Dipnotlar
1 Bu çalışma ile sadece basında vicdani reddin sunuluş biçimi değil, Türkiye’de vicdani ret tartışmaları da bir ölçüde aktarılmaya çalışıldığı için araştırma çok sayıda dipnotla desteklenmiştir.
2 Türkiye, “vicdani ret” kavramı ile 1990’da tanışmış olsa da, “Her Türk asker doğar” mitinin dayandırıldığı Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi sayısız bireysel ve toplu asker kaçağı hikâyeleriyle doludur. Askeri kölelik, bireysel ve toplu askere alma yöntemleri dışında savaş zamanındaki acil durumlarda özellikle 17. ve 18. yüzyıllarda adam kaçırma ekipleri aracılığıyla yaka paça askere alma yöntemi de kullanılıyordu (Bkz. Jan Lucassen ve Erik Jan Zürcher (2003), “Zorunlu Askerlik ve Direniş: Tarihî Çerçeve”, içinde (der.) Erik Jan Zürcher, Devletin Silâhlanması: Ortadoğu’da ve Orta Asya’da Zorunlu Askerlik (1775-1925), çev. M. Tanju Akad, İstanbul, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, s. 6). Buna rağmen, örneğin Balkan ve Anadolu köylüsü arasında askerlik hizmetinden kaçmak için 25-30 ‘bedeliyat’ ödeme hızla artış göstermişti (Bkz. Virginia H. Aksan (2003), “18. Yüzyıl Sonlarında Osmanlı’da Zorunlu Askerlik Stratejileri”, içinde (der.) Erik Jan Zürcher, Devletin Silâhlanması: Ortadoğu’da ve Orta Asya’da Zorunlu Askerlik (1775-1925), çev. M. Tanju Akad, İstanbul, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, s. 31). Ayrıca, örneğin Mısır’da 1823-24 yıllarında geniş ölçekli asker alımları nedeniyle isyanlar çıkmış, fellâh aileleri 1830’larda orduya alınmamak için sık sık tümüyle köylerini terketmişlerdi. Açık isyan ve kaçışların etkili bir yol olmadığı anlaşılınca, kendini sakatlayarak askerlik hizmeti için tıbben elverişsiz hale gelme yolu seçildi (dişlerin sökülmesi, gözlere fare zehiri koyulması vb.). Erkeklerin kendilerini sakatlamalarına genellikle yardımcı olan anne ya da eşler, ‘başkalarına örnek olması amacıyla’ köylerin girişinde asıldı. Ancak, tüm zorunlu hizmet uygulamaları ve kaçaklara uygulanan şiddetli cezalara rağmen, 1830’larda ordudan firar edenlerin sayısı 60 bin, donanmadan firar edenlerin sayısı 20 bine ulaşmıştı. Ordu mevcudunun 130 bini aşamayacağı gözönüne alındığında, bunun anlamı, askere alınan her üç kişi için bir firari olduğuydu. Zorunlu hizmetten bu kadar nefret edilmesinin nedeni hizmet süresinin sınırsız olmasıydı (Bkz. Khaled Fahmy (2003), “Ulus ve Asker Kaçakları: Mehmed Ali’nin Mısır’ında Zorunlu Askerlik”, içinde (der.) Erik Jan Zürcher, Devletin Silâhlanması: Ortadoğu’da ve Orta Asya’da Zorunlu Askerlik (1775-1925), çev. M. Tanju Akad, İstanbul, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ss. 77-83). Suriye vilayetlerinde ise, ilk başlarda toplu ve aktif bir direniş söz konusuydu. Örneğin Alevi kabileleri 1852’de Osmanlı güçlerini yenilgiye uğrattı. Sadece dağ toplulukları değil, şehirler de isyana katılmış, bazı durumlarda isyan etkili olmuş, örneğin Halep’te 1861 yılına kadar gençler zorunlu hizmete alınmamıştı. Dürziler de 1896’ya kadar zorunlu askerliğe direndiler. Ancak daha sonra askerlik hizmetinden kaçmanın oldukça kolay olduğu anlaşılınca, pasif ve şiddet içermeyen bireysel direniş stratejileri daha yaygın hale geldi. Aynı zamanda düzenli birliklerin performanslarının artması da silahlı direnişleri azalttı, bazı liderleri yakalanıp idam edilen en militan Alevi kabileleri 1870’ten sonra karşı çıkmakta isteksiz davrandılar (Bkz. Dick Douwes (2003), “Şiddetin Yeniden Örgütlenmesi: Osmanlı Suriyesi’nde Geleneksel ve Zorunlu Askerlik”, içinde (der.) Erik Jan Zürcher, Devletin Silâhlanması: Ortadoğu’da ve Orta Asya’da Zorunlu Askerlik (1775-1925), çev. M. Tanju Akad, İstanbul, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, ss. 139-140). İnançları gereği ellerine silah almayan ve aslen Beyaz Rus kökenli etnik bir halk olan Malakanlar, 1877-78’de Ruslar’ın Kars’ı işgalinden sonra Kars’a yerleşmişlerdir. Bolşeviklere ve Türkiye Komünist Partisi’ne yakınlıkları hükümeti rahatsız etmeye başlayınca, 1921 tarihi itibariyle Türkiye’yi terketmeyenlerin askere alınacakları haberiyle Sovyet Rusya’ya dönmeye başlamışlardır. Savaşmak gerektiğinde gitmeyi tercih eden bir halk olan Malakanlar, bugün Rusya başta olmak üzere ABD, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’da yaşıyorlar (Bkz. Berrin Karakaş (2004), “Kars’ta Bir Son Malakan”, Tempo Dergisi, www.tempodergisi.com.tr/life_style/06601/, 21 Ekim; Erkan Karagöz (2006), “Türkiye’de Son Malakanlar”, malakan.blogcu.com, 27 Ekim). Daha yakın döneme geldiğimizde, yeni Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra da 1932-39 arasında askere gitmeyen ve firar eden erkeklerin sayısı oldukça fazlaydı. Bu, aynı zamanda yaklaşan İkinci Dünya Savaşı’nın yarattığı gerginliğin de bir göstergesiydi. Bu tarihler arasında Türkiye’nin doğusunda, özellikle Kürt bölgelerinde, genç erkeklerin askere alınmasına büyük bir direniş gösteriliyordu. Hatta, 1937’de düzenlenen Dersim Harekâtı’nın nedenlerinden biri de askere alma yasasına gösterilen bu direnişti. Kürtler, Osmanlı zamanında düzenli ordunun bir parçası olmadılar, savaş zamanları düzensiz süvari birlikleri olarak savaşa katıldılar (Bkz. Ayşe Gül Altınay (2004), The Myth Of The Military-Nation: Militarism, Gender, and Education in Turkey, New Yok-USA, Palgrave Macmillan, s. 28 ve 169).
3 Sülüs: Askerliğe çağrı evrağı.
4 Aktaran John Rawls (1997), “Sivil İtaatsizliğin Tanımı ve Haklılığı”, içinde H. Arendt, R. Dworkin, J. Habermas vd., Kamu Vicdanına Çağrı: Sivil İtaatsizlik, çev. Yakup Coşar, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, s. 56.
5 Ankara Vicdani Ret Çalışma Grubu, hazırladığı çalışma metninde Uluslararası Af Örgütü’nün 09.12.2005 tarihiyle yayımlanan tanımını kullanmıştır. Bu tanım şöyle devam etmektedir: “Ayrıca vicdani reddini kaydedemeyen ya da kaydetmeyi reddeden ve sivil alternatif hizmetini yapamayan ya da yapmayı reddedenleri de düşünce mahkûmu olarak kabul eder. Yine ayrıca, vicdani nedenlerden dolayı, askerlik hizmetinden muaf olmayı sağlayacak makul adımları atmasına rağmen, izinsiz olarak Silahlı Kuvvetlerden ayrıldıkları için hapsedilenleri de düşünce mahkûmu olarak kabul eder” (Bkz. Ankara Vicdani Ret Çalışma Grubu (2007),
“Çalışma Metni”).
6 Yakup Coşar (1997), “Önsöz”, içinde H. Arendt, R. Dworkin, J. Habermas vd., Kamu Vicdanına Çağrı: Sivil İtaatsizlik, çev. Yakup Coşar, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, ss. 10-16; Şükrü Nişancı (2003), Sivil İtaatsizlik, İstanbul, Okumuş Adam Yayınları, ss. 211-233.
7 Vicdani reddin görece erken yıllarda bir hak olarak kabul edildiği ülkelerden farklı olarak, Türkiye’de vicdani ret daha çok anti-militaristler ya da anarşistler tarafından kullanılan bir yöntem olmuştur, o nedenle Türkiyeli vicdani retçilerin çok büyük bir bölümü aynı zamanda total retçidir.
8 Mehmet Tarhan’la Beşiktaş Öğrenci Evi’nde yaptığı söyleşi notlarından aktaran Begüm Uzun (2006), “Türkiye’de Vicdani Ret-1”, http://www.savaskarsitlari.org/arsiv, 3 Ağustos.
9 Örneğin, Osman Murat Ülke 701 gün, Mehmet Tarhan ise yaklaşık 1 yıl cezaevinde kaldı.
10 Ayşe Gül Altınay (2006), “Mehmet Tarhan’ı Görme Zamanı”, Radikal 2, 5 Şubat.
11 Amerikalı bir vicdani retçinin, askere gitmeyi reddedip vicdani reddini açıkladıktan sonra karşılaşacağı tüm aşamalar (dini kurumlarla yaşanacak sıkıntılar, mahkeme süreçleri, cezaevi uygulamaları ya da sivil hizmet) hakkında ayrıntılı bilgilere yer veren Vicdani Retçiler İçin El Kitabı (Handbook for Conscientious Objectors) Türkiye’li vicdani retçiler için de yararlı (!) olabilir. Vicdani Retçiler Merkez Komitesi tarafından ilk olarak 1952’de hazırlanmış kitabın 1968’de yayımlanan ve revize edilmiş 9. baskısı bu araştırmada kullanılmıştır (Bkz. Arlo Tatum (1968) (der), Handbook for Conscientious Objectors. Central Committee for Conscientious Objectors, Philadelphia USA, Larchwood Press).
12 Hannah Arendt (1997), “Sivil İtaatsizlik”, içinde H. Arendt, R. Dworkin, J. Habermas vd., Kamu Vicdanına Çağrı: Sivil İtaatsizlik, çev. Yakup Coşar, İstanbul, Ayrıntı Yayınları, s. 81.
13 A.g.e., s. 82.
14 Margaret Levi (1997), Consent, Dissent and Patriotism, Cambridge, UK, Cambridge University Press, s. 165.
15 Barış Karacasu’dan (“Vicdani Reddin Uzun Tarihi”, Birgün Gazetesi, 12 Haziran 2005) aktaran Burcu Kaya (2005), “Medyanın Sivil İtaatsizlik Olgusuna Yaklaşımı”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, s. 99.
16 Kaya (2005), a.g.e., aynı yer.
17 A.g.e., aynı yer.
18 Cynthia Eller (1991), Conscientious Objectors and the Second World War: Moral and Religious Arguments in Support of Pasifism, New York USA, Praeger Publishers, s. 49. Eller, söz konusu çalışmasında, İkinci Dünya Savaşı’nda, dini inançları nedeniyle vicdani retçi olup sivil hizmette yer alan, savaşmayan ya da hapishanede bulunan yaklaşık 60 kişi ile sözlü tarih çalışması yapmıştır.
19 Özellikle ABD’deki savaş karşıtlığına tarihsel perspektiften bir bakış için bkz. Larry Gara (1970), War Resistance In Historical Perspective, New York, USA, The Print Shop.
20 İrfan Aktan ve Gamze Göker (2005), “Militurizm Festivali: Express Oradaydı-Sezercik, Ayşecik, Ömercik...”, Express Dergisi, Haziran, Sayı: 50, ss. 18-23.
21 Barış Karacasu’dan aktaran Kaya (2005), “Medyanın Sivil İtaatsizlik Olgusuna Yaklaşımı”, a.g.e., s. 100.
22 Avrupa ülkeleri başta olmak üzere, farklı ülkelerdeki vicdani ret uygulamaları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Charles C. Moskos ve John Whiteclay Chambers II (1993) (der), The New Conscientious Objection: From Sacred to Secular Resistance, New York USA, Oxford University Press; Andreas Speck (2006), “Dünyada Çağdaş Red ve Red Hareketlerinin Anahatları: Savaş Karşıtı Uluslararası Hareket İçinde Red”, Birikim Dergisi, (Vicdani Red, Anti-militarizm), Temmuz, Sayı: 207, ss. 42-55.
23 “Avrupa Birliği’ni oluşturan 25 ülkenin sadece 11’inde zorunlu askerlik uygulaması bulunuyor, diğer 14 ülkede ise askerlik yapma zorunluluğu bulunmuyor. Ancak söz konusu ülke vatandaşlarına, “zorunlu askerliğin” yanı sıra, “vicdani ret” hakkı da tanınıyor. Askerliğin zorunlu olduğu ülkeler Avusturya, Kıbrıs Rum Kesimi, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Almanya, Yunanistan, Litvanya, Letonya, Polonya, İsveç. Öte yandan, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Macaristan, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Malta, Hollanda, Portekiz, Slovakya Cumhuriyeti, Slovenya, İspanya ve İngiltere’de ise askerlik yapma zorunluluğu bulunmuyor. Avrupa’da “vicdani ret” hakkını Anayasası’na alan ilk ülke 1916’da İngiltere oldu. İngiltere’nin ardından 1917’de Danimarka, 1920’de de İsveç bu hakkı vatandaşlarına tanıdı. Bu ülkelerin ardından, Hollanda 1922, Finlandiya 1931, Avusturya 1974, Çek Cumhuriyeti 1990, Estonya 1994, Fransa 1963, Almanya 1949, Yunanistan 1997, Macaristan 1989, İtalya 1972, Litvanya 1997, Letonya 1990, Lüksemburg 1963, Polonya 1988, Portekiz 1976, Slovakya Cumhuriyeti 1990, Slovenya 1991, İspanya 1978 yıllarında ‘vicdani ret’ hakkı tanıyan ülkeler oldu” (bkz. “Avrupa’da zorunlu askerlik azalıyor”, Birgün Gazetesi, 28 Ocak 2006).
24 Hapse giren ilk Türk vicdani retçi olan Osman Murat Ülke, 701 gün cezaevinde yattıktan sonra, askeri mahkeme sekiz yıl önce hükmünü verdiği halde Askeri Savcılık 14 Haziran 2007’de tekrar 17 ay cezasının infazını istedi. Savaş karşıtları, kararı protesto eden eylemlerine devam ediyor (bkz. http://www.savaskarsitlari.org).
25 2004 yılında vicdani reddini açıklayan ve “emre itaatsizlik” davası yeniden görüşülmeye başlanan Halil Savda, katıldığı mahkemede 7 Aralık 2006’da tutuklandı. Daha sonra Çorlu Askeri Cezaevi’ne konulan Savda da, cezaevine giren diğer vicdani retçiler gibi, hücre cezası, açlık grevi, zorla muayene ve üniforma giydirme, saç traşı gibi uygulamalarla karşı karşıya kaldı. 234 gün cezaevinde kalan Savda, 28 Temmuz 2007’de “iki günlük izinle” serbest bırakıldı.
26 Bilgiler Savaş Karşıtları’nın İnternet sitesinden derlenmiştir (www.savaskarsitlari.org).
27 Kadın, vicdani ret, militarizm, anti-militarizm, feminizm ilişkisi üzerine yazılar ve kadın vicdani retçilerle söyleşiler için bkz. Amargi: Hazııııır Olmuyorum, Güz 2006 sayı: 2,; İrfan Aktan (2005), “Vicdani Retçi Kadınlar: Ayşe Girgin, Hilal Demir, Ferda Ülker: Şiddet, illâ kavga dövüş değil”, Express, Haziran 2005, sayı: 50, s.23; Pınar Selek (2004), “Anti-Militarist Feministler”, “An-Fem’e Rağmen Feminizm ve Anti-Militarizm Buluşamadı”, Barışamadık, s. 483-490; Cynthia Enloe (2006), Manevralar: Kadın Yaşamının Militarize Edilmesine Yönelik Uluslararası Politikalar.
28 http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID=2&ArsivAnaID=27221&ArsivSayfaNo=1
29 Nail Anıl Cinisli (2005), “Türk Basınında Vicdani Ret”, Yayımlanmamış Lisans Bitirme Tezi, Eskişehir, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi.
30 Burcu Kaya (2005), “Medyanın Sivil İtaatsizlik Olgusuna Yaklaşımı”, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü
31 Kaya (2005), a.g.e., s. 107.
32 A.g.e., s. 111.
33 Eser Köker ve Ülkü Doğanay (2004), “Televizyonda Protesto Görüntüleri: Egemen Haber Söylemlerinde Toplumsal Eylemler”, Kültür ve İletişim Dergisi, Yaz 7/2, s. 48.
34
AİHM
’nin Osman Murat Ülke hakkındaki kararı ile ilgili olarak Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamanın haberi “Bakan:
AİHM
kararı kişisel” (2006), Hürriyet Gazetesi, 26 Ocak.
35 M. Ayşe İnal (1996), Haberi Okumak, İstanbul, Temuçin Yayınları, s. 102.
36 “Vicdani retçi Tarhan’ın dosyası yine Askeri Yargıtay’da” (2005), Hürriyet Gazetesi, 15 Aralık.
37 “Vicdani retçi Tarhan’a tahliye çıkmadı” (2005), Hürriyet Gazetesi, ANKA/Sivas, 4 Ağustos; “‘Vicdani retçi’ Tarhan’a 4 yıl hapis” (2005), Hürriyet Gazetesi, ANKA, 10 Ağustos.
38 İlk olarak Aralık 1992’de kurulan Savaş Karşıtları Derneği, 1993 Kasım’ında kapatıldı. Daha sonra, İzmir Savaş Karşıtları Derneği ismiyle 25 Şubat 1994’te kurulan yapı, 22 Aralık 2001 tarihinde genel kurul kararıyla fesh oldu.
39 Ajans kaynaklı haberlerin kullanımındaki farklı uygulamaları da, belki burada kısaca hatırlatmakta fayda olabilir. Gazeteler, ajans haberlerini bazen -gazeteciliğin rutin pratiklerinden kaynaklanan yer ve zaman sınırlılığı, ajans haberinin yaklaşımının gazetenin politikasına uygunluğu gibi nedenlerle- olduğu gibi kullanırken, bazen de gazetecilik jargonuyla söylemek gerekirse “takla attırarak”, yani kendi politik çizgisine uyarlayarak ya da haberde daha arkaplanda duran bir bilgiyi haberin merkezine çekerek, üzerine farklı kaynaklardan demeçler ekleyerek kullanır. Anadolu Ajansı gibi egemen ideoloji doğrultusunda haber üreten ajanslardan gelen haberler değiştirilmeden kullanıldığında, egemen ideoloji gazeteler tarafından yeniden üretilmiş olmaktadır. Gazeteler ideolojik olarak yakın oldukları ya da zaten aynı medya grubu bünyesinde bulunan haber ajansından gelen haberlere ağırlık vermekle birlikte (örneğin Zaman gazetesi kendi haber ajansı Cihan’dan, Hürriyet ve Radikal, Doğan Haber Ajansı’ndan ağırlıklı olarak haber kullanırken, Ülkede Özgür Gündem, Dicle ve Fırat haber ajanslarından gelen haberlere ağırlık vermektedir) Anadolu ve ANKA haber ajansları hemen her gazetenin öncelikli haber kaynağı durumundadır. Ancak, yaygın medya, Türkçe haber ürettikleri halde, Dicle ve Fırat haber ajanslarından PKK’ya yakın olduğu düşünüldüğü için haber almayı reddetmekte, Associated Press’in bu ajanslardan alarak yaptığı haberleri kullanmayı tercih etmekte ya da şifresiz kullanılabilen Fırat Haber Ajansı haberlerini “takla attırarak” kendi haberiymiş gibi yayımlamaktadır.
40 “AB’de en uzun askerlik Kıbrıs Rum Kesimi’nde” (2006), Hürriyet Gazetesi, 28 Ocak.
41 Alternatif sivil hizmet, AB üyesi ülkelerde de uygulanan, vicdani retçilerin askerlik yükümlülüklerini silahlı askerlik yerine, devletin belirlediği sınırlamalar çerçevesinde “sosyal hizmet” üreterek yerine getirmeleridir. Bu sosyal hizmet, huzurevlerinde, hastanelerde çalışmak ya da öğretmenlik yapmak gibi, vicdani ret hakkını kullanan kişinin eğitim durumuna göre farklılıklar gösterebilmektedir. İkinci Dünya Savaşı döneminde ABD’deki farklı sivil hizmet örnekleri için bkz. Rachel Waltner Goossen (1997), Women Against the Good War: Conscientious Objection and Gender on the American Home Front, 1941-1947, USA, The University of North Carolina Press.
42 2005-2006 yılları arasında, TCK’nun 318. maddesine göre, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası olan “Halkı askerlikten soğutma” suçunu basın yoluyla işlediği gerekçesiyle birçok gazeteci hakkında dava açıldı.
43 1 Haziran 2005’te yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Yasası’nın “Halkı askerlikten soğutma” başlıklı 318. maddesi şöyle düzenlenmiştir: “(1) Halkı askerlik hizmetinden soğutacak etkinlikte teşvik veya telkinde bulunanlara veya propaganda yapanlara altı aydan iki yıla kadar hapis cezası verilir, (2) Fiil, basın ve yayın yolu ile işlenirse ceza yarısı oranında artırılır.” Buna göre, vicdani retle ilgili haber ve söyleşiler yapan Ülkede Özgür Gündem gazetesi muhabiri Birgül Özbarış hakkında 7 ayrı dava açılmış, 21 yıl hapsi istenmiştir. Gazetenin yazıişleri müdürü Hasan Bayar ve sahibi Ali Gürbüz hakkında da eşzamanlı davalar açılmıştır. Birgün gazetesi Pazar eki editörü Gökhan Gençay, vicdani retçi Erkan Bolot’la söyleşi yaptığı için 3 yılla yargılanmış, sorumlu yazı işleri müdürü İbrahim Çeşmecioğlu beraat etmiştir. Yeni Aktüel dergisi yazarı Perihan Mağden, “Vicdani ret bir insan hakkıdır” başlıklı bir yazı yazdığı için yine 3 yılla yargılanmıştır. Osman Murat Ülke’ye destek veren bildiriler dağıttığı için gazeteci Koray Düzgören hakkında dava açılmıştır. Ankara Genel Kurmay Askeri Mahkemesi’nin verdiği cezanın ardından
AİHM
’ne giden dava sonunda Türkiye, Kasım 2006’da “ifade özgürlüğünü ihlal ettiği” gerekçesiyle mahkûm olmuştur. Mağden, daha sonra beraat etmiştir. Bütün bu davalar, “halkı askerlikten soğutma” gerekçesiyle açılmıştır. Sabah gazetesi muhabiri Hasan Maksud ise, Mehmet Tarhan’la ilgili sıkça haber yaptığı için uyarı aldığı gazetesinden, daha sonra anti-militaristler medyayı protesto eylemlerini ATV önünde yapınca “bunları buraya sen mi topladın?” diyerek işten atılmıştır. Gazeteci Nadire Mater, askerliklerini 1986-1998 yılları arasında Güneydoğu’da yapmış, terhis edilmiş 42 er ve yedek subayla yaptığı söyleşileri derleyerek hazırladığı “Mehmedin Kitabı” (Bkz. Nadire Mater, (1999), Mehmedin Kitabı: Güneydoğu’da Savaşmış Askerler Anlatıyor, İstanbul, Metis Yayınları) nedeniyle ve yayıncı Semih Sökmen “Devletin askeri kuvvetlerini basın yoluyla aşağıladıkları ve suçladıkları” gerekçesiyle 2000 yılında 12 yıl hapisle yargılanmışlar ve daha sonra beraat etmişlerdir. Aynı kitabın tanıtımını yayımlayan Çınar gazetesi Yazıişleri Müdürü Güler Yıldız da aynı gerekçeyle yargılanmıştır.
44 “Bakan:
AİHM
kararı kişisel” (2006), Hürriyet Gazetesi, 26 Ocak.
45 Osman Murat Ülke’nin 1997 yılında
AİHM
’ne yaptığı başvuru sonunda 24 Ocak 2006’da Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesini (alçaltıcı muamele yasağı) ihlal ettiğine karar verildi ve Türkiye 11 bin Avro cezaya mahkûm edildi. Mahkeme, Türkiye yasalarının vicdani ve dini gerekçelerle askerlik hizmetini yapmayı reddeden bireyler için yeterli bir yol sağlamadığını, üstelik verilen cezalarla vicdani retçilerin “sivil ölüm” olarak tabir edilebilecek gizli bir yaşamı sürmeye zorlanması ve vicdani retçilerin bunu kabul etmek zorunda kalmalarının demokratik bir toplumdaki cezalandırma rejimine aykırı olduğu hükmüne varmıştır (www.savaskarsitlari.org).
46 İnal (1996), Haberi Okumak, a.g.e., ss. 23-24.
47 Çiler Dursun (2005), “Haber ve Habercilik/Gazetecilik Üzerine Düşünmek”, içinde (der.) Sevda Alankuş, Gazetecilik ve Habercilik, İstanbuI, IPS İletişim Vakfı Yayınları, s. 78.
48 A.g.e., s. 83.
49 A.g.e., s. 84.
50 Mustafa Özdabak (2005), “Orduevinde “retçi” eylemi, Hürriyet Gazetesi, 4 Eylül.
51 Muharrem Aydın (2006), “Çanakkale, jöleli kafayla, vicdani retçiyle kazanılmaz”, Hürriyet Gazetesi, 20 Mart.
52 Dursun (2005), “Haber ve Habercilik/Gazetecilik Üzerine Düşünmek”, a.g.e., s. 81.
53 Haber başlıkları genellikle muhabir değil; editör, şef ya da haber müdürü tarafından gazetenin yayın politikasına göre belirlenir.
54 Savaş Özbey (2005), “Türkiye’yi vicdani ret kavramıyla tanıştırdı”, Hürriyet Pazar, 23 Ekim.
55 Pakize Suda (2006), “Nöbetçi öfkeli kalabalık”, Hürriyet Gazetesi, 13 Haziran.
56 Hadi Uluengin (2006), “Vicdaniyet ve hürriyet”, Hürriyet Gazetesi, 2 Mayıs.
57 Hadi Uluengin (2004), “Vicdani ret”, Hürriyet Gazetesi, 26 Mayıs.
58 Uğur Yorulmaz (2004), “Densizlik tarihi”, Birgün Gazetesi, 30 Mayıs.
59 Yalçın Doğan (2004), “‘Ben askere gitmem’ derse”, Hürriyet Gazetesi, 9 Ekim.
60 Pamela Shoemaker ve Stephen D. Reese (1997), “İdeolojinin Medya İçeriği Üzerindeki Etkisi”, çev. Süleyman İrvan, içinde (der.) Süleyman İrvan, Medya, Kültür, Siyaset, Ankara, Bilim Sanat Yayınları, ss. 104-105.
61 Yalçın Bayer (2006), “26 Ağustos’un anlamı”, Hürriyet Gazetesi, 26 Ağustos.
62 Pakize Suda (2005), “Askerlik”, Hürriyet Gazetesi, 17 Şubat.
63 Bourdieu’den aktaran İnal (1996), Haberi Okumak, a.g.e, s. 276.
64 Teun A. van Dijk (1994), “Söylemin Yapıları ve İktidar Yapıları”, içinde (der. ve çev.) Mehmet Küçük, Medya, İktidar, İdeoloji, Ankara, Ark Yayınevi, ss. 276-277.
65 Oktay Ekşi (2005), “Beyhude uğraşıyorlar...”, Hürriyet Gazetesi, 7 Nisan.
66 Ersan Uğur Gör (2007), “Hiçbir bedel ödemeyeceğiz”, 7 Nisan 2005, http://www.savaskarsitlari.org/arsiv, 8 Ocak.
67 Ertuğrul Özkök (2003), “Vicdani ret”, Hürriyet Gazetesi, 4 Ocak.
68 Van Dijk (1994), “Söylemin Yapıları ve İktidar Yapıları”, a.g.e.
69 Şermin Sarıbaş (2002), “‘Suç ve Ceza’da kendimi okudum’”, Hürriyet Gazetesi, 22 Aralık.
70 “Sheehan ve ABD’de savaş karşıtı hareket” (2005), çev. Emrah Göker, Birgün Gazetesi, 28 Ağustos.
71 Serap Güzelcan (2005), “ ’Mehmet Tarhan’a özgürlük’”, Birgün Gazetesi, 10 Aralık; Necla Dulkadiroğlu (2006), “‘Vicdani ret de bir insan hakkıdır’ ”, Birgün Gazetesi, 9 Nisan; “Birgül Özbarış: Vicdani ret bir haktır” (2006), Birgün Gazetesi, 18 Temmuz; Nezahat Alkan (2006), “Bazı Türkler asker doğmaz”, Birgün Gazetesi, 8 Haziran.
72 “Neden Bir Günlük Gazete? Nasıl Bir Günlük Gazete?” (2007), http://www.birgun.net/bolum-92, 6 Ocak.
73 İnan Gedik (2006), “
AİHM
, askeri yargıyı bağlamadı”, Birgün Gazetesi, 29 Nisan.
74 TDK Türkçe Sözlük’te, (1) bir ülkede ordu gücünün aşırı derecede ağır basması ve (2) bütün yurt sorunlarının yalnız ordu gücüyle çözülebileceğini savunan görüş (bkz. Türk Dil Kurumu Türkçe Sözlüğü (1998), Ankara, Türk Dil Kurumu Yayınları) olmak üzere iki tanımı bulunan militarizm (İngilizcesi militarism) sözcüğünün “mili”si ile milliyetçiliğin “milli”si arasındaki derin ilişkilere dikkat çeken yaratıcı etkinlikler Militurizm Festivali kapsamında 2004’ten bu yana gerçekleştiriliyor (Bkz. Ayşe Gül Altınay (2006), “Militarizm’den Miligösteri’ye Türkiye’de Anti-militarizmin Yeni Yüzleri”, Birikim Dergisi, (Vicdani Red, Anti-militarizm), Temmuz, Sayı: 207, s. 56). 15 Mayıs Dünya Vicdani Retçiler Günü’nü de içine alan günler içinde, daha önce sırasıyla İstanbul, İzmir ve Ankara’da düzenlenen festival kapsamında biraraya gelen Türkiyeli ve yurtdışından anti-militaristler, militarizmin sembolü haline gelmiş askeri kurumlara “turistik geziler” düzenliyor. Örneğin asker karşılama ve uğurlama törenlerine sahne olan tren garlarında “retçi karşılaması” yapılıyor, “en büyük retçi, bizim retçi” sloganları atılıyor. NATO, askere alma birimleri, kışlalar, askeri cezaevleri, askeri anıtlar önünde protesto gösterileri oluyor. Tümüyle “şiddetten arınmış” ama asla “şirretsiz olmayan” bu etkinliklerin tümünde eğlence, ti’ye alan bir bakış, müzik ve dans hâkim oluyor.
75 “Militurizm Festivali Başlıyor: Militurizm Festivali 13-14 Mayıs’ta” (2006), Birgün Gazetesi, 12 Mayıs.
76 Süreyya Evren (2005), “Ret ve Edebiyatta Kalıcılık”, Birgün Gazetesi, 26 Nisan.
77 Süreyya Evren (2006), “Silinmez tartışmalar serisi”, Birgün Gazetesi, 23 Temmuz.
78 Süreyya Evren (2006), “Siyasetin çekilmesi ve erksizleşme”, Birgün Gazetesi, 6 Şubat.
79 Sezai Temelli (2005), “Özelleştirme/Devletleştirme”, Birgün Gazetesi, 1 Haziran.
80 Nazım Alpman (2006), “Sahte savaçılar ile gerçek barışçılar”, Birgün Gazetesi, 20 Temmuz.
81 Çiğdem Mater (2006), “Erdoğan, Bilal’i askere gönderme”, Birgün Gazetesi, 9 Eylül.
82 Burak Cop (2006), “ ‘Şehit’ olmama hakkı”, Birgün Gazetesi, 12 Eylül.
83 L. Doğan Tılıç (2006), “Halkı askerlikten soğutmak!”, Birgün Gazetesi, 6 Haziran.
84 Gökhan Gençay, Volkan Şahin ve Ufuk Koşar (2006), “Vicdani red 17 yıllık sorun”, Birgün Gazetesi, 4 Ekim.
85 Gençay Gürsoy (2006), “Bir askerlik hatırası”, Birgün Gazetesi, 4 Şubat.
86 Birinci Militurizm Festivali’yle ilgili bir değerlendirme söyleşisi için bkz. (Kürşad Kızıltuğ ve Bülent Usta (2004), “...‘kararlı ve itaatsiz olursak halledebileceğimizden oldukça emindik’: Antimilitaristlerle Militurizm Festivali ve Antimilitarizm Hakkında Söyleşi”, Siyahi Dergisi, Kasım-Aralık, Sayı:1, ss. 66-75); aynı konudaki bir değerlendirme yazısı için bkz. (“Militurizm Festivali Gerçekleştirildi!” (2004), http://www.savaskarsitlari.org/arsiv.asp?ArsivTipID =19548, 17 Mayıs); İkinci Militurizm Festivali’yle ilgili bir değerlendirme yazısı için bkz. (Aktan ve Göker (2005), “Militurizm Festivali: Express Oradaydı-Sezercik, Ayşecik, Ömercik...”, a.g.e., ss. 18-23); Üçüncü Militurizm Festivali’yle ilgili bir değerlendirme için bkz.
(Gamze Göker (2006), “Ankara’da Militarizmin Karizması Çizildi”, http://www.bianet.org/2006/05/15/79057.html, 15 Mayıs); Militurizm festivalleri örneği üzerinden Türkiye’de anti-militaristlerin yaratıcı protesto eylemleri üzerine bir değerlendirme yazısı için bkz. (Ayşe Gül Altınay (2006), “Mehmet Tarhan’ı Görme Zamanı”, Radikal 2, 5 Şubat).
87 Aydın Engin (2004), “Günlerden gün beğen, ama 15 Mayıs’ı...”, Birgün Gazetesi, 20 Mayıs.
88 A.g.e., aynı yer.
89 İnci Ağlagül (2005), “Militarizm öldürür, öldür(e)mezse süründürür!”, Birgün Gazetesi, 3 Temmuz; Şükrü Kara (2005), “Mehmet Tarhan’a Sivas’tan destek”, Birgün Gazetesi, 13 Aralık.
90 “Total retçi Mehmet Tarhan’la Röportaj-Mehmet Tarhan” (2005), www.savaskarsitlari.org, 23 Mayıs.
91 “Bir Adet Eşcinsel Piyade Er Orduda Mevcut” (2005), Birgün Gazetesi, 22 Mayıs.
92 Bahar Erkum (2006), “Ararlarsa hemen bulurlar”, Birgün Gazetesi, 18 Temmuz.
93 Gökhan Gençay (2005), “Savaşların insan kaynağını kurutalım”, Birgün Gazetesi, 30 Ekim.
94 Erkan Çınar (2006), “Eli silah tutmayan”, Birgün Gazetesi, 5 Şubat.
95 Banu Uzpeder (2006), “Ekinci: Sadece ‘vicdani red’ hakkımı kullanmak istiyorum”, Birgün Gazetesi, 20 Ağustos.
96 Banu Uzpeder (2006), “Vicdani Redci Hava Korsanı Hakan Ekinci, Bir Ay Önce Birgün’e Konuşmuştu: Ne olursa olsun dönmeyeceğim”, Birgün Gazetesi, 4 Ekim.
97 Hamza Aktan (2006), “Murat Belge: Meydan Perinçsizlerle, Kerinçeklerin...”, Birgün Gazetesi, 11 Haziran.
98 Banu Uzpeder (2006), “Vizyon ve cesaret sahibi sivil kadrolar gerekli”, Birgün Gazetesi, 24 Haziran.
99 Perihan Mağden (2005), “Vicdani Red Bir İnsan Hakkıdır!”, Yeni AktüelDergisi, 26 Aralık.
100 Hamza Aktan (2006), “Perihan Mağden: Banal Bir Korku Filmi”, Birgün Gazetesi, 6 Temmuz.
101 Ferit Sever (DİHA) (2006), “Asker Ailesinden Savaşa Tepki”, Ülkede Özgür Gündem Gazetesi, 25 Eylül.
102 A.g.e., aynı yer.
103 DİHA İstanbul (2005), “Vicdani retçi Mehmet Tahran gözaltına alındı”, 9 Nisan; DİHA İstanbul (2005), “Total retçi Tarhan için fotoğraf sergisi”, 11 Nisan; “Total retçi Tarhan’a destek” (2005), Ülkede Özgür Gündem Gazetesi, (İzmir), 11 Nisan; “Antimilitaristlere gözaltı” (2005), diclehaber.com, 8 Temmuz.
104 “Tarhan’a destek için saçlarını kestiler” (2005), diclehaber.com, 31 Mayıs.
105 “Tarhan’a saçsız destek” (2005), gundemimiz.com, 3 Haziran.
106 “Retçi Tarhan’a destek” (2005), gundemimiz.com, 30 Mayıs.
107 Birgül Özbarış (2006), “Ezberi bozan Barış”, gundemimiz.com, 12 Mart.
108 A.g.e., aynı yer.
109 A.g.e., aynı yer.
110 İrfan Aktan (2005b), “Eski Gerilla Yahsan Çatak: Tüm Tanrıları Yok Ettim”, Express Dergisi, Haziran, Sayı: 50, ss. 20-21.
111 “Kadınlar Eren Keskin’i yalnız bırakmadı” (2006), Ülkede Özgür Gündem Gazetesi, DİHA, 9 Nisan.
112 Bilal Çetin (2006), “Zorunlu askerlik yerine, zorunlu kamu hizmeti”, Yeni Şafak Gazetesi, 26 Ocak.
113 “Vicdani retçiler için AB alternatif dolu” (2006), Yeni Şafak Gazetesi, Haber Merkezi/Ankara, 27 Ocak.
114 “Amerikalı subay, Irak’a gitmeyi reddetti” (2006), Yeni Şafak Gazetesi, AA, 23 Haziran; “İngiliz komutanlar Irak’a girmeyi reddetti” (2004), Yeni Şafak Gazetesi, Londra, 1 Mart.
115 Bilal Çetin (2006), “Başörtüsünü bağlar vicdani reddi bağlamaz”, Yeni Şafak Gazetesi, 28 Ocak.
116 Analiz nesnesi gazetelerden yapılan tüm alıntılarda karşılaşılan yazım ve ifade yanlışları olduğu gibi korunmuş, sadece okunmayı çok güçleştiren ya da anlaşılmayı zorlaştıran yanlışlar düzeltilmiştir.
117 Evin Göktaş (2004), ““Vicdani red’de Türk usulü red”, Yeni Şafak Gazetesi, Ankara, 24 Temmuz.
118 “ ‘İlginç görüşlere yer verilen red gerekçesinde, vicdani reddin Türkiye ve Türk halkının yapısına ters düştüğü bildirildi. Türkiye’de ‘paralı askerlik’ sistemi olmadığı için vicdani red talebinin yerine getirilemeyeceği kaydedilen gerekçede, Türkiye’de her Türk asker doğar ve asker ölür. Asker ocağı peygamber ocağıdır. Türk örf ve ananelerinde ‘askerlik yapmamak’ gibi bir anlayış yoktur. Böyle bir şey hiçbir Türk vatandaşı tarafından kabul edilemez. Vicdani red, Türkiye’nin savunma anlayışına da uygun değildir. Türkiye’de askerliğini yapmayana, kız dahi verilmez” denildi. Avrupa ülkelerinden bu hakkı kabul etmeyenlerin de olduğu hatırlatılan gerekçede, Türkiye’nin coğrafi ve stratejik konumu bu tür bir uygulamaya imkân vermeyeceği vurgulandı. Gerekçede, “Türkiye, 30 bin kişinin yaşamını yitirdiği bir terör olayları yaşamıştır. Yanıbaşında halen bir savaş sürmektedir. Ayrıca Türk insanı için askerlik kutsaldır. Askerlik hem eğitim hem de öğretim yeridir. Bizim askerlik ocağımızda okuma-yazma kurslarından doğum kontrolüne kadar insanlara birçok konuda temel eğitim veriliyor. Bu okulun açık kalması lazım görüşüne’ yer verildi”.
119 Kürşat Bumin (2004), “Yine aynı sorun: ‘Uyarı’ gelmeden bu meseleleri kendi aramızda niçin tartışamıyoruz?, Yeni Şafak Gazetesi, 25 Nisan.
120 A.g.e., aynı yer.
121 Kürşat Bumin (2005), “Sevindirici gelişmeler”, Yeni Şafak Gazetesi, 31 Ağustos.
122 A.g.e., aynı yer.
123 A.g.e., aynı yer.
124 Kürşat Bumin (2006), “’Barış severlik’ değil, ‘pasifizm’”, Yeni Şafak Gazetesi, 1 Şubat.
125 Sami Hocaoğlu (2004), “Vicdani red hakkı ve İslam”, Yeni Şafak Gazetesi, 28 Mayıs.
126 A.g.e., aynı yer.
127 A.g.e., aynı yer.
128 Gökhan Özcan (2006), “O şimdi asker”, Yeni Şafak Gazetesi, 28 Ocak.
129 A.g.e., , aynı yer.
130 Koray Düzgören (2006), “Vicdani Ret’çi O. Murat Ülke’nin mücedelesini alkışlayalım”, Yeni Şafak Gazetesi, 26 Ocak.
131 Ossi, Osman Murat Ülke’nin anti-militaristler arasında kullanılan kısaltma ismidir.
132 Koray Düzgören hakkında, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) önünde dağıttığı bildiriyle vicdani retçi Osman Murat Ülke’ye destek vererek, “halkı askerlikten soğuttuğu” gerekçesiyle 1998 yılında dava açıldı. Askeri Savcılığın verdiği cezanın ardından
AİHM
’ne giden dava sonunda Türkiye, Kasım 2006’da “ifade özgürlüğünü ihlal ettiği” gerekçesiyle mahkûm oldu (Bkz. Erol Önderoğlu (2006), “Düzgören’e ‘Vicdani Ret’ Cezasına Tazminat”, www.bianet.org, 10 Kasım).
133 “Perihan Mağden’e halkı askerlikten soğutma gerekçesiyle iddianame hazırlandı” (2006), Zaman Gazetesi, 6
Nisan; “Perihan Mağden’e adliye girişinde protesto” (2006), Zaman Gazetesi, 7 Nisan; Büşra Erdal (2006), “Ulusalcı avukatlardan ‘vicdanî ret’ davasında protesto eylemi”, Zaman Gazetesi, 8 Haziran; “Gazeteci-yazar Perihan Mağden’in beraatine karar verildi” (2006), Zaman Gazetesi, AA, 27 Temmuz; “‘Halkı askerlikten soğutma’dan beraat” (2006), Zaman Gazetesi, 28 Temmuz.
134 19 Ocak 2007’de meydana gelen Hrant Dink cinayetinden kısa bir süre sonra yazılarına son verildi.
135 “Açıklamalar farklı; ama göstericiler hep aynı” (2005), Zaman Gazetesi, 17 Nisan.
136 “Ankara’ya ‘vicdani ret’ mahkumiyeti” (2006), Zaman Gazetesi, 24 Ocak.
137 Erkan Acar (2006), “Üç ‘vicdani retçi’ daha
AİHM
’ye gitmeye hazırlanıyor”, Zaman Gazetesi, 26 Ocak.
138 “Perihan Mağden’e halkı askerlikten soğutma gerekçesiyle iddianame hazırlandı” (2006), Zaman Gazetesi, 6 Nisan.
139 Büşra Erdal (2006), “Ulusalcı avukatlardan ‘vicdanî ret’ davasında protesto eylemi”, Zaman Gazetesi, 8 Haziran.
140 “Gazeteci-yazar Perihan Mağden’in beraatine karar verildi” (2006), Zaman Gazetesi, AA, 27 Temmuz.
141 “Düşünce ve ifade özgürlüğünün, insanların serbestçe bilgiye ve düşünceye ulaşabilmelerini, edindikleri bilgi ve düşünceleri açıklamaya zorlanmamalarını kapsadığını belirten [Kadir Nazmi] Yelkenci, kişilerin, düşünce ve inançlarından dolayı kınanmamaları, suçlanmamaları ve düşüncelerini tüm yasal yollarla serbest biçimde açıklayabilmelerinin de düşünce ve ifade özgürlüğü içinde yer aldığını kaydetti. Düşünce ve kanaat özgürlüğüne ilişkin Anayasa’nın 25. ve 26. maddelerine de değinen Savcı Yelkenci, dava konusu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde askerlik hizmetinin münhasıran eleştirilmediğinin görüldüğünü ifade etti. Yazının, askerlik hizmetinden soğutmak yolunda telkinde bulunmaya yönelik olmadığını, askerlik hizmetini olumsuz yönde etkilemediğini belirten Savcı Yelkenci, “Bahsi geçen yazının demokratik hukuk devletinde ifade özgürlüğü bağlamında askerlik ile ilgili kişisel tercih ve düşüncelerin açıklanması niteliğinde olduğu ve yine yazının vicdani reddin ülkemizde yasal düzenlemeye kavuşmasını belirtir nitelikte olduğu anlaşılmakla unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraatine karar verilmesi talep olunur.”
142 “Lagendijk ve Özdemir’den AP'ye tepki” (2006), Zaman Gazetesi, 5 Eylül.
143 A.g.e., aynı yer.
144 Erdal Şen (2006), “Arınç: Başörtüsü gibi vicdanî ret kararı da Türkiye’yi bağlamaz”, Zaman Gazetesi, 27 Ocak.
145 İnal (1996), Haberi Okumak, a.g.e., s. 100.
146 Levent Korkut (Hacettepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Dr.) (2005), “Yasakçı konuşma yanlışlarla dolu!”, Zaman Gazetesi, 28 Nisan.
147 Ümit Kardaş (Emekli Askeri Hakim Dr.) (2006), “12 Eylül Çıkmazı”, Zaman Gazetesi, 12 Eylül.
148 Elif Şafak (2005), “Türkiye’de erkek olmak”, Zaman Gazetesi, 26 Eylül.
149 Etyen Mahçupyan (2004), “İdeal Türk vatandaşı nasıl biri?”, Zaman Gazetesi, 28 Mayıs.
150 Etyen Mahçupyan (2005), “Öteki insanı görmemenin rahatlığı”, Zaman Gazetesi, 6 Haziran.
151 Etyen Mahçupyan (2005), “Vicdanın reddi ve kimlik”, Zaman Gazetesi, 18 Kasım.
152 Etyen Mahçupyan (2006), “Vicdani ret ve insanlık”, Zaman Gazetesi, 6 Mart.
153 A.g.e., aynı yer.
154 Emine Dolmacı (2005), “Her vicdana bir doz anti-militarizm”, Zaman Gazetesi, 25 Eylül.
155 A.g.e., aynı yer.
156 Selçuk Gültaşlı (2006), “Boyle: Vicdani ret’te Türkiye haksız, Şahin davasında haklı!”, Zaman Gazetesi, 2 Şubat.
157 A.g.e., aynı yer.
158 A.g.e., aynı yer.
159 “Vicdani redde dört yıl” (2005), Radikal Gazetesi, ANKA-Sivas, 11 Nisan.
160 “Vicdani retçi tahliye edildi” (1996), Radikal Gazetesi, 11 Mart.
161 Bahar Erkum (2006), “Ararlarsa hemen bulurlar”, Birgün Gazetesi, 18 Temmuz.
162 İnan Gedik (2006), “
AİHM
, askeri yargıyı bağlamadı”, Birgün Gazetesi, 29 Nisan.
163 “Mehmet Tarhan’ın ‘açlık grevi’ sürüyor” (2005), www.sesonline.net, 12 Haziran.
164 Erkan Çınar (2006), “‘Eli silah tutmayan’ biri: ‘Ossi’”, www.sesonline.net, 31 Ocak.
165 “Vicdani retçiler umutlandı” (2006), Radikal Gazetesi, 26 Ocak; “‘Askerlik yapanla yapmayan bir tutulamaz’” (2006), Radikal Gazetesi, 15 Mart; “Perihan Mağden: Yargıda yeni sınav” (2006), Radikal Gazetesi, 7 Haziran.
166 “Ankara ‘vicdani ret’i tartışıyor” (2006), Radikal Gazetesi, 27 Ocak; “Vicdani retçi tahliye edildi” (2006), Radikal Gazetesi, 11 Mart.
167 “Korsanın derdi iltica” (2006), Radikal Gazetesi, 4 Ekim.
168 “Mağden’e destek çağrısı” (2006), Radikal Gazetesi, ANKA-Londra, 29 Nisan; “Pamuk: Mağden yalnız kalmayacak” (2006), Radikal Gazetesi, 4 Haziran; “Perihan Mağden: Yargıda yeni sınav” (2006), Radikal Gazetesi, 7 Haziran.
169 1990’larda ABD’de ortaya çıkan yurttaş gazeteciliğinde (civic journalism) temel amaç haber üretmedir. Jan Schaffer’a göre, bu gazetecilik anlayışından beklenmesi gereken, insanlarda problemlerine sahip çıkma duyarlılığının geliştirilmesi, eşdeyişle, “yurttaş olma bilincinin ve sorumluluğunun yurttaş gazetecileri tarafından tetiklenmesidir. Yurttaş gazeteciliğinin en ayırt edici yanı, haber kaynaklarının çoğaltılması, resmi makamların değil, esas olarak yurttaşın bilgi ve görüşlerinin merkeze alınmasıdır. Haberin konusu/meselesi olan amaca varılıncaya kadar, haberin takibi ve yayınlanması da yurttaş gazeteciliğinin bir diğer önemli özelliğidir” (Ragıp Duran (2005), “Yurttaş Gazeteciliği”, Gazetecilik ve Habercilik, içinde (der.) Sevda Alankuş, Gazetecilik ve Habercilik, İstanbuI, IPS İletişim Vakfı Yayınları, s. 96 ve 99; İncilay Cangöz (2005), “Yurttaş Gazeteciliği ve Yerel Basın”, içinde (der.) Sevda Alankuş, Gazetecilik ve Habercilik, İstanbuI, IPS İletişim Vakfı Yayınları, ss.108-109). Vurgulanan bu özelliklere göre; feministlerin, vicdani retçilerin, emekçilerin, eşcinsellerin, Anadolu’da yerel medyaya ulaşmış ancak ulusal basında sesini duyuramayan öğrencilerin, köylülerin ve yaygın medyada sözlerine yer açamayan diğer toplum kesimlerinin sesini Murat Çelikkan’ın köşesinde ısrarla yaptığı haberlerden takip etmek mümkün olabilmiştir. Çelikkan, kimi zaman bu grupların basın açıklamalarına, kampanya metinlerine doğrudan köşesinde yer vermiştir.
170 Murat Çelikkan (2002), “Vicdani retçiler”, Radikal Gazetesi, 15 Mayıs; Murat Çelikkan (2005), “Mehmet barışı seviyor”, Radikal Gazetesi, 14 Nisan; Murat Çelikkan (2005), “Vatan haini”, Radikal Gazetesi, 26 Mayıs; Murat Çelikkan (2005), “Başörtüsü skandalı-Mehmet’in açlık grevi”, Radikal Gazetesi, 15 Haziran; Murat Çelikkan (2005), “Vicdani retçiler açıklıyor”, Radikal Gazetesi, 6 Ağustos; Murat Çelikkan (2005), “Portre: Mehmet Tarhan”, Radikal Gazetesi, 4 Eylül; Murat Çelikkan (2006), “Haftanın tahliyesi: Mehmet Tarhan”, Radikal Gazetesi, 19 Mart.
171 Yıldırım Türker (2005), “Mehmet, Barış’ı çok seviyor”, Radikal Gazetesi, 8 Mayıs.
172 Yıldırım Türker (2006), “O şimdi retçi!”, Radikal Gazetesi, 30 Ocak.
173 Yıldırım Türker (2005), “Vicdan ile ret”, Radikal Gazetesi, 19 Mayıs.
174 Yıldırım Türker (2005), “Asker mektubu”, Radikal Gazetesi, 5 Aralık.
175 A.g.e., aynı yer. Türker’in vicdani retle ilgili olan, ancak bu yazıda alıntı yapılmayan diğer yazıları ise şunlardır: Yıldırım Türker (2002), “Vicdanın redde bakan fotoğrafı”, Radikal Gazetesi, 4 Kasım; Yıldırım Türker (2006), “Hayır demenin hayrı”, Radikal Gazetesi, 15 Mayıs.
176 Cinisli (2005), “Türk Basınında Vicdani Ret”, a.g.e.
177 Ayşe Gül Altınay (2006), “Mehmet Tarhan’ı Görme Zamanı”, a.g.e.
178 İsmet Berkan (2006), “Perihan’ın yazısı suçsa...”, Radikal Gazetesi, 4 Haziran.
179 İsmet Berkan (2006), “Perihan’ın yazısı suçsa...(2)”, Radikal Gazetesi, 5 Haziran.
180 Nuray Mert (2006), “Vicdani ret hakkı”, Radikal Gazetesi, 15 Haziran.
181 A.g.e., aynı yer.
182 A.g.e., aynı yer.
183 Nuray Mert, vicdani ret konusunda, vicdani retçilerin ve anti-militaristlerin, vicdani reddin bir anayasal hak olarak tanınmasını, Türkiye gibi militarist bir ülkede, toplumun anti-militarist değerleri benimseyebilmesi ya da en basitinden militarizmi sorgulayabilmesinde geçilecek önemli bir aşama olarak gördüklerini anlamamakta ısrarlı görünmektedir. Mert’in, bu konuda mücadele edenlerin, elbette ki kendisinin sunduğu (gayet yerinde) tüm argümanları gözden geçirdiğini ve birçoğunu zaten paylaştığını ancak, diğer mücadelelerin yanı sıra, vicdani ret hakkı mücadelesini de görmezden gelemediklerini biliyor ya da en azından tahmin edebiliyor olması gerekirdi.
184 “Vicdani Ret Platformu kuruldu” (2006), www.bianet.org, BİA Haber Merkezi (İstanbul), 26 Ekim.
185 Dursun (2005), “Haber ve Habercilik/Gazetecilik Üzerine Düşünmek”, a.g.e., s. 82.
186 İnal (1996), Haberi Okumak, a.g.e., s. 114.
187 Pierre Bourdieu (2000), Televizyon Üzerine, çev. Turhan Ilgaz, İstanbul, Yapı Kredi Yayınları, s. 56.
188 Bugüne kadar televiyonda çok az yer verilen vicdani ret konusu en çok Hakan Ekinci’nin uçak kaçırma olayı ile kendine yer buldu demek yanlış olmayacaktır. Türk televizyonları bir kez Militurizm’le ilgili kısa bir tanıtım ve Osman Murat Ülke davası ile ilgili gelişmeler aracılığıyla konuya yer vermiştir. “8 Aralık 1993 günü, HBB kanalında yayınlanan Anten programında, Savaş Karşıtları Derneği Başkanı Aytek Özel ve vicdani retçi Menderes Meletli ile röportaj yapmaları nedeniyle, program yapımcısı Erhan Akyıldız ve muhabir Ali Tevfik Berber, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in emriyle tutuklanıp askeri mahkemede yargılandılar. Özel ve Meletli için tutuklama kararı çıkarıldı. Akyıldız ve Berber tutuksuz yargılandı ve öngörülen en düşük cezaya, 2 ay hapis cezasına çarptırıldılar. 8 Şubat 1994’te Aytek Özel, Ankara’da askeri mahkemeye teslim oldu ve sonrasında 1 yıl 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Bu davanın asıl önemi, DGM’lerin görevsizlik kararı vermesinin ardından, Aralık 1994 tarihinde verilen İçtihadı Birleştirme Kararı ile sivillerin askeri mahkemede yargılanması yolunun açılmış olmasındadır” (Bkz. www.savaskarsitlari.org).
189 Erol Mutlu (1995), İletişim Sözlüğü, Ankara, Ark Yayınevi, ss. 321-322.
Mehmet Gülseren
İzin almak gereğini bile duymamış bu yazarın dek derdi bir Kitap yazarak bu kirli, danışıklı savaştan bir lokma kapma olsa gerek.
Hiç kimse, hele Kürdler onun gibilerinin malzemesi değildir.
Lütfen bu yazıda Adım ve çocuğumun adı geçen bölümleri ve yorumları aynı hataya düşmemek için kaldırınız.
Zira; gerek Devlet ve gerekse İmralı olsun hesabımız kapanmamıştır.
Saygılar
Mehmet Gülseren
antieswar@hotmail.com
Amed 10 Haz 2008.02.04