Sempozyumun "Ortadoğu'da işgal tarihi" konulu oturumunda konuşan Boğaziçi Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Koray Çalışkan, emperyalist devletlerin işgal ettiği topraklarda bir süre sonra 'Milli Elitler'le anlaşarak, sömürüsünü bu yolla devam ettirdiğini söyledi.
Sosyal hareketlerin engellenmesi için ideoloji ve kişilerin yaratıldığını, neo-liberalizm, bağımlılık, mikro kredi, gelişme mantığı gibi iktisadi süreçlerle emperyalist hegemonyanın devam ettirildiğini savunan Çalışkan, "Dünya siyaseti İsraillileşiyor. Terörle Mücadele Yasaları ile toplumlar üzerinde tahakküm kurulmaya çalışılıyor. Gelişmemiş Araplara karşı ileri uygarlık karakolu olduğunu savunan İsrail'le birlikte uygarlıklar çatışması tezleri ortaya atılıyor" dedi.
Atacan: Her işgal şiddettir, direnişi yaratır
Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fulya Atacan da, 'İşgal, işgal sonrası iç savaş ve bunun toplumsal dokuda yarattığı etkiler' üzerine yaptığı konuşmasında, her işgalin şiddet olduğunu ve karşı şiddeti yani direnişi yarattığını söyledi. İşgal sırasında milis kuvvetlerin kendilerine bir tür güvenli alan yarattığını ve direnişi örgütlediğini vurgulayan Atacan, "Bir şekilde sosyal statüye sahip oluyor. Varlıklarını bu yapıya borçlu olan ve savaş sonrası bu statüyü bırakmak istemeyen milis kuvvetler bir zaman sonra iç savaşı doğuruyorlar" diye konuştu.
Böylesi bir sürecin toplumsal dokuyu bozduğuna işaret eden Atacan, direnişin bir süre sonra 'savaş lordları' doğurduğuna dikkat çekerek, şöyle konuştu: "Lübnan ve Afganistan örnekleri böylesi bir sürecin gerçekliğini ortaya koyuyor. Günde yüz kişinin ölmesi onlar için önemli değil, zaten bunun ticaretini yapıyorlar. Bu savaş taa ki bu kişilere parlamentoda görev verilinceye dek sürer."
Mert: Kürt meselesi hala terör meselesi olarak görülüyor
Sempozyumun "Duvarların ardında kalanlar" başlıklı 2. oturumda söz alan Radikal Yazarı Nuray Mert de, Filistin sorununun çok gündeme getirilmediğini, tartışılmadığını söyleyerek, şöyle konuştu: "Bu politik ve ahlaki bir mesele, dünyanın neresinde olursa olsun bu tür adaletsizliklere karşı olmalıyız. Direnişin her türlüsüne 'terör' yaftası yapıştırılmasına karşı olmalıyız. Gerilla mücadelesi verenleri 'terörist' olarak niteleyerek, siyasi terminolojinin dışına itiliyor. Bizim ülkemizde de hala böyle bakılıyor ve Kürt meselesini 'terör meselesi' olarak görüyoruz. Bizde de batının emperyal diline uygun bir dil var."