Sistem içi krizin arka planı
Mustafa Peköz / Aktüel Bakış
Türk devletinin temel kurumları arasında başlayan ‘çatışma’ sistemin farklı kuvvetleri arasında yaşanan iktidar egemenliğinin bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor. Özellikle yargı eksenli başlayan ‘çatışma’nın varacağı sonuçlar iç uzlaşıya bağlı olarak netleşecek. Yargıtay tarafından kamuoyuna yapılan açıklamaya karşı İslamcı AKP’nin göstermiş olduğu tepkinin hemen ardından Danıştay’ın Yargıtay’ı destekleyen açıklaması sistemin iç çelişkilerinin gelmiş olduğu boyut bakımından dikkate alınması gereken bir nokta.
Devletin stratejik kurumları arasındaki ‘çatışmanın’ kamuoyuna çok açık olarak yansıması sistem içi dengelerin yeniden dizayn edilmesiyle ilişkilidir. Yaz mevsimi hem siyaseten de çok sıcak geçecek hem de devletin kendi iç planlaması bakımından önemli bir süreç olacak.
Anayasa Mahkemesi Türban davasını haziran ayı içinde görüşme kararı aldı. Türban sorunu İslamcılar ile Kemalistler arasında önemli bir çatışma alanını oluşturuyor. Türban konusundaki uzlaşı birçok sorunun çözümünde anahtar rolünü oynayacaktır. Genel eğilim olarak Anayasa Mahkemesi’nin üniversitelerde Türban’ı serbest eden Meclis kararını iptal edeceği biçimindedir. İslamcı AKP hükümetinin de bundan sonraki süreçte, türban konusunda ısrarlı olmayacağı tahmin ediliyor. Hem sistemin diğer kuvvetleriyle bir uzlaşma eğilimini ön plana çıkartacak hem de tabanına bu konuda duyarlılığını tescil etmiş olacak.
Diğer önemli bir noktada temmuz ayında rektörlerin önemli bir kısmı değişecek. Gülen’e yakınlığı ile bilinen YÖK Başkanı’nın önerisi İslamcı cumhurbaşkanı tarafından onaylanacak olan liste dengeleri önemli oranda etkileyecek. Yargı eksenli geliştirilen çatışmanın bir başka boyutu da YÖK üyelerinin ve rektörlerin atanmasını etkilemeye yöneliktir. Bu konuda da belli bir uzlaşı olacaktır. Özellikle eşleri türbanlı olanlar rektör olarak atanmamasına özen gösterilecek. Böylece İslamcı hükümet ile Kemalist sistem kurumları arasında uzlaşı zemini güçlendirilmeye çalışılacak. Bunun karşılığında ise AKP’nin kapatılması sorunu var. Son birkaç gündür Yargıtay’ın eski emekli üyeleri ve savcılarının AKP’nin kapatılması konusunda verdiklerdi mesajlar Erdoğan’ı önemli oranda rahatlatmış görünüyor.
Sistemin AKP politikası da esasen net değil. Dahası önemli bir kararsızlık söz konusu. Bunun birkaç boyutu var. Birincisi, İslamcı hareket geçmişten farklı olarak devlet kurumlarında önemli oranda örgütlüdür. Hatta stratejik kurumların önemli bir kısmını ele geçirmiş durumda. AKP yöneticilerinin yaptığı açıklamaya göre İslamcı hükümet tarafından devlet kurumlarına atanan kadro sayısı yüz bini geçiyor. İkincisi. AKP’nin yerini alacak ve toplumun geneli üzerinde etkili olabilecek alternatif İslamcı bir parti henüz söz konusu değil. Toplumun İslamlaşma eğilimi çok ciddi oranda artmış görünüyor. Devletin ihtiyacına veren İslamlaştırma politikasına paralel olarak aynı zamanda sistem dışı olarak tanımlanan ‘radikal’ İslamcı hareketin gelişme potansiyeli oldukça yüksek. Üçüncüsü Kürtleri kontrol altında tutmak için eldeki tek silah İslamcılık kaldı. Bundan önemli bir başarı elde ettikleri de kesin.
Kürtleri denetim altına alabilecek herhangi alternatif bir parti kurulmadan AKP’nin kapatılmasının, sistem için ciddi sorunlar gündeme getirme olasılığı yüksektir. AKP’nin kapatılma veya kapatılmamasındaki kararsızlık bu temel noktalarda ön plana çıkmış görünüyor. Bu bakımdan sistem içi kuvvetler arasında ‘uzlaşı’ eğiliminin ön plana çıkma olasılığı yüksek. Uzlaşmanın arka planındaki pazarlık ise esas olarak Genelkurmay ile İslamcı hükümet arasında sürmektedir. Genelkurmay’daki görev değişiklikleri aynı zamanda hem ordu içerisinde hem de sistem ilişkilerinde bir kısım etkiler yaratacaktır. Çatışmanın bir tarafını oluşturan ordu ve onların içerisindeki bazı grupların istemleri AKP hükümeti tarafından nasıl karşılanacaktır. Ordu içerisinde oluşan ‘yeni’ ekibin ön plana çıkan ve özellikler üzerinde durdukları ‘kırmızı çizgileri’ bulunuyor. Birincisi Kürt sorununda inkar ve yok etme politikasını devam ettirme tutumları, ikincisi ordunun iç politikadaki rolünün dahası imtiyazının korunması, üçüncüsü AB politikalarında ordunun belirlediği politikaların dikkate alınması. Bu nedenle sistem içi politik dengelerin alacağı somut biçim ağustos sonrası süreçte çok daha netleşmiş olacak. Bugün karşılıklı yapılan hamleler politik dengelerde alınacak pozisyonu belirlemeye yöneliktir. Bu bakımdan AKP’nin kapatılması veya ordu içerisindeki dengelerin alacağı biçim üzerinde peşinen ‘net’ bir tespit yapmak gerçekten zor. Ancak gelişme eğiliminde rota daha çok uzlaşıya doğru kaymış görünüyor. Ancak burası Türkiye, her an her şey değişebilir. Sisteme alternatif güçler, en zorlu politik koşullara kendilerini hazırlamalı ve buna uygun taktik planlarla sürece müdahale etmelidirler.
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|