AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Politika

Öndül: Kürt sorunu acilen çözülmelidir

Öndül: Kürt sorunu acilen çözülmelidir İHD'nin 14. Genel Kurulu'nda konuşan İHD Genel Başkanı Hüsnü Öndül, çatışmaların 1990'lı yılları anımsattığını ve ayda ortalama 100 kişinin hayatını kaybettiğini belirterek, Kürt sorununun acilen çözülmesi gerektiğinin altını çizdi.

İHD'nin 14. Genel Kurulu, İnşaat Mühendisleri Odası'nda (İMO) başladı. Kongre salonuna "Savaş değil barış istiyoruz" pankartı asılırken, kongreye aralarında İngiltere Büyükelçiliğinden Plippa Suanders, Hindistan Büyükelçisi S.K. Verma, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Başkanı Fevzi Gümüş, Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Kazım Genç, DTP Diyarbakır milletvekili Akın Birdal, Türkiye Barış Meclisi Sözcüleri Ayhan Bilgen, Yüksel Mutlu, TİHV Genel Sekreteri Metin Bakalcı, Uluslararası İnsan Hakları Federasyonu (FİDH) Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Alataş, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Levent Korkut, AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve çok sayıda konuk katıldı. Demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler için bir dakikalık saygı duruşuyla başlayan genel kurulda Birdal divan başkanlığına seçildi. Kısa bir konuşma yapan ve İHD'nin kuruluş dönemini anlatan Birdal, "Şu an herhalde İHD'yi kuranlardan bir ben birde Hüsnü bey var. Bir de anamız var" dedi. İnsan hakları ihlallerinin yaşanmadığı bir Türkiye amacı ile İHD'yi kurduklarını belirten Birdal, bu amaçlarına ulaşamadıklarını ama hiç değilse insan hakları bilinci yarattıklarını dile getirdi.

İHD Genel Başkanı Öndül, mali krizi değerlendirerek, Türkiye'de yaşanan çatışmalar ve insan hakları ihlallerine değindi. Kapitalist ekonomik düzenin dünyada eşitsizlikler yarattığını ve yaratma devam ettiğini belirten Öndül, devletin sosyal yönlerine dikkat çekerek, daha adil bir dünya için daha güçlü taleplerin dile getirilmeye başlandığını sözlerine ekledi. Türkiye'de yaşanan çatışmaların 1990'lı yılları hatırlattığını ve ayda ortalama 100 kişinin hayatını kaybettiğini dile getiren Öndül, "Barışa acil ihtiyaç var. Şiddet dışı, barışçıl çözümler mümkün ve olanaklıdır" dedi.

Ergenekon yargılanmalarına dikkat çeken ve gladio tipi örgütlenmelerin bitirilmesini isteyen Öndül, söz konusu yargılama sürecinin yasadışı oluşumlara yönelip yönelmeyeceğini sordu. Öndül, adı ne olursa olsun, devletin gladio tipi örgütlenmelerden arındırılmasını isteğini de dile getirdi.

Türkiye'deki insan hakları mücadelesini işaret eden ve 2008 yıllının ilk 9 ayında cezaevlerinde 26 kişinin hayatını kaybettiğini bu ölümlerden bazılarının doğrudan doğruya işkence sonucu yaşandığını ifade eden Öndül, cezasızlık politikası ile işkenceye müsamaha gösterildiğini dile getirerek, "Adalet bakanı on binlerce polis ve jandarma hakkında 2006-2007 yıllında soruşturma ve dava açıldığını bildirmiş ama bunların arasında tutuklu yargılanan bir ter kamu görevlisi yoktur. Yürütme ve yargı cezasızlık uyguladığı müddetçe işkencenin önlenmesi mümkün değildir" diye konuştu.

Din ve vicdan özgürlüğü konusundaki ihlaller ile kadın hakları konusundaki engellemeleri eleştiren Öndül, cezaevlerinde yaşanan ölüm olayları ve işkence vakalarına değindi. Engin Çeber'in işkence ile öldürülmesinden sonra Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırı yönünde haberler çıktığını anımsatan Öndül, Öcalan'ın avukatlarının kendilerine başvurduğunu bunun üzerine İHD, MAZLUMDER ve TİHV'in Adalet Bakanlığına inceleme yapmak için başvuruda bulunduğunu ancak şimdiye kadar herhangi bir sonuç alamadıklarını ifade etti.

Kürt sorununun İHD tarafından demokrasi ve insan hakları sorunu olarak değerlendirildiğini belirten Öndül, "Türkiye demokrasisinin en önemli halkasıydı, Kürt sorunu, halende öyle. Bu sorun asayiş sorunu değil, bu yüzden zor araçlarıyla değil, demokratik yöntemlerle çözülmezi gerekiyor" dedi. Öndül, Kürt sorunun çözümü için farklılıkların zenginlik olarak kabul edilmesi gerektiğini belirterek, sorunun anayasal, yasal, siyasal, ekonomik ve kültürel önlemlerle çözülebileceğini ifade etti. Öndül, "Barışı hak temeli politika ve çalışmalarla inşa edebilir ve sürekliliğini sağlayabiliriz" diye kaydetti. 1982 Anayasası'nın değiştirilmesi talebini yenileyen Öndül, İHD'nin önümüzdeki dönem şu taleplerini dile getirdi:

* Hiçbir gerekçe ile temel insan haklarının özüne dokunulmayacağı anayasa kuralı olarak öngörülmelidir.
* Askerin görev ve yetkileri belirlenmeli siyasi iradeye tabi tutulmalıdır.
* Hukukun üstünlüğünde hiçbir istisnaya yer verilmemeli, idarenin her türlü eylemi yargı denetimine tabii tutulmalı, askeri-sivil yargı ikilemine son verilmelidir.
* Parlamento'da temsiliyet anayasal norm haline getirilmelidir.
* Çoğulculuk ilkesi kabul edilmeli; Kürt kimliği ve kültürel hakları bu bağlamda, korunmalıdır.
* Yerinde yönetimi güçlendirecek, yeni anayasa normları geliştirilmelidir.
* Vatandaşlık etnik yorumlara yer vermeyecek şekilde yeniden düzenlenmelidir.
* Anadilde öğrenim ve basın yayın hakkı, telem bir hak olarak kabul edilmeli, kamu hizmetlerinde yerel dillerin kullanılmasına olanak sağlanmalıdır.
* Paris ilkelerine uygun bağımsız insan hakları kurullarının kurulmasına anayasal temeller oluşturulmalıdır.
* Vicdani ret temel bir insan hakkı olarak anayasa ile düzenlenmelidir.
* Kadın erkek eşitliği yeniden düzenlenmeli, bununla birlikte farklı cinsel yönelimler tanımı getirilmelidir.

Kaynak: LibreNews


YazdırYazdır | kEditor | 01.11.2008, 13:23:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler

İlgili Yazılar
Şeref ve iftihar - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi