Uluslararası Vicdani Ret konferansı başladı
27.01.2007, 17:20:00 | Admin | Yazdır
İHD İstanbul Şubesi tarafından düzenlenen ve Bilgi Üniversitesi'nin Dolapdere Kampüsü'nde gerçekleştirilen "Uluslararası Vicdani Ret" konferansına, Türkiye, Almanya, İngiltere, Rusya, ABD ve İsrail'den insan hakları savunucuları ve vicdani retçiler katıldı.
İHD İstanbul Şube Başkanı Hürriyet Şener, açış konuşmasına gazeteci-yazar Hrant Dink'i anarak başladı. Türkiye'nin demokrasi ve barışa ihtiyacı olduğunu ifade eden Şener, vicdani ret hakkının da yasal güvenceye alınmasını istedi. Şener, Çorlu Askeri Mahkemesi tarafından yargılanan ve Beşiktepe Askeri Birliği'ne sevk edilen vicdani retçi Halil Savda'nın 25 Kasım 2006 tarihli mektubunu okudu. Mektupta, dünya üzerinde süren savaşlara ve militarizme dikkat çekildi.
Daha sonra konuşan Helsinki Yurttaşlar Derneği Başkanı ve gazeteci-yazar Murat Belge, İnsan hakları ve demokrasinin önemine değinerek, "Her Türk asker doğar" sloganına dikkat çekti. Demokrasi ve vicdani ret hakkının Türkiye için önemini vurgulayan Belge, sivil toplum mücadelelerinin başarıya ulaşabilmesi için uluslararası boyuta taşınması gerektiğini söyledi. Vicdani reddin Türkiye'de pratikte kendini gösterdiğini belirten Belge, vicdani ret hakkında teorik bilginin de önemli olduğunu ifade etti.
Açılış konuşmalarının ardından "Dünyada ve Türkiye'de vicdani ret deneyimleri" başlıklı oturuma geçildi. Oturuma Alman total retçi Andreas Speck, İsrailli vicdani retçi Tali Lerner, Alman Sosyolog Rudi Friedrich ve Türkiye'den anti militarist Uğur Yorulmaz konuşmacı olarak katıldı.
Vicdani reddi bireysel bir direnişten çok siyasi ve örgütlü bir çıkış olarak tanımlayan Alman total retçi Andreas Speck, insanların büyük çoğunluğunun vicdani retçi olduklarını açıklamaktan kaçındığını belirtti. Speck, savaşın yaşandığı vicdani ret hakını arayamayanların, bulundukları ülkeleri terk ettiklerini söyledi.
Alman Sosyolog Rudi Friedrich ise, vicdani reddi değerlendirirken, her ülkenin siyasi, ekonomik ve askeri durumunu da ayrı ayrı değerlendirmek gerektiğini belirtti. 1993 yılından beri dünya çapında eski Yugoslavya, Türkiye, Rusya ve ABD gibi ülkelerde vicdani retçileri destekleyen "Alman Connectione" örgütünde çalıştığını belirten Friedrich, vicdani reddin Yunanistan'daki tarihine değindi. Yunanistan'da 1986 yılında ilk defa vicdani reddini açıklayan 2 kişinin tutuklandığını belirten Friedrich, Yunan halkı tarafından yürütülen kampanyalar sonucunda vicdani retçilerin herhangi bir kovuşturmaya uğramadan serbest bırakıldığını ancak, ülkelerinde "yasa dışı" yaşamak zorunda kaldıklarını kaydetti.
İsrail'in sivilleşmesi için vicdani retçilere destek veren "New Profile" örgütünde çalışmalar yürüttüğünü belirten İsrailli vicdani retçi Tali Lerner de Filistin işgaline dikkat çekti. Lerner, vicdani reddin uluslararası boyuta taşınması gerektiğini belirtti. Türkiye'deki vicdani ret hareketinin içinde yer alan Uğur Yorulmaz ise, vicdani retçilere yönelikin baskılara dikkat çekti.
"Erkek egemenlik, cinsiyetçilik ve karşı cinsiyetçilik eleştirisi olarak vicdani ret" konulu oturumda konuşan, Massachusetts Clark Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cynthia Enloe, kadınların militarizmi nasıl algıladığının erkekler için taşıdığı öneme dikkat çekti. Enloe, erkeklik politikasını, kadınlık politikası ile kıyaslamak gerektiğini belirtti, "bir erkeğin askerlik sürecine direnmesi erkeklik kavramına direnmesi ile olur" dedi.
Bazı toplumlarda "kadınlık politikasının" olmadığını hatırlatan Enloe, zaman zaman da, "kadınlığın erkekliği dönüştürmek için bir silah olarak kullanıldığı" kaydetti.
Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Serpil Sancar, "şiddetin yarattığı her mekanizma erkek egemenlik statüsü olarak geri döner" dedi. Eril şiddetin yalnızca erkekler üzerinden yürümediğini, bunu savunan tavırların "indirgemeci" olduğunu açıklayan Sancar şöyle dedi:
"Eril şiddetle mücadelenin, vicdani reddin erkeklerin kendi yaşadıkları şiddet deneyimleri ile yüzleşmesiyle başlayacağını düşünüyorum. Yeni politize bir dile ihtiyaç var. Şiddetin yarattığı mekanizma erkek egemenlik statüsü olarak geri dönüyor. Her erkeğin kullandığı şiddet erkeğe geri dönüyor."
Vicdani retçi Mehmet Tarhan, gay, lezbiyen, biseksüel, transeksüel, kadın kimliklerinin, erkek üzerinden kurgulanmış militarist sistemi şaşırttığını belirtti. Askere gitmek istemeyen eşcinsellere kimliklerinin "hastalık" olarak dayatıldığını hatırlatan Tarhan, "eşcinseller çürüğe çıkarak askere gitmiyor" dedi, kendisinin askeri cezaevi sürecinde muayene olmayı reddettiğini, "kişinin eşcinsel olması nedeniyle orduya alınmaması" gerekçesini kabul etmediği söyledi.
"Eşcinsellik sağlık kitaplarında hastalık olarak tanımlanmaktan çıkarılsın" diyen Tarhan, eşcinsel hareketin vicdani redde doğrudan koşulsuz destek vermesi gerektiğini sözlerine ekledi.
Yazdır | 27.01.2007, 17:20:00
|
|
|