<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" xmlns:admin="http://webns.net/mvcb/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:ent="http://www.purl.org/NET/ENT/1.0/">
 <channel>
  <title>kEditor</title>
  <description>RSS Hizmeti</description>
  <link>http://www.keditor.com/haberler.html</link>
 <item>
  <title>Ã–lÃ¼m deÄŸil Ã§Ã¶zÃ¼m</title>
  <description>Yine Ã¶lenlerin sayÄ±larÄ± geliyor oralardan.

BaÅŸbakan, TÃ¼rk SilahlÄ± Kuvvetleri`nin baÅŸarÄ±larÄ±nÄ± Ã¶vÃ¼yor, mutlu sona yaklaÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±za dair demeÃ§ler veriyor. Genelkurmay BaÅŸkanÄ±mÄ±z, neredeyse Ã§apkÄ±n bi...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Yine Ã¶lenlerin sayÄ±larÄ± geliyor oralardan.<br />
<br />
BaÅŸbakan, TÃ¼rk SilahlÄ± Kuvvetleri`nin baÅŸarÄ±larÄ±nÄ± Ã¶vÃ¼yor, mutlu sona yaklaÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±za dair demeÃ§ler veriyor. Genelkurmay BaÅŸkanÄ±mÄ±z, neredeyse Ã§apkÄ±n bir ifadeyle Ã§ok yakÄ±nda bir sÃ¼rpriz patlayacak diyor. BirkaÃ§ gÃ¼n sonra da PKK liderlerinin Irak`tan kaÃ§mak zorunda kaldÄ±ÄŸÄ± haberiyle aydÄ±nlanÄ±yoruz.<br />
<br />
Her ÅŸeyde bir hafiflik hissi. KÃ¼rt meselesi Ã§Ã¶zÃ¼ldÃ¼ Ã§Ã¶zÃ¼lecek. Eli kulaÄŸÄ±nda, PKK yenilecek.<br />
<br />
Bu ÅŸahane muktedirlerimizin zafer muÅŸtularÄ±na Ã¶lÃ¼ asker ve gerillalarÄ±n listeleri eÅŸlik ediyor.<br />
<br />
Gerillalardan daha Ã§ok Ã¶lÃ¼ var.<br />
<br />
Demek ki KÃ¼rt sorunu Ã§Ã¶zÃ¼lÃ¼yor.<br />
<br />
Kimsenin gerÃ§ekten ve iÃ§tenlikle buna inanabileceÄŸini sanmÄ±yorum.<br />
<br />
Kimsenin bu kadar kÃ¶r, yalanÄ±na bu kadar inanÃ§lÄ±, imanÄ± bu denli kavi olabileceÄŸine inanmak mÃ¼mkÃ¼n mÃ¼?<br />
<br />
ÃœstÃ¼nden kaÃ§ gÃ¼n geÃ§ti, bir akÅŸam internette gazetelerin &lsquo;flaÅŸ`larÄ±na gÃ¶z gezdirirken, AkÅŸam`Ä±n sitesinde "DTP ortalÄ±ÄŸÄ± karÄ±ÅŸtÄ±rdÄ±. Sakarya`da gerginlik´ baÅŸlÄ±ÄŸÄ±yla irkildiÄŸimi hatÄ±rlÄ±yorum. Ertesi gÃ¼n Sakarya`daki linÃ§ giriÅŸimi hakkÄ±nda ayrÄ±ntÄ±lÄ± bilgiye ulaÅŸacaktÄ±k. Ama iÅŸte, kimi basÄ±n organlarÄ±mÄ±z ve onlarÄ±n Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ± bu haberi sÄ±cak sÄ±cak sunarken bilgisayarlarÄ±nÄ±n refleks tuÅŸuna basÄ±vermiÅŸti bile. Kendini Ã¶ldÃ¼rtmeye ant iÃ§miÅŸ, meydanlarda paramparÃ§a edilesi KÃ¼rtler yine ortalÄ±ÄŸÄ± karÄ±ÅŸtÄ±rmÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
27 Nisan`da DTP`nin Sakarya`da dÃ¼zenlediÄŸi dayanÄ±ÅŸma gecesini yÃ¼kselen deÄŸerimiz Alperen OcaklarÄ± Ã¼yesi bir grup Ã¼lkÃ¼cÃ¼ basmÄ±ÅŸtÄ±. 1500 kiÅŸi altÄ± saat boyunca kapalÄ± bir salonda mahsur kalmÄ±ÅŸ, 65 yaÅŸÄ±ndaki Ebubekir Kalkan kalp krizi geÃ§irerek Ã¶lmÃ¼ÅŸtÃ¼.<br />
<br />
BÃ¼tÃ¼n gÃ¶rgÃ¼ tanÄ±klarÄ± Kalkan iÃ§in talep edilen ambulansÄ±n uzun sÃ¼re gelmediÄŸini anlatÄ±yordu. ÅžanlÄ± TÃ¼rk polisimiz linÃ§Ã§i kalabalÄ±ÄŸÄ± daÄŸÄ±tmamÄ±ÅŸ, besbelli bu linÃ§ giriÅŸimini zamanÄ±nda yapÄ±lmÄ±ÅŸ bir uyarÄ± olarak deÄŸerlendirmiÅŸ, adeta desteklemiÅŸti. Gece yarÄ±sÄ±nÄ± epeyi geÃ§tikten sonra salondan Ã§Ä±kabilen kalabalÄ±k da saldÄ±rÄ±ya uÄŸramÄ±ÅŸ, DTP`lilerin araÃ§larÄ± parÃ§alanmÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
Gelinen nokta budur. Sesiz sedasÄ±z atlatmÄ±ÅŸ bulunduÄŸumuz linÃ§ giriÅŸimi, gÃ¼venlik gÃ¼Ã§lerinin de yardÄ±mÄ±yla bir katliama dÃ¶nÃ¼ÅŸebilirdi.<br />
<br />
Sakarya, linÃ§ konusunda deneyimli bir ilimizdi oysa. 2005 yÄ±lÄ±nÄ±n yine bir Nisan gÃ¼nÃ¼nde Trabzon`da yaÅŸanan linÃ§ giriÅŸimlerini protesto etmek amacÄ±yla aÃ§Ä±klama yapmak isteyen Sakarya GenÃ§lik DerneÄŸi Ã¼yeleri Ã¼lkÃ¼cÃ¼ bir grubun saldÄ±rÄ±sÄ±na uÄŸramÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
Sakarya GenÃ§lik DerneÄŸi`ne Ã¼ye biri kadÄ±n, yedi kiÅŸilik grup, AtatÃ¼rk BulvarÄ±`nda, "Provokasyona son´ baÅŸlÄ±klÄ± bildiriyi okumak istemiÅŸ, bu sÄ±rada, yaklaÅŸÄ±k 30 kiÅŸilik baÅŸka bir grup, aÃ§Ä±klama yapmak isteyenlere saldÄ±rmÄ±ÅŸtÄ±. Olaya mÃ¼dahale eden polis, genÃ§leri saldÄ±rÄ±dan korumak iÃ§in TÃ¼rk Telekom Sakarya Ä°l MÃ¼dÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼ binasÄ±na sokmuÅŸ, polisin binaya girmesine izin vermediÄŸi Ã¼lkÃ¼cÃ¼ grup, TÃ¼rk bayraÄŸÄ± aÃ§arak, GenÃ§lik DerneÄŸi Ã¼yelerine yÃ¶nelik tehdit iÃ§eren sloganlar atmÄ±ÅŸtÄ±. Emniyet MÃ¼dÃ¼rÃ¼, linÃ§Ã§i kalabalÄ±ÄŸÄ± sÃ¼kÃ»nete davet ederek daÄŸÄ±tabilmiÅŸ ve evet bildiniz, olayla ilgili kimse gÃ¶zaltÄ±na alÄ±nmamÄ±ÅŸtÄ±.<br />
<br />
YaratÄ±lan savaÅŸ iklimi sonucu KÃ¼rtlere yÃ¶nelik saldÄ±rÄ±lar karÅŸÄ±sÄ±nda sessiz kalÄ±nÄ±yor. Ahmet Kaya`lÄ± tiÅŸÃ¶rt giydiÄŸi iÃ§in linÃ§ edilmekten kÄ±lpayÄ± kurtulan KÃ¼rt genÃ§lerinin, saldÄ±rÄ±ya uÄŸrayan mevsimlik iÅŸÃ§ilerin Ã¼stÃ¼nden sessiz sedasÄ±z geÃ§iverdik.
<h3><b><br />
</b>Ä°ÅŸbirlikÃ§iler</h3>
<br />
Bir kere daha hatÄ±rlatmakta yarar var. Zygmunt Bauman, &lsquo;Modernite ve Holocaust`da ÅŸÃ¶yle diyor: "Unutmamak gerekir ki soykÄ±rÄ±ma katÄ±lanlarÄ±n Ã§oÄŸu, Yahudi Ã§ocuklara kurÅŸun sÄ±kmÄ±ÅŸ ya da gaz odalarÄ±na gaz vermiÅŸ deÄŸildir...Ã‡oÄŸu bÃ¼rokrat notlarÄ± dÃ¼zenlemiÅŸ, taslaklarÄ± hazÄ±rlamÄ±ÅŸ, telefonda konuÅŸmuÅŸ ve konferanslara katÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. Onlar masalarÄ±nda oturarak tÃ¼m bir halkÄ± yok edebilirler. GÃ¶rÃ¼nÃ¼rde zararsÄ±z gayretlerinin nihai sonucunu bilselerdi, bu bilgi kafalarÄ±nÄ±n uzak girintileri iÃ§inde kalÄ±rdÄ± ancak. YaptÄ±klarÄ±yla kitle katliamlarÄ± arasÄ±ndaki neden-sonuÃ§ iliÅŸkisini bulmak zordu. Ä°nsanlarÄ±n, gereÄŸinden fazla kafa yormaktan kaÃ§Ä±nma ve dolayÄ±sÄ±yla neden-sonuÃ§ zincirini en uÃ§ baÄŸlantÄ±larÄ±na dek gÃ¶zden geÃ§irmeye yanaÅŸmama gibi doÄŸal eÄŸilimleri ahlaksal yÃ¶nden pek ayÄ±planamazdÄ±. Bu hayret verici ahlaksal kÃ¶rlÃ¼ÄŸÃ¼n nasÄ±l mÃ¼mkÃ¼n olabildiÄŸini anlamak iÃ§in, silah fabrikasÄ±nda Ã§alÄ±ÅŸan, yeni bÃ¼yÃ¼k sipariÅŸler sayesinde fabrikalarÄ±nÄ±n &lsquo;idamÄ±nÄ±n durdurulmasÄ±na` sevinen, ama EtiyopyalÄ±larla Eritrelilerin birbirlerine yaptÄ±ÄŸÄ± toplu katliamlara gerÃ§ekten Ã¼zÃ¼len iÅŸÃ§ileri dÃ¼ÅŸÃ¼nmek; ya da &lsquo;hammadde fiyatlarÄ±ndaki dÃ¼ÅŸÃ¼ÅŸ` dÃ¼nya Ã§apÄ±nda iyi bir haber olarak karÅŸÄ±lanÄ±rken &lsquo;AfikalÄ± Ã§ocuklarÄ±n aÃ§lÄ±ktan Ã¶lmesi`ne aynÄ± ÅŸekilde, dÃ¼nya Ã§apÄ±nda ve iÃ§tenlikle aÄŸlamanÄ±n nasÄ±l mÃ¼mkÃ¼n olabildiÄŸini dÃ¼ÅŸÃ¼nmek yararlÄ± olabilir.´<br />
<br />
GerÃ§ekten de hayret verici bir ahlÃ¢ksal kÃ¶rlÃ¼k hayatÄ±mÄ±zÄ± iÅŸgal etmiÅŸ durumda.<br />
<br />
Birileri hÃ¢lÃ¢ hayatÄ±mÄ±zÄ±n merkezindeki bu dÃ¼ÄŸÃ¼mÃ¼n ancak kanla, savaÅŸla Ã§Ã¶zÃ¼lebileceÄŸine inanÄ±yor.<br />
<br />
OnlarÄ±n bu inancÄ±, hazÄ±r bekleyen linÃ§ci katilleri harekete geÃ§iriyor.<br />
<br />
OnlarÄ±n giriÅŸimleri basÄ±n tarafÄ±ndan &lsquo;abartÄ±lmadan`, &lsquo;hÄ±rsÄ±zÄ±n hiÃ§ mi suÃ§u yok?` yaklaÅŸÄ±mÄ±yla veriliyor.<br />
<br />
Ã‡oÄŸunluk sessiz kalÄ±yor.<br />
<br />
Neden-sonuÃ§ iliÅŸkileri gÃ¶z ardÄ± edildiÄŸinden herkes masum, birkaÃ§ Ã§apulcuysa kahraman kalÄ±yor.<br />
<br />
KÃ¼rtlerin pis koktuÄŸu bilgisiyle mÃ¼cehhez bir ulus olarak ne kadar de- mokrat insan kaygÄ±larÄ±na aboneysek de gÃ¼n geliyor KÃ¼rtlerle konuÅŸurken ses tonumuza ekmeÄŸi geÃ§ getiren kapÄ±cÄ±yla konuÅŸuyormuÅŸuz gibi bir tÄ±nÄ± yerleÅŸiyor. SÄ±kÄ±ldÄ±ÄŸÄ±mÄ±za karar veriveriyoruz. Sokma akÄ±lla ne kadar yol alÄ±nabilirse sonradan edinilmiÅŸ demokratlÄ±kla da o kadar yol alÄ±nabiliyor.<br />
<br />
KarÅŸÄ±larÄ±nda boyun bÃ¼kÃ¼p &lsquo;Ben bu tarafta fazla bir ÅŸey yapamÄ±yorum, sen de artÄ±k bir sÃ¼re daha bÃ¶yle idare et` diyemiyorsak, onlarÄ±n akÄ±lsÄ±zlÄ±ÄŸÄ±ndan, siyasi hatalarÄ±ndan bezmiÅŸ olarak yanlarÄ±ndan Ã§ekiliveriyoruz.<br />
<br />
Ãœstelik vicdanÄ±mÄ±z da rahat.<br />
<br />
ZulÃ¼m sÃ¼rÃ¼yor. Hepimiz seyrediyoruz; kimimiz tiksintiyle yÃ¼zÃ¼nÃ¼ buruÅŸturarak kanal deÄŸiÅŸtiriyor, kimimiz kÃ¶klÃ¼ devlet politikamÄ±zÄ±n dayattÄ±ÄŸÄ± sinizmle inanmÄ±yor-ciddiye almÄ±yor-provokasyon okumasÄ± yapÄ±yor, kimimiz daha da siniyor.<br />
<br />
Vakit kaybedildikÃ§e hayat bizden uzaklaÅŸÄ±yor.<br />
<br />
Hepimiz bu kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±lan ve desteklenen linÃ§ furyasÄ±nÄ±n iÅŸbirlikÃ§isi oluyoruz.<br />
<br />
<h3>1 Haziran KadÄ±kÃ¶y MeydanÄ±</h3>
<br />
TÃ¼rkiye BarÄ±ÅŸ Meclisi, barÄ±ÅŸÄ±n sesini gÃ¼Ã§lendirmek, KÃ¼rt sorununun adil ve barÄ±ÅŸÃ§Ä±l Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼ iÃ§in kulaklarÄ±nÄ± tÄ±kayan siyasi aktÃ¶rlere TÃ¼rkiye`nin sesini duyurabilmek ve sorumluluklarÄ±nÄ± hatÄ±rlatmak iÃ§in Ä°stanbul`da KadÄ±kÃ¶y MeydanÄ±`nda bir miting dÃ¼zenliyor.<br />
<br />
Miting, TÃ¼rkiye`de pek fazla Ã¶rneÄŸi olmayan bir ÅŸekilde tek slogan altÄ±nda yapÄ±lacak.<br />
<br />
Mitinge destek veren ve katÄ±lan tÃ¼m siyasi partiler, emek Ã¶rgÃ¼tleri, meslek odalarÄ±, sivil toplum kuruluÅŸlarÄ±, o gÃ¼n orada kendi kimliklerinden soyunup hep birlikte tek bir sloganÄ± haykÄ±racak: KÃ¼rt Sorununa Demokratik Ã‡Ã¶zÃ¼m Ä°stiyoruz.<br />
<br />
Bu giriÅŸim, TÃ¼rkiye`nin Ã¶nde gelen emek Ã¶rgÃ¼tlerinden ve sayÄ±sÄ±z dernek ve oluÅŸum tarafÄ±ndan destek gÃ¶rÃ¼yor.<br />
<br />
Ã‡aÄŸrÄ± metnine kulak verelim.<br />
<br />
Åžimdiden.<br />
<br />
"1 HAZÄ°RAN`DA KADIKÃ–Y`DEYÄ°Z, Ã‡ÃœNKÃœ: &lsquo;Ã–LÃœM DEÄžÄ°L Ã‡Ã–ZÃœM Ä°STÄ°YORUZ!`<br />
<ul>
    <li> Birlikte aÄŸlayÄ±p birlikte gÃ¼lmek iÃ§in;</li>
    <li> TÃ¼rk, KÃ¼rt, Ermeni diye ayÄ±rmaksÄ±zÄ±n, Ã¶len bÃ¼tÃ¼n Ã§ocuklarÄ±mÄ±zÄ±n yasÄ±nÄ±, bu son olsun talebiyle, birlikte tutmak iÃ§in;</li>
    <li> Kim kullanÄ±rsa kullansÄ±n silaha, ÅŸiddete HAYIR demek iÃ§in;</li>
    <li> Birlikte ÅŸarkÄ± sÃ¶ylemek iÃ§in;</li>
    <li> Birbirimize sarÄ±lÄ±p dans etmek, halay Ã§ekmek iÃ§in;</li>
    <li> BakÄ±n, vurarak deÄŸil, sarÄ±larak da yaÅŸanabilir demek iÃ§in,</li>
</ul>
1 HAZÄ°RAN`DA KADIKÃ–Y`DEYÄ°Z... <br />
<br />
Sen de katÄ±l aramÄ±za...<br />
<br />
Bu Ã¼lkenin sessiz Ã§oÄŸunluÄŸu iÃ§inde olan, barÄ±ÅŸ iÃ§inde yaÅŸamak isteyen, sesi duyulmayan, yÃ¼zÃ¼ hatÄ±rlanmayan insanlarÄ±; <br />
Yani erkeÄŸin bir adÄ±m gerisinde durmasÄ± istenen kadÄ±nlar; <br />
Yani yoksul, tÃ¼rbanlÄ± ya da parkalÄ± olduÄŸu iÃ§in Ã¼niversiteye giremeyen genÃ§ler; <br />
Yani emekli maaÅŸÄ±na ancak Ã¶lÃ¼rken layÄ±k gÃ¶rÃ¼len iÅŸÃ§iler, emekÃ§iler; <br />
Yani doÄŸru sÃ¶yledikleri, haksÄ±zlÄ±klara karÅŸÄ± Ã§Ä±ktÄ±klarÄ± iÃ§in iÃ§in dokuz kÃ¶yden kovulan aydÄ±nlar, yazarlar, sanatÃ§Ä±lar; <br />
Yani Ä±rkÄ±, dili, dini, mezhebi, cinsel farklÄ±lÄ±ÄŸÄ±/tercihi nedeniyle ayrÄ±mcÄ±lÄ±ÄŸa uÄŸrayanlar; <br />
Yani bu Ã¼lkenin ezilmiÅŸ, horlanmÄ±ÅŸ insanlarÄ±ndan olmasalar da, onlarÄ±n eÅŸit haklarla yaÅŸama talebini sonuna kadar savunanlar;<br />
<br />
Bizim de sÃ¶zÃ¼mÃ¼z var: BÄ°Z &lsquo;Ã–LÃœM DEÄžÄ°L Ã‡Ã–ZÃœM Ä°STÄ°YORUZ!` DEMEK Ä°Ã‡Ä°N 1 HAZÄ°RAN`DA KADIKÃ–Y`DE OLALIM... SEN DE KATIL ARAMIZA...<br />
<br />
YÄ±ldÄ±rÄ±m TÃ¼rker / Radikal<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_151.html</link>
  <dc:subject>Ã–lÃ¼m deÄŸil Ã§Ã¶zÃ¼m</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Ã‡anlar neyi Ã§alÄ±yor?</title>
  <description>1 MayÄ±s`taki &lsquo;Taksim terÃ¶rÃ¼`nÃ¼n, AKP HÃ¼kÃ¼meti`nin sÄ±kÄ±ÅŸmÄ±ÅŸlÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve kapatma davasÄ±nÄ±n da onu faÅŸizan bir mecraya sÃ¼rÃ¼klemekten alÄ±koyamadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, emekÃ§iye ve KÃ¼rde yaklaÅŸÄ±mÄ±nda bir dÃ¶ne...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
1 MayÄ±s`taki &lsquo;Taksim terÃ¶rÃ¼`nÃ¼n, AKP HÃ¼kÃ¼meti`nin sÄ±kÄ±ÅŸmÄ±ÅŸlÄ±ÄŸÄ±nÄ± ve kapatma davasÄ±nÄ±n da onu faÅŸizan bir mecraya sÃ¼rÃ¼klemekten alÄ±koyamadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, emekÃ§iye ve KÃ¼rde yaklaÅŸÄ±mÄ±nda bir dÃ¶nem kullandÄ±ÄŸÄ± malum takiyyeci diplomasiyi bile terketmekte olduÄŸunu, bir kez daha kanÄ±tladÄ±ÄŸÄ±nÄ± sÃ¶ylemiÅŸtik. Nitekim, BaÅŸbakan`Ä±n bu Ã§Ä±plak devlet terÃ¶rÃ¼nÃ¼ ("500 kiÅŸiyi bile yanyana getiremediler...hÄ±rsÄ±zÄ±n hiÃ§ mi suÃ§u yok...polisimiz gÃ¶revini yapmÄ±ÅŸtÄ±r...´ ÅŸeklindeki ibretlik aÃ§Ä±klamayla) Ã¼stlenmesi ve ulu orta "terÃ¶rle mÃ¼cadele´ vurgularÄ± yapÄ±yor oluÅŸu, fazla sÃ¶ze gerek bÄ±rakmamaktadÄ±r. KapatÄ±lmanÄ±n eÅŸiÄŸindeki AKP, kendisine yÃ¶nelik liberal beklentinin aksine, o karÅŸÄ±tÄ± olduÄŸu sÃ¶ylenen statÃ¼koya daha bir uyum gÃ¶stermekte, bu anlamda &lsquo;yeni` bir akÄ±ntÄ±nÄ±n iÃ§inde kulaÃ§ atarak sÃ¼rÃ¼klenmektedir. (Bu noktada, aslÄ±nda daha ayrÄ±ntÄ±lÄ± ele alÄ±nmasÄ± gereken bir not dÃ¼ÅŸmek gerekiyor: Sadece AKP deÄŸil, bÃ¼tÃ¼n toplumsal-siyasal kurum, aktÃ¶r ya da Ã§evreler aÃ§Ä±sÄ±ndan da, "artÄ±k eskisi gibi olunamayacaÄŸÄ±´ bir sÃ¼rece girmiÅŸ bulunuyoruz. Ã–rneÄŸin, Genelkurmay`dan CHP`ye, MHP`den TÃ¼rk-Ä°ÅŸ ve diÄŸer sendikal Ã§evrelere kadar, herkese -kuÅŸkusuz ki farklÄ± yÃ¶nlerden- sirayet eden bir &lsquo;deÄŸiÅŸik tutum` ihtiyacÄ±nÄ±n sinyalleri gÃ¶zlenebilmektedir. Devrimci-demokratik-yurtsever gÃ¼Ã§lerin de, bir ÅŸekilde, bu sÃ¼reÃ§ten muaf olmadÄ±ÄŸÄ± sÃ¶ylenemez herhalde...)<br />
<br />
Ã–zellikle sol-liberal Ã§evrelerle birlikteliÄŸinin Ã§atÄ±rdamasÄ± da, AKP`nin girdiÄŸi bu sÃ¼recin Ã¶nemli bir sonucu oluyor. Ve bu, esas itibariyle AKP`nin gÃ¶ze aldÄ±ÄŸÄ± bir sonuÃ§tur. Ã–rneÄŸin, bazÄ±larÄ±, 1 MayÄ±s`ta yapÄ±lanÄ± "bir hata´ olarak ya da "birkaÃ§ polisin aÅŸÄ±rÄ±lÄ±ÄŸÄ±´ ÅŸeklinde, tÃ¶lare etmeye Ã§alÄ±ÅŸsa da, Ã¶yle deÄŸildir. Ortadaki bir &lsquo;hata` deÄŸil, oynanÄ±lan misyonun gereÄŸidir. Ve bu &lsquo;misyon`lu AKP, liberal aydÄ±nlarla ittifakÄ± artÄ±k Ã§ok da takmamaktadÄ±r.<br />
<br />
Zaten bu ittifakÄ±n zemini, Ã¶nemli Ã¶lÃ§Ã¼de, &lsquo;kendiliÄŸinden`di. Ã‡oÄŸu liberal, ÅŸoven-militer statÃ¼koculuk karÅŸÄ±sÄ±nda tutunacak dal arÄ±yorlardÄ±. BaÅŸlamÄ±ÅŸ olan AB sÃ¼recini sÃ¼rdÃ¼rme eÄŸilimi bir yandan, statÃ¼kocu gÃ¼Ã§lerin &lsquo;korunma refleksi` ise diÄŸer yandan, AKP`ye, deyim yerindeyse, &lsquo;kendiliÄŸinden` "statÃ¼ko karÅŸÄ±tÄ±´ bir imaj saÄŸladÄ±. GÃ¼Ã§lÃ¼ bir demokrasi cephesinin olmamasÄ± da AKP`nin imajÄ±na prim yaptÄ±rÄ±yordu ve iÅŸte bu koÅŸullarda liberal aydÄ±nlar bu &lsquo;imaj`a sÄ±ÄŸÄ±narak destekÃ§i oldular. Ciddi beklentilere girilen AKP ise baÅŸlÄ±ca &lsquo;devlet partisi` olmak amacÄ±yla, demokrasinin sadece demagojisini yaptÄ±. Kayda deÄŸer hiÃ§bir somut adÄ±m atmadÄ±, aksine, her fÄ±rsatta (Åžemdinli Ã¶nemli bir gÃ¶stergeydi) statÃ¼koyla uzlaÅŸmayÄ± esas aldÄ±. MuhafazakarÄ±n demokratlÄ±ÄŸÄ± da bu kadardÄ± iÅŸte...<br />
<br />
BugÃ¼n bu sahte demokratlÄ±ÄŸÄ±n ipliÄŸinin pazara Ã§Ä±kÄ±ÅŸÄ±, Ergenekon pisliÄŸinin &lsquo;ulusalcÄ±lÄ±ÄŸa` yaÅŸattÄ±ÄŸÄ± irtifa kaybÄ±yla birlikte, gerÃ§ekten demokrasi eksenli bir mÃ¼cadelenin olanaklarÄ±nÄ± geniÅŸletiyor. ArtÄ±k, her AKP eleÅŸtirisini "Ergenekonculuk´la, her demokrasi talebini ise "AKP`cilik´le boÄŸmak mÃ¼mkÃ¼n deÄŸildir. AKP karÅŸÄ±tÄ± muhalefet &lsquo;ulusalcÄ±lÄ±k` gÃ¶lgesinden kurtulmakta, AKP`nin teÅŸhirinin "statÃ¼koculuÄŸun gÃ¼Ã§lenmesi´ diye yutturulmasÄ± daha bir gÃ¼Ã§leÅŸmektedir. Elbette, baÅŸta CHP, bu tablodan yararlanmaya Ã§alÄ±ÅŸanlar olacaktÄ±r. Ama statÃ¼kocularÄ±n demokratlÄ±ÄŸa soyunmak iÃ§in ne mecalleri ne yetenekleri kalmÄ±ÅŸtÄ±r. Demokrasi sicilleri yÃ¼zkarasÄ±dÄ±r. Ä°kna edicilikleri sÄ±fÄ±rÄ± tÃ¼ketmiÅŸtir.<br />
<br />
Bu anlamda, AKP`nin liberallerle kÃ¶prÃ¼leri atarak demokrasi demagogluÄŸu bile yapamaz duruma gelmesiyle daha bir aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±kan &lsquo;demokratik alternatif adresi` boÅŸluÄŸunun doldurulmasÄ±nÄ±n aciliyeti ortadadÄ±r. AKP`den beklentiler demokratik muhalefet aÃ§Ä±sÄ±ndan elbette Ã§Ã¼rÃ¼tÃ¼cÃ¼ydÃ¼. Åžimdi AKP`den yana hayal kÄ±rÄ±klÄ±ÄŸÄ± yaÅŸayanlarÄ±n umutsuzluÄŸunun da aynÄ± etkiyi gÃ¶sterebileceÄŸi unutulmamalÄ±dÄ±r. Ã–rneÄŸin, eski TKP Genel Sekreteri Nabi YaÄŸcÄ±, "AKP`nin demokrasi iddiasÄ±nÄ±n kalmadÄ±ÄŸÄ± doÄŸruysa, demokrasi iÃ§in gerÃ§ekten tehlike Ã§anlarÄ± Ã§alÄ±yor demektir...´ diyor. AKP dÄ±ÅŸÄ±nda tutacak dalÄ± kalmamÄ±ÅŸ, bÃ¼tÃ¼n umutlarÄ±nÄ± yitirmenin eÅŸiÄŸindeki sefil bir liberalin halidir bu. YaÄŸcÄ±larÄ±n umudu yaÄŸladÄ±klarÄ±ndadÄ±r, doÄŸaldÄ±r bu. Biz ise YaÄŸcÄ± deÄŸiliz, umudumuz da, umut baÄŸladÄ±klarÄ±mÄ±z da farklÄ±dÄ±r. YaÄŸcÄ±`nÄ±n sÃ¶ylediÄŸi gibi Ã§alan bir Ã§an varsa eÄŸer, ezilenleri, emekÃ§ileri bir demokrasi odaÄŸÄ± oluÅŸturmaya Ã§aÄŸÄ±rmaktadÄ±r.<br />
<br />
Evet, demagoji odaÄŸÄ±nÄ±n iflasÄ±, gerÃ§ek demokrasi odaÄŸÄ±nÄ± yaratmayÄ± daha da yakÄ±cÄ± kÄ±lÄ±yor. 1 MayÄ±s ve 6 MayÄ±s`ta hissettiÄŸimiz arayÄ±ÅŸ ve devrimci mayalanma da hesaba katÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda, sÃ¶z konusu hayati ihtiyaca yanÄ±t vermenin olanaklarÄ± da geniÅŸlemektedir. <br />
Devrimci politika, isabetli zamanlama sorunudur biraz da. Ä°htiyaca zamanÄ±nda yanÄ±t Ã¼retmek yani...<br />
<br />
Ã‡an Ã§alarak bizi Ã§aÄŸÄ±ran, Ã¼zerimize gelen zamanÄ± Ä±skalamak, "boÅŸluklar dolar´ yasasÄ±nÄ±n politikada da geÃ§erli olduÄŸunu unutmak demektir.<br />
<br />
BÃ¶ylesi bir unutuÅŸun ise kimseye hayrÄ±nÄ±n olmayacaÄŸÄ± aÃ§Ä±ktÄ±r.<br />
<br />
Vedat Ä°lbeyoÄŸlu - vedatilbey@yahoo.com / Evrensel<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_150.html</link>
  <dc:subject>Ã‡anlar neyi Ã§alÄ±yor?</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>KÃ¼resel IsÄ±nma ve Enerji Problemi</title>
  <description>KÃ¼resel IsÄ±nma

Son birkaÃ§ yÄ±ldÄ±r adÄ±nÄ± giderek daha sÄ±kÃ§a duymaya baÅŸladÄ±ÄŸÄ±mÄ±z kÃ¼resel Ä±sÄ±nma problemi aslÄ±nda yeni bir teori deÄŸil, bilim adamlarÄ±nÄ±n onlarca yÄ±ldÄ±r kamunun dikkatini yÃ¶neltmey...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
<b>KÃ¼resel IsÄ±nma</b><br />
<br />
Son birkaÃ§ yÄ±ldÄ±r adÄ±nÄ± giderek daha sÄ±kÃ§a duymaya baÅŸladÄ±ÄŸÄ±mÄ±z kÃ¼resel Ä±sÄ±nma problemi aslÄ±nda yeni bir teori deÄŸil, bilim adamlarÄ±nÄ±n onlarca yÄ±ldÄ±r kamunun dikkatini yÃ¶neltmeye Ã§alÄ±ÅŸtÄ±klarÄ± bir tehlike. ÃœzÃ¼cÃ¼dÃ¼r ki bu problemin kabul edilmesi iÅŸlerine gelmeyen dÃ¼nyanÄ±n Ã¶nde gelen devletleri ve sanayi lobileri bugÃ¼ne kadar kamunun bu konuda bilgi sahibi olmasÄ±nÄ± engellemeyi ve hatta bu tehlikeyi sadece az sayÄ±da insanÄ±n inandÄ±ÄŸÄ±, safsata niteliÄŸinde bir teori gibi gÃ¶stermeyi baÅŸarmÄ±ÅŸlardÄ±r. Bu bencilce ve Ã¶ngÃ¶rÃ¼ÅŸsÃ¼z oyunlar yÃ¼zÃ¼nden ancak gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde, yumurta kapÄ±ya dayandÄ±ÄŸÄ±nda, hatta belki de Ã§ok geÃ§ kalmÄ±ÅŸ olduÄŸumuz bir noktada baÅŸlÄ±yoruz bu tehlike hakkÄ±nda bilgilenmeye, Ã§Ã¼nkÃ¼ artÄ±k iklimlerdeki deÄŸiÅŸme, ortalama sÄ±caklÄ±klardaki artÄ±ÅŸ ve kapÄ±nÄ±n eÅŸiÄŸindeki kuraklÄ±k sinyalleri gÃ¶zardÄ± edilemeyecek hale gelmiÅŸtir.<br />
<br />
GeÃ§tiÄŸimiz sene iÃ§erisinde gerÃ§ekleÅŸen bir baÅŸka yenilik de ABD`de kitlelere ulaÅŸmayÄ± baÅŸaran, Amerika`nÄ±n 2000 seÃ§imlerindeki baÅŸkan adayÄ± Al Gore tarafÄ±ndan hazÄ±rlanan "Ä°ÅŸe Gelmeyen GerÃ§ek: KÃ¼resel<img vspace="8" lang="en" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/an-inconvenient-truth.jpg" alt="An Inconvenient Truth" dir="ltr" title="An Inconvenient Truth" /> UyarÄ±´ isimli filmin gÃ¶sterime girmesi oldu. Her ne kadar Al Gore`un bu filmden politik bir fayda saÄŸlama amacÄ±nda olduÄŸu iddia edilebilirse de ilk kez bu film sayesinde baÅŸta Amerikan halkÄ± olmak Ã¼zere dÃ¼nya toplumlarÄ± tarafÄ±ndan problemin ulaÅŸmÄ±ÅŸ olduÄŸu boyutu farketme olanaÄŸÄ± doÄŸmuÅŸ olmasÄ± ve bu konuda acilen ciddi Ã¶nlemler alÄ±nmasÄ± gerektiÄŸinin kamu tarafÄ±ndan anlaÅŸÄ±lmaya baÅŸlanmasÄ± pozitif geliÅŸmelerdir.<br />
<br />
Bu noktada kÃ¼resel Ä±sÄ±nma problemini teknik olarak aÃ§Ä±klamak yararlÄ± olacaktÄ±r: GeÃ§en bir yÃ¼zyÄ±l iÃ§erisinde dÃ¼nya nÃ¼fusunun 2 milyarÄ±n altÄ±nda bir dÃ¼zeyden 6.5 milyara ulaÅŸmasÄ± ve dÃ¼nya Ã§apÄ±ndaki sanayileÅŸme hareketi nedeniyle, atmosfere salÄ±nan ve en Ã¶nemli Ã¶rneÄŸi karbondioksit olan sera gazlarÄ±nÄ±n konsantrasyonu tarihte hiÃ§ gÃ¶rÃ¼lmemiÅŸ bir dÃ¼zeyde artmÄ±ÅŸtÄ±r. Bu gazlar gÃ¼neÅŸten dÃ¼nya yÃ¼zeyine ulaÅŸan enerjinin giderek daha bÃ¼yÃ¼k bir kÄ±smÄ±nÄ±n atmosfer tarafÄ±ndan tutulmasÄ±na ve daha azÄ±nÄ±n uzaya geri yansÄ±tÄ±lmasÄ±na sebep olmaktadÄ±r. Bu da elbette kÃ¼resel boyutta artan sÄ±caklÄ±klarÄ± beraberinde getirmektedir.<br />
<br />
Maalesef kÃ¼resel Ä±sÄ±nma problemi kendiliÄŸinden hÄ±zlanan bir niteliktedir, sÄ±caklÄ±klarÄ±n artmasÄ±yla birlikte dÃ¼nyanÄ±n sÃ¼rekli olarak kar ve buzla kaplÄ± olan kutup bÃ¶lgelerinde giderek daha fazla erime meydana gelmekte ve beyaz olduÄŸu iÃ§in gÃ¼neÅŸ Ä±ÅŸÄ±nlarÄ±nÄ± ayna gibi uzaya geri yansÄ±tan bu buz kÃ¼tlelerinin yok olmasÄ±yla her geÃ§en gÃ¼n daha da Ã§ok gÃ¼neÅŸ enerjisi yere ulaÅŸmaktadÄ±r.<br />
<br />
KÃ¼resel Ä±sÄ±nmanÄ±n doÄŸuracaÄŸÄ± sonuÃ§lar Ã§ok ciddidir. DÃ¼nya Ã¼zerindeki ortalama sÄ±caklÄ±k artmakla kalmayacak, varolan iklim sistemleri bÃ¼yÃ¼k Ã¶lÃ§Ã¼de deÄŸiÅŸecektir ki bu okyanus akÄ±ntÄ±larÄ±nÄ±, yaÄŸÄ±ÅŸ daÄŸÄ±lÄ±mlarÄ±nÄ± ve rÃ¼zgar sistemlerini kapsamaktadÄ±r. Bu deÄŸiÅŸikliklerden ekosistem de bÃ¼yÃ¼k zarar gÃ¶recek, karada ya da denizde olsun bÃ¶lgelerindeki iklime uyum saÄŸlamÄ±ÅŸ bulunan sayÄ±sÄ±z bitki ve hayvan tÃ¼rÃ¼ yok olacak ve doÄŸanÄ±n dengesi geri dÃ¶ndÃ¼rÃ¼lemez biÃ§imde bozulacaktÄ±r. TÃ¼m bu korkutucu sonuÃ§lar elbette insanlÄ±ÄŸÄ± da Ã§ok zor durumlarda bÄ±rakacak, su sÄ±kÄ±ntÄ±sÄ±, tarÄ±m ve hayvancÄ±lÄ±ÄŸÄ±n zarar gÃ¶rmesinden dolayÄ± kÄ±tlÄ±k ve Ã¶zellikle geliÅŸmekte olan Ã¼lkelerde ekonominin alacaÄŸÄ± darbe ile sefalet baÅŸ gÃ¶sterecektir. Kutuplarda karasal buzlarÄ±n erimesi ve buradan Ã§Ä±kan suyun okyanuslara eklenmesiyle dÃ¼nya Ã§apÄ±nda deniz seviyesinin metrelerce yÃ¼kselmesi ve gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde milyonlarÄ±n yaÅŸadÄ±ÄŸÄ± tÃ¼m kÄ±yÄ± ÅŸehirlerinin bÃ¼yÃ¼k Ã¶lÃ§Ã¼de su altÄ±nda kalmasÄ± sÃ¶z konusudur.<br />
<br />
Bu korkunÃ§ senaryolar uzak bir gelecekte deÄŸil, bizim yaÅŸam sÃ¼remiz iÃ§erisinde gerÃ§ekleÅŸecek ve eÄŸer Ã¶nÃ¼ alÄ±namazsa gÃ¼nÃ¼mÃ¼zÃ¼n genÃ§ kuÅŸaÄŸÄ± dÃ¼nyanÄ±n Ã§ehresinin tanÄ±nmaz Ã¶lÃ§Ã¼de deÄŸiÅŸmesini izlemek zorunda kalacak. Elbette bu Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼ sonuÃ§lardan TÃ¼rkiye de nasibini alacaktÄ±r, hatta Akdeniz kuÅŸaÄŸÄ± kuraklÄ±k tehlikesinin ilk olarak tehdit ettiÄŸi bÃ¶lgelerden biridir ki maalesef bunun etkilerini bugÃ¼nden hissetmekte olmamÄ±z problemin ne kadar ilerlemiÅŸ olduÄŸuna dair Ã§ok endiÅŸe verici bir iÅŸarettir.<br />
<br />
<b>Fosil YakÄ±tlar ve Enerji Problemi</b><br />
<br />
Bu yazÄ±nÄ±n geri kalanÄ±nda kÃ¼resel Ä±sÄ±nma sorununun henÃ¼z kamuya daha az ulaÅŸan yanÄ± olan "enerji problemi´nden bahsedeceÄŸiz. Enerji problemi, eÄŸer kÃ¼resel Ä±sÄ±nmanÄ±n Ã¶nÃ¼nÃ¼ almak istiyorsak dÃ¼nyanÄ±n enerji ihtiyacÄ±nÄ± nasÄ±l karÅŸÄ±layacaÄŸÄ±mÄ±zla ilgilidir. Bu konudaki gÃ¼Ã§lÃ¼k, ÅŸu anda medeniyetimizin enerji talebinin, elektrik, Ä±sÄ±nma ya da ulaÅŸtÄ±rma amaÃ§lÄ± olsun, neredeyse tamamen fosil yakÄ±tlarla (yani kÃ¶mÃ¼r, petrol ve doÄŸal gaz) saÄŸlanmakta olmasÄ±ndan kaynaklanmaktadÄ±r. Bunun istisnalarÄ± olarak hidroelektrik ve nÃ¼kleer santraller gÃ¶sterilebilir.<br />
<br />
Burada iki hususa dikkat etmeliyiz: KÃ¼resel Ä±sÄ±nma problemi aÃ§Ä±sÄ±ndan en Ã¶nemli olan unsur bir enerji kaynaÄŸÄ±nÄ±n atmosfere sera gazlarÄ± salÄ±p salmamasÄ±dÄ±r ki fosil yakÄ±tlar doÄŸalgaz da dahil olmak Ã¼zere) yakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda karbondioksit aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±karÄ±rken, nÃ¼kleer enerji her ne kadar baÅŸka sakÄ±ncalarÄ± olsa da sera gazlarÄ± aÃ§Ä±sÄ±ndan zararsÄ±zdÄ±r. Ä°kinci ve kÃ¼resel Ä±sÄ±nma bakÄ±mÄ±ndan Ã¶nemi nispeten daha az olan husus ise bir enerji kaynaÄŸÄ±nÄ±n yenilenebilir olup olmamasÄ±dÄ±r ki ne fosil yakÄ±tlar ne de nÃ¼kleer enerji yenilenebilirken hidroelektrik enerji kullanÄ±ldÄ±kÃ§a tÃ¼kenmediÄŸinden dolayÄ± yenilenebilir bir enerji tÃ¼rÃ¼dÃ¼r.<br />
<br />
Bazen dile getirildiÄŸinin aksine enerji probleminin fosil yakÄ±tlarÄ±n yakÄ±n gelecekte tÃ¼keneceÄŸi iddiasÄ±yla bir ilgisi yoktur, ve zaten bu iddia doÄŸru deÄŸildir. Uzman bilimadamlarÄ±, Ã¶zellikle okyanus altÄ±ndaki kÃ¶mÃ¼r rezervlerinin devreye sokulmasÄ±yla en karamsar tahminlerle bile dÃ¼nyanÄ±n enerji talebini binlerce yÄ±l gidermeye yetecek kadar fosil yakÄ±t kaynaÄŸÄ± bulunduÄŸunu belirtmektedir. Az Ã¶nce de belirttiÄŸimiz gibi enerji problemi ancak kÃ¼resel Ä±sÄ±nmanÄ±n Ã¶nÃ¼nÃ¼ almayÄ± kendimize ÅŸart koÅŸtuÄŸumuzda, yani fosil yakÄ±tlarÄ± kullanmayÄ± gÃ¶nÃ¼llÃ¼ olarak bÄ±raktÄ±ÄŸÄ±mÄ±zda karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kacak bir zorluktur. KÄ±saca, Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki onyÄ±llar iÃ§inde insanlÄ±k, teknolojik olarak Ã§ok gÃ¼Ã§ olmasÄ±na raÄŸmen tÃ¼m dÃ¼nyanÄ±n halihazÄ±rdaki enerji kullanma sistemini baÅŸtan aÅŸaÄŸÄ± deÄŸiÅŸtirmek veya dÃ¼nya yÃ¼zÃ¼nÃ¼n geri dÃ¶nÃ¼lmez bir biÃ§imde deÄŸiÅŸmesine izin vermek seÃ§enekleri arasÄ±nda karar vermek durumundadÄ±r.<br />
<br />
Elbette atmosferde insanlÄ±k daha evrimleÅŸmeden Ã¶nce bile sera gazlarÄ± vardÄ± ve bunlar milyonlarca yÄ±llÄ±k bir sÃ¼reÃ§ iÃ§inde doÄŸada belli konsantrasyonlarda dengelenmiÅŸti. Atmosferdeki karbondioksit miktarÄ± bu<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/hava-kirliligi.jpg" alt="Hava KirliliÄŸi" dir="ltr" title="Hava KirliliÄŸi" /> doÄŸal denge iÃ§inde aÅŸaÄŸÄ± yukarÄ± 50 yÄ±llÄ±k bir sÃ¼rede okyanuslar tarafÄ±ndan emilerek sabit bir konsantrasyonda tutulmaktadÄ±r. Bu da bizim enerji krizi ile baÅŸetmek iÃ§in elimizde olan sÃ¼reyi belirlemektedir. Åžu anda zaten normalin Ã§ok Ã¼stÃ¼nde bir seviyeye gelmiÅŸ olan karbondioksit dÃ¼zeyi, biz bugÃ¼n karbon emisyonu olan tÃ¼m yakÄ±tlarÄ± kullanmayÄ± bÄ±raksak bile ancak 50 yÄ±llÄ±k bir zaman diliminde normale dÃ¶nebilecektir. KÃ¼resel Ä±sÄ±nmanÄ±n etkilerinin daha gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde bile ne boyutlara gelmiÅŸ olduÄŸu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lÃ¼rse anlaÅŸÄ±lacaktÄ±r ki eÄŸer 21. yÃ¼zyÄ±l iÃ§inde tÃ¼m dÃ¼nya medeniyetleri olarak kullandÄ±ÄŸÄ±mÄ±z enerji kaynaklarÄ±nÄ± deÄŸiÅŸtiremezsek zaten kurtarÄ±lacak bir ekosistem kalmayacaktÄ±r geriye.<br />
<br />
<b>Alternatif YakÄ±tlar</b><br />
<br />
Åžimdi enerji problemine Ã¶nerilen Ã§eÅŸitli Ã§Ã¶zÃ¼mleri ele alalÄ±m ve bunlarÄ± deÄŸerlendirelim. Haliyle burada kendimizi sera gazlarÄ±nÄ± aÃ§Ä±ÄŸa Ã§Ä±karmayan enerji tipleriyle sÄ±nÄ±rlandÄ±rmak zorundayÄ±z; buna karÅŸÄ±lÄ±k hem yenilenebilir hem de miktarÄ± sÄ±nÄ±rlÄ± olan enerji kaynaklarÄ±nÄ± gÃ¶zden geÃ§ireceÄŸiz. Her ne kadar gelecekte insanoÄŸlu sadece yenilenebilir kaynaklarÄ± kullanmaya mecbur olsa da enerji problemi daha acil olup bu teknolojiler devreye girene kadar daha kÄ±sa vadeli Ã§Ã¶zÃ¼mlere baÅŸvurmak mÃ¼mkÃ¼ndÃ¼r.<br />
<br />
Bunun en Ã¶nemli Ã¶rneÄŸi nÃ¼kleer enerjidir. Yenilenebilir bir kaynak olmamasÄ±na karÅŸÄ±n, ÅŸu anda yeni bir teknoloji icat etmeye gerek kalmadan enerji problemi ile mÃ¼cadele etme potansiyeli bulunan tek enerji tÃ¼rÃ¼ nÃ¼kleer enerjidir. Bu aÃ§Ä±dan yenilenebilir ve kalÄ±cÄ± diÄŸer Ã§Ã¶zÃ¼mlere doÄŸru giden yolda kÄ±sa sÃ¼reli bir geÃ§iÅŸ dÃ¶neminde kullanÄ±lmasÄ± mÃ¼mkÃ¼n gÃ¶zÃ¼kse de aslÄ±nda bu pek gerÃ§ekÃ§i deÄŸildir. Ä°lk olarak nÃ¼kleer enerji ancak elektrik elde etmede kullanÄ±lmaktadÄ±r; elektrik enerjisi ise dÃ¼nyanÄ±n enerji gereksiniminin sadece yÃ¼zde onuna denk gelmektedir. KaldÄ± ki kendimizi sadece dÃ¼nyanÄ±n tÃ¼m elektrik ihtiyacÄ±nÄ± nÃ¼kleer enerjiden saÄŸlamakla sÄ±nÄ±rlandÄ±rsak bile, bunun iÃ§in Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki elli yÄ±llÄ±k sÃ¼re iÃ§inde her birkaÃ§ gÃ¼nde bir yeni bir nÃ¼kleer santral yapÄ±lmasÄ± ve hizmete aÃ§Ä±lmasÄ± gerekmektedir. Daha gerÃ§ekÃ§i bir dÃ¼zeyde, bu yaklaÅŸÄ±mÄ±n getirdiÄŸi esas sorun nÃ¼kleer teknolojinin dÃ¼nyanÄ±n sadece sayÄ±lÄ± geliÅŸmiÅŸ Ã¼lkelerinin elinde bulunmasÄ± ve geliÅŸmekte olan Ã¼lkelere verilmesinin gÃ¼venlik sorunlarÄ±nÄ± beraberinde getirecek olmasÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Enerji problemine Ã¶nerilen bir baÅŸka Ã§Ã¶zÃ¼m ise bugÃ¼ne kadar yaptÄ±ÄŸÄ±mÄ±z gibi fosil yakÄ±tlarÄ± kullanmaya devam etmek, fakat Ã§Ä±kan sera gazlarÄ±nÄ± kimyasal olarak konsantre ederek gÃ¶mmektir. Maalesef bu yaklaÅŸÄ±m da aÅŸÄ±lmasÄ± pek gerÃ§ekÃ§i olmayan sorunlarÄ± beraberinde getirmektedir. DÃ¼nyanÄ±n bir yÄ±l iÃ§erisinde Ã¼rettiÄŸi karbondioksit miktarÄ± gÃ¶zÃ¶nÃ¼nde tutulacak olursa, bu kadar karbondioksiti okyanus derinliklerinde eritmeye Ã§alÄ±ÅŸmak denizlerin asitlik deÄŸerini arttÄ±rarak ekosisteme bÃ¼yÃ¼k zarar verecek, kara parÃ§alarÄ±nÄ±n altÄ±ndaki derin boÅŸluklara gÃ¶mmeye Ã§alÄ±ÅŸmak ise bu gazlarÄ±n eninde sonunda, kaÃ§Ä±nÄ±lmaz olarak yeniden dÄ±ÅŸarÄ±ya sÄ±zmasÄ±na engel olamayacaktÄ±r.<br />
<br />
<b>Yenilenebilir Enerji KaynaklarÄ±</b><br />
<br />
Bu noktada yenilenebilir enerji kaynaklarÄ±na geliyoruz. Bunun en gÃ¼zel Ã¶rneÄŸi olan hidroelektrik enerjinin ciddi bir teknolojik ya da Ã§evresel problemi olmamasÄ±na karÅŸÄ±n, maalesef dÃ¼nya Ã¼zerinde kullanÄ±labilir potansiyelinin Ã§ok bÃ¼yÃ¼k bÃ¶lÃ¼mÃ¼ zaten halihazÄ±rda kullanÄ±lmaktadÄ±r. Alternatif yenilenebilir<b><img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/alternatif-enerjiler.jpg" alt="Alternatif Enerji KaynaklarÄ±" dir="ltr" title="Alternatif Enerji KaynaklarÄ±" /></b> enerji kaynaklarÄ± olarak gÃ¶sterilen jeotermal, rÃ¼zgar ve okyanus (gelgit) enerjilerinden ne yazÄ±k ki hiÃ§birinin dÃ¼nya enerji gereksiniminin Ã§ok ufak bir parÃ§asÄ±ndan fazlasÄ±nÄ± karÅŸÄ±lama potansiyeli bulunmamaktadÄ±r. Genetik olarak deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ bitki veya bakteri Ã§eÅŸitlerini kullanarak enerji depolamak ve bu enerjiyi kimyasal olarak kullanmak (teknik terimle biomass) ise dÃ¼nyaya gereken enerjiyi saÄŸlamak iÃ§in gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde tarÄ±mda kullanÄ±lmayan neredeyse tÃ¼m yer yÃ¼zeyinin kullanÄ±lmasÄ± anlamÄ±na gelmektedir ki bu da pek gerÃ§ekÃ§i deÄŸildir. Zaten sÃ¶z konusu Ã§Ã¶zÃ¼m olasÄ±lÄ±ÄŸÄ±, bu bitkilere yapÄ±lmasÄ± gereken bakÄ±ma harcanacak enerji gÃ¶zÃ¶nÃ¼nde tutulduÄŸunda ancak ufak bir net enerji kazancÄ± getirmektedir.<br />
<br />
Enerji probleminin henÃ¼z bahsetmediÄŸimiz tek ve en Ã¶nemli, Ã§Ã¶zÃ¼m adayÄ± gÃ¼neÅŸ enerjisidir. GÃ¼neÅŸ enerjisi yenilenebilir, sera gazÄ± iÃ§ermez ve dÃ¼nyamÄ±za ulaÅŸan gÃ¼neÅŸ Ä±ÅŸÄ±ÄŸÄ± insanlÄ±ÄŸÄ±n ihtiyaÃ§ duyduÄŸunun defalarca fazlasÄ±, pratik olarak sÄ±nÄ±rsÄ±za yakÄ±n enerji iÃ§ermektedir. Elbette bu Ã§Ã¶zÃ¼m de kendi problemlerini beraberinde getirmektedir ki bunlar teknolojik niteliktedir. Åžu anda elimizde bulunan gÃ¼neÅŸ enerjisi teknolojileri pahalÄ±dÄ±r ve bu yÃ¼zden ancak diÄŸer enerji tÃ¼rlerinden daha ucuza geldiÄŸi yerlerde kullanÄ±lmaktadÄ±r, Ã¶rneÄŸin yazlÄ±k evlerimizde su Ä±sÄ±tmak gibi. Fakat varolan gÃ¼neÅŸ enerjisi teknolojisini daha ucuz hale getirmenin Ã¶tesinde Ã§Ã¶zÃ¼lmesi gereken sorun bu enerjiyi nasÄ±l depolayacaÄŸÄ±mÄ±zdÄ±r. Ã‡Ã¼nkÃ¼ yazlÄ±klarÄ±n aksine ev-iÃ§i Ä±sÄ±nma en Ã§ok gece duyulan bir ihtiyaÃ§tÄ±r, yani gÃ¼neÅŸ Ã§oktan battÄ±ktan sonra. Daha genel olarak gÃ¼nÃ¼n sadece belli saatlerinde ve hatta sadece hava aÃ§Ä±k olduÄŸunda yararlanabileceÄŸimiz bu enerji tÃ¼rÃ¼nÃ¼ nasÄ±l barajlarda su depoluyorsak benzer ÅŸekilde depolayabilecek ve gece gÃ¼ndÃ¼z, yÄ±l boyunca istikrarlÄ± bir ÅŸekilde kullanmamÄ±zÄ± saÄŸlayabilecek teknolojiler (gÃ¼neÅŸ pili vb.) geliÅŸtirilmesi gerekmektedir. DÃ¼nyanÄ±n en Ã¶nde gelen araÅŸtÄ±rma Ã¼niversitelerindeki fizik ve kimya bÃ¶lÃ¼mleri de bu teknolojilerin Ã¶neminin farkÄ±ndadÄ±r ve bu konudaki araÅŸtÄ±rmalara bÃ¼tÃ§e ayÄ±rmaktadÄ±r fakat yine de bu Ã§abalar tÃ¼m dÃ¼nyayÄ± ciddi Ã¶lÃ§Ã¼de tehdit eden bir sorunun Ã§Ã¶zÃ¼mÃ¼nÃ¼n hak etmesi gerekenin Ã§ok altÄ±nda kalmaktadÄ±r. Ã–nemli konu, gÃ¼neÅŸ enerjisinin depolanabilmesi, ve sadece elektrik enerjisini deÄŸil, Ä±sÄ±nma ve ulaÅŸÄ±mda kullanÄ±lan diÄŸer enerji tÃ¼rlerini de ikame etmesidir.<br />
<br />
<b>Bize DÃ¼ÅŸen GÃ¶revler</b><br />
<br />
Problemi ve olasÄ± Ã§Ã¶zÃ¼mlerini ayrÄ±ntÄ±sÄ±yla irdeledikten sonra insan olarak bize dÃ¼ÅŸen gÃ¶revlerden bahsetmekte yarar var. KiÅŸisel olarak, iÅŸ, eÄŸitim dÃ¼zeyi ve yaÅŸÄ±mÄ±zdan baÄŸÄ±msÄ±z olarak hepimizin yapabileceÄŸi Ã§ok basit bir ÅŸey var ki o da Ã§evremizdekilere durumun ciddiyetini anlatmak, onlarÄ±n da tanÄ±dÄ±klarÄ±na anlatmalarÄ±nÄ± saÄŸlamak ve bu konuda politikacÄ±larÄ±n kendilerini birÅŸeyleri deÄŸiÅŸtirmek zorunda hissedeceÄŸi kadar gÃ¼Ã§lÃ¼ bir toplumsal irade oluÅŸturmaktÄ±r. Televizyonda bir tek sahipsiz kÃ¶peÄŸin Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmesini ya da bir yavru fokun avlanmasÄ±nÄ± gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼nde Ã¼zÃ¼len ve kendini birÅŸeyler yapmak zorunda hisseden insanlarÄ±n,<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/gelecek-nesiller.jpg" alt="Gelecek Nesiller - Ã‡ocuklar" dir="ltr" title="Gelecek Nesiller - Ã‡ocuklar" /> binlerce, milyonlarca hayvanÄ±n, hatta hayvan tÃ¼rlerinin neslinin tÃ¼kenmesine gÃ¶z yummasÄ± kabul edilemez. Ã‡ocuÄŸu olan yetiÅŸkinler olsun, ileride Ã§ocuk sahibi olmayÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nen genÃ§ler olsun, kendimize ÅŸu soruyu sormamÄ±z gerekir: "BirkaÃ§ yÄ±l daha alÄ±ÅŸageldiÄŸim gibi yaÅŸamak iÃ§in Ã§evreye yaptÄ±ÄŸÄ±m zararÄ±n hesabÄ±nÄ± Ã§ocuklarÄ±ma, gelecek nesillere nasÄ±l veririm? Bu ataletim ve bencilliÄŸimle Ã§ocuklarÄ±mÄ±, torunlarÄ±mÄ± ve onlardan sonra gelecek olan tÃ¼m nesilleri nasÄ±l bir dÃ¼nyada yaÅŸamaya mahkum ediyorum?´<br />
<br />
KÃ¼resel Ä±sÄ±nma ve enerji problemi yirmibirinci yÃ¼zyÄ±lda insanlÄ±ÄŸÄ±n karÅŸÄ±laÅŸacaÄŸÄ± en bÃ¼yÃ¼k ve aÅŸÄ±lmasÄ± en zor olacak sorundur. Bu problemler ancak global dÃ¼zeyde bir seferberlikle, bugÃ¼n baÅŸlayarak Ã§Ã¶zÃ¼lebilir, Ã§Ã¼nkÃ¼ yarÄ±n bu iÅŸe baÅŸlamak iÃ§in Ã§ok geÃ§tir. GÃ¼nÃ¼mÃ¼ze kadar, ÅŸÄ±marÄ±k bir Ã§ocuÄŸun sonuÃ§larÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lmeden her istediÄŸinin ailesi tarafÄ±ndan yapÄ±lmasÄ± gibi, insanlÄ±k da sorumsuzca her istediÄŸini doÄŸadan sonuÃ§larÄ±nÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nmeksizin almÄ±ÅŸ, dÃ¼nyanÄ±n nÃ¼fusu gezegenimizin taÅŸÄ±yamayacaÄŸÄ± kadar artmÄ±ÅŸ ve bugÃ¼n tÃ¼m bunlarÄ±n sonuÃ§larÄ± hepimizce hissedilir, inkar edilemez bir hale gelmiÅŸtir. Ä°nsanlÄ±ÄŸÄ±n ÅŸu anda Ã¶nÃ¼ndeki seÃ§im bellidir, ya sorumsuzca davranmaya devam ederek bugÃ¼nÃ¼n genÃ§lerinin yaÅŸam sÃ¼resi iÃ§inde iklim sistemlerini geri dÃ¶nÃ¼lmez biÃ§imde deÄŸiÅŸtirerek ekosisteme ve dolayÄ±sÄ±yla kendimize korkunÃ§ zararlar vermek, ya da nispeten yerel boyuttaki diÄŸer tÃ¼m problemleri bir yana bÄ±rakarak, ki buna dÃ¼nyadaki tÃ¼m savaÅŸlar da dahildir, insanlÄ±k olarak olgunlaÅŸmak, kendi elimizle yol aÃ§tÄ±ÄŸÄ±mÄ±z Ã§evresel problemlerin farkÄ±na varmak, sorumluluÄŸunu kabullenmek, ve nihayetinde bu sorunlarÄ± gidermek iÃ§in seferber olmak.<br />
<br />
Esas soru Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki elli yÄ±l iÃ§erisinde hepimizin hayatÄ±nÄ±n deÄŸiÅŸip deÄŸiÅŸmeyeceÄŸi deÄŸildir. Esas soru dÃ¼nya Ã¼zerindeki hayatÄ±n ne ÅŸekilde deÄŸiÅŸeceÄŸidir. Gelecek nesilleri doÄŸanÄ±n bÃ¼yÃ¼k Ã¶lÃ§Ã¼de yok olmuÅŸ olduÄŸu bir dÃ¼nyada, aÃ§lÄ±k ve susuzlukla baÅŸederek, sÄ±caklardan korunmak iÃ§in belki de yeraltÄ±nda kurulmasÄ± gerekecek ÅŸehirlerde yaÅŸamaya mÄ± mahkum edeceÄŸiz, yoksa bugÃ¼n fedakarlÄ±klar yapmaya baÅŸlayÄ±p, bize ÅŸu anda Ã¶nemli gibi gÃ¶rÃ¼nmekte olan yerel ve hatta ulusal problemleri bir yana bÄ±rakÄ±p, yaÅŸam ÅŸeklimizi deÄŸiÅŸtirecek, geleceÄŸe yatÄ±rÄ±m yapacak ve yaptÄ±klarÄ±mÄ±zÄ±n sorumluluÄŸunu kabullenecek cesareti gÃ¶sterebilecek miyiz? Esas soru "<b>Ä°nsanlÄ±k olgunlaÅŸacabilecek mi?</b>´dir.<br />
<br />
<u>Yazar</u>: <b>Dr. Can KÄ±lÄ±Ã§</b> / <i>Johns Hopkins Ãœniversitesi Fizik BÃ¶lÃ¼mÃ¼</i><br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_149.html</link>
  <dc:subject>KÃ¼resel IsÄ±nma ve Enerji Problemi</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>2007'den 2008'e Medyada YarÄ±lma</title>
  <description> Toplumda hÄ±zla tÄ±rmanan ve birÃ§ok Ã¶nemli geliÅŸmeye gebe gÃ¶rÃ¼nen politik islam ile karÅŸÄ±tlarÄ± arasÄ±ndaki kutuplaÅŸma hÄ±zla medya alanÄ±na da yansÄ±dÄ± ve iki kutuplu bir yapÄ±ya doÄŸru evrilen medya mÃ¼lkiyet...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
 Toplumda hÄ±zla tÄ±rmanan ve birÃ§ok Ã¶nemli geliÅŸmeye gebe gÃ¶rÃ¼nen politik islam ile karÅŸÄ±tlarÄ± arasÄ±ndaki kutuplaÅŸma hÄ±zla medya alanÄ±na da yansÄ±dÄ± ve iki kutuplu bir yapÄ±ya doÄŸru evrilen medya mÃ¼lkiyeti 2007'de hÄ±z kazandÄ±, 2008'e de taÅŸÄ±ndÄ±.<br />
<br />
HÄ±zla metalaÅŸmasÄ± ve ticarileÅŸmesi ile bir endÃ¼stri dalÄ± olarak "ekonomik sektÃ¶r" kimliÄŸindeki medyanÄ±n bu Ã¶zelliÄŸi, gÃ¼nÃ¼mÃ¼z TÃ¼rkiyesinde ikinci planda kalÄ±rken "politik-ideolojik kurum" olarak Ã¶nemi ve cazibesi birincil duruma geÃ§ti. 2002 seÃ§imleri ile Adalet ve KalkÄ±nma Partisi'nin (AKP) iktidar olmasÄ±nÄ±n ardÄ±ndan toplumsal Ã¶rgÃ¼tlenmesini her alanda yatay ve dikey olarak gÃ¼Ã§lendiren Ä°slami kesim, medyada mÃ¼lkiyet, kontrol alanÄ±nÄ± da hÄ±zla geniÅŸletti.<br />
<br />
Ä°ktidarÄ±n nimetleriyle de palazlandÄ±rÄ±lan islami sermayeye satÄ±n aldÄ±rtÄ±lan medya kuruluÅŸlarÄ±na, iktidardaki gÃ¼Ã§ pekiÅŸmesinin ardÄ±ndan, TMSF eline geÃ§miÅŸ baÅŸta ATV-Sabah grubu olmak Ã¼zere diÄŸer medya kuruluÅŸlarÄ± eklendi ve sonuÃ§ta 1990-2002 dÃ¶neminin mÃ¼lkiyet fotoÄŸrafÄ±, 2003 sonrasÄ± dÃ¶nemde yerini farklÄ± bir fotoÄŸrafa bÄ±raktÄ±.<br />
<b><br />
Medya mÃ¼lkiyetinde mafyatik gruplar dÃ¶nemi: 1990-2002</b><br />
<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/medya-90-2002.jpg" alt="Medya mÃ¼lkiyetinde mafyatik gruplar dÃ¶nemi: 1990-2002" dir="ltr" title="Medya mÃ¼lkiyetinde mafyatik gruplar dÃ¶nemi: 1990-2002" /><br />
<u>Mafyatik Finans GruplarÄ±: </u><br />
<br />
Uzan Grubu(Star TV-Gazete)<br />
DinÃ§ Bilgin (Ciner)- Sabah-ATV<br />
BayÄ±ndÄ±r Grubu ( BRT)<br />
Erol Aksoy (Cine 5-Dergiler)<br />
Ceylan Grubu (CRT-HabertÃ¼rk)<br />
SÃ¼zer Grubu (Kent TV)<br />
las (TGRT)<br />
Ahmet Ã–zal-K.YiÄŸit (Kanal 6) <br />
<br />
<u>DiÄŸerleri</u><br />
Karamehmet Grubu(AkÅŸam-Show Tv, SkytÃ¼rk, DigitÃ¼rk<br />
DoÄŸuÅŸ Grubu: NTV,Cnbc-e<br />
KÃ¼Ã§Ã¼k Gruplar: TV 8, HBB,Flash TV<br />
Cumhuriyet<br />
<br />
2002 Ã¶ncesinin medya mÃ¼lkiyetinde, piyasanÄ±n yarÄ±sÄ±nÄ± kontrol eden DoÄŸan Grubu bir yanda, diÄŸer gruplar ise Ã¶bÃ¼r yandaydÄ±. DiÄŸer kutbu oluÅŸturanlarÄ±n Ã¶nemli bir kÄ±smÄ± hem medya hem de medya dÄ±ÅŸÄ±ndaki alanlarda gÃ¼Ã§ kazanmak iÃ§in kamu kaynaklarÄ±nÄ± yasa dÄ±ÅŸÄ± yollardan kullanma uÄŸraÅŸÄ± iÃ§indeydiler.<br />
<br />
Bunun en bilinen biÃ§imi bir banka sahibi olmak, banka kredilerini Ã§eÅŸitli alicengiz oyunlarÄ± ile yandaÅŸ grup ÅŸirketlerine kullandÄ±rmak, dÃ¶nemin deyimiyle hortumlamak ve bankayÄ± Ã¶deme gÃ¼Ã§lÃ¼ÄŸÃ¼ iÃ§inde gÃ¶sterip kamunun kucaÄŸÄ±na bÄ±rakmaktÄ±.<br />
<br />
Ã–zelleÅŸtirmeye Ã§Ä±karÄ±lan bankalarÄ± satÄ±n almak iÃ§in mafyatik yÃ¶ntemlere sÄ±kÃ§a baÅŸvurulan bu dÃ¶nemde, Anavatan Partisi (ANAP), DoÄŸru Yol Partisi (DYP) gibi siyasi partilerin yÃ¶netimlerinden destek bulunarak bu hortumlama cÃ¼retkar biÃ§imde gerÃ§ekleÅŸtirildi. Bu cÃ¼retin kaynaÄŸÄ±nÄ± da elde tutulan ya da edinilen medya kuruluÅŸlarÄ± oluÅŸturuyordu. Bu kategorideki finans kuruluÅŸlarÄ±nÄ±n en az bir TV kanalÄ± sahibi olduÄŸu hatÄ±rlardadÄ±r.<br />
<br />
<b>IlÄ±mlÄ± Ä°slam'Ä±n Medya Bloku</b><br />
<br />
TÃ¼rkiye`ye 2001`de tarihinin en derin krizini yaÅŸatan sÃ¼recin Ã¶nemli halkalarÄ±ndan biri olan bu finansal yaÄŸma, 22 iÃ§i boÅŸaltÄ±lmÄ±ÅŸ, Ã¶deme gÃ¼Ã§lÃ¼ÄŸÃ¼ne dÃ¼ÅŸÃ¼rÃ¼lmÃ¼ÅŸ bankanÄ±n kamuya devredilmesi, milyarlarca dolarlÄ±k zararlarÄ±nÄ±n da kamu borcuna, dolayÄ±sÄ±yla halkÄ±n borcuna dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼lmesi ile sonuÃ§landÄ±.<br />
<br />
TMSF kontrolÃ¼ne geÃ§en bankalarÄ±n portfÃ¶ylerindeki medya kuruluÅŸlarÄ± da haliyle TMSF`ye devroldu. BunlarÄ± TMSF ne yaptÄ±? Star TV`yi satÄ±ÅŸa Ã§Ä±kardÄ±. O gÃ¼nlerde AKP ile cicim aylarÄ± yaÅŸayan DoÄŸan Grubu, gazeteyi deÄŸil TV`yi isterim, dedi ve satÄ±n aldÄ±.<br />
<br />
Gazeteyi ise TMSF, Fetullah GÃ¼len cemaatine yakÄ±n bir isme sattÄ±. O grup, ardÄ±ndan 24 TV kanalÄ±nÄ± kurdu. 24`Ã¼n, bir baÅŸka batÄ±k olan Ã‡Ã¶rtÃ¼k`Ã¼n BRT tv`sinin frekansÄ±nÄ± kullandÄ±ÄŸÄ± sÃ¶yleniyor.<br />
<br />
Star gazete-24 ikilisi ile birlikte, AKP kontrolÃ¼ndeki medyalar Yeni Åžafak-Kanal 7, Zaman-Samanyolu ikililerine eklenmiÅŸ oldu. AKP`nin medyadaki son hamlesi de Ã‡alÄ±k`a aldÄ±rttÄ±ÄŸÄ± ATV-Sabah ikilisi oldu. Bunun alÄ±mÄ± iÃ§in de bir yandan BakanÄ± CumhurbaÅŸkanÄ± ile Katar sermayesinin ayaÄŸÄ±na kadar gidildi, bir yandan da bÃ¼yÃ¼k bir cÃ¼retle iki kamu bankasÄ±na, "kredi verin" talimatÄ± salÄ±ndÄ± ve kredi bankalardan Ã§Ä±ktÄ±. <br />
<br />
Åžimdi artÄ±k ATV-Sabah, BaÅŸbakan`Ä±n damadÄ±nÄ±n CEO`luk yaptÄ±ÄŸÄ± yandaÅŸ ÅŸirket Ã‡alÄ±k`Ä±n uhdesinde.<br />
<br />
<b>Medya mÃ¼lkiyetinde siyasi Ä°slam:2003 ve sonrasÄ±<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/medya-2003.jpg" alt="Medya mÃ¼lkiyetinde siyasi Ä°slam:2003 ve sonrasÄ±" dir="ltr" title="Medya mÃ¼lkiyetinde siyasi Ä°slam:2003 ve sonrasÄ±" /></b><br />
<br />
<u>IlÄ±mlÄ± Ä°slam MedyasÄ±:</u><br />
<br />
ATV-Sabah<br />
Zaman-Samanyolu<br />
Yeni Åžafak-Kanal 7<br />
Star- 24 Tv<br />
BugÃ¼n, Vakit<br />
DolaylÄ± olarak TRT-AA <br />
<br />
<u>DiÄŸerleri:</u><br />
Karamehmet Grubu(AkÅŸam-Show Tv, SkytÃ¼rk, DigitÃ¼rk<br />
Ciner Grubu: Kanal1- HabertÃ¼rk<br />
DoÄŸuÅŸ Grubu: NTV,Cnbc-e<br />
KÃ¼Ã§Ã¼k Gruplar: TV 8, Flash TV<br />
KanaltÃ¼rk, ART,Cumhuriyet<br />
<br />
SÄ±rada baÅŸka kuruluÅŸlar var mÄ± bilinmez, ama AKP`nin medyadaki yayÄ±lmasÄ± bunlarla kalmayabilir. BatÄ±k bankacÄ±lardan Erol Aksoy`un Show TV &lsquo;deki yÃ¼zde 17`lik hissesine TMSF, alacaÄŸÄ±na mahsuben elkoyunca Karamehmet`e ensendeyiz mesajÄ± da ulaÅŸmÄ±ÅŸ oldu.<br />
<br />
AKP, bir yandan TRT`yi tepe tepe kullanÄ±rken bir yandan da doÄŸrudan kontrol ettiÄŸi medya gruplarÄ± ile ve tutabildiÄŸi kadar iktidar gÃ¼cÃ¼ ile medyayÄ± sindirmeye devam edecek. Buna direnebilen direnir, direnemeyen boyun eÄŸecek.<br />
<br />
Laik sermaye fraksiyonu TÃœSÄ°AD`I da temsil eden DoÄŸan Grubu, 2007 seÃ§imleri sonrasÄ±nda "milli gÃ¶rÃ¼ÅŸ" ruhu dirilen AKP ile arasÄ±na mesafe koydukÃ§a medya alanÄ±ndaki Ã§ekiÅŸme de arttÄ±. Yeni bir mutabakat saÄŸlanÄ±ncaya kadar, Ã§ekiÅŸme sÃ¼recek gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor. AKP, iktidar gÃ¼cÃ¼ ile DoÄŸan`a darbeler indirmekten geri kalmÄ±yor.<br />
<br />
DoÄŸan ÅŸimdiye kadar iki bÃ¼yÃ¼kÃ§e darbe aldÄ± bile. Hilton`un tadilatÄ± ile ilgili projesi BÃ¼yÃ¼kÅŸehir`de red gÃ¶rÃ¼nce birinci darbe yenmiÅŸ oldu. POAÅž`a Ceyhan`da rafineri izni Ã§Ä±kmamasÄ± ikinci darbe. SÄ±rada Anadolu YakasÄ± elektrik daÄŸÄ±tÄ±m ihalesinde ve milli piyango Ã¶zelleÅŸtirmelerinde gÃ¶rebileceÄŸi dirsekler var. Ama onun iÃ§in daha zaman var.<br />
<br />
DiÄŸer medya gruplarÄ±ndan Åžahenk de elektrik daÄŸÄ±tÄ±m ihalesinde. DoÄŸuÅŸ medyasÄ±na, onun iÃ§in temkinli yayÄ±n talimatÄ± gitmiÅŸ olmalÄ±. Ya da birileri durumdan zaten vazife Ã§Ä±karÄ±yor... Åžahenk de AKP`yi Ã¼zmeyecek demeÃ§ler veriyor son zamanlarda.<br />
<br />
AKP kapatÄ±lsa bile yerine kurulacak parti ve cemaat-tarikat Ã¶rgÃ¼tlenmesinin siyasi mÃ¼cadelesinin herhÃ¼lÃ¼karda medya alanÄ±nÄ± terketmeyeceÄŸi, tersine tahkim edeceÄŸi aÃ§Ä±k. Yani, TÃ¼rkiye uzun sÃ¼re politik dÃ¼zeyde yaÅŸayacaÄŸÄ± laik-antilaik gÃ¶rÃ¼nÃ¼mlÃ¼, toplumu dikine kesen ve bu arada sermaye blokunu da ikiye yaran (laik sermayenin temsilcisi olarak TÃœSÄ°AD- dinci sermayenin temsilcisi olarak TUSKON ve MÃœSÄ°AD ve kÄ±smen TOBB) kutuplaÅŸma ile yol alacak.<br />
<br />
Bunun Ã¶zÃ¼, Ã§etin bir egemen sÄ±nÄ±flar tepiÅŸmesine dÃ¶nÃ¼ÅŸtÃ¼ aslÄ±nda. Ama bu Ã§ok ayrÄ± ve derin bir analizin konusu.<br />
<br />
<b>Reklam harcamalarÄ±, kriz ve medya</b><br />
<br />
Bu arada, dÃ¼nya krizi ve onun TÃ¼rkiye`ye yansÄ±malarÄ±nÄ±n medyaya getirecekleri de var. Ekonomideki bÃ¼yÃ¼me ve daralmalardan, reklam harcamalarÄ± dolayÄ±sÄ±yla birebir etkilenen medyayÄ± yeni bir reklam daralmasÄ± ve kriz bekliyor.<br />
<br />
2005`te 2,2 milyar YTL olan reklam harcamalarÄ± 2006`da 2,7 milyar YTL`yi, 2007`de de 3,3 milyar YTL`yi buldu. Bu, yeni seri milli gelire gÃ¶re<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/reklam-harcamalari-2007.jpg" alt="2005-2007 yÄ±llarÄ±nda reklam harcamalarÄ±nÄ±n payÄ±" dir="ltr" title="2005-2007 yÄ±llarÄ±nda reklam harcamalarÄ±nÄ±n payÄ±" /> reklam harcamalarÄ±nÄ±n 2005`te yÃ¼zde 0,35 olan payÄ±nÄ±n 2007`de yÃ¼zde 0,39`a Ã§Ä±kmasÄ± demek.<br />
<br />
AslÄ±na bakÄ±lÄ±rsa, ortadaki milli gelire gÃ¶re yeterince bÃ¼yÃ¼meyen bir reklam pastasÄ± var. 2008 ve izleyen yÄ±l ekonomik durgunlukla beraber bu pastanÄ±n bÃ¼yÃ¼me hÄ±zÄ± da dÃ¼ÅŸecek. Ã–nÃ¼mÃ¼zdeki iki yÄ±lda , 2007`deki  bÃ¼yÃ¼klÃ¼ÄŸe ulaÅŸÄ±lmasÄ± bile gÃ¼Ã§ gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor.<br />
<br />
Bu, medyada tensikatlarla, Ã¼cretlere baskÄ±larla yeni bir kÄ±yÄ±mÄ±n eÅŸiÄŸinde olduÄŸumuz anlamÄ±na geliyor, maalesef. Medya Ã§alÄ±ÅŸanlarÄ±, yaklaÅŸan fÄ±rtÄ±nayÄ± gÃ¶rerek bir an once sendika Ã§atÄ±sÄ± altÄ±nda Ã¶rgÃ¼lenmezlerse, krizin ilk kurbanÄ± olacaklar... TÄ±pkÄ± 2001`de olduÄŸu gibi...<br />
<b><br />
Reklamlarda yeni ve ilginÃ§ olan reklamlarÄ±n mecralara daÄŸÄ±lÄ±mÄ±ndaki deÄŸiÅŸiklik:</b><img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/reklam-harcamalari-medya.jpg" alt="Reklam harcamalarÄ±nda medyanÄ±n payÄ±" dir="ltr" title="Reklam harcamalarÄ±nda medyanÄ±n payÄ±" /><br />
<br />
BekleneceÄŸi gibi TV`ler, Ã¶zellikle dizi kuÅŸaklarÄ± aslan payÄ±nÄ± almaya devam ediyor. 2005`te 1,1 milyar YTL ile yÃ¼zde 50,7 olan TV payÄ±, 2007`de 1,7 milyar YTL`yi ve toplamda yÃ¼zde 53 payÄ± geÃ§ti. <br />
<br />
Esas dÃ¼ÅŸÃ¼ÅŸ, paylarÄ± yÃ¼zde 36`dan yÃ¼zde 30`a dÃ¼ÅŸen gazetelerde. Gazetelerin kaybettiÄŸini TV`lerin yanÄ±sÄ±ra yeni bir mecra, medya dÄ±ÅŸÄ±ndan gelip almÄ±ÅŸ; O da aÃ§Ä±khava. <br />
<br />
AKP belediyelerinin kentleri bÃ¼yÃ¼k bir reklam kirliliÄŸine boÄŸarak her duvara sÄ±vadÄ±klarÄ± billboardlar, onlara para akÄ±tmanÄ±n da Ã¶nemli bir yolu. Bu tabela kirliliÄŸine  Ã¶zellikle kurban edilen Ä°stanbul&hellip; <br />
<br />
Hani 2010`da  kÃ¼ltÃ¼r baÅŸkenti olacak Ä°stanbul var ya, iÅŸte o...<br />
<br />
Mustafa SÃ–NMEZ / BIA<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_148.html</link>
  <dc:subject>2007'den 2008'e Medyada YarÄ±lma</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Denizler ve birlik ihtiyacÄ±</title>
  <description>GeÃ§en hafta perÅŸembe gecesi Ali KÄ±rca`nÄ±n Siyaset MeydanÄ±`nda genÃ§lerin sorduklarÄ± bir soru Ã¶nemliydi ve yeterince yanÄ±tlanabildiÄŸini de dÃ¼ÅŸÃ¼nmÃ¼yorum. GenÃ§ler, programa katÄ±lan 68`lilerin daÄŸÄ±nÄ±klÄ±ÄŸÄ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
GeÃ§en hafta perÅŸembe gecesi Ali KÄ±rca`nÄ±n Siyaset MeydanÄ±`nda genÃ§lerin sorduklarÄ± bir soru Ã¶nemliydi ve yeterince yanÄ±tlanabildiÄŸini de dÃ¼ÅŸÃ¼nmÃ¼yorum. GenÃ§ler, programa katÄ±lan 68`lilerin daÄŸÄ±nÄ±klÄ±ÄŸÄ± ve Ã§ok sesliliÄŸini izleyerek, ÅŸimdi neden birlik olunmadÄ±ÄŸÄ±nÄ±, neden bÃ¶lÃ¼nerek peÅŸinden gidilebilecek bir birlik haline gelemediklerini sordular. YanÄ±t uzundu belki, ama zor deÄŸildi. Herkesin kendine gÃ¶re, kendi penceresinden baktÄ±ÄŸÄ± bir 68`i vardÄ± ve &lsquo;biz` bile deÄŸil &lsquo;ben merkezci`ydi bu 68`ler`!<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/deniz-gezmis-mahkeme.jpg" alt="Deniz GezmiÅŸ mahkemeye gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼rken" dir="ltr" longdesc="Deniz GezmiÅŸ mahkemeye gÃ¶tÃ¼rÃ¼lÃ¼rken" /><br />
<br />
HoÅŸ, &lsquo;bir arada` bile sahiplenilerek &lsquo;biz` diye konuÅŸulsa bile, bugÃ¼n yani 2008`de yaÅŸatÄ±lan bir 68 olmayÄ±nca, bÃ¼tÃ¼n her ÅŸey, &lsquo;birlik` gÃ¶rÃ¼ntÃ¼sÃ¼ de dahil anlamsÄ±zlaÅŸmaktadÄ±r. Nitekim, az Ã§ok birbirine yakÄ±n olanlarÄ±n &lsquo;grup` 68`leri de vardÄ±r. &lsquo;Darbecilik`le, &lsquo;Kemalizm`le, &lsquo;genÃ§lik ordu barÄ±ÅŸÄ±klÄ±ÄŸÄ±`yla, &lsquo;KÃ¼rtlerin dÄ±ÅŸlanmasÄ±`yla, &lsquo;sosyal demokratlÄ±k`la ya da &lsquo;parlamentoculuk`la tanÄ±mlanan 68`lerdir bunlar. KÄ±sacasÄ± kendinden menkuldÃ¼rler, bugÃ¼n durulan dÃ¼zen iÃ§i mevzilerden hareketle, ama geÃ§miÅŸteki gerÃ§eÄŸine yakÄ±ÅŸtÄ±rÄ±larak tasarlanan 68`lerdir. Ama kesindir ki, bugÃ¼n, &lsquo;eski 68`lilerin tÃ¼mÃ¼nÃ¼ ya da en azÄ±ndan Ã§oÄŸunluÄŸunu birleÅŸtiren bir 68 olmadÄ±ÄŸÄ± gibi, bugÃ¼nÃ¼n eski 68`lilerinin bÃ¼yÃ¼k Ã§oÄŸunluÄŸu TÃ¼rkiye`nin ve dÃ¼nyanÄ±n hemen hiÃ§bir temel sorunu Ã¼zerinde anlaÅŸamamaktadÄ±r.<br />
<br />
GenÃ§lerin sorusu da problemlidir ama... Sorun 68 kuÅŸaÄŸÄ±`ndan olup, bugÃ¼n farklÄ± noktalara savrulmuÅŸ 68`lilerin birliÄŸi sorunu deÄŸildir. Gerekli olan, ezici Ã§oÄŸunluÄŸu birbirinden oldukÃ§a farklÄ± noktalara fÄ±rlatÄ±lmÄ±ÅŸ eski 68`liler`in birliÄŸi deÄŸildir. BirkaÃ§ farklÄ± nedenle bÃ¶yledir. Ä°lk olarak, biricik olduÄŸu kesin olan, birden kesinlikle fazla olmayan 68`in temsilcisi, &lsquo;biz 68 kuÅŸaÄŸÄ±yÄ±z` diyen, ama bulunduklarÄ± birbirlerinden Ã§ok farklÄ± pozisyonlarÄ±yla, gerÃ§ek 68`in gerÃ§ek birliÄŸini yansÄ±tmayan eskimiÅŸliÄŸi ortada iken &lsquo;68 kuÅŸaÄŸÄ±` deÄŸildir. AnlaÅŸÄ±lsÄ±n diye birkaÃ§ Ã¶rnek gerekirse, ErtuÄŸrul Ã–zkÃ¶k`e ne denecektir? &lsquo;68 kuÅŸaÄŸÄ±ndanÄ±m` demektedir, &lsquo;madalya mÄ± takÄ±lacak`tÄ±r, onun &lsquo;kuÅŸak`Ä± temsil etmesine &lsquo;evet` denebilir mi ya da onunla da mÄ± birleÅŸmek gerekecektir? Ya da Hasan Cemal? Veya Cengiz Ã‡andar? Ã–rnekler Ã§oÄŸaltÄ±labilir, ki bazÄ±larÄ±, sadece doÄŸum tarihleri denk dÃ¼ÅŸenleri, Mesut YÄ±lmaz`Ä±, AKP`li bakanlarÄ± vb bile 68`li sayÄ±yorlar. <br />
<br />
<b>Denizlerin kantarÄ±nda tartÄ±lmak</b><br />
<br />
Kimdir peki 68`in temsilcisi, sÃ¶zcÃ¼sÃ¼, sembolÃ¼ ya da simgesi? 68 deyince akla ilk gelen kimdir? TartÄ±ÅŸmasÄ±zdÄ±r: Genel olarak Denizler`dir; HÃ¼seyin`i Yusuf`uyla, Mahir`i UlaÅŸ`Ä±yla, Sinan`Ä± Cihan`Ä±yla, Kaypakkaya`sÄ± Alpaslan ve Kadir`iyle Denizler`dir. Ã–zel olarak Deniz`dir. Ã–lÃ§Ã¼t, Denizler`dir, Deniz`dir. BugÃ¼nkÃ¼ dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve eylemleriyle, &lsquo;dÃ¼n`e iliÅŸkin yorumlarÄ±yla neredeyse her biri farklÄ± noktalarda olan eski 68`ler den ve onlarÄ±n &lsquo;biz 68 kuÅŸaÄŸÄ±yÄ±z` iddialarÄ±ndan hareket edilemez, birlik sorununda. Ama hala yaÅŸamaya devam eden ve bir tÃ¼rlÃ¼ Ã¶ldÃ¼rÃ¼lÃ¼p unutturulamayan Denizler`den ve Deniz`den hareket edilebilir. 68 kuÅŸaÄŸÄ± iddiasÄ±nda olanlarÄ±n 68`liliÄŸini Denizler kantarÄ±nda, Deniz terazisinde tartmak tek yoldur. Hepimiz, tÃ¼m 68`liler Deniz Ã¶lÃ§Ã¼tÃ¼ne vurularak tanÄ±mlanabilir.<br />
<br />
Neden Denizler ve Deniz Ã¶lÃ§Ã¼tÃ¼ gerekiyor? Ã‡Ã¼nkÃ¼ bu Ã¶lÃ§Ã¼t nettir, tartÄ±ÅŸmalÄ± deÄŸildir. Bu Ã¶lÃ§Ã¼t gerÃ§ektir; dÃ¼zenle uzlaÅŸmazlÄ±ktÄ±r, baÅŸkaldÄ±rÄ±dÄ±r, devrimdir, devrimci militanlÄ±ktÄ±r, halkÃ§Ä±lÄ±k ve halka baÄŸlÄ±lÄ±ktÄ±r, sonuna kadar antiemperyalizmdir, can bedeli demokratizmdir, Ã¼stÃ¼nlenme ve aÅŸaÄŸÄ±lamaya yer bÄ±rakmayan eÅŸitlikÃ§iliktir, hak eÅŸitliÄŸinin benimsenmesidir. Denizler, Deniz, bu tutumlarÄ±, hem dÃ¼ÅŸÃ¼nce hem de eylemlerinin kÃ¶ÅŸe taÅŸlarÄ± yaptÄ±klarÄ± iÃ§in Ã¶lÃ§Ã¼ttÃ¼rler. Bu nedenle, &lsquo;birlik` sorununu, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zÃ¼n 68 iddia ve yorumlarÄ±na deÄŸil, 68 gerÃ§eÄŸine ve tek temsiliyet hakkÄ±nÄ± elinde bulunduran Denizler kriterine, Deniz Ã¶lÃ§Ã¼tÃ¼ne dayandÄ±rmaktan baÅŸka yapÄ±lacak ÅŸey yoktur. Bu, Denizler devrim ve antiemperyalizm, demokratizm ve halka baÄŸlÄ±lÄ±k, eÅŸitlik ve Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kÃ§Ã¼lÃ¼k Ã¼zerinde dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve eylem birliÄŸi halinde olduklarÄ± ve bugÃ¼nkÃ¼ 68 iddialarÄ± tÃ¼rÃ¼nden temel farklÄ±lÄ±klara sahip olmadÄ±klarÄ± iÃ§in de bÃ¶yledir. Ä°kinci neden odur ki, 68, daha 68 yaÅŸanÄ±rken bÃ¶lÃ¼nmÃ¼ÅŸ ve bugÃ¼nkÃ¼ bÃ¶lÃ¼nmeler o gÃ¼nden baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ±r. Ancak kimse her bÃ¶lÃ¼nmenin kÃ¶tÃ¼ ve olumsuz olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nmemelidir. <br />
<br />
<b>Deniz`in yolu devrimde Ä±srarÄ±n yoludur</b><br />
<br />
68 gÃ¼nleri, o gÃ¼nden bugÃ¼ne de sarkan iki belli baÅŸlÄ± olumlu bÃ¶lÃ¼nme ya da ayrÄ±ÅŸmaya sahne olmuÅŸ ve Denizler Ã¶lÃ§Ã¼tÃ¼ bu ayrÄ±ÅŸmalarla pekiÅŸerek saÄŸlamlaÅŸmÄ±ÅŸtÄ±r. Birinci ayrÄ±ÅŸma; devrimle reform, devrimci ve reformcu yaklaÅŸÄ±mlar arasÄ±nda gerÃ§ekleÅŸmiÅŸtir. Giderek iÅŸÃ§i ve kÃ¶ylÃ¼ kitleleri iÃ§inde yayÄ±lacak olan, devrim ve sosyalizm Ã¶zlemiyle dolu devrimciler, genÃ§liÄŸi de kitlesel olarak peÅŸlerinden sÃ¼rÃ¼kleyerek, olumlu yÃ¶nÃ¼ iÅŸÃ§i ve sosyalizm vurgusu yapmak olan ama genÃ§liÄŸin heyecanÄ±nÄ±, ataklÄ±ÄŸÄ± ve coÅŸkusunu, devrimci giriÅŸkenliÄŸini kucaklayamayan pasifizmi ve Ã§Ã¶zÃ¼m ve baÅŸarÄ±yÄ± dÃ¼zen iÃ§inde, parlamentoda artÄ±rÄ±lacak oylar ve parlamentoculukta gÃ¶ren TÄ°P`ten kopmuÅŸtur. Ä°kinci ayrÄ±ÅŸmaysa; devrimin &lsquo;tepeden inmeci`likten, devlet katÄ±ndan &lsquo;yukarÄ±dan` mÃ¼dahalelerden, beklenticiliÄŸiyle birlikte darbecilikten koptuÄŸu, gÃ¶zlerin bÃ¼tÃ¼nÃ¼yle halka, &lsquo;aÅŸaÄŸÄ±ya` Ã§evrildiÄŸi 69 yazÄ±nda gerÃ§ekleÅŸmiÅŸtir. BugÃ¼n eski 68`liler arasÄ±ndan Ã§Ä±kan dÃ¼zen iÃ§i, &lsquo;yukarÄ±`dan yaklaÅŸan, darbeye bel baÄŸlayan sesler, eskiden, bizzat 68 gÃ¼nlerinden kalmadÄ±r; ama bunlar daha o gÃ¼nlerde aÅŸÄ±lmÄ±ÅŸ ve geride bÄ±rakÄ±larak ilerlenmiÅŸtir. Denizler ilerlemiÅŸ, dÃ¼zen iÃ§i ve darbeci beklentiler geride kalmÄ±ÅŸtÄ±r. Tekrar baÅŸa dÃ¶nÃ¼lemez, Ã§are, Denizlerin aÅŸÄ±p ilerlediÄŸi yoldan cayÄ±larak, yeniden bu aÅŸÄ±lmÄ±ÅŸ eÄŸilimlerle birlikte aranamaz. Deniz`in yolu devrimde Ä±srarÄ±n yoludur.<br />
<br />
Ve birliÄŸin, &lsquo;eski 68`lilerin birliÄŸi` olarak tanÄ±mlanamayacak olmasÄ±nÄ±n Ã¼Ã§Ã¼ncÃ¼ nedeni, halkÄ±n ve TÃ¼rkiye`nin temel sorunlarÄ±na iliÅŸkin sahip olduklarÄ± ciddi farklÄ±lÄ±k ve karÅŸÄ±tlÄ±klarÄ±n Ã¶tesinde, ihtiyaÃ§ duyulan birliÄŸin, kiÅŸilerin ya da bir &lsquo;kuÅŸak`Ä±n kendine iliÅŸkin abartÄ±lÄ± iddialarÄ±nÄ±n birliÄŸi ya da uzlaÅŸmasÄ± olmamasÄ±dÄ±r. Ä°htiyaÃ§, Deniz`in geleceÄŸe Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ± bir Ã§aÄŸrÄ± olan ve manifesto deÄŸeri taÅŸÄ±yan son sÃ¶zlerinde &lsquo;YaÅŸasÄ±n iÅŸÃ§iler ve kÃ¶ylÃ¼ler` derken vurgu yaptÄ±ÄŸÄ± iÅŸÃ§ilerin ve kÃ¶ylÃ¼lerin, kuÅŸkusuz memurlar, esnaf vb de katÄ±larak, tÃ¼m halkÄ±n birliÄŸidir. HÃ¼seyin`in &lsquo;bayraÄŸÄ± devrettiÄŸi` TÃ¼rkiye halkÄ±nÄ±n birliÄŸidir. BirleÅŸip birleÅŸemeyecekleri tartÄ±ÅŸmasÄ± bir yana, birleÅŸseler bile, bir araya gelmeleri, ancak halkÄ±n birliÄŸi ve birleÅŸmesini kolaylaÅŸtÄ±rÄ±cÄ± bir katkÄ±dan fazlasÄ± olmayacak 68`lilerin birleÅŸmesine bel baÄŸlanamaz. Ama kuÅŸkusuz halka ve halkÄ±n birleÅŸmesine bel baÄŸlanabilir. &lsquo;Birlik` dendiÄŸinde, anlaÅŸÄ±lmasÄ± gereken, iÅŸÃ§ilerin, TÃ¼rk ve KÃ¼rt halklarÄ±nÄ±n birliÄŸidir; yoksa ÅŸu ve bu gruplarÄ±n, kiÅŸilerin ya da fraksiyonlarÄ±n birliÄŸi deÄŸil. KiÅŸiler, siyasal gruplar Ã¶nemsiz deÄŸillerdir. Ama birlik sorunu, kiÅŸiler ya da gruplarÄ±n ihtiyaÃ§larÄ± ve birlik ya da ayrÄ±lÄ±klarÄ± Ã§erÃ§evesinde deÄŸil, halkÄ±n ihtiyaÃ§ ve talepleri Ã§erÃ§evesinde ve halk kitlelerinin birliÄŸi olarak ele alÄ±nabilir ve ancak bÃ¶yle anlamlÄ±dÄ±r. Denizler bu birlik uÄŸruna canlarÄ±nÄ± hiÃ§e saydÄ±lar. O birlik ki, ancak anti-emperyalist bir birlik olabilirdi. TÃ¼m emperyalist kÃ¶lelik zincirlerinin kÄ±rÄ±lmasÄ± giriÅŸimi ve mÃ¼cadelesi Ã¼zerine kurulabilirdi. HalkÄ±n ihtiyacÄ±nÄ±n ulusal kÃ¶lelikte olduÄŸunu kimse iddia edemez. KÄ±sacasÄ± Deniz`in Ã§izdiÄŸi yol doÄŸrudur: &lsquo;YaÅŸasÄ±n tam baÄŸÄ±msÄ±z TÃ¼rkiye`! <br />
<br />
<b>&lsquo;YaÅŸasÄ±n halklarÄ±n kardeÅŸliÄŸi`</b><br />
<br />
O birlik ki, ancak demokratik bir birlik olabilirdi, demokrasi ihtiyacÄ± ve mÃ¼cadelesinin birliÄŸi olabilirdi. Ä°fade, dÃ¼ÅŸÃ¼nce, sendikal ve siyasal Ã¶rgÃ¼tlenme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kleri iÃ§in mÃ¼cadele birliÄŸi olduÄŸu kadar, ulusal hak eÅŸitliÄŸi iÃ§in de mÃ¼cadele birliÄŸi olarak kurulabilirdi. Emperyalizme karÅŸÄ± mÃ¼cadele, kuÅŸku yok ki KÃ¼rt ve TÃ¼rk ve bÃ¼tÃ¼n milliyetlerden halkÄ±n birliÄŸi olamadan baÅŸarÄ±ya ulaÅŸamazdÄ±. Ancak bÃ¶yle bir birlik, yine kuÅŸku duyulamaz ki, halklarÄ±n kardeÅŸliÄŸi ve Ã¶yleyse hak eÅŸitliÄŸini, kimsenin kimseyi aÅŸaÄŸÄ±lamamasÄ± ve kimsenin kesmeye Ã¼stÃ¼nlÃ¼k taslamamasÄ±nÄ± zorunlu kÄ±lardÄ±. KÄ±sacasÄ± Deniz`in Ã§izdiÄŸi yol doÄŸrudur: &lsquo;YaÅŸasÄ±n TÃ¼rk ve KÃ¼rt halklarÄ±nÄ±n baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±k mÃ¼cadelesi`! Denizlerin temel sloganÄ± da doÄŸrudur: &lsquo;YaÅŸasÄ±n Tam BaÄŸÄ±msÄ±z ve GerÃ§ekten Demokratik TÃ¼rkiye`!<br />
<br />
Deniz`in en dar zamanÄ±nda genÃ§liÄŸe ve halka Ã§Ä±kardÄ±ÄŸÄ± manifestonun diÄŸer Ã§aÄŸrÄ±larÄ± da ihtiyaÃ§ halindeki birliÄŸin iÃ§eriÄŸi ve yÃ¶nÃ¼nÃ¼ tanÄ±mlayÄ±cÄ±dÄ±r. &lsquo;Kahrolsun emperyalizm`, kuÅŸkusuz iÅŸbirlikÃ§ilerine karÅŸÄ± mÃ¼cadeleyi de kapsayarak birliÄŸin baÅŸlÄ±ca hedefini, &lsquo;YaÅŸasÄ±n iÅŸÃ§iler ve kÃ¶ylÃ¼ler`se baÅŸlÄ±ca dayanaklarÄ±nÄ± belirtmektedir. Ve yÃ¶n verici olan Ã§aÄŸrÄ±sÄ± Deniz`in: &lsquo;YaÅŸasÄ±n Marksizm-Leninizmin YÃ¼ce Ä°deolojisi`! MilliyetÃ§ilik, Kemalizm ya da baÅŸka bir ideoloji deÄŸil, ama Marksizm-Leninizm.<br />
<br />
Mustafa YalÃ§Ä±ner / yeniozgurpolitika
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_147.html</link>
  <dc:subject>Denizler ve birlik ihtiyacÄ±</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Erke DÃ¶nergeci'ni gÃ¶rdÃ¼m</title>
  <description>KasÄ±m 2006`da bir grup emekli general ve bÃ¼rokratÄ±n katÄ±lÄ±mÄ±yla &lsquo;Ã§aÄŸÄ±n buluÅŸu` diye bir nane lanse edildiydi...

Erke DÃ¶nergeci...

KatÄ±lanlarÄ±n arasÄ±nda eski YargÄ±tay Cumhuriyet BaÅŸsavcÄ±sÄ± Vu...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
KasÄ±m 2006`da bir grup emekli general ve bÃ¼rokratÄ±n katÄ±lÄ±mÄ±yla &lsquo;Ã§aÄŸÄ±n buluÅŸu` diye bir nane lanse edildiydi...<br />
<br />
Erke DÃ¶nergeci...<br />
<br />
KatÄ±lanlarÄ±n arasÄ±nda eski YargÄ±tay Cumhuriyet BaÅŸsavcÄ±sÄ± Vural SavaÅŸ da vardÄ±...<br />
<br />
Sonradan, bu lanse edilen &lsquo;buluÅŸ`un &lsquo;Ã¼fÃ¼rÃ¼kten tayyare` biÅŸey olduÄŸu sÃ¶ylendi...<br />
<br />
Ã‡oÄŸu insana gÃ¶re bÃ¶yle bi buluÅŸ yoktu...<br />
<br />
Erke DÃ¶nergeci kavramÄ±, bi dÃ¶nem bayaa bi matraklÄ±k malzemesi olarak kullanÄ±ldÄ±...<br />
<br />
&lsquo;Hadi len olur mu Ã¶yle ÅŸey, kendi kendine Ã§alÄ±ÅŸan makine nerde gÃ¶rÃ¼lmÃ¼ÅŸ` diye dalgalar geÃ§ildi...<br />
<br />
Hakkaten de kimsecikler gÃ¶rmedi bu Erke DÃ¶nergeci denilen zÄ±mbÄ±rtÄ±yÄ±...<br />
<br />
Sonra unutuldu gitti...<br />
<br />
GeÃ§en gÃ¼n gazetede Ahmet KekeÃ§`le eski gÃ¼nlerden bahsederken, mevzu bu Erke DÃ¶nergeci`ne geldi...<br />
<br />
KonuÅŸtuk, gÃ¼lÃ¼ÅŸtÃ¼k...<br />
<br />
Ben dedim ki, &lsquo;Abicim, iyi hoÅŸ da normalde bi buluÅŸ lanse ediliyor... Onlarca bilim adamÄ± olmasÄ± gereken yerde, onlarca general ve bÃ¼rokrat vardÄ± bu nasÄ±l iÅŸ?..`<br />
<br />
Eve dÃ¶ndÃ¼ÄŸÃ¼mde Erke DÃ¶nergeci mevzuu nedense hala kafamÄ±n iÃ§inde &lsquo;Ã§Ä±nnn Ã§Ä±nnn` Ã§Ä±nlÄ±yordu...<br />
<br />
YataÄŸa yattÄ±m, bi tÃ¼rlÃ¼ uyuyamÄ±yorum...<br />
<br />
SaÄŸa dÃ¶nÃ¼yorum Erke DÃ¶nergeci, sola dÃ¶nÃ¼yorum Erke DÃ¶nergeci...<br />
<br />
UyuyamadÄ±m...<br />
<br />
KalktÄ±m, bi papatya Ã§ayÄ± yaptÄ±m kendime... Beynim biraz yÄ±mÄ±ÅŸar sonra uyurum diye...<br />
<br />
Hakkaten de papatya Ã§ayÄ± iyi geldi...<br />
<br />
Tekrar yattÄ±m...<br />
<br />
Yatakta bir iki &lsquo;dÃ¶nergeÃ§` hareketten sonra uyumuÅŸum...<br />
<br />
Sonra bir rÃ¼ya gÃ¶rdÃ¼m...<br />
<br />
RÃ¼yama eski Cumhuriyet BaÅŸsavcÄ±sÄ± Vural SavaÅŸ girdi (tÃ¶vbeler olsun)...<br />
<br />
Amma rÃ¼yadaki ismi baÅŸkaydÄ±...<br />
<br />
Bana dedi ki, &lsquo;Merhaba Hasan KaÃ§an, ben Vural YavaÅŸ... Sen bizim makinemizle maytap geÃ§ip durdun amma hiÃ§ dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼n mÃ¼?..`<br />
<br />
&lsquo;Neyi dÃ¼ÅŸÃ¼ndÃ¼m mÃ¼ beyefendi?..`<br />
<br />
&lsquo;Yavrum, ortada biÅŸey olmasa o kadar emekli general, bÃ¼rokrat biraraya gelir miydik, hokkabaz mÄ±yÄ±z biz?`<br />
<br />
&lsquo;Rica ederim beyefendi Ã¶yle biÅŸey sÃ¶ylemedim. Amma ne bileyim, o kadar zaman geÃ§ti bir nane gÃ¶remeyince...`<br />
<br />
&lsquo;Hasan KaÃ§an gel takÄ±l peÅŸime sana biÅŸey gÃ¶stericeem..`<br />
<br />
Vural YavaÅŸ rÃ¼yamda beni bÃ¶yle hangar gibi bi yere gÃ¶tÃ¼rdÃ¼...<br />
<br />
KaranlÄ±kÃ§a, kÃ¼flÃ¼-paslÄ±, Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼ bir yer...<br />
<br />
Ä°Ã§eride gravatlÄ±, kara gÃ¶zlÃ¼klÃ¼ bi takÄ±m adamlar ve Ã¼niformalÄ± ÅŸahÄ±slar var...<br />
<br />
Sanki bazÄ±larÄ±nÄ± tanÄ±yorum da Ã§Ä±karamÄ±yorum...<br />
<br />
BÃ¶yle, &lsquo;biÃ§erdÃ¶ver` gibi bir makinenin etrafÄ±na toplanmÄ±ÅŸlar...<br />
<br />
ÃœstÃ¼nde kocaman, huniye benzer bir aparat, altÄ±nda da kapaklÄ± bir zÄ±mbÄ±rtÄ± var...<br />
<br />
RÃ¼ya bu, tam gÃ¶remedim amma basit gÃ¶rÃ¼nÃ¼mlÃ¼, paslÄ± puslu biÅŸey...<br />
<br />
(Mahallemizdeki rahmetli Oto tamircisi Numan Usta, bizim gibi veletlerle dalga geÃ§mek iÃ§in tenekeden bir alet yapmÄ±ÅŸtÄ±. &lsquo;Uzay dolmuÅŸu yaptÄ±m, binin lan sizi uzaya gÃ¶tÃ¼rÃ¼cem` diyordu, biz de saf saf biniyorduk teneke kutunun iÃ§ine...<br />
<br />
Sonra &lsquo;Usta bi yere gittiÄŸimiz yok, hani uzay dolmuÅŸuna binmiÅŸtik?` diye sorunca da, &lsquo;Ulan iÅŸte dolmuÅŸa bindirdim ya sizi enayiler` deyip kahkahayÄ± basÄ±yor, biz hala saf saf bakÄ±yorduk...<br />
<br />
Ä°lerleyen yaÅŸlarda &lsquo;dolmuÅŸa bindirme` lafÄ±nÄ±n ne manaya geldiÄŸini Ã¶ÄŸrendik amma o zamana kadar Numan Usta bizi tenekeden &lsquo;uzay dolmuÅŸu`na bindirip durdu &lsquo;Bu defa tamir ettim` falan diyerekten.)<br />
<br />
Neyse, rÃ¼yamÄ±za dÃ¶nelim, demem o ki gÃ¶rdÃ¼ÄŸÃ¼m alet Numan Usta`nÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± teneke &lsquo;uzay dolmuÅŸu`ndan daha basit biÅŸeydi... Yoksa rÃ¼yada da olsa dolmuÅŸa mÄ± bindiriliyordum?..<br />
<br />
&lsquo;Baak gÃ¶rdÃ¼n mÃ¼?` dedi Vural YavaÅŸ...<br />
<br />
&lsquo;Bu... Bu... Nedir bu?..`<br />
<br />
&lsquo;Hah hah ha... Ä°ÅŸte dalga geÃ§tiÄŸin Erke DÃ¶nergeci... Bu ilk modelimiz &lsquo;Nokon!`<br />
<br />
&lsquo;AnlamadÄ±m?`<br />
<br />
&lsquo;CanÄ±m markalarÄ±n modelleri yok mu, hani Fort-Fokus gibi, Reno-Klio gibi?`<br />
<br />
&lsquo;Vaaar.`<br />
<br />
&lsquo;Ä°ÅŸte bu da Erke`nin ilk modeli Erke-Nokon`<br />
<br />
&lsquo;Erke Nokon mu?`<br />
<br />
&lsquo;Ne sandÄ±n!`<br />
<br />
&lsquo;Hadi canÄ±m, bu muydu asrÄ±n buluÅŸu dediÄŸiniz alet!`<br />
<br />
&lsquo;Evet bu!`<br />
<br />
&lsquo;Beyefendi gÃ¼ldÃ¼rmeyin beni, bu dandikten Erke-Nokon Ã§alÄ±ÅŸÄ±yor mu ÅŸimdik?`<br />
<br />
&lsquo;Hem de takÄ±r takÄ±r!`<br />
<br />
&lsquo;NasÄ±l yani?`<br />
<br />
Vural YavaÅŸ ÅŸuh bir kahkaha patlattÄ±... &lsquo;GÃ¶sterin ÅŸu Hasan KaÃ§an`a Erke-Nokon dÃ¶nergecinin nasÄ±l Ã§alÄ±ÅŸtÄ±ÄŸÄ±nÄ±?`<br />
<br />
Az Ã¶nce bahsettiÄŸim karanlÄ±k adamlar gariban birini alÄ±p yukarÄ±daki delikten attÄ±lar, sonra dÃ¶nergeÃ§in etrafÄ±nda bir halka oluÅŸturup &lsquo;Oooommm- Ommmm- Darrrr-Darrrr- Beee- Beee!` gibi garip ayinsel sesler Ã§Ä±karmaya baÅŸladÄ±lar...<br />
<br />
Allah sizi inandÄ±rsÄ±n makine Ã§alÄ±ÅŸmaya baÅŸladÄ±...<br />
<br />
Garip seslerin ardÄ±ndan makinenin altÄ±ndaki kapak aÃ§Ä±ldÄ±, yukarÄ±daki huniden atÄ±lan gariban, alttan eli silahlÄ± bir adam olarak Ã§Ä±ktÄ±... GÃ¶ÄŸsÃ¼nde de SÃ¼permen`in &lsquo;S` gibi bi iÅŸaret vardÄ±...<br />
<br />
&lsquo;Bak gÃ¶rdÃ¼n mÃ¼ Ã¼rÃ¼nÃ¼mÃ¼zÃ¼... Ä°ÅŸte karÅŸÄ±nda kahramanÄ±mÄ±z Samsamast!`<br />
<br />
Valla, ne biliyim hayretlerim ÅŸaÅŸtÄ±... BÃ¶yle biÅŸey bilim-kurgu filmlerde olur sanÄ±yordum...<br />
<br />
Sonra birini daha attÄ±lar yukariki huniden, alttaki kapaktan eli bombalÄ± silahlÄ± gÃ¶ÄŸsÃ¼nde &lsquo;Y` harfi yazan biri Ã§Ä±ktÄ±...<br />
<br />
&lsquo;Ä°ÅŸte bu da diÄŸger bir kahramanÄ±mÄ±z Yarasin!`<br />
<br />
Nutkum tutulmuÅŸtu...<br />
<br />
&lsquo;Eeee sadece katil mi Ã¼retiyor bu makine?` dedim...<br />
<br />
&lsquo;ÅžÅŸÅŸt... AÄŸzÄ±nÄ± topla kahraman Ã¼retiyor kahraman!` deyip lafÄ± aÄŸzÄ±m tÄ±kadÄ±lar...<br />
<br />
Sonra bi takÄ±m gazeteler getirdiler...<br />
<br />
Eski tarihli yeni tarihli... (RÃ¼yalarda araya birden bakÅŸa biÅŸey girer ya, bir an sanki ErtuÄŸrul mayÄ±n gemisini gÃ¶rÃ¼r gibi oldum.)<br />
<br />
Sonra bu buruÅŸuk gazeteleri topladÄ±lar, dÃ¶nergecin Ã¼stÃ¼ndeki yerden iÃ§eri tÄ±kÄ±ÅŸtÄ±rdÄ±lar...<br />
<br />
&lsquo;AsÄ±l ÅŸimdi bak, ne maharetleri var bu makinenin` dedi YavaÅŸ abi...<br />
<br />
Gene halka oldular, o garip ayinsel sesleri Ã§Ä±kardÄ±lar... &lsquo;Oooom- Ommm- Paat- Kaaa Paat- Kaaa- Paat- Kaaa- Paaat!`<br />
<br />
DÃ¶nergeÃ§ Ã§alÄ±ÅŸmaya baÅŸladÄ±...<br />
<br />
AnladÄ±m ki bir tÃ¼r enerji topu oluÅŸturup Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±yorlardÄ± zÄ±mbÄ±rtÄ±yÄ±...<br />
<br />
Sonra alttaki kapak aÃ§Ä±ldÄ±...<br />
<br />
Bu defa adam yerine kocaman kalÄ±n bir dosya Ã§Ä±ktÄ±...<br />
<br />
&lsquo;Kapatma DavasÄ±` yazÄ±yordu Ã¼stÃ¼nde...<br />
<br />
Vay beee Erke dÃ¶nergeci Ã§alÄ±ÅŸÄ±yordu hakkaten...<br />
<br />
Akabinde ve detayÄ±nda karanlÄ±k adamlar &lsquo;niiihahahaaa!` diye yiÄŸrenÃ§ kahkahalar atÄ±p beni kucakladÄ±lar, yukarÄ±daki delikten atmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±yolardÄ± kiii...<br />
<br />
UyandÄ±m...<br />
<br />
Hemen koÅŸturup bi fÄ±karaya sadaka vereyim...<br />
<br />
Hasan KaÃ§an / Star<br />
<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_146.html</link>
  <dc:subject>Erke DÃ¶nergeci'ni gÃ¶rdÃ¼m</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Heeyt var mÄ± benden daha devletÃ§i lan!</title>
  <description>Numunelik bir 1 MayÄ±s kutladÄ±k.

AK Parti kapatÄ±lma davasÄ±ndan gereken dersi, ziyadesiyle Ã§Ä±kartmÄ±ÅŸa benziyor: Herrr nevi hakiki demokrat olma ihtimali musluklarÄ±nÄ± kapatma becerisi ve gerekirse (arzu edilend...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Numunelik bir 1 MayÄ±s kutladÄ±k.<br />
<br />
AK Parti kapatÄ±lma davasÄ±ndan gereken dersi, ziyadesiyle Ã§Ä±kartmÄ±ÅŸa benziyor: Herrr nevi hakiki demokrat olma ihtimali musluklarÄ±nÄ± kapatma becerisi ve gerekirse (arzu edilenden de fazla) itaat potansiyeli. Ä°spatlandÄ±.<br />
<br />
TahayyÃ¼l edin: DevletÃ§i BÃ¼yÃ¼k Gaste bile '1 MayÄ±s Polis Devleti' manÅŸetini atma fÄ±rsatÄ±nÄ± kaÃ§Ä±rmÄ±yor. Ay, birden iÅŸÃ§inin emekÃ§inin yanÄ±ndaki yerlerini alÄ±verdiler! <br />
BazÄ± YapmacÄ±k(lÄ±k) Zirveleri'ni mÃ¼temadi iÅŸgal eden kÃ¶ÅŸe (vÄ±zÄ±r vÄ±zÄ±r) yazÄ±rlarÄ± gibi! Yoksulluktan, yoksunluktan, emekten, zÄ±rt'tan pÄ±rt'tan dÃ¼zenli aralÄ±klarla sÃ¶z edince; iÅŸte onlar bÃ¶yle emekten, iÅŸÃ§iden, yoksuldan YANA olmuÅŸ oluyorlar. Entelijansiya'nÄ±n tersine.<br />
<br />
Moda olmadÄ±ÄŸÄ± 'artÄ±k' halde! Ne acayip cesur yÃ¼rekli, vicdanlarÄ± doÄŸru yerde, tik tak tik tak aÄŸbiler/ablalar! FasÄ±l Heyeti ve Her TÃ¼rlÃ¼ Ä°yi Niyet Heyeti (esasÄ±nda: TavÅŸan Niyeti) canavarlarÄ±!<br />
<br />
DTP'lilerin elini filan sÄ±kmayarak Valilerimiz'e yol gÃ¶steren, iÅŸÃ§ilere 'Ayak takÄ±mÄ±!' diyerek 'AnanÄ± da al git' tarzÄ± 'sinirli ve fakat Ã¶zÃ¼ sÃ¶zÃ¼ bir/mert Karadenizli' karakterlemesine devam eden Sn. BaÅŸbakan.<br />
<br />
EsasÄ±nda, Ä°Ã§indeki Dengesiz LÃ¼mpen'e gem vuramÄ±yor tabiatÄ±yla. MillgÃ¶rÃ¼ÅŸÃ§Ã¼/futbolcu/imamhatipli: Ã§ok azÄ±cÄ±k bir kazÄ±mayla, yÃ¼zÃ¼nÃ¼ gÃ¶steriyor.<br />
<br />
"Avrupa'nÄ±n yÃ¼zÃ¼ne bakabilelim bari" zorlamasÄ±yla makyajladÄ±klarÄ± 301'inci maddede diyelim; zaten herkes alt sÄ±nÄ±r olan 6 aydan cezayÄ± yiyordu. Ãœst sÄ±nÄ±rÄ±n Ã¼Ã§ yÄ±ldan iki yÄ±la Ã§ekilmesi de laf-Ã¼ gÃ¼zaf'tÄ±r; Adalet BakanÄ±'nÄ±n iznine baÄŸlÄ± 'soruÅŸturma' istemi de.<br />
<br />
Hrant Dink, o zamanlar adÄ± 159 olan (sonradan: Bizim GÃ¼zel) 301'imizden yargÄ±landÄ±ÄŸÄ±nda Adalet BakanÄ±'nÄ±n Ä°ZNÄ°YLE baÅŸlamÄ±ÅŸtÄ± soruÅŸturmasÄ±.<br />
<br />
Yok: milletidir/devletidir ilaveleri de, davaaÃ§mayÄ±sever TÃ¼rkiye SavcÄ±larÄ±'nÄ± durduramayacak!. TÃ¼rk SavcÄ±sÄ± vazifeÅŸinasdÄ±r!<br />
<br />
TopyekÃ»n kaldÄ±ramadÄ±lar; allayÄ±p pulladÄ±lar, daha doÄŸrusu makyajladÄ±lar 301'i.<br />
<br />
Beni, deÄŸiÅŸikliÄŸin geÃ§mesi Ã¼stÃ¼ne konuÅŸmam iÃ§in arayan BBC muhabirine "I am sick and tired of 301. I can not talk about it!" dedim.<br />
<br />
KonuÅŸ konuÅŸ- bi yere kadar.<br />
<br />
"MakyajsÄ±z Ã§Ä±kmam aÄŸbi!"- Bu Topraklar'da slogan bu olmalÄ±. Slogan BU esasÄ±nda.<br />
<br />
TÃ¼m kÃ¶ÅŸeciler, siyasetÃ§iler, sanayiciler, catÃ§Ä±lar curtÃ§ular bi makyajla Ã§Ä±kÄ±yorlar karÅŸÄ±mÄ±za ve olay tamam zannediyorlar. "Ã‡irkin siyasetÃ§i yoktur, bakÄ±msÄ±z siyasetÃ§i vardÄ±r" hesabÄ±.<br />
<br />
Åžimdi derin kÃ¶ÅŸelerden derin uzlaÅŸma kokularÄ± yÃ¼kseliyor: Kapatma DavasÄ±'nÄ±n 'yalnÄ±zca bir gÃ¶zdaÄŸÄ±na' dÃ¶nÃ¼ÅŸmesi iÃ§in Arzulanan UzlaÅŸma hazÄ±rlÄ±klarÄ± sÃ¼rdÃ¼rÃ¼lÃ¼yor.<br />
<br />
Ä°ktidar BaÄŸÄ±mlÄ±sÄ± AK Parti,ne biÃ§im teÅŸne zaten. BaksanÄ±za Cemil Ã‡iÃ§ek'in partiyi muhakkak ne kokoz uzlaÅŸmalara 'Ã§ektiÄŸi iÃ§in' EN NÄ°HAYET gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lerimizden silineceÄŸi ulvi ihtimali FOS Ã‡IKTI.<br />
<br />
Hrant Dink'in Ã¶ldÃ¼rÃ¼lmesinde 301'in dahli var. Cerrah'Ä±n, Vali GÃ¼ler'in, dÃ¶nemdÃ¶nem dÃ¶nemin Adalet BakanÄ± Cemil Ã‡iÃ§ek ve (o zamanlarki) Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ± AbdÃ¼lkadir Aksu'nun dahli var.<br />
<br />
NasÄ±l Ergenekon Ã‡etesi'nin, Trabzon (eski) Jandarma KomutanÄ±'nÄ±n, Trabzon (eski) Ä°stihbaratÄ±'nÄ±n dahli varsa, onlarÄ±n da BAL GÄ°BÄ° dahli var.<br />
<br />
Cerrah iÃ§in Dink'in Cinayeti'nde ihmali gÃ¶rÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nden soruÅŸturma aÃ§Ä±ldÄ± mÄ±, aÃ§Ä±lmadÄ± mÄ±? Kameralara "Yok, bana bÃ¶yle bir ÅŸey ulaÅŸmadÄ±" demiÅŸti bÄ±yÄ±k bÄ±yÄ±k.<br />
<br />
Åžimdi bu feci devletsever Cerrah, VazgeÃ§ilmez Vali Muammer GÃ¼ler'le bitmez tÃ¼kenmez fecaatteki icraatlarÄ±na, son 1 MayÄ±s Rezaletleri'ni eklemlediler.<br />
<br />
Åžahane bir CV'leri var: 'Bu Ä°kiliye Dikkat!' Hart-yol kapasÄ±nlar; zort-meydan yasaklasÄ±nlar.<br />
<br />
HÃ¼kÃ¼metlerinin DE inayetiyle.<br />
<br />
Her fÄ±rsatta halkÄ± terÃ¶rize etsinler!<br />
<br />
Bu Ä°kili'ye olsun, ÅŸimdiki HÃ¼kÃ¼met SÃ¶zcÃ¼mÃ¼z Cemil Ã‡iÃ§ek'e olsun gÃ¶zÃ¼ gibi bakarak AK Parti, gereken mesajlarÄ± vermediyse- Veremediyse Ergenekon Ã‡etesi'nin yeterince Ã¼stÃ¼ne gitmeyerek- "Bir,iki,Ã¼Ã§ numaralar: kimmiÅŸ bakalÄ±m Bu Dokunulmazlar?" demeyerek yeterince uzlaÅŸmacÄ±/devletÃ§i/ben dokunmam/beni aÅŸar aÄŸbicim mesajÄ±nÄ± veremediyse hÃ¢lÃ¢-<br />
<br />
19 MayÄ±s'ta mÃ¼thiÅŸ bir konuÅŸmayla 'milleti kucaklamasÄ±' bekleniyor T. ErdoÄŸan'Ä±n. Devletinin kucaÄŸÄ±ndan, milletini kucaklamasÄ±.<br />
<br />
Belki bayraÄŸÄ± Ã¶per, bir ÅŸiir okur, ÅŸakÄ±r ÅŸukur aÄŸlayarak<br />
<br />
Emine ErdoÄŸan'Ä±n vakkohakkoguccicucci eÅŸarbÄ±nÄ± baÅŸÄ±ndan Ã§ekiverdiÄŸi gibi, yerine ipekten dokunmuÅŸ bayraÄŸÄ±mÄ±zÄ± dolayÄ±verir.<br />
<br />
Onlar rahat. Millet rahat.<br />
<br />
Derin rahat. Ordu rahat.<br />
<br />
YargÄ± rahat. Medyalama rahat.<br />
<br />
19 MayÄ±s'ta Ã§ok Ã§ok bÃ¼yÃ¼k bir ÅŸovlama bekleniyor.<br />
<br />
1 MayÄ±s; o zaman, iyi bir provaydÄ±.<br />
<br />
GenÃ§ Subaylar dahi rahatlarlar, bÃ¶yle bir geliÅŸmeyle. AK Parti'yi Derin TÃ¼rk Milleti'nden ayÄ±ran tÃ¼rban, netice itibariyle bir teferruattÄ±r.<br />
<br />
Cumhuriyet Gastesi'nde yazan Ã–zDarbeciler dahi aÄŸlar, eminim aÄŸlar.<br />
<br />
Herkesin etrafÄ±nda kenetleneceÄŸi 'anti-emperyalist' sloganÄ± da buldum: "Avrupa BirliÄŸi normlarÄ±nÄ±n canÄ± cehenneme!"<br />
<br />
Perihan MaÄŸden / Radikal<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_145.html</link>
  <dc:subject>Heeyt var mÄ± benden daha devletÃ§i lan!</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Cihat ve darbe: 1 MayÄ±s'Ä± anlamak</title>
  <description>GeÃ§miÅŸ olsun! 1 MayÄ±s gÃ¼nÃ¼ Ä°stanbul`da dayak yemiÅŸ, biber gazÄ±na maruz kalmÄ±ÅŸ bÃ¼tÃ¼n iÅŸÃ§ilerin, Ã¶ÄŸrencilerin, siyasilerin, sendika yÃ¶neticilerinin fiziksel ve manevi acÄ±sÄ±nÄ± paylaÅŸÄ±yorum. Maruz kaldÄ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
GeÃ§miÅŸ olsun! 1 MayÄ±s gÃ¼nÃ¼ Ä°stanbul`da dayak yemiÅŸ, biber gazÄ±na maruz kalmÄ±ÅŸ bÃ¼tÃ¼n iÅŸÃ§ilerin, Ã¶ÄŸrencilerin, siyasilerin, sendika yÃ¶neticilerinin fiziksel ve manevi acÄ±sÄ±nÄ± paylaÅŸÄ±yorum. Maruz kaldÄ±klarÄ± bu vahÅŸi ve hÄ±nÃ§ dolu muamele karÅŸÄ±sÄ±nda onlarÄ±n yanÄ±ndayÄ±m. Hepsinin acÄ±sÄ±nÄ±n geÃ§miÅŸ olmasÄ±nÄ± diliyorum.<br />
<br />
Polis ÅŸiddeti olacaÄŸÄ±nÄ± biliyorduk. Engellemeye Ã§alÄ±ÅŸacaklarÄ±nÄ± zaten sÃ¶ylemiÅŸlerdi. "Ayaklar´ Taksim`e girmesin diye "baÅŸlar´ ellerinden geleni yapacaklarÄ±nÄ± defaten belirtmiÅŸlerdi. Ama hÃ¼kÃ¼metin, Ä°stanbul`un merkezini, TÃ¼rkiye`de darbe yapÄ±lmÄ±ÅŸ gibi bir manzarayla sÃ¼sleyeceÄŸini bilmiyorduk.<br />
<br />
Askerlerin, panzerlerin gelip bÃ¶ÄŸrÃ¼mÃ¼ze oturacaÄŸÄ±nÄ±, polisin bombalarÄ± hastanelerde patlatacaÄŸÄ±nÄ± bilmiyorduk, bilemezdik. Ä°ÅŸÃ§iden, yoksuldan, Ã¶ÄŸrenciden bu denli rahatsÄ±z olduklarÄ±nÄ±, antidemokratik, insanlÄ±k dÄ±ÅŸÄ± yÃ¼zlerini bu denli pervasÄ±zca sergileyeceklerini tahmin edemezdik. ÅžiÅŸli-Taksim hattÄ± kan revan iÃ§indeyken muhafazakÃ¢r basÄ±nÄ±n internetten gÃ¼n iÃ§inde "SaÄŸduyu kazandÄ±´ diyeceÄŸini insan nasÄ±l tahmin eder?<br />
<br />
<b>Muktedirin net cevabÄ±</b><br />
<br />
1 MayÄ±s`tan Ã¶nce yazdÄ±ÄŸÄ±m yazÄ±da "GÃ¶receÄŸiz´ demiÅŸtim, "HÃ¼kÃ¼met zalimden mi yana, yoksuldan mÄ±?´ DemiÅŸtim ki "GÃ¶receÄŸiz; AKP demokrasiden mi yana, yoksa kendinden mi?´<br />
<br />
GÃ¶rdÃ¼k. ÅžÃ¼pheye yer bÄ±rakmayacak kadar net bir cevap verildi bu sorulara. Ve fakat bazÄ±larÄ± kendi takÄ±mlarÄ±nÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± penaltÄ±yÄ± gÃ¶rmek istemeyen gÃ¶zÃ¼ dÃ¶nmÃ¼ÅŸ taraftarlar hesabÄ±, yeni yalanlarÄ±nÄ± hazÄ±rladÄ±lar. Daha 1 MayÄ±s sabahÄ± gazetelerinden, yeni yalanlarÄ±nÄ±, insana afakanlar bastÄ±ran yeni &lsquo;teorinin` ne olacaÄŸÄ±nÄ± ilan etmiÅŸlerdi. DÃ¼n Zaman gazetesinin internet sitesinde en gÃ¼zel ifadesini buluyordu bu saÃ§malÄ±k:<br />
<br />
"Eylemciler, Ergenekon Caddesi`nden sÃ¶ktÃ¼kleri taÅŸlarla polislere saldÄ±rdÄ±.´<br />
<b><br />
Yeni yalan</b><br />
<br />
Bu gÃ¶z kamaÅŸtÄ±rÄ±cÄ± zekÃ¢ gÃ¶sterisi ve sÃ¶z oyunuyla anlatmak istedikleri ÅŸu:<br />
<br />
"HaÅŸmetli hÃ¼kÃ¼metimiz Taksim`de bir provokasyon olacaÄŸÄ±nÄ± biliyordu. ZavallÄ± iÅŸÃ§iler akÄ±llarÄ± bÃ¶yle ÅŸeylere ermediÄŸi iÃ§in, baÅŸta kahraman Tayyip Bey olmak Ã¼zere yÄ±lmaz hÃ¼kÃ¼metimiz, onlarÄ± kendilerine karÅŸÄ± bile korudu. HÃ¼kÃ¼metimizi devirmeye Ã§alÄ±ÅŸan ve daha henÃ¼z ne olduÄŸunu kimsenin anlayamadÄ±ÄŸÄ± Ergenekon Ã¶rgÃ¼tÃ¼ iÅŸÃ§ileri de hedef alÄ±yordu.´<br />
<br />
AdÄ±m gibi eminim, yarÄ±n ve Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki gÃ¼nlerde bu ÅŸaheser meÅŸrulaÅŸtÄ±rma harekÃ¢tÄ±nÄ± daha nadide Ã¶rnekleriyle de izleyeceÄŸiz. Ve dÃ¼n sÃ¶yledikleri gibi tekrar edecekler:<br />
<br />
"SaÄŸduyu kazandÄ±!´<br />
<br />
<b>Darbenin gÃ¼rbÃ¼z Ã§ocuÄŸu</b><br />
<br />
SaÄŸduyu ne? Ä°stanbul`un hapishaneye Ã§evrilmesi. SaÄŸduyu ne? Ã–nceki gÃ¼nkÃ¼ yazÄ±da da sÃ¶ylediÄŸim gibi, AKP`nin darbenin en gÃ¼rbÃ¼z Ã§ocuÄŸu olarak, saflarÄ±nÄ± devletin ÅŸiddetini kullanarak yoksula ve emekÃ§iye karÅŸÄ± sÄ±klaÅŸtÄ±rmasÄ±. SaÄŸduyu ne? FethullahÃ§Ä±larÄ±n bÃ¼yÃ¼k oranda ele geÃ§irdiÄŸi sÃ¶ylenen polis teÅŸkilatÄ±nÄ±n, askerle birlikte, haklarÄ±nÄ± isteyen emekÃ§ilerin Ã¼zerine Ã§ullanmasÄ±.<br />
<br />
Åžimdi daha iyi anlaÅŸÄ±lÄ±yordur herhalde sÃ¶ylemek istediÄŸim:<br />
<br />
TÃ¼rkiye`de demokrasi deÄŸil &lsquo;ÅŸirketokrasi` istiyorlar. Durmadan namaz kÄ±lÄ±p ÅŸÃ¼kreden iÅŸÃ§iler ve keyiflerine bakan MÃ¼slÃ¼man zengin istiyorlar. Sadece daha Ã§ok tutuculaÅŸmamÄ±zÄ± deÄŸil, aynÄ± zamanda sesimizi de hiÃ§ Ã§Ä±karmayalÄ±m istiyorlar. <br />
<br />
<b>Cihat-darbe, ortaya karÄ±ÅŸÄ±k</b><br />
<br />
DÃ¼n olan ÅŸudur:<br />
<br />
AKP`nin ne olduÄŸu, TÃ¼rkiye`yi nereye gÃ¶tÃ¼rmek istediÄŸi ortaya Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±r. AKP`nin ne orduyla ne faÅŸizmle bir sorunu vardÄ±r. DÃ¼n Taksim`de Ã¶zenle hazÄ±rlanan fotoÄŸraf bunu gÃ¶stermektedir.<br />
<br />
1 MayÄ±s 2008`le birlikte AKP`nin de kendi derin devletini yarattÄ±ÄŸÄ± ortaya Ã§Ä±kmÄ±ÅŸtÄ±r. ArtÄ±k bir deÄŸil, iki derin devletimiz var. GÃ¶rÃ¼lmÃ¼ÅŸtÃ¼r ki, iÅŸÃ§ilere karÅŸÄ± tek provokasyon bizzat AKP hÃ¼kÃ¼meti tarafÄ±ndan hazÄ±rlanmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
AKP dÃ¼n Taksim`de kendilerini desteklemeyenlere karÅŸÄ± nasÄ±l bir &lsquo;cihat` uygulayacaÄŸÄ±nÄ± gÃ¶stermiÅŸtir. Ä°ktidarÄ±n cerahat akan bu yÃ¼zÃ¼nÃ¼ tÃ¼m TÃ¼rkiye`ye ve dÃ¼nyaya gÃ¶stermenin bedeli olarak canlarÄ± yanmÄ±ÅŸ insanlara bir kez daha geÃ§miÅŸ olsun.<br />
<br />
Ece Temelkuran / Milliyet<br />
<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_144.html</link>
  <dc:subject>Cihat ve darbe: 1 MayÄ±s'Ä± anlamak</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Polis devleti, cop hÃ¼kÃ¼meti, gaz vilayeti</title>
  <description>Kimse sendikalar dÄ±ÅŸÄ±ndaki kimi grubun ÅŸunu bunu yaptÄ±ÄŸÄ±na dair gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lere sÄ±ÄŸÄ±nmasÄ±n.

Devleti idare eden hÃ¼kÃ¼metin emrindeki kuvvetler, daha "sabah, Bismillah" DÄ°SK Genel Merkezi'ne dahi gazla "hÃ¼c...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Kimse sendikalar dÄ±ÅŸÄ±ndaki kimi grubun ÅŸunu bunu yaptÄ±ÄŸÄ±na dair gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lere sÄ±ÄŸÄ±nmasÄ±n.<br />
<br />
Devleti idare eden hÃ¼kÃ¼metin emrindeki kuvvetler, daha "sabah, Bismillah" DÄ°SK Genel Merkezi'ne dahi gazla "hÃ¼cuma geÃ§ti"!<br />
<br />
Muhtemelen bÃ¼yÃ¼k bir harekat planÄ± Ã§izilmiÅŸ; hani Ä°stanbul'un Fethi ile Ä°stanbul'un DÃ¼ÅŸman Ä°ÅŸgalinden KurtuluÅŸu' nun ardÄ±ndan, Ankara ve Ä°stanbul'daki zevat da tarihe geÃ§sin diye:<br />
<br />
"Kuvvetlerimizin bir kÄ±smÄ± ol Taksim MeydanÄ±'nÄ± dÃ¼ÅŸman sÄ±zmasÄ±na karÅŸÄ± korurken, bizzat dÃ¼ÅŸman kalasÄ±na da cenk edilip hepsi iÃ§eri tÄ±kÄ±la, gazlana, coplana."<br />
<br />
O yÃ¼zden, en tepeden en tÄ±rnaÄŸa, en baÅŸtan en ayaÄŸa, TÃ¼rkiye Cumhuriyeti Devleti ile elliÅŸeyinci hÃ¼kumatÄ± kutlarÄ±m:<br />
<br />
"Meydan muharebesi"nde galebe Ã§almakla kalmadÄ±lar, "sÄ±nÄ±f savaÅŸÄ±"nÄ± da kazandÄ±lar.<br />
<br />
Ankara'dan Ä°stanbul Vilayeti'ne kadar bu iÅŸe baÅŸ ve tehdit koymuÅŸ herkesi kutlarÄ±m:<br />
<br />
AKP artÄ±k resmen "devlet" olmuÅŸtur!<br />
<br />
Ã‡ok istediÄŸi devlet katÄ±na, tam kabul edilmediÄŸi o yÃ¼ce mertebeye, "devlet tÃ¶resi" nin gereklerini hem de gereksiz biÃ§imde yerine getirerek layÄ±k olmuÅŸtur.<br />
<br />
Bu iktidar da diÄŸerleri gibi devlet ÅŸiddetidir, ÅŸiddet devletidir!<br />
<br />
Lakin, artÄ±k durum ayan beyan o ki...<br />
<br />
Memlekette demokrasi, demokratikleÅŸme ufku, hakiki adalet; sadece darbecilere, Ergenekonculara karÅŸÄ± deÄŸil, bizatihi bu iktidara karÅŸÄ± da korunasÄ±, sakÄ±nÄ±lasÄ±, savunulasÄ± deÄŸerlerdir.<br />
<br />
Darbeci kafasÄ±yla deÄŸil, demokrasi yÃ¼reÄŸiyle ve aklÄ±yla.<br />
<br />
Ä°ktidar yanaÅŸmasÄ±yla deÄŸil, her tÃ¼rlÃ¼ gÃ¼Ã§ten baÄŸÄ±msÄ±z bir ruhla.<br />
<br />
"GÃ¼ler" yÃ¼zlÃ¼ Vali, "orantÄ±lÄ± gÃ¼Ã§"ten bahsetmiÅŸti.<br />
<br />
Aha orada gÃ¶rÃ¼ntÃ¼ (HabertÃ¼rk'ten Mustafa DeÄŸirmenci'nin kamerasÄ±).<br />
<br />
En Ã¼st amiri baÅŸbakanÄ±nÄ±n "Ayaklar baÅŸ olursa kÄ±yamet kopar" sÃ¶zÃ¼nÃ¼ namus belasÄ± saymÄ±ÅŸ polis kardaÅŸ, kaldÄ±rÄ±mda, yerde tek baÅŸÄ±na, evet tek baÅŸÄ±na, zaten kÄ±vranarak, korkuyla yatan genÃ§ kÄ±zÄ±n "baÅŸ" Ä±na, koÅŸar "ayak" gÃ¼m diye tekme Ã§akÄ±verdi. Arkadan bir ayak daha ve bir de cop iniverdi.<br />
<br />
Devletin baÅŸlarÄ±nÄ±n, halkÄ±n ayaklarÄ±na karÅŸÄ± hissiyatÄ±nÄ± beyan etmesinin ardÄ±ndan...<br />
<br />
Devletin ayaklarÄ± da, ayak sayÄ±lan halkÄ±n baÅŸÄ±na tekme halinde iniverdi.<br />
<br />
DÃ¼nÃ¼n, gÃ¼nÃ¼n, bugÃ¼nÃ¼n, her gÃ¼nÃ¼n mana ve ehemmiyetinin Ã¶zeti o gÃ¶rÃ¼ntÃ¼dÃ¼r:<br />
<br />
Taksim MeydanÄ±'nÄ± kapalÄ± tutmak gibi ÅŸanlÄ± bir amaÃ§ iÃ§in; zaten gaz yiyip yerde yatan kÄ±zÄ±nÄ±n baÅŸÄ±nÄ± resmi ayaklarÄ±yla ve coplarÄ±yla da dÃ¶ven devlet (HoÅŸ, turist bile copladÄ±lar).<br />
<br />
Buna hafifletici sebep bulmayÄ±n, olur mu! Buna bahane, gerekÃ§e, "ama" bulmayÄ±n, olur mu!<br />
<br />
Buna "iktidarsevici medya" refleksiyle makul kÄ±lÄ±f bulmayÄ±n, olur mu!<br />
<br />
AslÄ±nda kendisi de Ã¼cretli, muhtemelen yoksul, aÅŸÄ±rÄ± Ã§alÄ±ÅŸtÄ±rÄ±lan, posasÄ± Ã§Ä±karÄ±lan o polisi; yerde yatan kÄ±zcaÄŸÄ±zÄ± bile dÃ¼ÅŸman belleyip tekmeletecek, coplatacak hale getiren, barÄ±ndÄ±ran, kollayan devlet ile hÃ¼kÃ¼mete o kÄ±z da gÃ¼venmez; ben de gÃ¼venmem!<br />
<br />
Verimli tarÄ±m arazilerini peÅŸkeÅŸ Ã§ekebilen, denizlerini iÅŸgalcilere sunabilen, kaldÄ±rÄ±mlarÄ± ahbap Ã§avuÅŸ ÅŸirketlerin otobÃ¼s ve minibÃ¼slerine gasp ettirebilen, Taksim'de 37 Ã¶lÃ¼nÃ¼n hesabÄ±nÄ± hala veremeyen, ÅžiÅŸli'de onca ihbara raÄŸmen enseden kurÅŸunlanan vatandaÅŸÄ±nÄ± koruyamayan, tersaneden dershaneye binlerce iÅŸyerindeki hukuksuzluÄŸa, kÃ¶lelik dÃ¼zenine gÄ±k Ã§Ä±karamayan DEVLET, zaten kocamandÄ± da...<br />
<br />
DÃ¼n ÅžiÅŸli'yi de, Osmanbey'i de, Taksim'i de kaptÄ±rmadÄ±...<br />
<br />
MÃ¼jdeler olsun, DEVlet tam DEV, tam BAÅž oldu.<br />
<br />
Hepimiz kendimizi daha aÅŸaÄŸÄ±da, daha kÃ¼Ã§Ã¼k, daha ayak, ayakta parmak, parmakta tÄ±rnak, tÄ±rnakta kir hissettik!<br />
<br />
Bravo BaÅŸbakan'a, bravo hÃ¼kÃ¼mete, bravo Vali'ye, bravo Kanije mÃ¼dafaasÄ±nÄ±, Malazgirt Meydan SavaÅŸÄ±'nÄ±, Ä°stanbul'un dÃ¼ÅŸmandan kurtuluÅŸunu, bayÄ±lana gaz daÄŸÄ±tÄ±mÄ±nÄ± bizzat sevk ve idare eden Emniyet MÃ¼dÃ¼rÃ¼'ne, bravo yere dÃ¼ÅŸmÃ¼ÅŸ kafaya kanun namÄ±na sÄ±kÄ± tekme atan "emekÃ§i" polise. Ã‡ok bÃ¼yÃ¼dÃ¼ler!<br />
<br />
Umur Talu / Sabah
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_143.html</link>
  <dc:subject>Polis devleti, cop hÃ¼kÃ¼meti, gaz vilayeti</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>GÃ¼venlik meselesi ve 1 MayÄ±s</title>
  <description>Ä°stanbul Valisi GÃ¼ler, 1 MayÄ±s`Ä±n Taksim`de kutlanmak istenmesi durumunda mÃ¼dahale ederek daÄŸÄ±tacaklarÄ±nÄ± aÃ§Ä±kladÄ± ve konuyla ilgili olarak "Ä°Ã§iÅŸleri BakanlÄ±ÄŸÄ± ile gerekli koordine´ kurulduÄŸunu sÃ¶yled...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Ä°stanbul Valisi GÃ¼ler, 1 MayÄ±s`Ä±n Taksim`de kutlanmak istenmesi durumunda mÃ¼dahale ederek daÄŸÄ±tacaklarÄ±nÄ± aÃ§Ä±kladÄ± ve konuyla ilgili olarak "Ä°Ã§iÅŸleri BakanlÄ±ÄŸÄ± ile gerekli koordine´ kurulduÄŸunu sÃ¶yledi.<img vspace="8" lang="tr" hspace="8" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/1-mayis-2007-taksim.jpg" alt="1 MayÄ±s 2007 Taksim - Ä°stanbul" dir="ltr" title="1 MayÄ±s 2007 Taksim - Ä°stanbul" /><br />
<br />
GÃ¼ler`in bu sÃ¶zlerinden Ã¶nce BaÅŸbakan ErdoÄŸan`Ä±n da "ayaklarÄ±n baÅŸ olduÄŸu yerde kÄ±yamet kopar´ diyerek Taksim konusunda Ä±srar edenlere seslendiÄŸi biliniyor. Ve BaÅŸbakan ErdoÄŸan, Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ± BeÅŸir Atalay`Ä± 19 Nisan gÃ¼nÃ¼ Ä°stanbul BeÅŸiktaÅŸ`taki BaÅŸbakanlÄ±k Ofisi`nde, bir gÃ¼n sonra da ÃœskÃ¼dar`daki evinde kabul ederek 1 MayÄ±s`ta alÄ±nacak "Ã¶nlemleri´ konuÅŸtuÄŸu basÄ±na yansÄ±mÄ±ÅŸtÄ±. ErdoÄŸan Ä°stanbul`daki bu "gÃ¼venlik zirvesi´ kapsamÄ±nda Ä°stanbul Valisi ve Emniyet MÃ¼dÃ¼rÃ¼ ile de gÃ¶rÃ¼ÅŸmÃ¼ÅŸtÃ¼.<br />
<br />
GÃ¶rÃ¼nen o ki, kendisini IMF politikalarÄ±na baÄŸÄ±mlÄ± hisseden BaÅŸbakan ErdoÄŸan ve partisi, ekonomik krizin etkilerinin TÃ¼rkiye`de daha fazla hissedileceÄŸi Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki dÃ¶nemde, krizin faturasÄ±nÄ± emekÃ§ilerin sÄ±rtÄ±na yÄ±kabilmek iÃ§in onlarÄ± ÅŸimdiden ezerek dize getirmek istiyor.<br />
<br />
HÃ¼kÃ¼met SÃ¶zcÃ¼sÃ¼ Cemil Ã‡iÃ§ek`in, Ã¶nceki gÃ¼n Bakanlar Kurulu toplantÄ±sÄ±ndan sonra, AdapazarÄ±`nda bir kiÅŸinin yaÅŸamÄ±nÄ± yitirdiÄŸi son olayÄ± hatÄ±rlatÄ±p, bu olayÄ±n 1 MayÄ±s`ta bir provokasyon ihtimalini akÄ±llara getirdiÄŸini dile getirmesi de, hÃ¼kÃ¼metin Taksim`i iÅŸÃ§i ve emekÃ§ilere aÃ§mamak iÃ§in her tÃ¼rlÃ¼ bahaneye baÅŸvuracaÄŸÄ±nÄ±n aÃ§Ä±k bir kanÄ±tÄ±nÄ± oluÅŸturdu.<br />
<br />
DÃ¶nÃ¼p bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda AdapazarÄ±`ndaki olayÄ±n kendisi bile aslÄ±nda, TÃ¼rkiye`deki hakim gÃ¼venlik anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n iÃ§eriÄŸini tÃ¼m Ã§Ä±plaklÄ±ÄŸÄ± ile gÃ¶zler Ã¶nÃ¼ne seriyor.<br />
<br />
Daha Ã¶nce de fÄ±ndÄ±k iÅŸÃ§ilerine ve Ahmet Kaya tiÅŸÃ¶rtÃ¼ giyen inÅŸaat iÅŸÃ§isi KÃ¼rtlere saldÄ±rÄ±lar hakkÄ±nda bugÃ¼ne kadar hiÃ§bir iÅŸlem yapÄ±lmadÄ±ÄŸÄ±, tam tersi saldÄ±rÄ±ya uÄŸrayan KÃ¼rtler hakkÄ±nda soruÅŸturma aÃ§Ä±ldÄ±ÄŸÄ± biliniyor. DolayÄ±sÄ±yla bu yÃ¶netim anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n kendisi zaten, Ã¶nceki gÃ¼nkÃ¼ olayda DTP`lilerin dÃ¼zenlediÄŸi etkinliÄŸin Ã¼lkÃ¼cÃ¼ grubun provokasyonuna son derece aÃ§Ä±k hale getirilmesinin zeminini hazÄ±rlamÄ±ÅŸtÄ±r. OlayÄ±n alttan alta Ã¶rgÃ¼tlenip Ã¶rgÃ¼tlenmediÄŸi sorusu tabii ki ayrÄ± mesele.<br />
<br />
Ergenekon sanÄ±ÄŸÄ± emekli TuÄŸgeneral Veli KÃ¼Ã§Ã¼k`Ã¼n Kocaeli Ä°l Jandarma KomutanÄ± olduÄŸu dÃ¶nemde KÃ¼rt iÅŸadamlarÄ±na yÃ¶nelik olarak, AdapazarÄ±-Ä°zmit-Sapanca &lsquo;ÅŸeytan Ã¼Ã§geni`nde gerÃ§ekleÅŸtirilen suikastler, bu tÃ¼r olaylarÄ±n pek de Ã¶yle tesadÃ¼flere baÄŸlÄ± geliÅŸmediÄŸinin tarihsel kanÄ±tlarÄ± durumunda. DolayÄ±sÄ±yla HÃ¼kÃ¼met SÃ¶zcÃ¼sÃ¼ Ã‡iÃ§ek, AdapazarÄ±`nda yaÅŸananlarÄ±, 1 MayÄ±s iÃ§in emsal gÃ¶sterirken tÃ¼m bu gerÃ§eklerin Ã¼zerini de Ã¶rtmÃ¼ÅŸ olmaktadÄ±r.<br />
<br />
Taksim`in, polis teÅŸkilatÄ±nÄ±n kuruluÅŸ kutlamalarÄ±na, pek Ã§ok ÅŸirket tarafÄ±ndan organize edilen konserlere, Genelkurmay BaÅŸkanlÄ±ÄŸÄ±`nÄ±n Mehteran BÃ¶lÃ¼ÄŸÃ¼`nÃ¼n gÃ¶sterisine aÃ§Ä±lÄ±rken, "gÃ¼venlik saÄŸlanamayacaÄŸÄ±´ gibi gerekÃ§elerle emekÃ§ilere yasaklanmasÄ± da, hakim gÃ¼venlik politikalarÄ±nÄ±n kimler iÃ§in ne anlama geldiÄŸinin bir gÃ¶stergesi durumunda.<br />
<br />
Åžu Ã§ok aÃ§Ä±k biliniyor ki, eÄŸer istemezseniz tek bir kiÅŸinin bile katledileceÄŸini bilseniz onun gÃ¼venliÄŸini saÄŸlamaz, saÄŸlayamazsÄ±nÄ±z. Hrant Dink olayÄ± bunun aÃ§Ä±k bir Ã¶rneÄŸidir. DÃ¶nemin bÃ¶lgedeki komutanÄ±ndan tutun da, Trabzon ve Ä°stanbul Emniyeti`ne kadar herkesin haberdar olduÄŸunun ortaya Ã§Ä±ktÄ±ÄŸÄ± Hrant Dink katliamÄ± konusunda Ä°stanbul ValiliÄŸi`nin "Ã¶nlem´ anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ± yansÄ±tan Ã¶nemli bir nokta var ki, onu da bu vesileyle yeniden hatÄ±rlamakta fayda var. Hrant Dink katledilmesinden bir sÃ¼re Ã¶nce Ä°stanbul ValiliÄŸi`ne Ã§aÄŸÄ±rÄ±lÄ±p, orada bir istihbarat yetkilisi ile gÃ¶rÃ¼ÅŸtÃ¼rÃ¼lerek, tehlikede olduÄŸu belirtilmiÅŸ ve "yazdÄ±klarÄ±na dikkat etmesi´ telkin edilmiÅŸti.<br />
<br />
Hrant Dink cinayeti, devletin "gÃ¼venlik´ ve "istihbarat´ birimlerinin bilgileri dahilinde gerÃ§ekleÅŸmiÅŸ bir cinayet olarak, devletin gÃ¼venlik paradigmalarÄ±nÄ±n ÅŸifrelerini de ortaya Ã§Ä±karmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Osmanbey`in ortasÄ±nda hakim &lsquo;gÃ¼venlik´ konseptinin bilgisi dahilinde gerÃ§ekleÅŸmiÅŸ olan bu cinayetin sorumlularÄ± hÃ¢lÃ¢ korunuyorken, HÃ¼kÃ¼met SÃ¶zcÃ¼sÃ¼ Ã‡iÃ§ek`in ve Vali GÃ¼ler`in, Taksim`de kutlanmak istenen 1 MayÄ±s iÃ§in Ã¶ne sÃ¼rdÃ¼kleri gÃ¼venlik gerekÃ§eleri kimi ikna edebilir?<br />
<br />
Burjuvazinin gÃ¼venlik anlayÄ±ÅŸÄ±nÄ±n ne olduÄŸunu, hem Dink olayÄ±ndan hem de bugÃ¼ne kadar ki binlerce baÅŸka Ã¶rnekten biliyoruz. Tam da bu nedenle bu yÄ±lki 1 MayÄ±s`Ä± Taksim`de ve her yerde, "BarÄ±ÅŸ, demokrasi ve gÃ¼venli bir gelecek´ talepleriyle kutlamak isteyen iÅŸÃ§i ve emekÃ§iler, gÃ¼venliÄŸin merkezine halkÄ±n Ã§Ä±karlarÄ±nÄ±n alÄ±nacaÄŸÄ± bir demokrasinin de gerÃ§ek temsilcileri durumundalar.<br />
<br />
Fatih Polat / Evrensel
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_142.html</link>
  <dc:subject>GÃ¼venlik meselesi ve 1 MayÄ±s</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Disiplin</title>
  <description>"Sezgilerime gÃ¶re bu iÅŸte bir sorun var: Askerlikte, en kusursuz dÃ¼zene ulaÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu kurumda nasÄ±l oluyor da her an can vermeye hazÄ±r olmak zorunda oluÅŸumuzu normal karÅŸÄ±lÄ±yoruz? Nedenini, niÃ§inini ifade...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
"Sezgilerime gÃ¶re bu iÅŸte bir sorun var: Askerlikte, en kusursuz dÃ¼zene ulaÅŸtÄ±ÄŸÄ±mÄ±z bu kurumda nasÄ±l oluyor da her an can vermeye hazÄ±r olmak zorunda oluÅŸumuzu normal karÅŸÄ±lÄ±yoruz? Nedenini, niÃ§inini ifade edemiyorum. DÃ¼zen, bir biÃ§imde Ã¶lme ve Ã¶ldÃ¼rme ihtiyacÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼yor."<br />
<br />
Robert Musil 'Niteliksiz Adam'<br />
<br />
(Ã‡ev.: Ahmet Cemal, YapÄ± Kredi YayÄ±nlarÄ±)<br />
<br />
"Fabrikasyon asker Ã¼retimi, sadece bedenin ÅŸartlandÄ±rÄ±lÄ±p yÃ¶nlendirilmesiyle gerÃ§ekleÅŸtirilmeyip aynÄ± zamanda, en az bu eÄŸitim kadar, askere alÄ±nmadan Ã§ok Ã¶nceleri baÅŸlayan ve aktif askeri hizmetten ayrÄ±ldÄ±ktan sonra da sÃ¼rÃ¼p giden manevi, zihinsel seferberliÄŸe de ihtiyaÃ§ duyar; bu ikinci olgu, gÃ¼nÃ¼mÃ¼zde modern ordularÄ±n olaÄŸan ve genel geÃ§er karakteristik Ã¶zelliklerinden birini temsil etmektedir. Kendini askeri eÄŸitim ve yetiÅŸtirmenin zorlayÄ±cÄ±, karÅŸÄ±lanmasÄ± imkÃ¢nsÄ±z taleplerine teslim etmeye ve bir savaÅŸta kullanÄ±lmanÄ±n tehlikelerini gÃ¶ze almaya hazÄ±r ve istekli olma hali, askeri hizmeti eziyet verici, can sÄ±kÄ±cÄ± bir zorlama olarak deÄŸil de kahramanca bir fedakÃ¢rlÄ±k, bir yurtseverlik erdemi ve erkekliÄŸin ispatÄ± olarak gÃ¶sterme baÅŸarÄ±sÄ±yla doÄŸru orantÄ±lÄ± olarak artacaktÄ±r.<br />
<br />
Bu baÄŸlamda, ideolojik dÃ¼zlemde homojen bir 'biz'in Ã¼retilmesi kilit rol oynar. SavaÅŸmak, savaÅŸÄ± sevk ve idare etmek isteyenler, ister ulusun, ister bir dinin, isterse de etnik kÃ¶ken mitlerinin simgeselliÄŸinde 'hayali bir cemaat' kurmadan bu iÅŸin altÄ±ndan kalkamazlar. Ä°ÅŸte bu nedenle, ordular kolektif ÅŸiddetin etkili bir tehdit oluÅŸturmasÄ±nÄ± saÄŸlayan ve bu ÅŸiddeti uygulayan organizasyonlar olmanÄ±n da Ã¶tesinde ulusun bÃ¼yÃ¼klÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n ve devletin baÄŸÄ±msÄ±zlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n sembolik temsilidirler de.<br />
<br />
Ã–rneÄŸin birliklerin resmi geÃ§it tÃ¶renlerinde olduÄŸu gibi askeri gÃ¼cÃ¼n kamunun gÃ¶zÃ¼ Ã¶nÃ¼nde sahnelenmesi, bizzat askerleri de etkilemeyi hedef alan bir gÃ¶steridir. SilahlarÄ±n gÃ¶steriÅŸ ve pÄ±rÄ±ltÄ±sÄ±ndan bir ÅŸeylerin onlara da geÃ§mesi ve hem kudretli hem de aynÄ± Ã¶lÃ§Ã¼de ÅŸanlÄ± ÅŸÃ¶hretli bir makinenin parÃ§asÄ± olduklarÄ± duygusunu paylaÅŸmalarÄ± istenir. <br />
Askerlerin bir vatana ihtiyaÃ§larÄ± vardÄ±r, ama aynÄ± zamanda da bir dÃ¼ÅŸmana.<br />
<br />
Bu nedenle zihinsel ve manevi seferberlik; bir tehdit ediliyor olma duygusu yaratma ve kin ile nefreti, dÄ±ÅŸ ya da iÃ§ dÃ¼ÅŸman olarak teÅŸhis edilenlerin Ã¼zerine yÃ¶nlendirme anlamÄ±na da gelir.<br />
<br />
Askeri itaat Ã¼retiminin genel alameti farikalarÄ± arasÄ±nda kendiliÄŸinden, resmi formaliteye dayanmadan oluÅŸan mekanizmalar da yer almaktadÄ±r. Askerlerin savaÅŸÄ±p savaÅŸmayacaklarÄ± ve nasÄ±l savaÅŸacaklarÄ±, en baÅŸta hiyerarÅŸik olmayan arkadaÅŸlÄ±k iliÅŸkilerine baÄŸlÄ±dÄ±r. Bu iliÅŸkiler tek tek askerlere, Ã¶zellikle bir muharebenin koÅŸullarÄ± altÄ±nda ortaya Ã§Ä±kabilecek aÅŸÄ±rÄ± zorluklar karÅŸÄ±sÄ±nda, hiÃ§bir eÄŸitim ve talim programÄ±nÄ±n ve tepeden gelme hiÃ§bir emir ve komutanÄ±n saÄŸlayamayacaÄŸÄ± destek ve kuvveti verir. ArkadaÅŸ gruplarÄ± sadece dayanÄ±ÅŸma ve karÅŸÄ±lÄ±klÄ± desteÄŸe dayalÄ± bir sÄ±ÄŸÄ±nma ve himaye kolektifi deÄŸil; aynÄ± zamanda, kimileyin acÄ±masÄ±z bile olabilen kolektife kabul ritÃ¼ellerinin ve kural ihlallerinin de ortamÄ±dÄ±r.<br />
<br />
SavaÅŸ durumlarÄ±nda kendi baÅŸÄ±na buyruk kararlarla gerÃ§ekleÅŸtirilen hunharlÄ±klar ve ÅŸiddet uygulamalarÄ±, zorbalÄ±k ve yaÄŸmalar, Ã¼stler tarafÄ±ndan zaman zaman savaÅŸta gÃ¶rev almÄ±ÅŸ olmanÄ±n getirdiÄŸi tehlike ve zorluklarÄ±n bir telafisi, bir tÃ¼r tazminat olarak gÃ¶rÃ¼lÃ¼p bunlara ses Ã§Ä±karÄ±lmadÄ±ÄŸÄ± gibi, dÃ¼ÅŸmanÄ±n sivil halkÄ±nÄ±n terÃ¶rize edilmesi amacÄ±yla bizzat kÄ±ÅŸkÄ±rtÄ±lsalar bile, bu tÃ¼r taÅŸkÄ±nlÄ±klar askeri disiplin bakÄ±mÄ±ndan da sÃ¼rekli bir tehdit anlamÄ±na gelir; Ã§Ã¼nkÃ¼ bu 'Ã§Ä±ÄŸÄ±rÄ±ndan Ã§Ä±kmÄ±ÅŸ ÅŸiddeti' askerin ne zaman kendi subaylarÄ±na yÃ¶nelteceÄŸi hiÃ§ bilinmez."<br />
<br />
Perihan MaÄŸden / Radikal<br />
<br />
NOT: YazÄ±mÄ± oluÅŸturan kÄ±smi alÄ±ntÄ±lar Ulrich BrÃ¶ckling'in 'Disiplin-Askeri Ä°taat Ãœretiminin Sosyolojisi ve Tarihi' kitabÄ±nÄ±n TÃ¼rkÃ§e basÄ±mÄ± iÃ§in yazdÄ±ÄŸÄ± Ã–NSÃ–Z'den yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r. <br />
AYRINTI'dan Ã§Ä±kan bu AÄŸÄ±r Kitap'Ä±n hiÃ§ deÄŸilse, Ã¶nsÃ¶zÃ¼nden bazÄ± kÄ±sÄ±mlarÄ± sizlerle paylaÅŸmadan edemedim.
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_141.html</link>
  <dc:subject>Disiplin</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Enerji savaÅŸÄ± dÃ¼nyanÄ±n dÃ¼zenini deÄŸiÅŸtirecek</title>
  <description>DÃ¼nya yeni bir enerji savaÅŸÄ±nÄ±n eÅŸiÄŸinde. GÃ¼nlÃ¼k hayatÄ±mÄ±zÄ± her yÃ¶nÃ¼yle etkileyecek olan bu savaÅŸ iÃ§in tamtamlar Ã§almaya baÅŸladÄ±. Ä°ÅŸte, gezegenimizi deÄŸiÅŸtirecek beÅŸ ana gÃ¼Ã§: 
DÃ¼nyada petrol fi...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
DÃ¼nya yeni bir enerji savaÅŸÄ±nÄ±n eÅŸiÄŸinde. GÃ¼nlÃ¼k hayatÄ±mÄ±zÄ± her yÃ¶nÃ¼yle etkileyecek olan bu savaÅŸ iÃ§in tamtamlar Ã§almaya baÅŸladÄ±. Ä°ÅŸte, gezegenimizi deÄŸiÅŸtirecek beÅŸ ana gÃ¼Ã§: <br />
DÃ¼nyada petrol fiyatÄ± yÃ¼kselirken, gÄ±da fiyatÄ± da aynÄ± orantÄ±da artÄ±yor. Bu geliÅŸme yakÄ±n bir gelecekte dÃ¼nyada benzeri gÃ¶rÃ¼lmemiÅŸ bir servet ve gÃ¼Ã§ kaymasÄ±nÄ±n habercisi gibi. GÃ¼Ã§ kaymasÄ±nÄ±n bir boyutunu dÃ¼nya ekonomisinde Ã¼retim aÄŸÄ±rlÄ±ÄŸÄ±nÄ±n giderek Pasifik Okyanusu/Asya`ya doÄŸru kaymasÄ± oluÅŸtururken diÄŸer boyutunu da enerji konusundaki yeni geliÅŸmeler oluÅŸturacak.<br />
<br />
<b>Yeni enerji dÃ¼nya dÃ¼zeninin yÃ¼kseliÅŸi</b><br />
<br />
PetrolÃ¼n varili 110 Amerikan dolarÄ±nÄ± aÅŸtÄ±. Gaz galon baÅŸÄ±na 3.35 Amerikan DolarÄ± (ya da daha fazla). Dizel yakÄ±t galon baÅŸÄ±na 4 Amerikan DolarÄ±. BaÄŸÄ±msÄ±z tÄ±rlar yolda zorlanÄ±yor. Ev<img vspace="5" lang="en" hspace="5" border="0" align="right" title="Petrol FiyatlarÄ±nda ArtÄ±ÅŸ (KarikatÃ¼r Philippe Tastet)" dir="ltr" alt="Petrol FiyatlarÄ±nda ArtÄ±ÅŸ (KarikatÃ¼r Philippe Tastet)" src="/uploads/yazilar/petrol_fiyatlarinda_artis.jpg" /> Ä±sÄ±tma yakÄ±tÄ± fahiÅŸ fiyat seviyelerine Ã§Ä±kÄ±yor. Jet yakÄ±tÄ± Ã¶yle pahalÄ± ki Ã¼Ã§ dÃ¼ÅŸÃ¼k kÃ¢rlÄ± hava yolu ÅŸirketi son birkaÃ§ haftada uÃ§mayÄ± durdurdu. Bu tam bir son enerji haberleri tadÄ±nda oldu, hepimizde, bu Ã¼lkede ve dÃ¼nya Ã§apÄ±nda yaÅŸanacak derin bir deÄŸiÅŸimin sinyalini veriyor. Herhangi birinin tahmin edebileceÄŸi gibi enerji kaynaklarÄ± giderek azalÄ±p, paylaÅŸÄ±mÄ± Ã¼zerindeki kÃ¼resel mÃ¼cadele yoÄŸunlaÅŸÄ±rsa daha da Ã§ok bunlardan bahsedilecektir.<br />
<br />
Her tÃ¼r enerji bir kere bollaÅŸtÄ±ÄŸÄ±ndan son altmÄ±ÅŸ yÄ±lda dÃ¼nya Ã§apÄ±nda ekonomik geliÅŸmeyi mÃ¼mkÃ¼n kÄ±ldÄ±. Bu geniÅŸleme herkesten Ã§ok Avrupa ve Pasifik`teki "Birinci DÃ¼nya´ mÃ¼ttefikleriyle birlikte Amerika BirleÅŸik Devletlerine yaradÄ±. Bununla beraber, son zamanlarda eski "ÃœÃ§Ã¼ncÃ¼ DÃ¼nya´ Ã¼lkelerinden seÃ§me bir grup - Ã¶zellikle Ã‡in ve Hindistan - ekonomilerini sanayileÅŸtirerek ve uluslararasÄ± piyasalara geniÅŸ bir mal dizisini satarak bu enerji kÃ¢rlÄ± iÅŸine girmeye Ã§abalÄ±yor. Bu da ABD Enerji BakanlÄ±ÄŸÄ±`na gÃ¶re - sadece son 20 yÄ±lda %47 artÄ±ÅŸla - kÃ¼resel enerji tÃ¼ketiminde eÅŸsiz bir yÃ¼kseliÅŸ gÃ¶sterdi.<br />
<br />
DÃ¼nyanÄ±n baÅŸlÄ±ca enerji tedarikÃ§ileri ihtiyaÃ§ olunan ek yakÄ±tlarÄ± Ã¼retebilirlerse, bu tarz bir artÄ±ÅŸ derin bir endiÅŸe nedeni olmayacaktÄ±r. Onun yerine korkutucu bir gerÃ§eklikle yÃ¼z yÃ¼zeyiz: talep giderek arttÄ±kÃ§a kÃ¼resel enerji tedariklerinin geniÅŸlemesinde belli bir yavaÅŸlama var. Bu kaynaklar - bugÃ¼n yarÄ±n ortadan kalkacaksa da - tam olarak bitmiÅŸ deÄŸil ama kÃ¼resel talebi karÅŸÄ±layacak kadar yeterince hÄ±zlÄ± bÃ¼yÃ¼mÃ¼yor.<br />
<br />
Artan talep, gÃ¼Ã§lÃ¼ yeni enerji tÃ¼keticilerinin acilliÄŸi ve kÃ¼resel enerji tedarikinin kÄ±saltÄ±lmasÄ±yla birleÅŸmesi aÅŸina olduÄŸumuz bol enerjili dÃ¼nyayÄ± yok ederek yerine yeni bir dÃ¼nya dÃ¼zeni kuruyor. Bunu artan gÃ¼Ã§ler / kÃ¼Ã§Ã¼len gezegen olarak dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n.<br />
<br />
Bu yeni dÃ¼nya dÃ¼zeni Ã‡in, Japonya ve Amerika BirleÅŸik Devletleri gibi enerji zararÄ±nda olan Ã¼lkelerden gÃ¼Ã§ ve zenginliÄŸin Rusya, Suudi Arabistan ve VenezÃ¼ella gibi enerji fazlasÄ± olan Ã¼lkelere gelgitli geÃ§mesiyle olduÄŸu kadar, petrol, doÄŸal gaz, kÃ¶mÃ¼r ve uranyumun giderek azaltmasÄ±ndaki ÅŸiddetli uluslararasÄ± rekabetle Ã¶zdeÅŸleÅŸtiriliyor. SÃ¼reÃ§te herkesin hayatÄ± o ya da bu ÅŸekilde etkilenecek ve enerji zararÄ±nda olan Ã¼lkelerdeki fakir ve orta sÄ±nÄ±f tÃ¼keticiler en sert etkilenecek olanlardÄ±r. Siz iÃ§ine dÃ¢hil deÄŸilseniz de Ã§oÄŸumuz ve Ã§ocuklarÄ±mÄ±z etkileneceklerdendir.<br />
<br />
Gezegenimizi deÄŸiÅŸtirecek bu yeni dÃ¼nya dÃ¼zeninde beÅŸ ana gÃ¼Ã§ vardÄ±r:<br />
<br />
<b>- </b><b>Var olan enerji tedarikleri iÃ§in eski ve yeni ekonomik gÃ¼Ã§ler arasÄ±ndaki yoÄŸun rekabet</b>: Son zamanlara kadar, Avrupa`nÄ±n, Asya`nÄ±n ve Kuzey Amerika`nÄ±n olgun sanayi gÃ¼Ã§leri enerjinin aslan payÄ±nÄ± tÃ¼kettiler ve posasÄ±nÄ± geliÅŸmekte olan Ã¼lkelere bÄ±raktÄ±lar. 1990`a kadar Ekonomik Ä°ÅŸbirliÄŸi ve GeliÅŸtirme Ã–rgÃ¼tÃ¼ (OECD) Ã¼yeleri, dÃ¼nyanÄ±n en zengin uluslarÄ± kulÃ¼bÃ¼ olarak dÃ¼nya enerjisinin yaklaÅŸÄ±k olarak %57`sini; Sovyetler BirliÄŸi / VarÅŸova PaktÄ± bloÄŸu %14`Ã¼nÃ¼ tÃ¼ketti ve %29`u geliÅŸmekte olan Ã¼lkelere kaldÄ±. Ancak bu oran geliÅŸmekte olan Ã¼lkelerde gÃ¼Ã§lÃ¼ ekonomik geliÅŸmeyle ve dÃ¼nya enerjisinin daha bÃ¼yÃ¼k oranÄ±nÄ±n onlar tarafÄ±ndan tÃ¼ketilmesiyle deÄŸiÅŸiyor. 2010 yÄ±lÄ± itibariyle geliÅŸmekte olan Ã¼lkelerin enerji kullanÄ±m payÄ±nÄ±n %40`lara ulaÅŸmasÄ± umuluyor ve mevcut eÄŸilim devam ederse 2030 yÄ±lÄ± itibariyle oran %47 olacaktÄ±r.<br />
<br />
Ã‡in tÃ¼m bunlarda kritik bir rol oynuyor. Tek baÅŸÄ±na Ã‡inliler 2015 yÄ±lÄ± itibariyle dÃ¼nya enerjisinin %17`sini ve 2025 Ä±lÄ± itibariyle de %20`sini tÃ¼ketecek gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor - o zaman bu eÄŸilim devam ederse Ã‡in Amerika BirleÅŸik Devletleri`nin dÃ¼nyanÄ±n lider enerji tÃ¼keticiliÄŸini elinden almÄ±ÅŸ olacak. 2004`de dÃ¼nya enerji kullanÄ±mÄ±nÄ±n %3.4`Ã¼nÃ¼ tÃ¼ketirken, 2025 yÄ±lÄ± itibariyle %4.4` ulaÅŸmasÄ± bekleniyor. Brezilya, Endonezya, Malezya, Tayland ve TÃ¼rkiye gibi hÄ±zla sanayileÅŸen Ã¼lkelerdeki tÃ¼ketimin de artmaya devam etmesi bekleniyor.<br />
<br />
Bu artan ekonomik dinamolar kalan kullanÄ±lmamÄ±ÅŸ ihraÃ§ edilebilir enerji rezervlerini elde etmek iÃ§in olgun ekonomik gÃ¼Ã§lerle rekabet etmek zorunda kalacaklar. Pek Ã§ok durumda, Exxon Mobile, Chevron, BP, Total of France ve Royal Dutch Shell gibi Ã¶zel enerji firmalarÄ± tarafÄ±ndan Ã§ok Ã¶nceden satÄ±n alÄ±nmÄ±ÅŸ olacak. Gereklilikten yeni rakipler BatÄ±lÄ± "bÃ¼yÃ¼kler´ ile rekabet iÃ§in kuvvetli bir strateji geliÅŸtirdiler: devletin kendi kazanÃ§larÄ± iÃ§in oluÅŸturduklarÄ± ÅŸirketler ÅŸu anda bÃ¼yÃ¼k enerji Ã¼reten uluslarÄ±n Ã§oÄŸundaki petrol ve gaz rezervlerini kontrol eden ulusal petrol ÅŸirketleriyle stratejik mÃ¼ttefiklik ÅŸekillendirdiler.<br />
<br />
Ã‡in`in Sinopec`i Chevron ve Exxon Mobile`in bir zamanlar sahibi olduÄŸu ulusallaÅŸmÄ±ÅŸ Suudi Aramco ile Suudi Arabistan`da doÄŸal gaz bulmak ve Ã‡in`de Suudi petrolÃ¼nÃ¼ pazarlamak iÃ§in stratejik bir iÅŸbirliÄŸi kurdular. Benzer ÅŸekilde Ã‡in Ulusal Petrol Åžirketi (CNPC) yoÄŸun devlet kontrolÃ¼ndeki Rusya doÄŸal gaz tekeli Gazprom ile boru hatlarÄ±nÄ± kurmak ve Rusya gazÄ±nÄ± Ã‡in`e getirmek iÃ§in iÅŸbirliÄŸi yapacak. CNPC ve Hindistan Petrol ve DoÄŸal Gaz Åžirketi dÃ¢hil bu devletin sahip olduÄŸu firmalarÄ±n Ã§oÄŸu bir zamanlar Chevron tarafÄ±ndan kontrol edilen Orinoco bÃ¶lgesinin ekstra aÄŸÄ±r ham petrolÃ¼nÃ¼ geliÅŸtirmek iÃ§in ÅŸu an Petroleos de Venezuela SA ile iÅŸbirliÄŸi kuruyorlar. Bu yeni enerji rekabeti aÅŸamasÄ±nda BatÄ±lÄ± enerji bÃ¼yÃ¼kleri tarafÄ±ndan uzun sÃ¼re kullanÄ±lan avantajlar geliÅŸmekte olan Ã¼lkelerden kuvvetli devlet destekli sonradan zengin olanlar tarafÄ±ndan yÄ±pratÄ±ldÄ±.<br />
<br />
<b>- BaÅŸlÄ±ca enerji tedariklerinin yetersizliÄŸi</b>: Talebi karÅŸÄ±lamak iÃ§in kÃ¼resel enerji sanayisinin kapasitesi daralÄ±yor. Her tÃ¼rlÃ¼ hesapla kÃ¼resel petrol tedariki belki doruÄŸa ulaÅŸana kadar bir beÅŸ yÄ±l daha geniÅŸleyecek ve dÃ¼ÅŸmeye baÅŸlayacak. DoÄŸal gaz, kÃ¶mÃ¼r ve uranyum muhtemelen bir on ya da yirmi yÄ±l daha geniÅŸleyerek doruÄŸa ulaÅŸacak ve kendi kaÃ§Ä±nÄ±lmaz dÃ¼ÅŸÃ¼ÅŸlerine baÅŸlayacaklar. Zaman iÃ§inde bu mevcut yakÄ±tlarÄ±n kÃ¼resel tedariki talep edilen yÃ¼ksek seviyelere ulaÅŸamayacaÄŸÄ±nÄ± kanÄ±tlayacak.<br />
<br />
PetrolÃ¼ ele alÄ±n. ABD Enerji BakanlÄ±ÄŸÄ± dÃ¼nya petrol talebinin 2030 yÄ±lÄ±nda gÃ¼n baÅŸÄ±na 117.6 milyon varile ulaÅŸacaÄŸÄ± beklenirken - mucizelerin mucizesi bir ÅŸekilde - aynÄ± zamanda tam olarak 117.7 milyon varile (doÄŸal gaz ve kanada aÅŸÄ±rÄ± bozunmuÅŸ petrolÃ¼ gibi yan maddelerden Ã§Ä±kan petrol sÄ±vÄ±larÄ± da dÃ¢hil) vuracak bir tedarikle karÅŸÄ±lanabileceÄŸini iddia ediyor. Bununla beraber, pek Ã§ok enerji uzmanÄ± bu tahminin aÅŸÄ±rÄ± derecede gerÃ§ek dÄ±ÅŸÄ± olduÄŸunu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼yor. Ekim 2007`de Londra petrol konferansÄ±nda konuÅŸan Total`in ÅŸef yÃ¶neticisi Christophe de Margerie ÅŸÃ¶yle dedi; "Bana gÃ¶re yÃ¼z milyon varil iyimser bir durumdur. Bu benim gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼m deÄŸil; sanayinin gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼ ya da daha aÃ§Ä±k, dÃ¼rÃ¼st konuÅŸmayÄ± sevenlerin gÃ¶rÃ¼ÅŸÃ¼ ve sadece insanlarÄ± memnun etmeye Ã§alÄ±ÅŸmÄ±yorlar."<br />
<br />
Benzer ÅŸekilde, Temmuz 2007`de Ekonomik Ä°ÅŸbirliÄŸi ve GeliÅŸim Ã–rgÃ¼tÃ¼`nÃ¼n bir ÅŸubesi olan UluslararasÄ± Enerji AjansÄ± tarafÄ±ndan yayÄ±nlanan Orta DÃ¶nem Petrol Piyasa Raporu`nun yazarlarÄ± da dÃ¼nya petrol Ã§Ä±ktÄ±sÄ±nÄ±n 2012 yÄ±lÄ± itibariyle gÃ¼n baÅŸÄ±na 96 milyon varili bulacaÄŸÄ±, ancak daha Ã¶tesine gitmesinin muhtemel olmadÄ±ÄŸÄ± sonucuna vardÄ± Ã§Ã¼nkÃ¼ yeni keÅŸiflerin yokluÄŸu gelecek geliÅŸimini imkÃ¢nsÄ±z kÄ±lÄ±yor.<br />
<br />
GÃ¼nlÃ¼k iÅŸ sayfasÄ± baÅŸlÄ±klarÄ± Ã§arpÄ±ÅŸan eÄŸilimlerin girdabÄ±na iÅŸaret ediyor: yÃ¼z milyonlarca yeni zengin Ã‡inli ve Hintli tÃ¼keticiler ilk otomobillerini satÄ±n almak iÃ§in (bazÄ±larÄ± 2500 dolar gibi dÃ¼ÅŸÃ¼k bir fiyata satÄ±yor) sÄ±raya girdiklerinden dÃ¼nya Ã§apÄ±nda talep bÃ¼yÃ¼meye devam edecek; Suudi Arabistan`daki Ghawar ve Meksika`daki Canterell gibi eski "fil´ petrol bÃ¶lgeleri zaten dÃ¼ÅŸÃ¼ÅŸte veya kÄ±sa sÃ¼re iÃ§erisinde dÃ¼ÅŸmesi bekleniyor; ve yeni petrol alanÄ± keÅŸiflerinin oranÄ± her yÄ±l daha da dÃ¼ÅŸÃ¼yor. DolayÄ±sÄ±yla kÃ¼resel enerji yokluÄŸu ve yÃ¼ksek fiyatlar zorluÄŸun ana kaynaÄŸÄ± olacak gÃ¶rÃ¼nÃ¼yor.<br />
<br />
<b>- Enerji alternatiflerinin acÄ± veren yavaÅŸ geliÅŸimi</b>: Atmosferde iklim deÄŸiÅŸtiren "sera gazlarÄ±´ takviyesini yavaÅŸlatmak iÃ§in olduÄŸu kadar var olan yakÄ±tlarÄ±n nihai yok olmasÄ±nÄ±n bedelini Ã¶demek iÃ§in yeni enerji kaynaklarÄ± gerektiÄŸi uzun sÃ¼redir siyaset yapÄ±cÄ±lara aÅŸikardÄ±. AslÄ±nda rÃ¼zgar ve gÃ¼neÅŸ enerjisi dÃ¼nyanÄ±n bazÄ± bÃ¶lgelerinde Ã¶nemli yer kazandÄ±. Bir dizi baÅŸka yenilikÃ§i enerji Ã§Ã¶zÃ¼mleri zaten geliÅŸtirildi ve hatta Ã¼niversite ve iÅŸbirliÄŸindeki laboratuarlarda test edildi. Ancak dÃ¼nyanÄ±n net yakÄ±t tedarikinin sadece Ã§ok kÃ¼Ã§Ã¼k bir yÃ¼zdesine katkÄ± saÄŸlayan bu alternatifler Ã¶nÃ¼mÃ¼zde duran Ã§ok yÃ¶nlÃ¼ kÃ¼resel enerji felaketimi Ã¶nleyecek kadar hÄ±zlÄ± geliÅŸmiyor.<br />
<br />
Enerji BakanlÄ±ÄŸÄ±na gÃ¶re rÃ¼zgar, gÃ¼neÅŸ ve su gÃ¼cÃ¼nÃ¼ iÃ§eren yenilenebilen yakÄ±tlar (odun ve hayvan gÃ¼bresi gibi "geleneksel´ yakÄ±tlarla birlikte) 2004`deki kÃ¼resel enerjinin ancak %7.4`Ã¼nÃ¼ tedarik etti; biyolojik yakÄ±tlar da baÅŸka bir %0.3`Ã¼nÃ¼ oluÅŸturdu. Bu arada fosil yakÄ±tlar - petrol, kÃ¶mÃ¼r ve doÄŸal gaz - dÃ¼nya enerjisinin %86`sÄ±nÄ±, nÃ¼kleer gÃ¼Ã§ de %6`sÄ±nÄ± tedarik etti. Mevcut geliÅŸme ve yatÄ±rÄ±m oranlarÄ±na dayanarak Enerji BakanlÄ±ÄŸÄ± ÅŸu iÃ§ karartÄ±cÄ± tahmini Ã¶ne sÃ¼rÃ¼yor: 2030`da fosil yakÄ±tlar hala 2004`de olduÄŸu gibi dÃ¼nya enerjisinin tam olarak aynÄ± payÄ±nda olacak. Yenilenebilenlerde ve biyolojik yakÄ±tlarda beklenen artÄ±ÅŸ anlamsÄ±z denebilecek kadar Ã§ok az - sadece %8.1 - olacak.<br />
<br />
KÃ¼resel Ä±sÄ±nma baÄŸlamÄ±nda, imalar felaketten az bir ÅŸey deÄŸil: KÃ¶mÃ¼re gÃ¼venin artmasÄ± (Ã¶zellikle Ã‡in, Hindistan ve Amerika BirleÅŸik Devletlerinde) demek karbondioksitin kÃ¼resel yayÄ±lmasÄ±nÄ±n Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki Ã§eyrek yÃ¼zyÄ±lda 26.9 milyar metrik tondan 42.9 milyar tona %59 artÄ±ÅŸ gÃ¶stermesi anlamÄ±na geliyor. Bunun anlamÄ± basit. Bu rakamlar tutarsa iklim deÄŸiÅŸiminin en kÃ¶tÃ¼ etkilerini Ã¶nleme umudu kalmayacaktÄ±r.<br />
<br />
KÃ¼resel enerji tedariklerine sÄ±ra gelirse, imalar neredeyse korkunÃ§. YÃ¼kselen enerji talebini karÅŸÄ±lamak iÃ§in alternatif yakÄ±tlarÄ±n yoÄŸun bir akÄ±nÄ±na ihtiyacÄ±mÄ±z olacaktÄ±r ve bu da yeni olanaklarÄ±n laboratuardan tam Ã¶lÃ§ekli ticari Ã¼retime hÄ±zla hareket ettiÄŸini temin etmek iÃ§in trilyonlarca dolar yoÄŸun yatÄ±rÄ±m anlamÄ±na gelecektir; ancak Ã¼zÃ¼lerek sÃ¶ylÃ¼yorum ki kartlarda bu yok.<br />
<br />
Onun yerine, bÃ¼yÃ¼k enerji firmalarÄ± (savurgan ABD hÃ¼kÃ¼metinin yardÄ±m paralarÄ± ve vergi paralarÄ±yla desteklenerek) Alaska ve Kuzey Kutbu`ndan petrol ve gaz Ã§Ä±kartmak iÃ§in ya da Meksika KÃ¶rfezi`nin ve Atlantik Okyanusu`nun derin ve zorlu sularÄ±nda araÅŸtÄ±rmak iÃ§in Ã§ok pahalÄ± (ve Ã§evre olarak sorgulanabilir) planlara artan enerji fiyatlarÄ±ndan kazandÄ±klarÄ± bÃ¼yÃ¼k gelirleri koyuyorlar. SonuÃ§ mu? Petrol Ã¼rÃ¼nÃ¼ olmayan alternatifler acÄ±nacak derecede topallarken, (ekolojik zararla birlikte) fahiÅŸ fiyata birkaÃ§ varil daha petrol veya birkaÃ§ metre kÃ¼p daha doÄŸal gaz.<br />
<br />
<b>- Enerji zararÄ±nda olan Ã¼lkelerden enerji fazlasÄ± olan Ã¼lkelere sabit bir gÃ¼Ã§ ve zenginlik gÃ¶Ã§Ã¼</b>: Kendi enerji ihtiyaÃ§larÄ±nÄ± karÅŸÄ±layÄ±p ihracat iÃ§in Ã¶nemli fazlalÄ±klarÄ± tedarik edecek kadar yeterince petrol, gaz, kÃ¶mÃ¼r ve uranyumu olan (ya da bunlarÄ±n birleÅŸimi olan) belki hepsi bir dÃ¼zine kadar eden birkaÃ§ Ã¼lke var. Bu tÃ¼r Ã¼lkelerin Ã¶nemli enerji tedarikinde kendilerine baÄŸÄ±mlÄ± olan enerji zararÄ±nda olan Ã¼lkelerin geniÅŸ havuzundan artarak kazanÃ§ Ã§Ä±karabilecekleri ÅŸaÅŸÄ±rtÄ±cÄ± deÄŸil. BaÅŸlÄ±ca mali yapÄ±da olan bu kazanÃ§lar lider petrol Ã¼reticileri tarafÄ±ndan biriktirilen petrolden kazanÄ±lan dolar daÄŸlarÄ± haline gelecek ancak aynÄ± zamanda siyasi ve askeri ayrÄ±calÄ±klarÄ± da iÃ§erecek.<br />
<br />
Petrol ve doÄŸal gaz baÄŸlamÄ±nda bÃ¼yÃ¼k enerji fazlasÄ± olan devletler iki grupta sayÄ±labilir. On petrol zengini Ã¼lke dÃ¼nyanÄ±n bilinen rezervlerinin %82.2`sine sahip. Ã–nem sÄ±rasÄ±na gÃ¶re bunlar: Suudi Arabistan, Ä°ran, Irak, Kuveyt, BirleÅŸik Arap Emirlikleri, VenezÃ¼ella, Rusya, Libya, Kazakistan ve Nijerya. DoÄŸal gaz sahipliÄŸi daha da konsantre. Rusya, Ä°ran ve Katar olmak Ã¼zere Ã¼Ã§ Ã¼lke dÃ¼nya tedarikinin %55.8`ini barÄ±ndÄ±rÄ±yor. Bu Ã¼lkelerin hepsi kÃ¼resel enerji fiyatlarÄ±ndaki dramatik artÄ±ÅŸta kazanÃ§ saÄŸlamada ve potansiyel mÃ¼ÅŸterilerinden Ã¶nemli saydÄ±klarÄ± siyasi ayrÄ±calÄ±klar elde etmede gÄ±pta edilecek durumdalar.<br />
<br />
Tek baÅŸÄ±na zenginliÄŸin geÃ§mesi zaten akÄ±llarÄ± Ã¼rkÃ¼tÃ¼yor. Petrol ihraÃ§ eden Ã¼lkeler 2006`da Ã¶nemli Ã¼lkelerden tahmini 970 milyar dolar topladÄ±lar ve 2007 iÃ§in hesaplandÄ±ÄŸÄ±nda Ã§ok daha fazla olmasÄ± bekleniyor. Bu dolarlarÄ±n Ã¶nemli bir bÃ¶lÃ¼mÃ¼yle yen ve eurolar devlet zenginlik fonlarÄ±na (SWF) yatÄ±rÄ±ldÄ±, petrol Ã¼lkeleri tarafÄ±ndan bÃ¼yÃ¼k yatÄ±rÄ±m hesaplarÄ± kazanÄ±ldÄ± ve dÃ¼nya Ã§aÄŸÄ±nda deÄŸerli varlÄ±klarÄ±n elde edilmesi iÃ§in yerleÅŸtirildi.<br />
<br />
Son aylarda, Fars KÃ¶rfez SWF ABD`nin ekonomisinin stratejik bÃ¶lÃ¼mlerinden bÃ¼yÃ¼k hisseler satÄ±n almak iÃ§in BirleÅŸik Devletlerdeki mali krizden faydalanÄ±yor. Ã–rneÄŸin KasÄ±m 2007`de Abu Dabi YatÄ±rÄ±m Otoritesi (ADIA) Amerika`nÄ±n en geniÅŸ banka holding ÅŸirketi Citigroup`dan 7.5 milyar dolar aldÄ±; Ocak ayÄ±nda Citigroup 12.5 milyar dolar deÄŸerinde daha bÃ¼yÃ¼k bir hisseyi Kuveyt yatÄ±rÄ±m Otoritesine (KIA) ve Suudi Arabistan`dan Prens Walid bin Talal da olmak Ã¼zere pek Ã§ok Orta DoÄŸulu yatÄ±rÄ±mcÄ±ya sattÄ±. ADIA ve KIA`nÄ±n yÃ¶neticileri Citigroup ve diÄŸer ABD bankalarÄ±nda ve ÅŸirketlerinde yeni elde ettikleri hisseleri ABD ekonomik ve dÄ±ÅŸ siyasetini etkilemek iÃ§in kullanmaya niyetli olmadÄ±klarÄ±nda Ä±srar ediyorlar, ancak bu bÃ¼yÃ¼klÃ¼kte ve Ã¶nÃ¼mÃ¼zdeki on yÄ±lda daha da ivme kazanacak bir mali geÃ§iÅŸin siyasi bir seviye formatÄ±na dÃ¶nÃ¼ÅŸmeyeceÄŸini hayal etmek zor.<br />
<br />
Sovyetler BirliÄŸi`nin kÃ¼llerinden dÃ¼nyanÄ±n birinci enerji sÃ¼per gÃ¼cÃ¼ haline gelen Rusya aÃ§Ä±sÄ±ndan zaten vardÄ±. Rusya ÅŸu anda dÃ¼nyanÄ±n lider doÄŸal gaz tedarikÃ§isi, ikinci en bÃ¼yÃ¼k petrol tedarikÃ§isi ve kÃ¶mÃ¼r ve uranyumun bÃ¼yÃ¼k Ã¼reticilerinden. Bu varlÄ±klarÄ±n Ã§oÄŸu Boris Yeltsin dÃ¶neminde Ã¶zelleÅŸtirildiyse de baÅŸkan Vladimir Putin Ã§oÄŸunu tekrar devlet kontrolÃ¼ altÄ±na aldÄ±, hatta bazÄ± durumlarda aÅŸÄ±rÄ± derecede sorgulanabilir yasal paralarla.<br />
<br />
Daha sonra bu varlÄ±klarÄ± petrol ve gaz tedariki iÃ§in kendine baÄŸÄ±mlÄ± Rusya`nÄ±n muhitindeki eski Sovyet cumhuriyetlerine rÃ¼ÅŸvet vermek veya onlarÄ± baskÄ± altÄ±nda tutmak iÃ§in kampanyalarÄ±nda kullandÄ±. Avrupa BirliÄŸi Ã¼lkeleri bazen Putin`in taktiklerinden kaygÄ±larÄ±nÄ± ifade ediyorlar ama onlar da Rusya`nÄ±n enerji tedarikine baÄŸÄ±mlÄ±lar ve dolayÄ±sÄ±yla Avrasya`da artan Rusya gÃ¼cÃ¼nÃ¼ konumlandÄ±rmak iÃ§in protestolarÄ±nÄ± susturmayÄ± Ã¶ÄŸrendiler. Rusya`yÄ± yeni enerji dÃ¼nya dÃ¼zeni iÃ§in bir model olarak dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n.<br />
<br />
<b>- Artan ihtilaf riski:</b> Tarih boyunca gÃ¼Ã§teki bÃ¼yÃ¼k geÃ§iÅŸler normalde hep ÅŸiddetle birlikte geldi -bazÄ± durumlarda ÅŸiddetli karÄ±ÅŸÄ±klÄ±klar Ã§ok uzadÄ±. Ya gÃ¼cÃ¼n zirvesindeki devletler imtiyazlÄ± durumlarÄ±nÄ± kaybetmeyi Ã¶nlemek iÃ§in mÃ¼cadele ediyorlar ya da meydan okuyanlar zirvenin Ã¼stÃ¼ndekileri devirmek iÃ§in savaÅŸÄ±yorlar. Peki, bu ÅŸimdi olacak mÄ±? Enerji zararÄ±nda olan devletler enerji fazlasÄ± olan devletlerin petrol ve gaz rezervlerini zorla Ã§ekip kontrollerinden almak iÃ§in kampanyalar baÅŸlatacak mÄ±? George W. Bush yÃ¶netiminin Irak`taki savaÅŸÄ± bu tÃ¼r bir teÅŸebbÃ¼s olarak ya da enerji zararÄ±nda olan Ã¼lke rakipleri arasÄ±ndan bazÄ±larÄ±nÄ± elemek iÃ§in olduÄŸu dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼lebilir.<br />
<br />
Modern savaÅŸÄ±n yÃ¼ksek maliyetleri ve riskleri iyi biliniyor ve enerji problemlerinin askeri araÃ§larla deÄŸil en iyi ekonomik araÃ§larla Ã§Ã¶zÃ¼lebileceÄŸi yaygÄ±n bir gÃ¶rÃ¼ÅŸ. Buna raÄŸmen, bÃ¼yÃ¼k gÃ¼Ã§ler enerji iÃ§in kÃ¼resel mÃ¼cadele de avantaj kazanmak iÃ§in Ã§abalarÄ±nda askeri araÃ§larÄ± uyguluyorlar ve kimse bu konuda aldatÄ±lmamalÄ±. Bu Ã§abalar istenmeyen gerginlik ve ihtilafa gÃ¶tÃ¼rmek iÃ§in kolayca yeter.<br />
<br />
Enerji kazanÄ±mÄ±nda gÃ¶ze Ã§arpan askeri araÃ§larÄ±n kullanÄ±mÄ±ndan biri baÅŸlÄ±ca enerji ithal eden devletler tarafÄ±ndan baÅŸlÄ±ca tedarikÃ§ilerine silah ve askeri destek hizmetlerinin aÃ§Ä±kÃ§a gÃ¶rÃ¼len dÃ¼zenli transferidir. Ã–rneÄŸin, hem Amerika BirleÅŸik Devletleri hem de Ã‡in, Afrika`da Angola, Nijerya ve Sudan, Hazar Denizi bÃ¶lgesinde Azerbaycan, Kazakistan ve KÄ±rgÄ±zistan gibi petrol Ã¼reten Ã¼lkelere silah ve donanÄ±m gÃ¶ndermeye baÅŸladÄ±. Amerika BirleÅŸik Devletleri Ã¼lkenin petrolÃ¼nÃ¼n Ã§oÄŸunun Ã¼retildiÄŸi Nijerya`nÄ±n Ã¶nemli Nijer DeltasÄ± bÃ¶lgesinde silahlÄ± baÅŸkaldÄ±rÄ±yÄ± zapt etmeye Ã¶zel vurgu yaptÄ±; hem GÃ¼neyde hem de Dafur`da ayaklanmalarla tehdit edilen Ã‡in yÃ¶netimindeki petrol iÅŸlerinin olduÄŸu Sudan`a Beijing silah yardÄ±mÄ± vurgusu yaptÄ±.<br />
<br />
AynÄ± zamanda Rusya da Hazar Denizi bÃ¶lgesinde ve Fars KÃ¶rfezinde baÅŸlÄ±ca petrol ve gaz Ã¼reten bÃ¶lgelerde etki kazanma Ã§abalarÄ±nda silah transferlerini araÃ§ olarak kullanÄ±yor. Ä°steÄŸi kendi kullanÄ±mÄ± iÃ§in enerji elde etmek deÄŸil, baÅŸkalarÄ±na enerji akÄ±ÅŸÄ±na hÃ¢kim olmaktÄ±r. Ã–zellikle Moskova Orta Asya gazÄ±nÄ± Gazprom`un geniÅŸ boru aÄŸÄ± aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla Avrupa`ya naklinde tekel olmak istiyor; aynÄ± zamanda doÄŸal gaz ticareti Ã¼zerinde Rusya`nÄ±n kontrolÃ¼nÃ¼ sabitleyerek Ä°ran`Ä±n bÃ¼yÃ¼k gaz bÃ¶lgelerini kullanmayÄ± istiyor.<br />
<br />
Elbette tehlike bu tÃ¼r Ã§abalarÄ±n zamanla artÄ±p bÃ¶lgesel silah yarÄ±ÅŸlarÄ±nÄ± teÅŸvik edecek, bÃ¶lgesel gerilimi kÃ¶tÃ¼leÅŸtirecek ve Ã§Ä±kan herhangi bir yerel ihtilafta bÃ¼yÃ¼k gÃ¼Ã§ karÄ±ÅŸmasÄ± tehlikesini arttÄ±racaktÄ±r. Tarih bu tÃ¼r yanlÄ±ÅŸ hesaplarÄ±n kontrol dÄ±ÅŸÄ±na Ã§Ä±kan savaÅŸlara gÃ¶tÃ¼rdÃ¼ÄŸÃ¼ pek Ã§ok Ã¶rnekle dolu. Birinci DÃ¼nya SavaÅŸÄ±na gÃ¶tÃ¼ren yÄ±llarÄ± dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼n. AslÄ±nda bugÃ¼n Orta Asya ve Hazar pek Ã§ok etnik rahatsÄ±zlÄ±klarÄ± ve bÃ¼yÃ¼k gÃ¼Ã§ rekabetleriyle 1914`e gÃ¶tÃ¼ren yÄ±llardaki Balkanlara benzemekten fazlasÄ±nÄ± taÅŸÄ±yor.<br />
<br />
Bunun gÃ¶tÃ¼rdÃ¼ÄŸÃ¼ sonuÃ§ basit ve sade: bildiÄŸiniz gibi dÃ¼nyanÄ±n sonu. Åžu anda girdiÄŸimiz yen enerji merkezli dÃ¼nyada petrolÃ¼n fiyatÄ± hayatlarÄ±mÄ±zÄ± ve gÃ¼cÃ¼mÃ¼zÃ¼ kÃ¼resel daÄŸÄ±tÄ±m kontrolÃ¼nÃ¼ elinde tutanlarÄ±n hakimiyetine bÄ±rakacak.<br />
<br />
Bu yeni dÃ¼nya dÃ¼zeninde enerji hayatÄ±mÄ±za yeni yollarla ve gÃ¼nlÃ¼k temelde hÃ¼kmedecek. Ne zaman ve ne amaÃ§la arabalarÄ±mÄ±zÄ± kullanacaÄŸÄ±mÄ±zÄ±; termostatlarÄ±mÄ±zÄ± ne kadar yÃ¼ksek (ya da alÃ§ak) aÃ§acaÄŸÄ±mÄ±zÄ±; ne zaman, nereye seyahat edeceÄŸimizi ya da hatta edip edemeyeceÄŸimizi; giderek ne yediÄŸimizi (pek Ã§ok et ve sebzenin fiyatÄ± petrol fiyatÄ±ndan etkileniyor); bazÄ±larÄ±mÄ±z iÃ§in nerede yaÅŸayacaÄŸÄ±mÄ±zÄ±; bazÄ±larÄ±mÄ±z iÃ§in hangi iÅŸlere gireceÄŸimizi; hepimiz iÃ§inse ne zaman ve ne ÅŸartlar altÄ±nda savaÅŸa gideceÄŸimizi ya da savaÅŸa gÃ¶tÃ¼rebilecek yabancÄ± karÄ±ÅŸÄ±klÄ±klardan kaÃ§Ä±nacaÄŸÄ±mÄ±zÄ± tespit edecek.<br />
<br />
Bu bizi son bir gÃ¶zleme gÃ¶tÃ¼rÃ¼yor: gelecek BaÅŸkan ve Kongre`nin yÃ¼z yÃ¼ze kalacaÄŸÄ± en baskÄ±lÄ± karar fosil yakÄ±t temelli enerji sistemini iklime dost enerji alternatiflerine dayalÄ± bir sisteme dÃ¶nÃ¼ÅŸÃ¼mÃ¼nÃ¼ nasÄ±l en iyi ÅŸekilde hÄ±zlandÄ±rabileceÄŸi olacaktÄ±r.<br />
<br />
<b>Yazan</b>: Michael T Klare (Asia Times/Timeturk)<br />
<b>Ã‡eviren</b>: Hale Akman<br />
<br />
<i> Michael T Klare Hampshire Ãœniversitesinde barÄ±ÅŸ ve dÃ¼nya gÃ¼venliÄŸi Ã§alÄ±ÅŸmalarÄ±nda bir profesÃ¶rdÃ¼r ve Kaynak SavaÅŸlarÄ± (Resource Wars) ile Kan ve Petrol (Blood and Ol) kitaplarÄ±nÄ±n yazarÄ±dÄ±r. Bu yazÄ±yÄ± Metropolitan Books tarafÄ±ndan yayÄ±nlanan en yeni kitabÄ± YÃ¼kselen GÃ¼Ã§ler, Daralan Gezegen: Yeni Enerji JeopolitiÄŸi (Rising Powers, Shrinking Planet: The New Geopolitics of Energy) kitabÄ±na bir Ã¶n bakÄ±ÅŸ olarak dÃ¼ÅŸÃ¼nebilirsiniz. Bu makale TÄ°METURK iÃ§in tercÃ¼me edilmiÅŸtir.</i>
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_140.html</link>
  <dc:subject>Enerji savaÅŸÄ± dÃ¼nyanÄ±n dÃ¼zenini deÄŸiÅŸtirecek</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>1 MayÄ±s</title>
  <description>Bir hafta sonra DÃ¼nyanÄ±n bÃ¼tÃ¼n Ã¼lkelerinde 1 MayÄ±s kutlanacak. 119 yÄ±ldÄ±r kutlanan iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birlik, mÃ¼cadele, dayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ TÃ¼rkiye`de AKP HÃ¼kÃ¼meti sayesinde hala tartÄ±ÅŸma konusu oluyor. AK...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Bir hafta sonra DÃ¼nyanÄ±n bÃ¼tÃ¼n Ã¼lkelerinde 1 MayÄ±s kutlanacak. 119 yÄ±ldÄ±r kutlanan iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birlik, mÃ¼cadele, dayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ TÃ¼rkiye`de AKP HÃ¼kÃ¼meti sayesinde hala tartÄ±ÅŸma konusu oluyor. AKP, iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±na ne kadar dÃ¼ÅŸman olduÄŸunu "bu vesile ile´ bir kere daha gÃ¶steriyor.<img vspace="5" lang="tr" hspace="5" border="0" align="right" src="/uploads/yazilar/1_mayis.jpg" alt="1 MayÄ±s AfiÅŸi" dir="ltr" title="1 MayÄ±s AfiÅŸi" /><br />
<br />
119 yÄ±ldÄ±r iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birlik, mÃ¼cadele, dayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ olan 1 MayÄ±s`Ä± "Emek ve DayanÄ±ÅŸma GÃ¼nÃ¼´ ilan ediyor. AKP HÃ¼kÃ¼meti bÃ¶yle ilan etti ya, artÄ±k bÃ¼tÃ¼n DÃ¼nya eskisi gibi tanÄ±mlamaktan vaz geÃ§er, Emek ve DayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ olarak kutlamaya baÅŸlar 1 MayÄ±s`Ä±.<br />
<br />
1 MayÄ±s`Ä±n tatil olmasÄ±nÄ± ise ret ediyorlar. GerekÃ§e, bir gÃ¼nlÃ¼k tatil ekonomiye 2 milyar dolara mal olurmuÅŸ. Sanki, her dini bayrama iki gÃ¼n de idari tatil ekleyip dokuz gÃ¼ne Ã§Ä±karan bu hÃ¼kÃ¼met deÄŸilmiÅŸ gibi&hellip; BaÅŸbakan yardÄ±mcÄ±sÄ± ise Ã¶yle bir yalan sÃ¶ylÃ¼yor ki, iki dakika sonra yalanlanÄ±yor. DÃ¼nyanÄ±n hiÃ§bir Ã¼lkesinde 1 MayÄ±s gÃ¼nÃ¼ tatil deÄŸilmiÅŸ!<br />
<br />
Taksim MeydanÄ± gÃ¶steri alanÄ± deÄŸilmiÅŸ! GÃ¶receÄŸiz bakalÄ±m bir ay sonra oyuncak gemileri buradan geÃ§irmek iÃ§in meydanÄ± kaÃ§ saat trafiÄŸe kapatacaklar. 6 Nisan`da Polis GÃ¼nÃ¼`nde burasÄ± gÃ¶steri meydanÄ± mÄ±ydÄ±? TÃ¼rkiye`de 2911 sayÄ±lÄ± Kanun sadece iÅŸÃ§ilere ve muhaliflere karÅŸÄ± mÄ± yÃ¼rÃ¼rlÃ¼kte?<br />
<br />
AKP HÃ¼kÃ¼meti`ne diyecek bir ÅŸey yok. Onlar daha ilk gÃ¼nden iÅŸÃ§i dÃ¼ÅŸmanÄ± olduklarÄ±nÄ± ilan ettiler zaten. Ä°ÅŸ Kanunu ve Sosyal GÃ¼venlik YasasÄ±nÄ± deÄŸiÅŸtirerek, iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n yÃ¼z yÄ±llÄ±k kazanÄ±mlarÄ±nÄ± gasp ettiler. AsÄ±l eleÅŸtirilmesi gerekenler, hala AKP` den iÅŸÃ§iler lehine bir iÅŸ beklemek. AKP, dayandÄ±ÄŸÄ± Ã§evreleri aÃ§Ä±kÃ§a defalarca aÃ§Ä±kladÄ±. ABD, AB, uluslararasÄ± tekeller, Arap Åžeyhleri ve TÃœSÄ°AD, MÃœSÄ°AD&hellip; BakÄ±n, bugÃ¼n yine aynÄ± ÅŸeyi sÃ¶ylÃ¼yorlar. Kapatma davasÄ± iÃ§in savunma hazÄ±rlayacaklarmÄ±ÅŸ, savunmayÄ± beÅŸ altÄ± dile Ã§evirip bÃ¼tÃ¼n Avrupa Ã¼lkelerine daÄŸÄ±tacaklarmÄ±ÅŸ. Orada ne anlatacaklar dersiniz AvrupalÄ± patronlara? 1 MayÄ±sÄ±`Ä± tatil gÃ¼nÃ¼ yaptÄ±k. Ä°ÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n 1 MayÄ±s`Ä± kutlamasÄ± iÃ§in olanaklar saÄŸladÄ±k. Ä°ÅŸÃ§i haklarÄ±nÄ± geliÅŸtirdik. Ä°ÅŸÃ§ilerin yaÅŸam standartlarÄ±nÄ± yÃ¼kselttik demeyecekler herhalde. Sermayenin Ã¶nÃ¼ndeki engelleri nasÄ±l birer birer temizlediklerini, TÃ¼rkiyeli iÅŸÃ§iyi en ucuz iÅŸÃ§i durumuna getirdiklerini, yabancÄ± tekellere en verimli iÅŸletmeleri bedavaya verdiklerini, ABD ve AB` nin OrtadoÄŸu ve Kafkaslardaki Ã§Ä±karlarÄ± iÃ§in kendilerini feda ettiklerini anlatacaklar. Bizi "sÃ¼pÃ¼rmelerine´ fÄ±rsat verirseniz siz zararlÄ± Ã§Ä±karsÄ±nÄ±z diyecekler.<br />
<br />
AKP artÄ±k iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n kendilerine inanmadÄ±ÄŸÄ±nÄ± biliyor. Onun iÃ§in emekÃ§ileri aldatabilir miyim acaba diye ikiyÃ¼zlÃ¼ giriÅŸimlerde bile bulunmuyor. Ä°ÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±na karÅŸÄ± cepheden mÃ¼cadele ediyor. Bu tavrÄ± ile AKP gelmiÅŸ geÃ§miÅŸ hÃ¼kÃ¼metler iÃ§inde en militan iÅŸÃ§i karÅŸÄ±tÄ± hÃ¼kÃ¼mettir.<br />
<br />
AKP` nin yanÄ±ldÄ±ÄŸÄ± nokta ise, iÅŸÃ§i ve emekÃ§ilerin hÃ¼kÃ¼metleri dÃ¼ÅŸÃ¼remeyeceÄŸi, hÃ¼kÃ¼metlerin sadece patronlar ve ABD, AB tarafÄ±ndan deÄŸiÅŸtirilebileceÄŸi dÃ¼ÅŸÃ¼ncesidir. Bu yanÄ±lgÄ±sÄ±nÄ± anladÄ±ÄŸÄ±nda ise artÄ±k AKP iÃ§in Ã§ok geÃ§ olacak.<br />
<br />
Kamil Tekin SÃ¼rek / Evrensel
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_139.html</link>
  <dc:subject>1 MayÄ±s</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Demokrasicilik oyunu ve emekÃ§iler</title>
  <description>TÃ¼rkiye`de ve benzer Ã¼lkelerde bir demokrasicilik oyunu sergileniyor. Ã–zellikle emek mÃ¼cadelesinin yÃ¼kseldiÄŸi dÃ¶nemlerde bu oyun daha aÃ§Ä±k gÃ¶rÃ¼lebiliyor.

Ä°stanbul Valisi ve Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ± iÅŸÃ§ileri t...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
TÃ¼rkiye`de ve benzer Ã¼lkelerde bir demokrasicilik oyunu sergileniyor. Ã–zellikle emek mÃ¼cadelesinin yÃ¼kseldiÄŸi dÃ¶nemlerde bu oyun daha aÃ§Ä±k gÃ¶rÃ¼lebiliyor.<br />
<br />
Ä°stanbul Valisi ve Ä°Ã§iÅŸleri BakanÄ± iÅŸÃ§ileri tehdit ediyorlar. "Taksim MeydanÄ± toplantÄ± ve gÃ¶steri alanÄ± deÄŸildir, Taksim`e Ã§Ä±kÄ±lmasÄ±na izin vermeyeceÄŸiz, Taksim`e Ã§Ä±kÄ±lmak istenirse mÃ¼dahale edeceÄŸiz´ diyorlar.<br />
<br />
Bu durum burjuva kapitalist sistemin, patronlarÄ±n Ã§Ä±karÄ± gerektirdiÄŸinde kendi hukukunu dahi her zaman ayaklar altÄ±na almaktan kaÃ§Ä±nmayacaÄŸÄ±nÄ±n kanÄ±tÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Zira burjuva yasalarÄ±nda da "Herkes yasalar Ã¶nÃ¼nde eÅŸittir´, "Herkesin toplanma ve gÃ¶steri, dÃ¼ÅŸÃ¼nce ve ifade, Ã¶rgÃ¼tlenme Ã¶zgÃ¼rlÃ¼kleri; yaÅŸama, maddi ve manevi varlÄ±ÄŸÄ±nÄ± koruma ve geliÅŸtirme hakkÄ± vardÄ±r´ diye yazÄ±lÄ±dÄ±r.<br />
<br />
Ancak; futbol maÃ§larÄ±, yÄ±lbaÅŸÄ± kutlamalarÄ±, polis gÃ¼nÃ¼ kutlamalarÄ±, Ä±rkÃ§Ä±-milliyetÃ§i gÃ¶sterilere aÃ§Ä±k olan Taksim MeydanÄ± iÅŸÃ§ilere ve emekÃ§ilere yasaklanmaya Ã§alÄ±ÅŸÄ±lÄ±yor. Ankara`da KÄ±zÄ±lay, Ä°zmir`de Konak ve Cumhuriyet meydanlarÄ± iÃ§in de aynÄ± uygulama yapÄ±lÄ±yor.<br />
<br />
Oysa, hukuksal yÃ¶nden iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birlik, mÃ¼cadele ve dayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ olan 1 MayÄ±s`Ä±n kutlanmasÄ± iÃ§in herhangi bir kiÅŸi veya makamÄ±n iznine gerek yoktur. Toplanma ve gÃ¶steri Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼n kullanÄ±lmasÄ± izne deÄŸil, bildirime tabidir. Bildirimin amacÄ± ise toplanma ve gÃ¶steri Ã¶zgÃ¼rlÃ¼ÄŸÃ¼nÃ¼ kullanan topluluÄŸun toplantÄ± sÄ±rasÄ±ndaki gÃ¼venliÄŸini saÄŸlamak, dÄ±ÅŸarÄ±dan bir saldÄ±rÄ±yÄ± Ã¶nlemek Ã¼zere gerekli Ã¶nlemlerin alÄ±nmasÄ±na olanak vermektir. Yani devletin gÃ¶revi toplanmayÄ± engellemek deÄŸil, toplantÄ±nÄ±n gÃ¼venliÄŸini saÄŸlamaktÄ±r. Bu bildirim de gÃ¼nlerdir basÄ±n-yayÄ±n araÃ§larÄ± ile yapÄ±lÄ±yor. KaldÄ± ki 1 MayÄ±s gÃ¶sterisi 2911 sayÄ±lÄ± ToplantÄ± ve GÃ¶steri YÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸleri YasasÄ±`na tabi de deÄŸildir.<br />
<br />
ToplantÄ± ve GÃ¶steri YÃ¼rÃ¼yÃ¼ÅŸleri YasasÄ±:<br />
<br />
Madde 4- "AÅŸaÄŸÄ±da belirtilen toplantÄ± ve faaliyetler bu kanun hÃ¼kÃ¼mlerine tabi deÄŸildir.<br />
<br />
b) &hellip; veya gelenek ve gÃ¶reneklere gÃ¶re yapÄ±lacak toplantÄ±, tÃ¶ren, ÅŸenlik, karÅŸÄ±lama ve uÄŸurlamalar...´<br />
<br />
hÃ¼kmÃ¼ yer almakta olup, bu hÃ¼kÃ¼m karÅŸÄ±sÄ±nda bÃ¼tÃ¼n dÃ¼nyada iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birlik, mÃ¼cadele ve dayanÄ±ÅŸma gÃ¼nÃ¼ olarak kutlanan bir gÃ¼nÃ¼n izne tabi olmasÄ± olanaksÄ±zdÄ±r. Aksi halde milli ve dini bayramlar dahil olmak Ã¼zere her tÃ¼rlÃ¼ toplantÄ± ve gÃ¶sterinin izne tabi olmasÄ± gerekir ki, bÃ¶yle bir sistem ise demokrasi deÄŸil ancak "faÅŸist diktatÃ¶rlÃ¼k´ olabilir.<br />
<br />
AKP HÃ¼kÃ¼meti Taksim`den vazgeÃ§ilmesi karÅŸÄ±lÄ±ÄŸÄ±nda 1 MayÄ±s`Ä±n resmi tatil ilan edilmesi ihtimalinden sÃ¶z ediyor. Meclis`te 1 MayÄ±s`Ä±n resmi tatil ilan edilmesi iÃ§in DTP milletvekilleri ve Ä°stanbul Milletvekili Ufuk Uras tarafÄ±ndan verilmiÅŸ bir yasa Ã¶nerisi var. AKP, CHP ve diÄŸer partiler eÄŸer samimi iseler, bu teklifi 1 MayÄ±s`tan Ã¶nce yasalaÅŸtÄ±rsÄ±nlar.<br />
<br />
Bu tartÄ±ÅŸmalarÄ±n ve faÅŸizm sevdalÄ±sÄ± yÃ¶neticilerin etkisizleÅŸtirilmesinin tek gÃ¼vencesi, iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ±nÄ±n birleÅŸik gÃ¼cÃ¼dÃ¼r. SÄ±nÄ±fÄ±n Ã¶rgÃ¼tleri olan sendikalarÄ±n yapmalarÄ± gereken de bellidir. Belediye-Ä°ÅŸ, TÃœMTÄ°S vd. sendikalarÄ±n yaptÄ±ÄŸÄ± gibi toplusÃ¶zleÅŸmelere 1 MayÄ±s, 8 Mart gibi gÃ¼nlerin Ã¼cretli izin olarak kabul edildiÄŸine dair hÃ¼kÃ¼mler konulmalÄ± ve bu gÃ¼nlerde iÅŸÃ§iler kitlesel olarak alanlara Ã§Ä±karÄ±lmalÄ±dÄ±r. <br />
1 MayÄ±s`ta tÃ¼m iÅŸyerlerinde kutlamalar yapÄ±larak bulunulan kentlerin alanlarÄ±na Ã§Ä±kÄ±lmalÄ±dÄ±r. 1 MayÄ±s`Ä±n resmi tatil ilan edilmesi de, alanlarÄ±n emekÃ§ilere aÃ§Ä±lmasÄ± da sÄ±nÄ±fÄ±n birleÅŸmiÅŸ gÃ¼cÃ¼ ile saÄŸlanabilir.<br />
<br />
1 MayÄ±s gÃ¼nÃ¼ iÅŸÃ§ilerin ve emekÃ§ilerin tÃ¼m kentlerde diledikleri alanda birlik, dayanÄ±ÅŸma ve mÃ¼cadele gÃ¼nlerini kutlamalarÄ± hem meÅŸru, hem de hukuka uygundur. Bu kutlamalara yÃ¶nelecek her tÃ¼rlÃ¼ mÃ¼dahale ise gayrimeÅŸru ve hukuk dÄ±ÅŸÄ± olacaktÄ±r. MÃ¼dahale konusunda talimat verecek olanlar da, mÃ¼dahaleyi fiilen gerÃ§ekleÅŸtirecek olanlar da aÃ§Ä±kÃ§a suÃ§ iÅŸlemiÅŸ olacaklardÄ±r. EmekÃ§ilerin bu tÃ¼rden mÃ¼dahalelere karÅŸÄ± meÅŸru direnme haklarÄ± vardÄ±r. FaÅŸizm heveslisi yÃ¶neticiler gecikmeksizin hukuka uygun aÃ§Ä±klamalar yapmalÄ± ve gerilim yaratma eÄŸiliminden vazgeÃ§melidirler.<br />
<br />
Emperyalist egemenliÄŸin yÄ±kÄ±larak halk egemenliÄŸinin yaÅŸam bulduÄŸu, iÅŸÃ§i sÄ±nÄ±fÄ± ve emekÃ§i halkÄ±mÄ±zÄ±n refah, mutluluk, barÄ±ÅŸ ve kardeÅŸlik iÃ§inde yaÅŸayabileceÄŸi, tam baÄŸÄ±msÄ±z demokratik TÃ¼rkiye`nin ve demokratik halk iktidarÄ±nÄ±n inÅŸasÄ±na katkÄ± sunmasÄ± dileÄŸiyle, tÃ¼m emekÃ§ilerin Ulusal Egemenlik ve Ã‡ocuk BayramÄ± ve Birlik, MÃ¼cadele ve DayanÄ±ÅŸma GÃ¼nÃ¼ 1 MayÄ±s kutlu olsun.<br />
<br />
Hasan HÃ¼seyin Evin / Evrensel<br />
<br />
]]>
</content:encoded>
  <link>http://www.keditor.com/yazilar_138.html</link>
  <dc:subject>Demokrasicilik oyunu ve emekÃ§iler</dc:subject>
 </item>
 <item>
  <title>Ã‡ocuk, Televizyon ve Åžiddet</title>
  <description>Kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±nÄ±n saldÄ±rganlÄ±k ve ÅŸiddet olaylarÄ±nÄ±n ortaya Ã§Ä±kmasÄ±nda ve artmasÄ±nda bir payÄ±nÄ±n bulunup bulunmadÄ±ÄŸÄ±, varsa derecesinin ne olduÄŸu tartÄ±ÅŸma konusudur. Artan ÅŸiddet olaylarÄ± ...</description>
  <content:encoded>
<![CDATA[
Kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±nÄ±n saldÄ±rganlÄ±k ve ÅŸiddet olaylarÄ±nÄ±n ortaya Ã§Ä±kmasÄ±nda ve artmasÄ±nda bir payÄ±nÄ±n bulunup bulunmadÄ±ÄŸÄ±, varsa derecesinin ne olduÄŸu tartÄ±ÅŸma konusudur. Artan ÅŸiddet olaylarÄ± ile kitle iletiÅŸimi ve ÅŸiddet arasÄ±nda bir ilintinin varlÄ±ÄŸÄ± konusunda her ne kadar belirgin bir baÄŸlantÄ± ortaya konulmamÄ±ÅŸsa da kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±nÄ±n ÅŸiddete yÃ¶nlendirme ve etkilemesi Ã¼zerinde bir gÃ¶rÃ¼ÅŸ birliÄŸinden sÃ¶z edilmektir.<br />
<br />
Kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ± kanalÄ±yla kamuoyuna yansÄ±tÄ±lan iletilerde yer alan ÅŸiddet ile ÅŸiddet konusu davranÄ±ÅŸlar arasÄ±nda bir nedensellik var mÄ± sorusunu irdelemeye amaÃ§layan araÅŸtÄ±rmamÄ±zda ilk olarak ÅŸiddet kavramÄ±nÄ±n farklÄ± tanÄ±mlamalarÄ±na yer verilmiÅŸtir. Sonra televizyondaki Ã¶zellikle de Ã§izgi filmlerdeki ÅŸiddet ele alÄ±narak Ã§ocuklar Ã¼zerindeki etkisi incelenmiÅŸtir. "Pokemon´ Ã§izgi filmi Ã¶rnek olay olarak verilmiÅŸtir. AraÅŸtÄ±rmada literatÃ¼r incelemesi ve iÃ§erik analizi yapÄ±lmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
<b>Åžiddetin TanÄ±mÄ±</b><br />
<br />
Åžiddet bireysel ve toplumsal bir olgu olarak psikolojik, sosyo-kÃ¼ltÃ¼rel ve sosyo-ekonomik boyutlar ile kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±nda yer alÄ±rken sÃ¶z konusu araÃ§larda yer verilen ÅŸiddet unsuru da toplumsal yaÅŸamda yansÄ±masÄ±nÄ± bulmakta ve toplumsal yaÅŸamÄ± etkilemektedir. Bu kapsamda realiteden medyaya karÅŸÄ±lÄ±klÄ± bir etkileÅŸim sÃ¶z konusu olmaktadÄ±r.<br />
<br />
Ä°nsanÄ±n doÄŸasÄ±nda mevcut bastÄ±rÄ±lmÄ±ÅŸ bir davranÄ±ÅŸ biÃ§imi olan ÅŸiddet sÃ¶zcÃ¼klerde sert, katÄ± davranÄ±ÅŸ; azarlamada ve cezalandÄ±rmada aÅŸÄ±rÄ± gitme; inandÄ±rma ve anlaÅŸmaya varma yerine kaba kuvvet kullanma ÅŸeklinde tanÄ±mlanÄ±yor. Oxford English Dictionary`de "anlamÄ±n Ã§arpÄ±tÄ±lmasÄ±´ ve "tutkulu davranÄ±ÅŸlara ya da dile baÅŸvurma´ da ÅŸiddet kapsamÄ±nda deÄŸerlendirilmiÅŸtir. AyrÄ±ca insanÄ±n kendisine yÃ¶nelttiÄŸi ÅŸiddet eylemi olacak "intihar´ ve bunun medyada veriliÅŸ biÃ§imi ayrÄ± bir deÄŸerlendirme konusudur.<br />
<br />
Erol Mutlu`ya (1997) gÃ¶re ÅŸiddet en geniÅŸ haliyle saldÄ±rganlÄ±kla baÄŸlantÄ±lÄ± bir davranÄ±ÅŸ biÃ§imidir. Bu anlamda ÅŸiddet, bir nesne ya da kiÅŸiye doÄŸru yÃ¶nlendirilmiÅŸ, yÃ¶nlendiriliÅŸi kiÅŸinin istemediÄŸi ve o kiÅŸiyi tahrik edici, yÄ±pratÄ±cÄ± bir eylemi, kimi zaman da eylemden kaÃ§Ä±nmayÄ± veya eylemsizliÄŸi iÃ§erir. Bu anlamda fiziksel anlamdaki her tÃ¼rlÃ¼ saldÄ±rÄ± ÅŸiddet tanÄ±mÄ± unsurlarÄ± arasÄ±nda yer alÄ±rken fiziksel olmayan kimi sÃ¶zlÃ¼ davranÄ±ÅŸlarda bu tanÄ±m kapsamÄ±na girer.<br />
<br />
Åžimdi bu tanÄ±mlarÄ± daha somuta indirgeyerek ÅŸiddetin kitle iletiÅŸim araÃ§larÄ±ndaki kullanÄ±mÄ±na bakalÄ±m:<br />
<br />
Ã‡ocuklar, genÃ§ler, yetiÅŸkinler, ÅŸiddet iÃ§eren olaylarÄ± ÅŸu ya da bu ÅŸekilde yaÅŸÄ±yorlar. Åžiddet hayatÄ±n her yerinde var. Ve tabi ki hayatÄ±n bir parÃ§asÄ± olan televizyonda da...<br />
<br />
Åžiddeti tartÄ±ÅŸÄ±rken en geniÅŸ anlamda iletiÅŸimin var olan tehlikelere iliÅŸkin algÄ±larÄ±mÄ±zÄ± nasÄ±l biÃ§imlendirdiÄŸine ve gÃ¼ndelik drama biÃ§imindeki ÅŸiddetin yaÅŸantÄ±mÄ±zda oynadÄ±ÄŸÄ± role eÄŸilmekten kaÃ§Ä±namayacaÄŸÄ±mÄ±za kuÅŸku yoktur. GÃ¶stergeler yoluyla fiziksel ÅŸiddetin yoÄŸun biÃ§imde iÅŸlendiÄŸi filmler, diziler, reality showlar, haber programlarÄ± eÄŸer bireyleri fiziksel ÅŸiddete itiyorsa iÃ§erdiÄŸi ÅŸiddet toplumun ilgisini Ã§ekmektedir. Ä°Ã§inde bulunduÄŸumuz zaman dilimi ve toplumsal yaÅŸam biÃ§imlerinde ÅŸiddet Ã§ok iyi bir eÄŸlence. Ä°zleyiciler bu tÃ¼r programlardan hoÅŸlanÄ±yorlar ki bunlarÄ± izliyorlar. Yoksa ellerindeki en gÃ¼Ã§lÃ¼ silahÄ± kullanÄ±rlar ve televizyonlarÄ±n dÃ¼ÄŸmelerini kapatÄ±rlar. Ancak gÃ¶stergesel ÅŸiddet Ã§oÄŸunlukla "gizli´ ve "kibar´ biÃ§imde karÅŸÄ±mÄ±za Ã§Ä±kmakta ve ayrÄ±mÄ±na varmadan bireyler Ã¼zerinde olumsuz etkiler yaratmaktadÄ±r. Buna raÄŸmen ÅŸiddeti iÃ§eren programlar filmler, Ã§izgi filmler televizyon istasyonlarÄ±na iyi para kazandÄ±rÄ±yor. Ã–zellikle ticari televizyonlarÄ±n temel amacÄ± kar elde etmekse bu televizyonlar da iÅŸin gereÄŸini yapÄ±yorlar. Åžiddet filmleri de para kazandÄ±rÄ±yorsa ve ilgi Ã§ekiyorsa bu ilgiyi haberlere ve haber programlarÄ±na taÅŸÄ±mak rayting aÃ§Ä±sÄ±ndan televizyonlarca uygulanan doÄŸru bir yaklaÅŸÄ±m olabilir. Ã–rneÄŸin Taner Ay (1994) bu konuda ÅŸunlarÄ± ifade etmektedir: "Kapitalizmin iÃ§ine dÃ¼ÅŸtÃ¼ÄŸÃ¼ bir iflas Ã§ukuru olan bu sessiz Ã§oÄŸunlukla (yeni kitleyle), sadece ÅŸiddet aracÄ±lÄ±ÄŸÄ±yla iliÅŸki kurulabilmektedir. Bunun iÃ§in televizyonlarÄ±n haber programlarÄ±na bakmak yeterlidir.<br />
<br />
Televizyon, insanlarÄ± nefret, kin ve hÄ±rsla doldurmaktadÄ±r. Haberler, reality showlar, filmler, diziler, hatta Ã§izgi filmler yaÅŸamÄ±n en bÃ¼yÃ¼k gerÃ§eÄŸini, Ã¶lÃ¼mÃ¼, insanlara pazarlamaktadÄ±r. Haber adÄ± altÄ±nda, habercilik adÄ± altÄ±nda ÅŸiddet canlandÄ±rÄ±larak satÄ±lmaktadÄ±r. OÄŸlu Ã¶lÃ¼mle penÃ§eleÅŸen babanÄ±n yÃ¼zÃ¼ndeki anlamÄ± yÃ¼reÄŸimizde duymaya, 13 yaÅŸÄ±ndaki kÄ±zÄ± tecavÃ¼ze uÄŸrayan kadÄ±nÄ±n utancÄ±nÄ± yorumlamaya olanak bulamaz durumdayÄ±z. Bu acÄ±, hÃ¼zÃ¼n, duygu yÃ¼klÃ¼ haberlerin hemen arkasÄ±ndan gelen, yaÅŸamÄ±n gÃ¼lÃ¼nÃ§ anlarÄ±na doyasÄ±ya gÃ¼lemediÄŸimiz gibi. Televizyonun hÄ±zÄ±na duygularÄ±mÄ±z yetiÅŸemez olmuÅŸ. Her akÅŸam ekran karÅŸÄ±sÄ±nda izlediÄŸimiz, yaÅŸamÄ±n kÃ¼Ã§Ã¼k kutuya yansÄ±tÄ±lmÄ±ÅŸ acÄ± gerÃ§eÄŸi. FarkÄ±na varmadan izliyor, dÃ¼ÅŸÃ¼nmeden algÄ±lÄ±yoruz.<br />
<br />
HaberciliÄŸin kamusal Ã¶nemi, duygusal eÄŸlenceliklerin Ã¶n plana Ã§Ä±karÄ±lmasÄ±yla yok edilme sÃ¼recindedir.<br />
<br />
Haber izlencesi olan reality showlar; gerÃ§eÄŸi canlandÄ±rarak &lsquo;gerÃ§ek haberciliÄŸi` yaptÄ±klarÄ± savÄ±nda olup da yaÅŸananlarÄ±; Ã¼rkÃ¼tÃ¼cÃ¼, dehÅŸet verici, kan ve gÃ¶zyaÅŸÄ± dolu kurgusal dramatize yÃ¶ntemi ile seyirciye sunan, bu yolla seyirciyi etkileyip izleyici kitlesine dolayÄ±sÄ±yla reklam gelirlerini arttÄ±rma kaygÄ±sÄ±nÄ±n Ã¶tesine geÃ§meyen bu programlar, duygu pazarlamanÄ±n vahÅŸet aÅŸamasÄ±dÄ±r. Bu programlar kamusal vicdan ve duygu sÃ¶mÃ¼rÃ¼sÃ¼nÃ¼ ilke edinmiÅŸ durumdadÄ±r.<br />
<br />
Comstock (1981) kitle iletiÅŸimine iliÅŸkin yazÄ±lara bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda gerek yazÄ±lÄ± basÄ±n gerek televizyon gerek filmlerde gÃ¶sterilen ÅŸiddete dayalÄ± Ã¶ykÃ¼lerin, ÅŸu ÅŸekilde yaklaÅŸÄ±mlarla saldÄ±rganlÄ±ÄŸÄ± dÃ¼rtÃ¼leyebileceÄŸini ortaya koymaktadÄ±r. Åžiddet ne zaman ki Ã¶dÃ¼llendirilir, Ã§ekici gÃ¶sterilir gerÃ§ek olur ve haklÄ± kÄ±lÄ±nÄ±rsa; ne zaman ki ÅŸiddet yaratan, bu davranÄ±ÅŸÄ±ndan Ã¶tÃ¼rÃ¼ eleÅŸtirilmezse, kurbanÄ±nÄ± incitmeyi ya da aÅŸaÄŸÄ±lamayÄ± eÄŸilim ÅŸeklinde gÃ¶sterirse, basÄ±lÄ± ya da gÃ¶rsel-iÅŸitsel iletiÅŸim araÃ§larÄ± o zaman daha fazla etkili olmaktadÄ±r. Bir programÄ±n seyredilebilir olmasÄ± iÃ§in en ucuz yol bilindiÄŸi gibi ÅŸiddet ve cinselliÄŸi kullanmaktÄ±r. TelevizyonlarÄ±mÄ±zda "Huysuz Show´ gibi eÄŸlence programlarÄ±, "SÃ¶z Fato´da, "AteÅŸ HattÄ±´ gibi haber programlarÄ±nda, "Televole´ gibi spor magazinler ve "Ã‡ok Ã–zel´ gibi sosyete programlarÄ±nda ve bunlara benzer yapÄ±mlarda gerek gÃ¶rÃ¼ntÃ¼lerle gerekse sÃ¶zel olarak kastedilen pornografiye bolca yer verildiÄŸine ÅŸahit oluyoruz. "SÄ±caÄŸÄ± SÄ±caÄŸÄ±na´da ve haber bÃ¼ltenlerinde insanlarÄ±n Ä±zdÄ±raplarÄ±, acÄ±larÄ±, yaÅŸadÄ±klarÄ± felaketler, Ã¶lÃ¼m anlarÄ± ve benzeri durumlar duygu sÃ¶mÃ¼rÃ¼sÃ¼ne yol aÃ§acak, korku yaratacak veya izleyicileri dehÅŸete dÃ¼ÅŸÃ¼recek biÃ§imde verilmektedir.<br />
<br />
<b>Ã‡ocuk ve Televizyon</b><br />
<br />
Åžiddet kutularÄ±, en yÄ±kÄ±cÄ± etkisini, etkiye en fazla aÃ§Ä±k durumdaki Ã§ocuklar ve genÃ§ler Ã¼zerinde gÃ¶steriyor. Åžiddet onlarÄ±n davranÄ±ÅŸlarÄ±na, sÃ¶zlerine, oyunlarÄ±na yansÄ±yor. Ã‡ocuklarÄ±n 3-4 yaÅŸÄ±ndan baÅŸlayarak 12-13 yaÅŸÄ±na kadar gÃ¼nde ortalama 1-2 saat Ã§izgi film izledikleri, ayrÄ±ca Ã§ocuklarÄ±n ve genÃ§lerin eriÅŸkinler iÃ§in hazÄ±rlanan televizyon programlarÄ±nÄ± da seyrettikleri dÃ¼ÅŸÃ¼nÃ¼ldÃ¼ÄŸÃ¼nde, yoÄŸun ÅŸiddet bombardÄ±manÄ± altÄ±nda kaldÄ±klarÄ± gÃ¶rÃ¼lÃ¼r. YapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalar sonucunda da Ã§ocuÄŸun saldÄ±rgan davranÄ±ÅŸlarÄ± taklit ettiÄŸi belirlenmiÅŸtir. (AkarcalÄ±, 1996)<br />
<br />
Ã‡ocuk zihinsel sÃ¼reÃ§lerindeki Ã¶zelliklerinden dolayÄ± izlediklerini yetiÅŸkinler gibi algÄ±layamamakta ve yetiÅŸkinlerden farklÄ± bir biÃ§imde etkilenmektedir. Televizyon kullanÄ±m nedenlerine bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda da Ã§ocuklar ile yetiÅŸkinler arasÄ±nda farklÄ±lÄ±klar gÃ¶rÃ¼lmektedir. YetiÅŸkinlerin Ã§oÄŸu televizyonu eÄŸlenmek amacÄ±yla izlerken, Ã§ocuklar ise eÄŸlendirici bulduklarÄ± televizyonu dÃ¼nyayÄ± tanÄ±mak ve anlamak iÃ§in izlemektedirler. Ã‡ocuklar kurmaca ve gerÃ§ek arasÄ±ndaki farkÄ± Ã§oÄŸu kez yetiÅŸkinler kadar kolay bir biÃ§imde algÄ±layamamaktadÄ±rlar. BirÃ§ok aÃ§Ä±dan Ã§ocuklar televizyon karÅŸÄ±sÄ±nda yetiÅŸkinlere oranla daha korunmasÄ±z durumdadÄ±rlar. Olaya bu aÃ§Ä±dan bakÄ±ldÄ±ÄŸÄ±nda zararlÄ± Ã§Ä±kanlar Ã§ocuklar gibi gÃ¶rÃ¼lmektedir. Ã‡ocuklar toplumda kendi yerlerini Ã¶ÄŸrenmek amacÄ±yla iÃ§inde yaÅŸadÄ±klarÄ± toplumu gÃ¶zlemlemektedirler. Ã‡ocuklar bu gÃ¶zleme eylemini gerÃ§ekleÅŸtirirken yetiÅŸkinlerden yeterince yardÄ±m almamakta bunun yerine televizyona yÃ¶nelmektedirler. Ancak bu yÃ¶nelme televizyonun Ã§ocuk davranÄ±ÅŸlarÄ± Ã¼zerinde doÄŸrudan etkili olduÄŸunu gÃ¶stermez. (Ã‡aplÄ± 1996)<br />
<br />
Televizyonun ÅŸiddet eylemini dolaysÄ±z gÃ¶sterme imkanÄ± nedeniyle ABD`de 1950`lerden itibaren baÅŸlayan televizyondaki ÅŸiddet gÃ¶sterimine iliÅŸkin yapÄ±lan araÅŸtÄ±rmalarda ele alÄ±nan soru medyadaki ÅŸiddet ile toplumdaki saldÄ±rgan davranÄ±ÅŸlar arasÄ±nda nedensel bir iliÅŸki olup-olmadÄ±ÄŸÄ±dÄ±r. Bu araÅŸtÄ±rmalar iki yÃ¶nlÃ¼ geliÅŸmiÅŸtir: Ä°lki televizyonda ÅŸiddet iÃ§eren sahnelerin miktarÄ± ve sÄ±klÄ±ÄŸÄ±nÄ±n saptanmasÄ± amacÄ±yla yapÄ±lan iÃ§erik Ã§Ã¶zÃ¼mlemeleri, ikincisi de televizyondaki ÅŸiddetin Ã§eÅŸitli toplum kesimleri (Ã¶zellikle yaÅŸ Ã¶n planda tutularak) Ã¼zerindeki davranÄ±ÅŸsal etkisi.<br />
<br />
J.L Singer ile D.S. Singer etki ile ilgili Ä°ngiltere`de yaptÄ±klarÄ± bir araÅŸtÄ±rmada (1980) yatÄ±lÄ± okulda kalan 13-16 yaÅŸ grubu Ã§ocuklar ikiye ayrÄ±lmÄ±ÅŸ. Bir gruba 15 gÃ¼n sÃ¼reyle yalnÄ±zca komik ve sosyal programlar izlettirilmiÅŸ. Ä°kinci gruba ise bu ÅŸiddet iÃ§eren filmler, programlar gÃ¶sterilmiÅŸ. YapÄ±lan testler sonucunda birinci grupta hoÅŸgÃ¶rÃ¼, tartÄ±ÅŸma, iletiÅŸim ve gÃ¼lme dÃ¼zeyi; ikinci grupta ise sÃ¶zel ve fiziksel saldÄ±rganlÄ±k dÃ¼zeyinin yÃ¼ksek olduÄŸu saptanmÄ±ÅŸtÄ±r.<br />
<br />
Eron ve Heusmann