KCK: AKP Kürdistan'da meşru değil
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, AKP ve ordunun yerel seçimler öncesi kirli bir ittifak oluşturduklarını belirterek, son günlerde batı metropollerinde Kürtlere yapılan saldırıları beyaz ırkçıların zencilere uyguladığı linç olaylarına benzetti. KCK, AKP’nin Kürdistan’da meşru olmadığını kaydetti.
KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı AKP hükümetinin yerel seçimler öncesi politikaları, söylemleri ve Kürtlere yönelik artan saldırılara ilişki yazılı bir açıklama yaptı. KCK açıklamasında, “Türk ordusu ve İlker Başbuğ, AKP ve Tayyip Erdoğan geleceklerini tümüyle hareketimizin tasfiyesine bağlamış durumdadırlar. Bu konuda kader birliği yapmışlardır. Peşpeşe yapılan devlet zirveleri, her ikisinin de belli aralıklarla yaptığı Kürdistan seferleri, İlker Başbuğun’un Hükümete brifing vermesi ve Erdoğan’ın Eğridir ziyareti bunun açık ifadesidir” dedi.
AKP ve ordu yerel seçim öncesi kirli ittifak yaptı
AKP iktidarının Türk ordusu ile ilişkilerine dikkat çeken KCK şu değerlendirmelerde bulundu: “AKP ve ordu yerel yönetim seçimleri için çok kirli bir ittifak yapmıştır. Ordunun AKP ile bu düzeyde gerçekleştirdiği politik hesabın temelinde Kürdistan özgürlük mücadelesini tasfiye etmek bulunmaktadır. Bu kirli ittifakın hedefleri, Mart 2009 yılında yapılacak olan yerel yönetim seçimlerinde Kürdistan’da DTP’nin elindeki yerel yönetimleri alarak, halkımızı moral, umut ve inanç bakımından zayıflatıp darbelemektir. Bundan sonra ise, Türk sömürgeciliğini halkımızın yeniden köleleştirilmesi temelinde tesis etmektir. Bu hiç kuşkusuz sadece AKP’nin bir hedefi değil, devletin temel bir politik hedefi olduğu şimdi daha iyi anlaşılmaktadır. AKP’nin kapatılmamasının temel nedeni budur.
Şimdi AKP yerel seçimlere, devletin partisi olarak ve devlet adına girmektedir. Dolayısıyla bütün partileri ve devletin imkanlarını kullanabilmek için, ‘eğer ben Kürdistan’da seçimi kaybedersem, devlet Kürdistan’da kaybeder, onun için her şey benim hizmetime verilmelidir.’ demektedir. Tayyip Erdoğan’ın Kürdistan seferiyle yarattığı gerginlikle, ‘buraya tek gelebilen parti benim, dolayısıyla herkes bana hizmet etmek durumundadır.’
AKP, Kürdistan'da meşru değil
Herkesi bu politikaya inandırmak ve Kürdistan’da seçimleri almak için tüm devletin olanaklarını kullanmak, tüm partilerin kendisine oy vermesini hedeflemektedir. Bu açıdan AKP, yerel seçimlere son derece büyük önem atfetmekte ve stratejik bir rol biçmektedirler. Kürt halkının AKP’nin de tıpkı CHP-MHP gibi bir sömürgeci parti olduğunu ve Kürdistan’da varlığının sömürgeciliğin varlığı, bunun da inkar-imha siyaseti anlamına geldiğini, dolayısıyla meşru olmadığını bilerek, bu oyunu boşa çıkaracağı açıktır. Türk halkının, emekçilerinin de bu oyunun farkında olarak, AKP’nin bu oyununa gelmemesi gerekir.”
Erdoğan’ın “ya sev ya terk et” anlamına gelen sözlerine de dikkat çeken KCK şunları belirtti: “Tayyip Erdoğan bu rolün gereği olarak ‘ya sev ya terk et’ demek suretiyle bir taraftan yeni bir tedip-tenkil ve tehcir için düğmeye basarken, öte yandan da, Kürtlerin katli vaciptir misali fetvalar vererek, halklar arasında bir boğazlaşma yaratmak istemektedir. Öte yandan başta Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül olmak üzere, diğer parti yetkililerinin bu anlamdaki ifadelerinin Türk toplumunu çatışma içinde kendi etrafında toparlamayı hedefledikleri açık bir gerçektir. Irkçılıkta Kızıl Elmacılarla yürüttüğü yarışın anlamı da budur. Bunun yerel yönetim seçimlerini de tehlikeye düşürecek kadar tehlikeli bir yönelim olduğu açıktır. Bu tehlikeli yönelimin mutlaka durdurulması gerektiği açıktır.”
Kürtlerin metropollerde yaşam güvencesi kalmadı
KCK batı metropollerinde Kürtlere yönelik artan saldırılara işaret ederek Kürtlerin yaşam güvencelerinin kalmadığını ifade etti. KCK şöyle dedi: “Bu tehlikeli oyunun bir parçası da Tayyip Erdoğan özellikle Türk metropollerinde Türkleri silahlı bir biçimde Kürtlere karşı saldırtmaya yönelten açıklamasından sonra Kürtlerin Türkiye metropollerinde yaşam güvencesi kalmamıştır. Hemen hemen hergün bir yerde, bir dönem Amerika’da beyaz ırkçıların zencilere uyguladığı linç sahnelerini aşan saldırılar uygulanmaktadır. Bugüne kadar bir çok Kürt genci bu temelde katledilmiştir. Birçoğu da ağır yaralanmıştır. Yapılan saldırılar devlet zirvelerinde yapılan kararlaşmaların dışında gelişmemektedir.
Kürtler kendilerini koruyacak
Bu yönelimle Kürtler sindirilip, korkutularak kendi özgür Kürt kimliğinden vazgeçirilmeye çalışılmaktadır. Bunun beyhude bir çaba ve ateşle oynamak olduğu ise diğer bir açık gerçektir. Hiç kimsenin tek bir Kürt bireyine dahi bırakalım saldırması, linç etmesi, ona yüksek sesle, üst perdeden konuşmaya bile hakkı yoktur. Olamaz da. Bu saldırılar, giderek Kürt halkının tahammül sınırlarını da zorlamaktadır. Kürt halkı ve gençleri kendi özgür kimliğini, dilini, kültürünü ve onurunu bu tehlikeli saldırılar karşısında koruyacak ve kendisini ezdirmeyecektir. Türkiye metropollerinde yaşayan halkımız, halkların eşit-özgür kardeşliğinin temelini oluşturmaktadır. Ancak ırkçı-faşist sürülerinin halkımıza karşı yürüttükleri saldırılar karşısında örgütlü bir biçimde özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkma temelinde kendisini savunmasını da bilecektir. Gerçek eşit-özgür birlikteliğin yolu da buradan geçmektedir.”
Krize rağmen AKP yeni silahlar arıyor
Dünyada yaşanan ekonomik krize de değinen KCK, kriz ortamında Türk hükümetinin savaşa yaptığı yatırımlara dikkat çekti. KCK bu konuda şunları söyledi: “Dünyada yaşanan ekonomik kriz Türkiye’nin özel savaşa göre yapılandırılmış ekonomik-mali sistemini de derinden etkilemektedir. İflaslar, dükkan-çarşı kapatmalar ve topluca işten çıkarmalar gün geçtikçe artmaktadır. Ancak AKP hükümeti ha bire Kürdistan Özgürlük mücadelesini bastırabilmek için, yüzlerce karakol inşa etmekte, milyarlarca dolar pahasına yeni silahlar alınmakta, özel kuvvetler hazırlamaktadır. Türk ekonomik-mali sistemini, Kürt sorununu demokrat temelde çözme yerine, savaşı, bastırmayı temel alan ve bunun için de ekonomiye ağır bir yük olan silahlanma giderleri gün geçtikçe artmaktadır. AKP hükümeti başta doğal gaz olmak üzere bir çok temel ihtiyaç malzemesine zam üstüne zam yapmaktadır. Halklarımızın yaşadığı yoksulluğun, işsizliğin ve yaşadığı sefaletin temelinde savaş giderlerinin halklarımıza fatura edilmesi gerçeği yatmaktadır. Halklarımızın tüm emekçi kesimlerinin bu haksız uygulamalara ve Kürdistan’da yürütülen sömürgeci savaşa karşı birlikte mücadele etmelerinin zamanıdır. Tüm devrimci, demokratik, aydın, sanatçı ve sendikacıların, emekçilerin bu konuda ortak platformlarını zamana yaymadan oluşturup örgütlü mücadelelerini yükseltmeleri gerekmektedir.”
KCK açıklamasında son olarak şu ifadeleri kullandı: “Halkımızın sahte laikçi ordunun ve sahte dinci AKP’nin bu tehlikeli yönelimlerinin sonuç alamayacağı açıktır. Çünkü halkımız kendisini özgürlük mücadelesi içinde yaratmıştır. Gerillası, Önderliği ve öncü partisi PKK ile yenilmezliğini defalarca kanıtlamıştır. Bu son saldırı karşısında Önder Apo’nun özgürlüğü ve Kürt sorunun demokratik çözümü temelinde serhıldanlarını yükselterek, bir kez daha yenilemez bir özgürlük iradesi olduğunu ortaya koyacaktır.”
ANF
Yazdır | gulbahar | 13.11.2008, 17:07:00
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|