Hayatın her karesinde postal izleri: 12 Eylül
14.09.2006, 20:10:00 | Admin | Yazdır
'Askeri darbe toplumun bütün kesimlerini bitirmeyi amaçlıyordu. Gençliği, emeği, sosyal yaşamı bitirdi. 12 Eylül'ün etkileri halen devam ediyor. Kenan Evren ve diğerleri yargılanmadan, yaptıklarının he sabı sorulmadan demokrasi gelişemez.'
Bir sonbahar sabahı bir komutanın ağzından dökülen 'Türk Silahlı Kuvvetleri devlet otoritesini tarafsız ve yeniden tahsis etmek gayesiyle devlet yönetimine el koymak zorunda kalmıştır' sözleri ve 26 yıldır kalkmayan perde, gerçekleşmeyen bir yüzleşme 12 Eylül.
1980 yılının 12 Eylül sabahı başlayan sokağa çıkma yasağı ile birlikte karanlık günler tam bir kuşağın fiziki ve psikolojik işkence görmesine neden oldu. 12 Eylül rakamları öğrencisi, hukukçu, şairi bir bütün halinde nasıl bir çemberin içine sokulduğunu gösteriyor. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'nde 650 bin kişi gözaltına alındı, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 52 bin kişi tutuklandı, 7 bin 233 kişi ise sürgüne gönderildi. Sıkıyönetim Mahkemesi tarafından yaşı büyütülerek idam edilen Erdal Eren ile birlikte 50 kişinin idamına karar verildi.
Darbenin generalleri halen yargılanmadı
12 Eylül Askeri Darbesi sadece o dönem yarattığı siyasi ve psikolojik atmosferin dışında hazırladığı anayasa ve yarattığı kurumlar ile yıllardır toplum için devam eden bir baskı dönemi oluşturdu. Anayasa ile hak ve hürriyetlerin kısıtlanması dışında hazırlanan özel maddeler ile darbeci generaller kendini koruma altına aldı. Dünyanın birçok ülkesinde darbe yapan generaller yargılanırken, Türkiye'de ise yargılanmış bir general örneği yok.
1982'de hazırlanan Anayasa'nın geçici 24 maddesi 12 Eylül 1980'den sonra yasama ve yürütme yetkilerini Türk milleti adına elinde bulunduran Milli Güvenlik Konseyi'ne her türlü karar ve tasarruflarından dolayı cezai veya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemeyeceğini ve herhangi bir yargı merciine başvurulamayacağını belirtiyor.
'Darbeden en çok yara alanlar kadınlar'
12 Eylül darbesine bir kadın ve öğrenci olarak yakından tanık olanlardan biri Nimet Tanrıkulu. Yaşamını insan hakları alanında mücadeleye adayan Tanrıkulu, darbe sırasında İstanbul'da bir dershanede üniversite sınavına hazırlanıyordu. 12 Eylül darbesinin özellikle kadınlar üzerinde farklı bir etki yarattığını ifade eden Tanrıkulu, çoğu yaşıtları gibi gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi.
'Gözaltında, hapishanelerde, işkencelerde kadınlar için yaratılan tabuların üzerine giderek yıllarca unutulmayacak izler bırakmak istediler. Kadınlara dokunmaları dahi kadınların özeline yönelik bir tacizdi' diyen Tanrıkulu, gözaltında yaşadıklarından ötürü halen devletin güvenlik güçlerine güvenemiyor. Darbeden en çok kadınların yara aldığını belirten Tanrıkulu, şunları dile getirdi:
'Tüm bu yaşananların ardından kadınların ömür boyu üzerlerinde taşımak zorunda kaldığı izler oldu. Kadınlar yaşadıklarını şu an bile eşlerinden ve sevgililerinden dahi gizliyor. Kadınlar darbeyle yüzleşemedi. Darbenin tanıklığını yapmalılar. Biliyorum tahribatı çok ağır. Kadınlar yardım alarak, yaşadıklarını anlatarak dönemin ağır izlerini üzerlerinden atabilirler.'
'Psikolojik ve reel anlamda devam ediyor'
Şair Nevzat Çelik darbeyi cezaevinde karşılayan tutuklulardan. 12 Eylül darbesinin kurum ve kuruluşları ile hesaplı bir darbe olduğunu savunan Çelik, bugün darbenin psikolojik ve reel anlamda halen devam ettiğine dikkat çekiyor. Bütün toplumun kendisini iyi hissetmesi için darbe sürecine dair iyi bir yargılamanın gerçekleşmesi gerektiğini belirten Çelik, 'Darbenin filli kısmı da ortadan kalkmalı. Bu olmadan rahat uyuyamayız. Bütün dünyada sömürüsüz ve iyi dünya projeleri toprak altında kaldı' dedi.
'Yargıda anlayış değişikliği yüzleşmeyi sağlar'
12 Eylül darbesinde yapılan idamların 'haklılığı' ve 'haksızlığı' darbenin üzerinden 26 yıl geçmesine rağmen halen tartışılıyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Evren'in Muş'ta yaptığı bir konuşmada idam edilen 50 kişi hakkında 'Hainleri asmayıp da besleyecek miyiz?' sözleri ve 26 yıl sonra bir üniversitede katıldığı panelde 'Şimdi olsam yine yapardım' şeklindeki ifadesi, darbenin infaz savcıları tarafından dahi tepkiyle karşılanıyor. Askeri darbenin idam ettiği gençlerden Veysel Güney'in idam cezasında infaz savcısı olarak görev alan emekli Savcı Mete Göktürk, politik iktidarların çabası ve en önemlisi de yargı kadrolarında sağlanabilecek anlayış değişikliği ile darbeyle yüzleşilebileceğini belirtiyor.
Sıkıyönetim mahkemeleri ve devamında Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin yargının siyasallaşması durumunun ortaya çıkardığını belirten Göktürk, askeri darbe sonrası yargının devleti koruyan devleti esas alan bir konuma getirildiğini belirterek, bunun yargının en büyük zaafı olduğunu söylüyor. Göktürk, 12 Eylül darbesinin yarattığı etkinin ancak yargının bağımsızlığının sağlanmasıyla mümkün olabileceğini ifade ediyor.
'Halkı ikna edebilseydik 12 Eylül olmazdı'
Yıllarını Yeşiçam'a vermiş sinema emekçisi Yusuf Çetin, darbenin yapıldığı dönemde Sinema Aktrisleri ve Aktörler Derneği'nin kuruluşu için çalışıyordu. Uzun süren uğraşlarının ardından derneklerini kurmak için son aşamaya geldiklerini belirten Çetin, 'Darbenin yapıldığı gece kurmayı düşündüğümüz derneğin tüzüğünü hazırlıyordum. Bu nedenle televizyon seyretmemiştim. Sabah kurucu üyelerimizle görüşmek için Yeşilçam'a giderken, Taksim Meydanı'nda darbenin yapıldığını öğrendim. Sokaklar bomboştu. İstiklal Caddesi'nde askerler yürüyüş yapıyordu' dedi.
Sendika çalışmalarından ötürü uzun süre idamla yargılandıklarını anlatan Çetin, kurmak için büyük emek verdikleri derneklerinin ise darbe nedeniyle kurulamadığını dile getirdi.
'Evren yargılanmadan demokrasi gelişmez'
'Halkı barışa, insanca yaşama, özgürlüklere dair ikna edip yanımıza alabilseydik, 12 Eylül'ler olmazdı' diyen Çetin, şunları aktardı: 'Askeri darbe toplumun bütün kesimlerini bitirmeyi amaçlıyordu. Gençliği, emeği, sosyal yaşamı bitirdi. İnsanlar artık hak arayamaz duruma geldi. Sanat toplumun aynasıdır. Bir ülkede neler yaşanıyorsa sanatta öyle yaşanır. Sansür sanatın önünü kesti. İnsanlar korkuyla yaşar oldu. Ağzımızı açtığımızda namlular konuşuyor. 12 Eylül'ün etkileri halen devam ediyor. Kenan Evren ve diğerleri yargılanmadan, yaptıklarının hesabı sorulmadan demokrasi gelişemez.'
Yazdır | 14.09.2006, 20:10:00
|