İlyas Salman: Bugünkü sinemadan tat alamıyorum
16.09.2006, 20:09:00 | Admin | Yazdır
'Datça 1. Sinema Günleri'ne konuk olan İlyas Salman, Atıf Yılmaz'ın eserlerinde hayatın kendisinin bulunduğunu, hayata dair renklerin en güzel biçimde işlendiğini söyledi. Günümüz sinemasının hayata, sosyal sorunlara yönelik bir katkısının olmadığını belirten Salman, bugünkü sinemadan tat alamadığını da sözlerine ekledi.
'Datça 1. Sinema Günleri'ne katılan sinema sanatçısı İlyas Salman, 12 Eylül Asker Darbesi sonrasında toplumun kültürsüzlük politikası içinde erimesi sonucu sinemanın aşındığını düşünüyor. Sanatçı, sokakta karşılaştığı insanların 1985 öncesi çekilmiş filmleri daha çok sevdiğini ve bugünkü sinemada sanatın dahi kırıntılarının bulunmadığı yönünde serzenişlerde bulunduğuna dikkat çekiyor.
Salman, Atıf Yılmaz'a saygısını şöyle ifadelendiriyor: "Halkın büyük çoğunluğu kiraz ve karpuz festivallerinden sıkılmaya başladı. Türkiye'de artık gerçek sanatla para kazanılmıyor. Gerçek sanatın yerini pop, arabesk, hayatla bağlantısı, akrabalığı olmayan ve hayata denk düşmeyen sanatçı bozuntuları aldı. Bu nedenle etkinliğe saygı duymamak elde değil. Atıf Yılmaz gibi bir hocayı gündeme getirdi bu etkinlik. Atıf Yılmaz ustamızın, Türk sinemasına kattığının başında hayatla ilintisi geliyor. Yaşamın çelişmelerini, gelişmelerini sinemaya ve beyazperdeye aktarmak Yılmaz gibi üç beş yönetmene düştü. Atıf ağabeyle 7-8 film yaptım. Bu filmlerde diğer sanatçılar gibi sağ eliyle sol kulağını, sol eliyle sağ kulağını göstermek yerine hayatın realitesine parmak dokundurduk. Atıf Yılmaz'ın filmografisine baktığınız zaman yaptığı şey hayatın bütün renklerini sanata yansıtmak oldu. Hayatın karası da beyazı da vardır. Tek renk değil hayat. Yeşilin olmadığı yerde kırmızının tadı olmaz. Siyahın olduğu yerde beyaz olmalı. Lacivert mutlak gerekli. Büyük adamlar çok sözlerle anlatılmaz. Bir tek cümleyle anlatılır: O bir sanatçıydı. Hayatın sanatçısıydı. Nazım'ın dediği gibi 'Elveda dünya merhaba kainat' dedi ve gitti. Ama yaptıkları şu an gözümüzün önünde ve o bize yetiyor."
"Türkiye sinemasının bugünü sanattan uzak"
İlyas Salman sözlerine devam ediyor: "Benim inandığım dünya görüşü diyor ki taktik dönemlerde hayat ve sanat geri düşebilir. Yani 20 yıl, 50 yıl bir takım akımların etkisi altında kalır ve çürür diyor. Ama buna rağmen tarihin tekerine kimse çomak sokamaz, tarih ilerler. Ben son yıllarda sokakta karşılaştığım insanlardan şu şikayeti duyuyorum, 'Biz gerici değiliz ama eski filmleri daha çok seviyoruz. O eski filmler hayata dair çok şeyi anlatıyor. Ama bugünkü filmlerde biz hayatı bulamıyoruz. Sanatın kırıntılarını da arıyoruz ama o da yok' diyorlar. Bunun nedenini 1970 darbesine bağlıyorum. Bu önemli bir darbeydi. Arkasından çok önemli bir devrimci kalkınma çıktı. Devrimci düşüncede bir ayaklanma yaşandı. 1980 darbesi ise, ABD emriyle bunu kırmak istedi. Daha sonra Kenan Evren ve Turgut Özal sultasında bir kültürsüzlük politikası işledi. Yani özellikle gençliğimizin beynini boşaltmak için uğraştı ve sonunda gençliğimizin beyni burnundan aktı. Geriye 7 kilo kafada 7 gram beyin taşıyan, o da ancak ayakta durabilen bir sürü güruh kaldı. Yemek, içmek, barınmak solucanların da yapabileceği bir şey ama bizim insan olarak yapmamız gereken şeyler var. Bunlardan bir tanesi kendimizin dışındaki insanlar için bir şey üretmek. Bu üretimden bizi yoksun bıraktılar. Gençliğimiz resmen akılsız, kösemenin arkasında yürüyen koyun sürüsüne döndü. Onun için bugünkü sinemadan tat almıyorum. Halkın da tat aldığını sanmıyorum. Ondan dolayı da televizyonlarda eski filmlerimiz, Kemal Sunal'ın, Şener Şen'in, Türkan Şoray'ın, benim, Kadir İnanır'ın, Tarık Akan'ın hangisini sayarsanız sayın 1985 öncesi filmlerine dönüş yaptılar ve yüzlerce kez izliyorlar. Çünkü onların içinde hayat var."
"İşe yarar projelere para bulmak imkansız"
Salman'ın sinemadan kopuşunu ve yeni projelerine ilişkin düşünceleri konusunda ise, anlattıkları daha da acı. "Ben en son 1987'de çekimlerine başlayıp 3 yıl sonra bitirdiğimiz ve 1991'de de gösterime giren 'Sarı Mercedes' filminde rol aldım. Bu filmle de Ankara Film Festivali'nde en iyi erkek oyuncu ödülünü aldım. Ondan sonra da bir film yapmadım. Şu an 2 projem var. Ancak içi dolu projelere para aktaran insan yok. Yani küfürle, günümüzün magazinel yaşamıyla ilgili senaryolar yazarsanız ona para yatırırlar. Ancak sosyal yaralara parmak basan senaryolar yazıp film yapmak isterseniz yatırım yapılmıyor. Benim de param olmadığına göre o filmleri zor çekerim."
Yazdır | 16.09.2006, 20:09:00
|
|
|