'Êşa Şewatê' İstanbul'da...Geçen hafta Diyarbakır'da galası yapılan Ömer Leventoğlu'nun 'Êşa Şewatê' filmi İstanbul'da Mezopotamya Kültür Merkezinde gösterildi. Leventoğlu, 'Bundan sonra göç filmini çekmek istiyorum' dedi. Bir akşam kurtarabildiği kadar eşyalarını traktöre bindirerek köyden zorunlu göç etmeye başlar bir Kürt ailesi. Büyük bir şehre yerleşir, ailenin erkeği tutuklanır, ailenin geçimi kadın omuzlarına yüklenir. Kadın, çöp toplamayla geçindirmeye, ayakta tutmaya çalışır ailesini. Okuma yazması olmayan Kürt kadını bir gün zehirli atıkların atıldığı gölet'e düşer ve yanar kimsenin haberi olmadan, sesi duyulmadan. Senaryosu ve yönetmenliğini Ömer Leventoğlu'nun yaptığı 'Êşa Şewat'ê bir Kürt kadınının bu zorlu yaşamının bir parçasını sunuyor. Yıldız Gültekin, Murat Batgi, Hüseyin Kutlu, Sinem Yaruk, Ramazan Tek, Berfin Leventoğlu, Mehmet Çiftçi, Mervan Doğru, Kübra Baydar ve Şevin Batgi'nin rol aldığı, filmin müziklerini Metin-Kemal Kahraman yapmış. Diyarbakır'daki gösterimden sonda ilk kez İstanbul Mezopotamya Kültür Merkezi'nde gösterilen 22 dakikalık 'Êşa Şewat'ê İzmir Ada Kültür Merkezi'nin ürünü. Gösterimden sonra izleyicilerle sohbet eden yönetmen Leventoğlu, '3-4 ay gibi bir sürede büyük olanaksızlıklar içinde çektik' diyerek Kürt toplumunun yaşadığı son 20 yılın filminin çekilmediğini söyledi. Leventoğlu şöyle konuştu: 'Bir köy nasıl boşaltılır, bir ev nasıl yanar? O evin ihtiyarı, genci, çocuğu, kadını evlerinden kalan birkaç parçayı traktöre bindirip giderken son kez evlerine nasıl bakarlar, ne hissederler? Bildiğim bir öyküdür: Bir insan çivili bir değnekle öldürüldü? Bir insan böyle nasıl öldürülür? Bunları bir yerde okudunuz mu, hiç sinemada gördünüz mü?' Bu ilktir diyen Leventoğlu, gelecek içinde töre, kadın cinayetleriyle ilgili ciddi projelerinin olduğunu belirterek, 'Göç filmi çekmek istiyorum. Bunu uzun metrajlı bir film için prova olarak görüyorum' dedi. Yazdır | gulbahar | 25.02.2007, 16:02:00Yorumlar
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok |
Kürt sineması emekliyor
Kürt sineması henüz emekleme döneminde bence. kısa metraj da olsa bu tür hikayelerin filme alınması, gelecek için umut verici olsa gerek. emeği geçenleri kutlamak gerek...