Yumuşak yumuşak
Ece Temelkuran / Milliyet
İtidal ve yumuşama çağırıları neyin ürünü? Ortak aklımızın mı?
Gülesi gelir insanın: Tabii ki değil!
Neyin peki?
Ortak korkumuzun.
Gergin abileri bir araya getiren tek bir şey var, o da korku. Tabii ki darbe korkusu. Bunu açık açık da söylüyorlar saraylarda oturup, açıklamalar yapıp. Korkularının zavallısı bir ülke olduğumuzu en havalı muhitlerden bildiriyorlar.
Saray iradesi
Milletin iradesinin Çırağan Sarayı’ndan ifade edilmesi, saraydan yapılan bir açıklamayla milletinin ortak iradesinin ifade edildiğinin söylenmesi ne komiktir, ah ne komik!
Bu arada sokaklara dökülen binlerce işçinin, binlerce “milletin” AKP’ye açılan kapatma davasının gölgesi yüzünden bir türlü “milletin iradesi” olarak algılanmaması ne fenadır, ah ne fena!
Şimdi “Haydi siyasetin oyun bahçesine geri dönün” diyor “halkımızın temsilcileri”. Diyorlar ki, “Asker amca seni kapar, bahçenin çitlerinin arkasına geri dön.” Bu uyarının yüksek sesle, açıkça yapılması ne acıklı, ah ne acıklı!
Mayk Hammırcılık
Ayan beyan olana, halkın söylediğine bakılmazsa, politika, işte böyle hep oda sıcaklığında, orta yumuşaklıkta, ne öldürür ne oldurur bir kıvamda kalır. Kalıyor da. Çıplak gözle görülen binlerce işçinin yürüyüşüne bakılmazsa görülen tek şey, tıpkı hastanelerdeki sus işareti yapan hemşire gibi sessizlik emri veren korku bulutu görülür.
Ayan beyan olana bakılmazsa (yine söylüyorum) tıknaz düşünce adamları başta olmak üzere kendine zekâ küpü süsü vermiş kimi “köşe-ciciler” şimdi yaptıkları gibi Mayk Hammırcılık oynamaya başlar.
‘Cahil, sefil’
Tıpkı ABD’nin Irak işgali sırasında yaptığı gibi, hem laiklik hem demokrasi, hem sosyal adalet hem Avrupa Birliği isteyenleri sırf AKP’yi eleştirdikleri için suçlarlar:
Cahil, sefil!
Fehta Hami Kovanç Kıru isimli kişilikler bütününün (hem bulmaca hem kişilik) dün bana köşesinden söylediği gibi.
Bana ne dediğinin bir önemi yok. Pis işlerini yaptırmak için kendine hayali kişilikler uyduran bir yazarın sözlerinin ne kadar önemi var ki? Ama en başından beri bu söylem gerdi Türkiye’yi. Tıpkı George Bush gibi konuştular:
“Ya bizdensiniz ya da düşmanımızsınız!”
İyi Müslüman, iyi Türk
Ya onlardan olup “iyi” olacaktık: İyi Müslüman, iyi demokrat, iyi vatandaş, iyi Türk.
Ağzımızı açmaya görelim: Kötü Müslüman, kötü demokrat, kötü vatandaş, kötü Türk.
Türkiye’nin başını belaya sokan; gündelik hayatı, medyayı, siyasi alanı terörize eden söylem bu işte. AKP’yi eleştirdiğin zaman kullandıkları bu diskurla gerdiler ülkeyi. Şimdi onlar yumuşamalı.
Hangi çok partili demokraside görülmüş iktidardan çok muhalefetin eleştirildiği? Hangi demokraside görülmüş Başbakan’ın “Ama onlar da benim hakkımda kötü sözler söylüyorlar” diye gazetecileri şikâyet ettiği? Hangi demokraside var böyle üç kuruşa beş köfte?
AKP’nin ‘şer ekseni’
Türkiye’yi geren, insanları birbirine düşman eden bu “şer ekseni” söyleminden vazgeçilmeli. AKP’ye karşı kurulmuş bir “şer ekseni” var çünkü onlara göre. Eğer AKP’den değilseniz otomatik olarak o “şer ekseni”ne dahil oluyorsunuz. Tıpkı Bush’un dünyanın geri kalanına yaptığı gibi.
Dünyanın geri kalanı nasıl “Aman şer eksenine dahil olmayalım” diye korkup ABD’nin her dediğine “he” dediyse Türkiye’de de AKP’nin her dediğine “he” demek zorunda kaldı insanlar. Şimdi bu cici denge bozuluyor diye ne bu şiddet bu celal? Üstelik dengeyi kantarın topunu biraz daha, biraz daha, en çok size doğru kaysın diye bozan sizsiniz; şimdi nedir bu öfke?
Dünyanın sınırlarını görmüş bir korsan gemisindeki isyan gibi!
Mühim not: Çarşı’nın sevdiği yazarlar arasındaymışız. Aldık, eyvallah dedik. Sağ olsunlar.
|
|
|