kEditor - Haberler / Yaşam / Şemdinli olayları 3. yılında yürüyüşle protesto edildi

http://www.keditor.com/haber_2936.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

Şemdinli olayları 3. yılında yürüyüşle protesto edildi

Şemdinli olayları 3. yılında yürüyüşle protesto edildi Hakkari'nin Şemdinli ilçesinde Umut Kitapevi'ne düzenlenen bombalı saldırı ile başlayan olaylarının 3'üncü yıldönümü nedeniyle, ilçe merkezinde yürüyüş düzenlendi. Yürüyüşe katılan yüzlerce kişi, olayların unutulmaması çağrısında bulundu.

Kamuoyunda ikinci Susurluk olarak bilinen Şemdinli olayları, 3. yıldönümünde ilçe merkezinde yapılan yürüyüşle protesto edildi. Yürüyüşe aralarında DTP yöneticileri, Şemdinli Belediye Başkan Hurşit Tekin, DTP PM Üyesi Emin Sarı, Belediye ve İl Genel Meclis üyeleri, Umut Kitapevi Sahibi Seferi Yılmaz, olaylarda yaşamını yitiren Zahir Korkmaz ve Ali Yılmaz'ın ailelerinin de bulunduğu yüzlerce kişi katıldı. Umut Kitapevi'nin önünde bir araya gelen kitle 'Pompalı Erdoğan', 'Kadınlar da olsa çocuklar da olsa', 'Umut Kitapevi'ni unutma' 'İmralı kapatılsın', 'Şemdinli'ye verdiğin sözleri unutma', 'Şemdinli ve Susurluk'u unutmadık unutmayacağız' pankartlarını açtı.

Olaylar sırasında Yüksekova ve Şemdinli'de yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının taşındığı açıklamada kitle adına konuşan DTP İlçe Başkanı Emrullah Öztürk, bundan 3 yıl önce Hakkari ve ilçelerinde her gün ayrı bir yerde karanlık patlamalar yaşandığını söyledi. 'Kürt ilerinin tamamında 90'lı yıllardaki faili meçhulleri, köy yakmaları ve insanlık dışı uygulamaları tekrar halkımıza yaşatmak isteyen karanlık güçlerin derin hesapları var' diyen Öztürk, 'İşte böylesi bir ortamda 9 Kasım 2005 günü geçmişi Cumhuriyetle yaşıt, varlığı cumhurbaşkanları, başbakanlar hatta darbeci generaller tarafından bile dillendirilen ama asla ispatlanamayan derin devlet Umut Kitapevi'ni bombalamak için fazla mesai yapıyordu. Kürt halkının yurtsever evlatlarının canına kıymayı meslek edinmiş bu karanlık odaklar bir kez daha bir yurtseverin canına kıymış ama kaçamamışlardı' şeklinde konuştu.

"Sayın Erdoğan Şemdinli'nin ucu Ergenekon'a gitti hayırlı olsun"

Şemdinli halkının sanıkları suçüstü yakaladığını belirten Öztürk, şöyle devam etti: 'Şemdinli halkı cebinde Türk silahlı kuvvetlerinin kimliğini taşıyan saldırganlar Ali Kaya ve Özcan İldeniz adlı başçavuşlarla Veysel Ateş adlı satılmışı suçüstü yakalayıp güvenlik kuvvetlerine teslim etmiş, ardından da günlerce ayakta kalarak tüm dünyaya derin devletin, JİTEM'in varlığını ispat etmişti. O zaman akın akın Şemdinli'ye gelen siyasetçilerin büyük söylemleri, Başbakanın 'Ucu nereye kadar giderse gitsin' vaatleri kocaman bir yalandan öteye gidemedi. Şimdi meydanlarda 'Tek millet' naraları atan, en demokratik taleplerde bulunan Kürtleri 'ya sev ya terk et' diyerek ülkelerinden kovan Başbakan Erdoğan o zaman da Ankara'ya gittiğinde Şemdinli halkının tanıklığı geçersizdir' demişti. Şemdinli halkı kendi iradesini tanımayan Başbakanı o zaman protesto etmişti. Aradan geçen 3 yıldan sonra şimdide protesto ediyor. Ve diyor ki Sayın Erdoğan Şemdinli'nin ucu Ergenekon'a gitti hayırlı olsun.'

"İyi çocuklar sahiplenildi"

Olayın üzerine gitme yerine sanıkların korunduğunu ifade eden Öztürk, 'Şemdinli halkıyla beraber tüm kamuoyunun da bildiği gibi ikinci seçenek tercih edilmiş, çetelerle uzlaşılarak saldırganlar bizzat dönemin Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt tarafından 'iyi çocuklar' denilerek sahiplenilmişti. Sivil mahkemelerin 39 yıl ceza verdiği saldırganlar askeri mahkeme tarafından salıverilirken onların yerine Umut Kitapevi'nin sahibi Seferi Yılmaz ve Şemdinli halkı zindanlara konulmuştu. Çeteler aklanırken adaletin yerini bulmasını isteyen Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya şahsında bağımsız yargı tasfiye edilmişti. Tanju Çavuş adlı uzman çavuş yeni cinayetler işlesin diye salıverilip ödüllendirilirken, 'hırsız evin içinde' diyerek gerçekleri söyleyenler işten çıkarılmıştı. Şemdinli olayının Başbakan Tayyip Erdoğan da 'İyi çocuklarla' anlaşıp pompacıları Kürtlerin üzerine salmış 'Ya sev ya terk et' diyecek derecede faşist bir çizgiye gelmiştir' diye konuştu.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik uygulamalara da dikkat çeken Öztürk, iktidar ve rant paylaşımı sonucu kısmen ortaya çıkan Ergenekon'un akıbetinin de şimdiden belli olduğunu söyledi. Ergenekon davasında sanıkların birer birer tahliye edilmesine de dikkat çeken Öztürk, şunları belirtti: 'Gelişmelere bakıldığı zaman generaller birer birer salıverilip çetelere ve ırkçılara yeni adresler gösterileceği açıktır. Zaten bu olanlardan cesaret alan karanlık odaklar Kürt ve Türk halkları arasında bir boğazlaşma yaratmak için her fırsatı değerlendirmektedirler. Bunun en yakın örneği yaklaşık 4 milyon Kürtün irade olarak kabul ettiği Sayın Abdullah Öcalan'a yönelik fiziki saldırıdır. Bu saldırıdan sonra gelişen tepkileri iyi okuyup İmralı Adası'na bağımsız bir heyet göndermesi gereken Hükümet ve Başbakan Erdoğan bunun yerine DTP ve Kürtleri suçlayarak bu provokasyonun yanında yer almıştır.'

Şemdinli olaylarında yaşamlarını yitiren M Zahir Korkmaz, Ali Yılmaz ve Yüksekova'da öldürülen İslam Bartın, Ersin Mengeş, Abdulhaluk Geylan'ı saygı ve rahmetle andıklarını dile getirin Öztürk, 'Şemdinli halkına ve tüm Kürt halkına bu acıları yaşatan ve kamuoyunun vicdanında mahkum olan saldırganlar Ali Kaya, Özcan İldeniz, Tanju Çavuş ve Veysel Ateşle beraber onların arkasındaki gerçek faillerin de bulunup hak ettikleri cezalara çarptırılması gerektiğine inanıyoruz. Tüm aydın demokrat çevrelere ve kamuoyunu duyarlı olmaya, Şemdinli'yi ve Susurluk'u unutmamaya çağrısı yapıyoruz Şemdinli halkı, Şemdinli bombasını unutmayacak unutturmayacaktır' dedi.

Açıklamadan sonra 'Katil Erdoğan', 'Bijî serok Apo', 'İmralı kapatılsın' sloganlarını atan kitle, DTP İlçe binası önüne kadar yürüyüş yaptıktan sonra olaysız bir şekilde dağıldı.

Kaynak: Gündem Online


YazdırYazdır | kEditor | 08.11.2008, 16:51:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok

  
İlgili haberler



 Yukarı çık