kEditor - Yazılar / Araştırma / Türkiye'de site kapatmalarının tarihçesi

http://www.keditor.com/yazilar_152.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Araştırma

Türkiye'de site kapatmalarının tarihçesi


Fusun S.Nebil / turk.internet.com

Dün Ankara Barosu Akademisi’nde Bilişim Hukuku konusunda sertifika almaya hak kazananlar için bir etkinlik düzenlendi. Bu etkinliğin içinde önemli bir bölüm de “Sitelerin Filtrelendirilmesi - 5651” başlığını taşıyan bir paneldi.

5651 sayılı kanunun 23 kasım 2007’de yürürlülüğe girmesinden bu yana konuşmacı olarak katıldığım 3.etkinlik olduğu için farklı birBu siteye erişim mahkeme kararıyla engellenmiştir - Wordpress.org sitesinin kapatılması içerik sunmaya karar verdim ve olayı yeniden analiz etmeye başladım. Çünkü bugünlerde 5651’in dışındaki kapatmalara dikkat kesilmeye başlamış durumdayız. Bunun nedeni, bu kapatmalarda mahkemenin ya da başka bir mercinin, siteyle iletişime geçmeden doğrudan kapatma yapıyor oluşu!!!

5651 sayılı kanunun yürürlülüğe gireceği günlerde bu kanunun kapsadığı 8 suçun (çocuk pornosu, müstehcenlik, intihara yönlendirme, Atatürk’e hakaret vs.) ya da şimdi sanal kumarın ilavesiyle 9 suçun dışında kapatma yapılmayacağı belirtiliyordu. Oysa bugün pek çok kanun ve maddeden erişime kapatma yapılıyor. 81 ilin 900 ilçesindeki muhtelif mahkemelerden, internet konusunda bilgisi zayıf olan hukuki çevrelerin elinden, çeşitli konularda erişime kapatma kararları alınabiliyor.

Bunun nedenini ve nasıl geliştiğini merak ettim. Çünkü yurtdışında da sakıncalı içerik ile mücadele ediliyor ama bu mücadele totaliter rejimler dışında, bir ülkenin kendi içinde site bloklaması şeklinden ziyade, sakıncalı içeriğin yayından kaldırılması yönünde çalışmak ya da çocuk pornosu konusunda olduğu gibi, her ülkede yerleşik bir şube kanalıyla, bütün ülkelerde aynı anda bloklama yapmak şeklinde oluşuyor. Bloklama kararını verenler de, sosyologu, psikologu ile bir ekip kurmuş olan sivil toplum örgütleri.

Bunun dışında site bloklama şeklinde uygulamaya pek rastlanılmıyor. Son aylarda karşılaştığımız esas rahatsız edici husus, 5651 dışı uygulama mahkemelerin kapatma kararlarını, belli bir içerik için değil tüm site için alması ve bu kararın da Türk Telekom ya da ISS'ler kanalıyla uygulamaya konulması. Bu tür kapatmalarda sitelerin kendisini savunma ya da sorun yarattığı bildirilen içerik gerçekten sakıncalı ise yayından kaldırma şansı bulunmuyor. Hatta siteler kendilerinin kapatılmış olduğunu, ancak siteye internet üzerinden erişilmemeye başlandığında fark ediyor.

Olayı tarihsel gelişim olarak incelediğimde, yaptığım analiz bunun 2005 haziranında başlayan Müyap kapatmalarının getirdiği bir kötü alışkanlık olduğunu farkettim. 2005 yılında Müyap'ın gelirlerinde yarıya varan azalma ile başlayan, telif haksız link yayınlamaya meraklı sitelerin varlığı ve bu sitelerin interneti sonsuz ve kendilerinin de yakalanamaz olduklarını sanışları ile sürüklenen ve kurallara uygun davranan online yayıncıların olayın kendilerini ilgilendirmediğini düşünmeleri şeklindeki genel gaflet yani olaya uzaktan bakışları ile beslenen ve de hukuki bir yaklaşımın da olmayışı nedeni ile bugünkü kaosa sürüklenen bir durum sözkonusu. Bunu şimdi adım adım olayı hatırlayalım;

1- 2004 yılında yapılan 50 milyon bandrol satışının, 2005 yılında yarıyarıya azalması (ki yıl sonunda 27 milyon oldu) üzerine Müyap tarafında alarm çaldı. Müzik yapımcılarının derneği olan kuruluş, gelirlerindeki azalmanın suçlusu olarak internet üzerinden yapılan ücretsiz (telif hakkı ödenmemiş) downloadları tespit etti. Zaten bütün dünyada (yani özellikle ABD'de) benzer bir yaklaşım (bu tür sitelere karşı, yüksek tazminatlı davalar açmak şeklinde) sözkonusuydu.

2- Bu nedenle Müyap bir ekip kurdu. Bu ekip düzenli olarak interneti tarayarak telif hakkı olmayan linkleri tespit etti.

3- Haziran 2005'den itibaren bu sitelere mail ya da telefon yoluyla erişilmeye çalışıldı ve ulaşılan sitelerden ilgili linkin çıkarılması talebi (yasal veya 2'li iletişim şeklinde) yapıldı.

4- Ancak siteler kendilerini (o güne kadar site erişime kapatma şeklinde bir olay meydana gelmediği ve bilinmediği için olsa gerek) sakladılar ya da Miyap'ın harekete geçmesinden sonra saklamaya başladılar. Bu amaçla sitelerde erişim adresleri doğru verilmedi, telefon numaraları 0-212-1111111 gibi olmayan numaralar şeklinde yazıldı.

5- Müyap ve Mahkemeler bu sitelere ulaşamayınca, "sanatçı ve yapımcıların haklarının korunmasını ve zararlarının engellenmesini sağlamak amacıyla" son çare olarak, teknik bir önlem alındı ve mahkemeler tarafından, "tedbir kararları" gönderilerek, sitelerin internet erişimlerinin yer sağlayıcı ya da internet sağlayıcılar üzerinden durdurulması talepleri başladı.

6- Müyap'ın mahkeme başvurularında, önceleri sitelere erişilmeye çalışılırken, yukarıda bahsettiğimiz yanlış adres ya da telefonlar, zamanla kötü bir alışkanlık yarattı. Müyap ve mahkemeler, zaten ulaşılamayan siteleri, artık aramadan, kapatma kararları verilmeye başlandı. Sitelerin kendilerini savunma ya da site zararlarının doğmadan engellenmesi yolu kapanmış oldu.

7- Telif haklı linkleri haksız olarak veren siteler, kapatılma sonrası ortaya çıktılar. Bir kısmı Müyap ile (bazılarının, bir daha olursa 100.000 $ ödenecek şeklinde anlaşma imzaladıkları bildirildi) anlaşma yaparak, sitelerine yeniden kavuştu ve telif haksız link yayınlama işlemine son verdiler.

8- Müyap 2006 ile birlikte önce mobil (cep telefonu) tarafında, sonra da açılan portallerde (TTnet, Doğan, Power FM gibi) yani yasal platformalarda, müzik yükleme olayını kendi lehlerine çevirdiler. Hatta Müyap Başkanı Bülent Fortun çeşitli toplantılarda ve açılışlarda, mobil başta olmak üzere, internetin sanatçı ve yapımcılara farklı ve yüksek yeni bir gelir kapısı yarattığını memnuniyetle açıkladı. Çünkü radyo ya da TV’nin aksine izlenebilirliği da kesin bir ortam olan internet, iş modelleri ile birlikte kullanılmaya başlandı.

Özetle, müzik yapımcılarının kuralsız bir ortamda kendi haklarını korumak için başlattıkları hareket, zaman içinde hukuk ve internet çevrelerinin gafleti sonucu alışkanlık yarattı ve bugünlerde kural haline geldi. Çünkü internet spesifik bir konu, ihtisas mahkemesi olmadığı sürece, bu konuda 81 ilin 900 mahkemesine yol gösteren eskiden gelen olaylar, davalar oluyor.

Türkiye’deki site erişim kapatmaları, bir önceki bölümde anlattığım gibi 2005 haziranında Müyap kapatmaları sırasında oluşan bir kötü alışkanlıkla başladı. Bugün artan hızla devam ederken, biz de hem online yayıncılar olarak, bu konuda çalışan hukukçular ile birlikte, konuyu anlamaya ve çözmeye çalışıyoruz. Şimdi ülkemizde, mahkemelere düşen tüm internet yayıncılığı “içerik” sorunlarına tarihsel sırayla bir göz atalım;

1- 2005 öncesinde ülkemizde site erişim kapatma olayı görülmedi. Zaten o dönem öncesi ADSL sayısı henüz çok düşüktü ve diğer ISS’lerden (Superonline vs) bağlantı yapan aboneler bulunuyordu. Dolayısıyla tek noktadan erişim kapatma yoktu. Yine de bu dönemi anlamak için 3 karakteristik olayı hatırlatalım;
  • Bir hosting firmasına, bir üst düzey devlet yöneticisine yapılan hakaret nedeniyle açılan dava.
  • Superonline’da forum yöneticisi Çoşkun Ak’a, forumlarda rastlanan bir ifade nedeniyle açılmış bir başka dava ki, döneminde epeyce ses getirmişti. Sadece 4 kelime nedeniyle Ak’a 40 ay hapis cezası verilmiş. Ancak daha sonra sorun çözülmüştü.
  • Ekşisözlük’e 2004 aralıkta ulaşan 3-4 başlığa yönelik sorun (kişilik haklarını ihlal iddiası), sitenin ilgili içerikleri yayından kaldırması ile çözülmüştü
2- 2005 haziranında Müyap kapatmaları başladı. Bu kapatmaları bir önceki bölümde anlatmıştık, yeniden tekrarlamayacağız.2005 yılında site erişime kapatmalar sadece Türk Telekom üzerinden yapılıyordu. Türk Telekom 2005 yılında 153 sitenin erişime kapatıldığını raporluyor.

3- 2006 yılı şu ana kadar en çok sitenin kapatıldığı yıl oldu. Türk Telekom’un verdiği rakam 886 site. Rakamın yüksek olmasının arkasında Müyap kapatmaları yatıyor. 2006 yılı karakteristik olaylarını 3 başlık altında toplayabiliriz;
  • Müyap kapatmaları bütün hızı ile devam etti.
  • EkşiSözlük ilk defa erişime kapatıldı. Daha önceki olayda hukuk mercileri, site ile iletişime geçerek sorunun giderilmesini sağlamışken, bu sefer Müyap kapatmalarının örnek alınması sonucu, siteye haber verilmeden kapatma yapıldı.
Öyle ki, o tarihte ADSL yoğun olmadığı ve Türk Telekom'un da tek sağlayıcı olmadığı zaman olduğu, farklı ISS’lerin aboneleri mevcut bulunduğu için, olay kullanıcılar tarafından da, site yöneticilerince de geç fark edildi. 3 ay sonra yani mart 2006'da, Türk Telekom'a başvurarak ilgili mahkeme kararını istediler.

Ayrıca ilginçtir ama Türk Telekom’un da site yöneticilerine mahkeme kararının detaylarını vermesi geciktiği için (martta yapılan başvuru ancak mayıs ayında cevaplandı), sitenin erişime açılması ancak 5 ay sonra mümkün oldu.
  • Yıl sonunda yoğun bir şekilde internetle ilgili çocuk pornosu operasyonları yapıldı (çocuk pornosu yükleyen ya da site yayınlayan). 2006 başında kurulan İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesine bağlı Bilişim Polisi, 2000’lerden beri gelen çeşitli şikayetlere (dolandırıcılık, kişilik haklarına saldırı ya da çocuk pornosu) toplu olarak işlem yapmayı seçtiği için, üst üste operasyon yapıldı. 2006 sonundaki 1,5 ayda 155 kişi için işlem yapıldığı bildiriliyor ama üst üste işlem yapılması ve medyanın olayı büyütmesi sonucu, başta hükümet olmak üzere tüm politikacıların eline önemli bir malzeme geçmiş oldu. Bunun sonucunda Ulaştırma bakanlığı tarafından 5651 sayılı kanunun ön hazırlıkları da aralık 2006’da yapıldı.

4- 2007 yılında kapatma sayısı yine Türk Telekom tarafından 549 site olarak veriliyor. Kısaca göz atalım;
  • 2007’de ilk defa Atatürk karşıtı kapatmalar gündeme geldi. Bunun en büyük nedenlerinden birisi, YouTube’ün 2007’de popüler hale gelmesi ve yoğun bir şekilde video yüklemelerin, dolayısıyla da içerik şikayetlerinin başlamasıdır.
  • 2006 sonunda başlayan çocuk pornosu operasyonları, 2007’de tartışılmaya devam etti. 5651 de bu kapsamda (tüm seçim kargaşasına rağmen) mayıs 2007'de TBMM’den geçti ve Resmi Gazete’de yayınlandı.
  • Ağustos 2007’de Wordpress kapatılması meydana geldi. Ülkemizde temsilcisi olmayan bu portale yapılan kapatma ve kapatmanın kaldırılması, sistemin tıkanıklığını gösteren başlıbaşına bir ders niteliğinde.
  • Aralık 2007’de İstanbul Barosu’nda turk.internet.com işbirliği ile düzenlenen konferansta, Türk Telekom hukukçuları, 5651 yürürlülüğe girdikten sonra geçen 20-25 gün içinde, hukuk camiasında bir duraksama olduğuna ve kendilerine gelen kapatma taleplerinin durduğuna işaret etmesi de ilginç bir detay olarak tarihe kaydoldu.
Türk Telekom'un bu ifadesi, 5651'in yürürlülüğe girmesinden hemen sonra hukuk çevrelerinde meydana gelen kararsızlığı gösteriyor. Aynı kararsızlığı 5651 dolayısıyla kurulan TK - TİB yapısında da görüyoruz.

5- 2008 yılında, mayıs başına kadar olan olaylara bakarsak, bir yandan 5651 kapsamındaki kapatmaların, diğer yandan 5651 dışı kapatmaların yapıldığını görüyoruz. Özetlersek;
  • 5651 kapsamındaki kapatmaların 23 kasım 2007 - 18 nisan 2008 arasında Res’en 197, mahkeme kararı ile 124 olduğu, 380 içerik işleminin ise sitelerle karşılıklı yapılan görüşmeler sonucunda çözüldüğünü TİB’den öğrendik.
  • Buna karşılık 5651 dışı 102 site kapatmasının ise doğrudan mahkemeden Türk Telekom’a giden kararlar üzerinden yapıldığı belirtiliyor.
Tarihçeye baktığımızda, sivil toplum örgütlerinin "5651 sansüre gider" şeklindeki ifadelerinin yanısıra ve belki daha önce olayın kriz yaratan önemli noktalarını tespit etmeleri ve ona göre davranmaları gerekiyor.

5651 ve diğer site kapatmalarını incelediğimiz yazı serisi devam edecek. Üstteki paragrafta yer alan "kriz yaratan sorunları" birlikte en son bölümde özetleyeceğiz. Bir sonraki bölümde 5651'in sorunlarını anlatacağım.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Linkler

İlgili Yazılar


İlgili haberler




 Yukarı çık