayarak işkence yapıldığı savcılık tarafından belgelendi. İdil ve Elazığ Emniyet müdürlüklerine bağlı polisler tarafından yapılan işkence hakkında savcılık soruşturma başlattı. İşkenceci 3 polis teşhis edilirken polislerin ifadesi alındı.

Hastane bahçesinde başladı

İdil’de 21 Ekim’de DTP İlçe Örgütü tarafından Abdullah Öcalan’a yönelik fiziki saldırıyı protesto etmek amacıyla binlerce kişi yürüyüş yapmış, polis eyleme sert müdahalede bulunmuştu. Bu müdahalede gözaltına alınan 8 kişi, karakoldaki sorgularının ardından sevk edildikleri İdil Asliye Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı. Alınan bilgilere göre, hastanede muayene edilen Hasan Erarslan, Mehmet Bayram, Ahmet Karagöl, Mehmet Goran, Yusuf İnan, Mehmet Salih Geçgel, Musa Bayram ve Hüsnü Doğan’a yönelik işkence hastane önünde kaba dayakla başladı. Cezaevine gönderilecek tutuklular, bekletilmek üzere Beş Şehitler Polis Karakolu’na gidene kadar dövüldü.

Ağaca bağladılar

İşkence karakol bahçesinde 2 tutuklunun ağaca bağlanmasıyla devam etti. Avukatlar Cihan Güçlük, Veysel Vesek ve Rahşan Güleç’e haber verilmesi üzerine avukatlar İdil Cumhuriyet Savcısı Kenan Göksu’ya durumu bildirdi. Savcı Göksu ve avukatlar karakola geldiğinde 8 tutuklunun işkence gördüğüne ilişkin savcılığa başvuruda bulunuldu ve muayene edilmeleri istendi. Durumu ağır olan Hüsnü Doğan, jandarma nezaretinde ambulansla hastaneye götürülerek sağlık kontrolünden geçirildi. Yapılan muayenede yediği dayak sonucunda kaburga kısımlarında ezilme meydana geldiği tespit edildi. Diğer tutuklularda da darp izine rastlanırken, polislerin teşhis edilmesi istendi.

Polisler F.A, M.S. ve M.K’yi teşhis etti. Tutuklu Mehmet Bayram, F.A’yı teşhis edince F.A’nın, tehdit edercesine “Ben de seni tanıyorum” dediği öğrenildi. Avukatların talebiyle bu ifade tutanaklara geçti.

İfadeleri alınan polisler, işkence yaptıklarını kabul etmezken, tutukluların götürüleceği Midyat M Tipi Kapalı Cezaevi Savcılığı’na adli tıp raporlarının gönderilmesine karar verildi. Dosyaya gizlilik kararı konuldu.

12 yaşında çocuğa darp

Siirt Seyrantepe Mahallesi’nde önceki akşam Öcalan’a yönelik fiziksel saldırıyı protesto eden gruba müdahale eden polis, 12 yaşındaki Feyzullah Ene’yi darp etti. Ene’nin kolu ve kafası kırıldı, sağ ayak bileğinde çatlak oluştu. Ene’nin olayla ilgisi olmadığı belirtilirken babası Mehmet Ene, oğlunun arkadaşının evine ders çalışmak için gittiği sırada polis tarafından darp edildiğini söyledi. Oğlunun çevredekiler tarafından hastaneye kaldırıldığını dile getiren Ene, oğlunun işkenceye maruz kaldığını belirtti. Feyzullah’ın vücudunun neredeyse tamamında morluklar olduğunu ifade eden baba Ene, “Oğluma yönelik saldırı bire bir yaşam hakkının sona erdirilmesi amaçlıdır. Bu yaştaki çocuğa yapılanlar kabul edilemez” dedi.

Yine karakolda dayak iddiası

Karakolda işkence iddiaları tükenmek bilmiyor. Her gün yeni bir işkence vakası yaşanırken, işkencenin uğrak mekanı Beyoğlu’ndaki karakollar oluyor. İşkence iddialarına son olarak önceki gece bir yenisi eklendi.

İddialara göre olay, Beyoğlu’nda önceki gece 01.10 sularında meydana geldi. Taksim Polis Merkezi Amirliği’nde görevli polis ekibi ile Nevizade Sokak’a eğlenmeye gelen Nihat Tüzen (29), Bilal Çekiç (27), Erkan Korkmaz (28) ve Ali Veyisoğlu (28) arasında ‘kimlik sorma’ nedeniyle tartışma çıktı. Bunun üzerine görevli memurlar, ‘memura mukavemet, tehdit ve hakaret’ suçunu işlediklerini öne sürdükleri kişileri, Taksim Polis Merkez Amirliği’ne götürdü. Geceyi emniyette geçiren Bilal Çekiç’in “Odada bize giriştiler. Kapıyı üzerimize kilitleyip altından biber gazı sıktılar. Daha sonra tekrar tekrar girip darp ettiler” dedi. Avukatları da müvekkillerini vücutlarında darp izi olduğunu kaydettiler.

Polis öğrencilerin kafasına bastı

Taksim’de AKP karşıtı gösteri yapan öğrencilere polisin müdahalesi sert oldu. Öğrenciler ilk olarak Taksim Cumhuriyet Anıtı çevresinde pankart açıp slogan atmak istedi. Polisler tarafından yere yatırılan öğrenciler, kargatulumba gözaltına alındı. Yere yatırılarak ve kafalarına basılarak kelepçelendi.

Bu sırada bir grup öğrenci, Taksim Meydanı’ndaki otobüs duraklarının üzerinde belirdi. Yine AKP karşıtı pankart açıp slogan atan öğrencilere, polis bir süre müdahale edemedi. Durağın üzerine çıkan polisler, öğrencileri aşağıya indirmeye çalıştı. Ancak öğrenciler direnince arbede yaşandı. Öğrenciler, polisin kendilerini aşağıya atmak istediğini söylerken, aşağıdaki polisler durağın üstündeki polise “At aşağı, at aşağı” diye bağırdı. Öğrenciler duraktan aşağı sarkıtılarak indirildi, yere yatırılarak ve kafalarına basılarak kelepçelendi. Öğrencilerin slogan atmasını engellemek için ağızları kapatılarak arabaya bindirildi.

Aynı dakikalarda bir başka öğrenci grubu ise benzer bir pankartla Atatürk Kültür Merkezi pencerelerinde belirdi. Polisler bu kez hızla buraya doğru yöneldi. Bu öğrenciler de yaka paça gözaltına alındı.

Arkadaşları adına AKM önünde basın açıklaması yapmak isteyen bir öğrenci de gözaltına alındı.

Gözaltına alınan toplam 8 öğrenci, polis araçlarına bindirilerek götürüldü.

Polisin darp ettiği İHD’linin kaburgaları çatladı

“Sayın Öcalan” dilekçelerini savcılığa göndermek isteyen DTP’lilere yönelik polisin müdahalesinde, gözlemci olmasına rağmen tartaklanarak gözaltına alınan İHD İzmir Şube Yöneticisi Resul Yıldız’ın kaburgaları çatladı. Adli Tıp’tan rapor alan Yıldız, görevli polisler hakkında suç duyurusunda bulundu.

9 Ekim’de toplanan 10 bin imzayı Cumhuriyet Savcılığı’na göndermek isteyen DTP’lilerin basın açıklamasına gözlemci olarak katılan ve kitleyle birlikte darp edilerek gözaltına alınan İHD İzmir Şubesi Yöneticisi Resul Yıldız’a ilişkin şube binasında basın toplantısı düzenlendi. Toplantıda konuşan İHD Genel Merkez Yöneticisi Necla Şengül, “Polis, yöneticimiz Resul Yıldız’ı darp ederek, sağ ön kaburgasının çatlamasına ve 4 gün boyunca gözaltında tutulmasına neden olmuştur” dedi. Şengül, “Yıldız, gözlemci kartı olmasına ve gözlemci olduğunu beyan etmesine rağmen polis saldırısı ve hakaretlerine maruz kalmıştır. Uğradığı saldırı sonucu sağ ön kaburgasında çatlama meydana geldiği Adli Tıp raporuyla da belgelenmiştir” dedi.

Başı duvara vurula vurula öldürüldü

Metris Cezaevi’nde incelemelerde bulunan TBMM İnsan Hakları Alt Komisyonu, Engin Ceber’i öldüren dayağın 7 Ekim’de sabah sayımında koğuşta gerçekleştiği kanaatine vardı. Görgü tanıkları, Ceber’in ölümüne yol açan dayağı şöyle anlattı: “Ceber, sayımda ayağa kalkmadığı için gardiyanlarla sürtüştü. O gün iki gardiyan, Ceber’i ağır şekilde dövdü, başını tekmeledi. Başı duvara vurula vurula öldürüldü.” Öte yanda karakolda Ceber’e işkence yaptığı iddia edilen 15 polis teşhis edildi.

Komisyon, Ceber’in gözaltındayken işkenceyle öldürüldüğü Metris Cezaevi’nde incelemelerde bulundu. Bakırköy cumhuriyet savcısının da eşlik ettiği ziyarette Ceber’in avukatı, cezaevi yönetimi ve Ceber’in dövüldüğü gece birlikte kaldığı koğuş arkadaşlarıyla görüştü.

Dövülmüş olarak geldi

İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, önceki akşam komisyona bilgi verirken polisin mukavemeti kırmak için sınırlı güç kullanmış olabileceğini söyledi. Metris Cezaevi yönetimi ise Ceber’in karakoldan dövülmüş olarak kendilerine geldiğini belirterek, “Aslında müdür yardımcımızın bu durumda, yani dövülmüş olarak gelen bir kişiyi kabul etmemesi gerekiyordu ama kabul etmiş. Zaten bu olayla ilgili de görevden alındı” bilgisini verdi. Komisyonun CHP’li üyesi Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, olayda cezaevi yönetimi kadar polisin de kusurlu olduğuna inandığını söyledi.

Gardiyan işkenceyi anlattı

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmada tanık gardiyanların ifadelerine de başvurdu. Başgardiyanlardan Y.A, mesai arkadaşlarının Ceber’i nasıl dövdüğünü anlattı. Revirde görevli gardiyanların anlatımları da cezaevi doktorunun, nöbetine gelmeden muayene yapmış gibi rapor düzenlediğini ortaya koydu. Gardiyanların anlatımları şöyle:

Y.A: Metris Cezaevi’nde ‘ser başgardiyan’ olarak görev yapmaktayım. 6 Ekim sabahı sayımda, koğuş içerisinden ‘-Kalkacaksın, -Kalkmam’ şeklinde gürültüler gelmesi üzerine koğuşa girdik. Ceber yere diz çökmüş vaziyetteydi. Bir tutuklu Ceber için ‘hasta’ dedi. O esnada benimle koğuşa giren N.K, bir eliyle Ceber’i kolundan tutup kaldırmaya çalışırken, diğer eliyle suratına 2-3 kez tokatla vurdu. Yanına yaklaşarak ‘yapma’ dedim. 7 Ekim sabah sayımında aynı koğuşa geldik. Beş gardiyan koğuşa girdi. İçeriden yine ‘kalkacaksın-kalkmayacaksın’ tartışması duyunca içeri girdim. Tartışma ilerlemesin diye ‘tutanak tutun’ dedim.

Ceber, bahçe kapısına yakın diz çöker vaziyetteyken S.A. avcunun içiyle, S.E. elinin içiyle Engin’in kafasının üst kısmına, N.K. de yine avcunun içiyle Engin’in yüzünün iki yanına vurmaya başlayınca ‘durun’ diye bağırarak yanlarına koştum. N.K. eylemini sonlandırdı. Diğer ikisi devam ediyordu. Biri ‘Bahçeye alın bunu’ dedi. S.E, Ceber’i yerde sürükleyerek bahçeye çıkarıyordu. Sürüklemeye başlamadan önce bir kez vurdu. S.E’yi itekledim. İteklerken Ceber’e tekme salladı. Koğuştan ayrıldıktan 3-5 dakika sonra ‘hasta var’ dediler.

15 polis teşhis edildi

Ceber’in ölümüyle ilgili yüzleştirme ve teşhis için Bakırköy Adliyesi’ne getirilen İstinye Polis Merkezi’nde görevli 97 polisten 15’i tanıklar tarafından teşhis edildi. Bakırköy Adliyesi’ne gelen Ceber’in arkadaşları Aysu Bakkal, Cihan Gün ve Özgür Karakaya ile yüzleştirilen 97 polisten 15’i tanıklar tarafından teşhis edildi. Yüzleştirme sırasında Cumhuriyet Savcısı Cevdet Doğan da hazır bulundu. Teşhis edilen polislerin şüpheli sıfatıyla ifadesi alınacak.

Kaynak: Evrensel


YazdırYazdır | kEditor | 25.10.2008, 11:13:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar

Okuyucu değerlendirmesi