kEditor - Yazılar / Araştırma / Basının Vicdani Reddi

http://www.keditor.com/yazilar_153_4.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Araştırma

Basının Vicdani Reddi


İlk < 1 2 3 4 5 6 7 > Son
Gamze Göker


Ülkede Özgür Gündem Gazetesinde Vicdani Retçiliğin Sunumu


Vicdani ret konusuna sayfalarında en çok yer veren gazetelerden biri olan Ülkede Özgür Gündem gazetesi, vicdani ret meselesine farklı noktalardan yaklaşmıştır. En genel bakış açısı ile bakıldığında, şimdiki ismiyle Demokratik Toplum Partisi (DTP) ve aynı zamanda PKK’ye yakınlığı ile bilinen gazete anti-militarizme değil, vicdani ret konusuna yer vermeyi tercih etmiştir.

Eylül 2006’da Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından Doğu ve Güneydoğu’da gerçekleştirilen operasyonlarda yaşamını yitiren asker ailelerinin önceki yıllardan farklı olarak “vatan sağolsun demeyeceğim” diyerek isyan etmelerinin ardından, Ülkede Özgür Gündem gazetesi, bir yıl önce bir mayın patlamasında oğlunu kaybeden Mehmet Gülseren ile ilgili bir haber yapmıştır. (Bu Haberle ilgili detaylar, Mehmet Gülseren'in isteği üzerine kaldırılmıştır. Dileyenler  "dipnotlar bölümünden 101 ve 102 numaralı kaynağa bakabilirler)

Bu haber, Ülkede Özgür Gündem gazetesinin anti-militarizm ya da daha dar anlamda savaş karşıtlığı konusundaki bakış açısının billurlaştığı bir metindir. Şöyle ki; TC yöneticilerinin ve TSK yetkililerinin ‘terör’ ya da ‘düşük yoğunluklu savaş’ olarak nitelendirdiği çatışmaları, PKK, sempatizanları ve Kürt siyasi mücadelesini destekleyenler ‘savaş’ olarak isimlendirmektedir. Haberde geçen “Savaşın ‘vatanın düşman devletlerinin istilasına uğraması’ durumunda meşru olacağı” ifadesi ile vurgulanmak istenen de, PKK’nin, TSK’nın ‘Kürdistan’ topraklarında gerçekleştirdiği tüm operasyonlara karşılık verdiği mücadelenin meşru olduğudur.

Ancak Ülkede Özgür Gündem gazetesi paradoksal biçimde, bu türden haberlerin yanı sıra, düzenli olarak PKK militanlarından hayatını kaybedenler için hazırlanmış ‘şehit’ ya da ‘şehit anma’ ilanları yayımlamaktadır. Bu nedenle, gazetenin genel anlamda bir şehitlik söylemine karşı olmadığını, karşı çıkışının sadece TSK askerleri üzerinden yaratılan şehitlik söylemine yöneltildiğini, buna karşılık ‘şehit gerilla’ durumunun mitleştirildiğini söylemek abartılı olmayacaktır.

Ülkede Özgür Gündem ve gazetenin haber ajansı Dicle Haber Ajansı (DİHA) tarafından yapılan hemen hiçbir haberde vicdani ret ve vicdani retçi ifadeleri tırnak içine alınmadığı, böylece anti-militaristlerin kendilerini tanımlayış biçimlerinin gazetece kabul edildiği görülmektedir. Ayrıca hemen hemen ilgili tüm haberlerde Mehmet Tarhan’dan ve diğer vicdani retçi ve anti-militaristlerden, anti-militarist aktivist, vicdani ve total retçi olarak söz edilmektedir.(103) Bunun yanı sıra, hiçbir haberde konu gerektirmediği sürece Mehmet Tarhan’ın eşcinselliği vurgulanmamaktadır. Ülkede Özgür Gündem’in, tıpkı Birgün gazetesi gibi, hemen hiçbir anti-militarist eylemi ya da Mehmet Tarhan’la dayanışma etkinliğini atlamaksızın haber yapması da göze çarpan ayırt edici bir özelliktir. Örneğin, Mehmet Tarhan’la Dayanışma İnisiyatifi üyelerinin, Mehmet Tarhan’ın cezaevinde saçlarının zorla kesilmesini protesto etmek ve Tarhan’ın başlattığı açlık grevine destek olmak amacıyla İstanbul ve Ankara’da yaptıkları saç kesme eylemine Birgün dahil hiçbir gazetede yer verilmemişken, bu eylem hem DİHA (104) hem de Ülkede Özgür Gündem’de haber olmuştur.(105)

Eylemler haberleştirilirken kullanılan dil yine daha önce Birgün’le ilgili söylendiği gibi, oldukça ‘içeriden’ kullanılmış ve haberler için neredeyse ‘angaje’ başlıklar (örneğin, “Savaş karşıtları: İmdat ordu var”) seçilmiştir. Örneğin, “Retçi Tarhan’a destek”(106) başlıklı haberde yer alan “Vicdani Retçi Mehmet Tarhan’ın tutuklanmasını protesto etmek amacıyla İstanbul’da Taksim Meydanı’nda toplanan Mehmet Tarhan’la Dayanışma İnisiyatifi üyeleri, buradan Harbiye Orduevi’ne kadar yürüdü. Yürüyüşte Tarhan’ın derhal serbest bırakılması istendi” cümlesi gazetenin ‘tarafgirliğini’ açık biçimde göstermektedir. Şöyle ki, yukarıda da belirtildiği gibi, yaygın medyada sıklıkla başvurulan öznesi belli olmayan “iktidar’ tarafından yapılan açıklamalar “yapıldı”, “söylendi”, “açıklandı” biçiminde edilgen yüklemlerle aktarılmakta, böylece görünmez, tanrısal iktidar haber metninin arkaplanına sinmektedir. Ülkede Özgür Gündem, burada aynı yöntemi uygulayarak, yaygın medyada sesi/sözü duyulmayana bu iktidarı devretmektedir. Yine destekler biçimde, İnisiyatif üyelerinin “yürüyüşe geçtiği”, “protesto ettiği”, “aykırı olduğunu söylediği”, “yaşananları saçmalık olarak tanımladığı” belirtilerek kullanılan etkin yüklemlerle yine anti-militaristlere ve vicdani retçilere aktif özne rolü verilmektedir. Haberde ayrıca, eylem hakkındaki bilgiler, yaygın medyada hiç olamayacağı kadar ve hatta neredeyse, Türkiyeli anti-militaristlerin ‘resmi’ sitesi savaskarsitlari.org kadar ayrıntılı verilmektedir.

Yine gazetenin vicdani ret konusundaki taraflı duruşunu güzel biçimde örnekleyen haberlerden biri de, “Mehmet’i bırakın” başlığını taşıyor. Mehmet Tarhan’ın avukatı Suna Coşkun’un AİHM’nin Ülke kararının, Tarhan için emsal oluşturacağı yönündeki açıklaması bağlamında yapılan haberde çok geniş biçimde Mehmet Tarhan’ın vicdani reddini açıklamasından bu yana gelişen olaylar, Osman Murat Ülke’nin vicdani ret süreci ve AİHM kararının ayrıntılarına yer verilmektedir.

Mehmet Tarhan’ın tahliye olduktan sonra ilk kez Ülkede Özgür Gündem’e konuştuğu belirtilen “Ezberi bozan Barış” başlıklı haberde ise, Tarhan’ın “herkesi savaşı ve orduyu açıkça red etmeye çağırarak” şunları söylediği belirtiliyor:

“Umarım vicdani ret politikası, barış söylemi cezaevindeki tutsaklara bağımlı olmaz ve herkes düşünce, söz, eylem birlikteliğini oluşturarak açıkça yüzleşir. Çünkü barış talep edilmez hayata geçirilir. Barış kelimesi[nden] kuru bir şekilde çatışmasızlık hali anlaşılmamalıdır. Ben kendi yolumda yürüyorum. Barıştan yana savaşa vicdanen karşı çıkanları ise açıkça ret etmeye davet ediyorum.”(107)

Tarhan’ın tahliye olduktan sonra özgür olması ile ilgili yine yaygın medyada pek karşılaşılmayan açıklamalarına bu haberde rastlanılmaktadır:

“Ben özgür değil artık ‘firari’ olarak ömür boyu mahkum edildim. Bu durumda özgürlük benim için sadece toprağa basmak ve arkadaşlarımı görmenin sevinci oldu. Daha tehlikeli bir yaşam benim için başladı. Yalandan bir özgürlük durumu söz konusudur. Kimse bu yanılgıya düşmesin ben özgür bırakılmadım. Belki başımda bekleyen bir gardiyan yok ama sürekli bir hapisanede yaşamaya mahkum edildim. Ancak yüzleşmenin sonuçlarını redçiler olarak Osman Murat Ülke hakkında verilen kararla birlikte ufakta olsa almaya başladık. Ama ne yazıkki bizim ülkemizde muhalefet etmek için bir kurbana ihtiyacımız var. Kurban sevicilikten bir türlü kurtulamadık. Öncelikle karşımızdaki güçle yüzleşerek direnmemiz gerekiyor.”(108)

Haberde yer alan “Kürtler ezber bozdu” başlığını taşıyan bölümde ise, Tarhan’ın hızla artan asker kaçaklarının sayısını, toplumun barıştan yana aldığı tavrın bir göstergesi olarak değerlendirdiği belirtiliyor:

“Asker kaçaklarının adı konulmamış vicdani redçiler olduğunu söyleyen Tarhan, şunları söyledi: ‘Son dönemlerde barış söylemleriyle birlikte vicdani ret militarizm için daha korkutucu bir durum oldu. Çünkü ötekinin şiddetini lanetleyerek kendi şiddetini meşrulaştırmanın yöntemi izleniyordu. Ama son yıllarda Kürt muhalefetinde barış söylemi yayıldı. Barış söylemi ile hak arama yöntemi militarizmin ezberini bozdu. İnsanlar orduyu ve savaşmayı ret ediyorlar. Bizler bu konuda savaşmak istemeyen asker kaçaklarının sayısının da yüksek bir rakkama ulaştığını biliyoruz. Bu yüzden adı konulmamış olsa bile vicdani reddin kabul gördüğü açıktır. Artık herkes bunun adını net koymalı. Kaçmak yerine yüzleşerek dönüştürmeye çalışalım. Redediyorsak bunun bir adı da olmalı. Ben red ediyorum ve şu an dışardayım daha önce ne tür aktivitelerde bulunuyorsam yine devam edeceğim. Eşcinsel hareketi içindeki çalışmalarıma yeniden dönerek devam edeceğim.”(109)

Haberin son bölümünde Tarhan’ın konuşmasından yapılan bu alıntıda da görüldüğü ve daha önce yukarıda belirtildiği gibi, Ülkede Özgür Gündem, vicdani ret meselesini “TSK’ye karşı” olmak üzerinden algılamakta ve yansıtmaktadır. Gazete, asker kaçaklarının sayısının hızla artmasının toplumun barıştan yana aldığı tavrı gösterdiği yolunda haberler yaparken PKK’den kaçan gerillaların ya da gerillada iken vicdani reddini açıklayanların (110) haberleri bu gazetenin sayfalarında yer bulamamaktadır. Aynı biçimde, “Almanya’da bir konferansta, askerlerin karıştığı tecavüz gibi cinsel saldırı vakalarıyla ilgili araştırmalarını kamuoyuyla paylaştığı için 10 ay hapis cezası verilen İHD İstanbul Şube Başkanı Avukat Eren Keskin’e destek olmak için düzenlenen ‘Kadın ve İnsan Hakları İçin Eren Keskin İle Dayanışmaya!’ başlıklı kampanya ile ilgili bir haberde de, Eren Keskin’in “Türkiye’de demokrasinin gelişmesinin önünde en büyük engelin ‘Türk militarizmi’ olduğunu” söylediği belirtilmektedir.(111) Bu haberde de fark edileceği üzere, arkaplanda verilen mesaj, vülgarize etme pahasına ifade etmek gerekirse, “Türk militarizmi kötüdür, Kürt militarizmi iyidir” ya da “Militarizm=TSK” gibi bir algıya yol açmaktadır. Oysaki bilindiği üzere, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de anti-militaristler, her ülkede yaşanan militarizmin özgül koşullarının farkında olarak, militarizmin her türüyle mücadele etmektedir.


İlk < 1 2 3 4 5 6 7 > Son

Yorumlar

Mehmet Gülseren


İzin almak gereğini bile duymamış bu yazarın dek derdi bir Kitap yazarak bu kirli, danışıklı savaştan bir lokma kapma olsa gerek.

Hiç kimse, hele Kürdler onun gibilerinin malzemesi değildir.

Lütfen bu yazıda Adım ve çocuğumun adı geçen bölümleri ve yorumları aynı hataya düşmemek için kaldırınız.

Zira; gerek Devlet ve gerekse İmralı olsun hesabımız kapanmamıştır.

Saygılar

Mehmet Gülseren

antieswar@hotmail.com

Amed 10 Haz 2008.02.04
10.06.2008, 11:46:23 | Misafir


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler




 Yukarı çık