AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Haberler / Yaşam

TÜSİAD göç raporu yayınladı


Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) öncülüğünde hazırlanan 'Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Bağlamında Uluslararası Göç Tartışmaları' adlı araştırma raporu kamuoyuna sunuldu.

TÜSİAD Sosyal İşler Komisyonu çalışmaları çerçevesinde Koç Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof Dr. Ahmet İçduygu tarafından hazırlanan 'Türkiye-Avrupa Birliği İlişkileri Bağlamında Uluslararası Göç Tartışmaları' adlı araştırma raporu Ceylan Otel'de düzenlenen basın toplantısında deklare edildi. Toplantıda açılış konuşmasını yapan TÜSİAD Yönetim Kurulu Üyesi Arzuhan Yalçındağ, AB'nin nüfusunun giderek yaşlandığını, bu nedenle de yeni işgücüne gereksinim duyduğunu söyledi. Doğan, AB'nin yeterli göç politikaları oluşturmadığına dikkat çekti.

AB ilişkileri 'göç'e endeksli

Araştırma raporunu sunan Prof. Dr. Ahmet İçduşygu, dünya nüfusunun yüzde üçünün uluslararası göç hareketlerin içerisinde olduğunu, bu oranın AB ülkelerinde yüzde 10, Türkiye'de ise yüzde 6 civarında olduğunu söyledi. Bu oranların doğal olduğunu, doğal olmayanın ise AB ilişkilerinin bu konuya endekslenmiş olduğunu belirten İçduygu, Avrupa'da 15-65 yaş gurubu insan sayısının bugün 317 milyon kişi olduğunu, orta ölçekli göç senaryolarında bile bu sayının 2050 yılında 261 milyon, hiç göç olmaz ise bu sayının 229 milyon kişi olacağını sözlerine ekledi. İçduygu, AB'nin içinde bulunduğu nüfus durumunu 'demografik çöküş' olarak tanımladı.

Doğurganlık oranının artırılması, çalışma yaşının yükseltilmesi, kadınların üretime katılımının çoğaltılması gibi önlemlerde dahi Avrupa'nın işgücü ihtiyacını karşılayamadığına dikkat çeken İçduygu, "Değiştiremeyeceğimiz coğrafi ve tarihsel nedenlerle AB-Türkiye ilişkilerinin gündeminde sürekli bir uluslararası göç sorunsalının var olacağı gerçeği kabullenilmesi gerekir. Göç olgusuna bir sorun olarak değil, birlikte yaşayacağımız bir gerçeklik olarak bakmalıyız. AB'ye üyeliğin gerçekleşene kadar Türkiye için vizesiz dolaşım hakkının verilmesi hem AB'nin demografik küçülmesiyle gelen işgücü problemini çözecektir, hem de Türkiye'deki göç baskısını azaltacaktır. Sonuç olarak her iki aktör de bu işten kazançlı çıkacaktır" dedi. Yapılan Avrupa temelli araştırmalara göre oluşturulan senaryolarda, Türkiye'ye serbest dolaşım hakkının tanınması ile, misafir işçi uygulamasının karşılaştırıldığında serbest dolaşımın, misafir işçiye oranla Avrupa'ya neredeyse iki kat daha az göç getireceğini vurgulayan İçduygu, 2004-2030 yılları arası serbest dolaşımla yaklaşık bir milyon kişinin göç edeceğini, bu rakamın misafir işçi uygulamasında ise bir milyon 838 bin kişi olacağını söyledi.

Göç, uyum sorunu olabilir

Hazırlanan raporda Türkiye'de 15-24 yaş gurubu nüfusun yüzde sekizinin, 25-39 yaş gurubunun da yüzde yedisinin göç niyeti içerisinde olduğu ve bu rakamların diğer ülkelerdeki rakamların çok daha altında olduğu vurgulandı. Göç edenlerin çoğunluğunu erkeklerin oluşturacağının söylendiği raporda, Türkiye'de kırsal kökenli göçün, kentsel kökenli göçten daha fazla olacağı söylenen raporda şu ifadelere yer verildi: "Türkiye'den yönelecek olası göçün, göç alan ülkelerin işgücü pazarlarında önemli uyum sorunlarına neden olabileceği düşünülmektedir."

Türkiye'nin Avrupa'nın nüfus sorununu bir fırsat olarak değerlendirmesi gerektiğini söyleyen İçduygu, sadece yüksek öğretime değil meslek öğretimine de ağırlık verilmesini, meslek liselerinde İtalyanca, İspanyolca gibi Avrupa dillerinin öğretilmesini, istihdam sorunlarının çözülmesini önerdi.

Önümüzdeki dönem 'göç çağı' olacak

Toplantıya katılan Marmara Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sema Erder göç tahminlerinin sosyal araştırmalar içerisinde en zor işlerden biri olduğunu vurgulayarak, "Bugünkü göç daha çok küreselleşme ile ilgili bir olgu. Önümüzdeki dönem bir göç çağı olacak. Unutulmaması gereken bir olgu da göç eden insanların siyası veya ekonomik sebeplerle gerçekten çok zor durumda olan insanlar olduğudur. Bugünkü dünyamızda ise bir göçmen düşmanlığı var. Türkiye de dahil olmak üzere bir çok ülke göçmenleri engellemeye çalışıyor. Göç eden insanlar suçlu konumuna düşürülüyor. Göçün olması gerekenden çok daha az olmasının sebebi budur" diyerek AB'nin işgücü problemini sınır dışı istihdamla çözmeye yöneldiğini, Türkiye'de bir çok insanın aslında AB ülkelerinin fabrikalarında çalıştığını vurguladı.

YazdırYazdır | kEditor | 17.01.2007, 11:15:00


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
  

İlgili haberler

İlgili Yazılar
Gidişler... - (Makale)

Okuyucu değerlendirmesi