kEditor - Yazılar / Makale / Şeref ve iftihar

http://www.keditor.com/yazilar_167.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Şeref ve iftihar


Ece Temelkuran / Milliyet

Deniz Baykal’ın Urfa’da yaptığı “Etnik kimlik kişinin şerefidir. Devletin iftiharı ve bizim zenginliğimizdir” sözleri CHP’nin son yıllarda bu konuda yaptığı yanlışları bir anda düzeltemez elbette. Ama iyidir. Hem de çok iyidir. Tıpkı AKP’nin Kürt sorununu mütedeyyin patronların yatırımlarıyla çözmeye çalışması gibi.

Bu projeler de AKP’nin muhafazakâr-neo-liberal politikalarla işlediği günahları silmez ama hiç değilse yeni bir günah değildir. Elbette iktidar partisinin, bölge halkının demokratik temsilcileri olan DTP milletvekilleriyle bayramlaşmayacak kadar yok saydığı ‘Kürt halkının iradesini’ bu yolla kendi çizgisine getirmeye çalışması üzerine söylenecek çok şey var.

CHP’nin de bir zamanların SHP’sinden bugün Güneydoğu’yu ‘kaybedilmiş bölge’ ilan edişine gelen süreçte yaptığı yanlışlar hakkında da bir o kadar çoktur söylenecekler.

Ama, yerel seçim öncesi söylenen bu sözlerle, açıklanan bu politikalarla belki artık Türkiye’nin rezilleşmiş bir meselesinde ‘ortalamanın’ düzeyi belki birazcık olsun yükselir. Hiç değilse geçen yılki bayrak mitinglerinden bu yana üzerine uzun uzun sustuğumuz Kürt meselesi üzerine yeniden bir konuşma alanı açılır. Bir buçuk yıldır sustuğumuz!

‘Bölünme korkusu’

Böyle bir şey oldu. Sustuk. Oysa iki yıl önce Barış Kongresi düzenlenmişti. Ardından Hrant öldürüldü, başka bir yere aktık. “Hepimiz Hrant’ız! Hepimiz Ermeniyiz!” sloganı daha kulaklarda çınlarken, sokakları bayraklar, bayrakları kanla boyamak isteyenler doldurdu.

Hemen ardından seçimler geldi ve AKP’nin zaferi hepimizi sersemletti. Edip Cansever’in dediği gibi ‘dağılmış pazaryerlerine’ benzedi memleket; ‘içimizden hüzünlenmek bile gelmedi’ bazen. Her zaman bildik, Kürt meselesi çözülmeden bu ülkenin ne Şemdinli’si, ne Susurluk’u, ne ekonomisi, ne de çok dövülmüş köpeklere benzeyen ruhumuzun meselesi çözülür. Ama bir buçuk yıldır sustuk.

Öyle ki bu konuda konuşan aydınlar bile birbirleriyle konuşmamaya başladı. Savaş, yanlış yerinden bölünen bir ekmek gibi böldü bizi. Bizi böldüler yani, o da var. ‘Operasyon’ ile, kendi taraflarımızın ‘haini’ olmak korkusuyla vesaire...

Türk ve Tuğluk

Ahmet Türk DTP Genel Başkanlığı’ndan ayrıldı mesela. Ne olmuş oldu şimdi? Bilemiyoruz tam. Tam adını koyamıyoruz. Hakkı Devrim bile Aysel Tuğluk’un dikkatle izlenmesi gerektiğini söylüyor, Tuğluk’un Sabah gazetesine verdiği röportajdan sonra.
Gazetelerde, televizyonlarda bir gün ‘hain’, bir gün ‘güvercin’ ilan edilen Aysel Tuğluk ve bizler bu tutarsızlığın, bu ani değişkenliğin nedenlerini konuşmalıyız. AKP fabrikalar kurarken, CHP etnik kimlik gerçeğini telaffuz etmeye karar vermişken, artık bizlerin daha ileri şeyleri yeniden söylememiz gerekiyor.

Kürt meselesinde çok uzun zamandır susuyoruz, yeniden konuşmamız gerekiyor. Bu konuda söylenen, insandan ve bölgeden yana her sözün, her söz sahibinin yanında durmak gerekiyor.

Duyumlarıma göre, bu yaz yine ‘sıcak’ geçecek. Bir kere daha ‘dağıtılmadan pazaryeri’, yeni ölüm bölükleri salıverilmeden iki taraftan, bizim sözlerimizle olacakları önceden görmemiz ve göstermemiz gerekiyor.

Ve elbette uzun süredir sormadığımız o soruyu sormak gerekiyor:

Kürt-Türk meselesi cephesinde neler oluyor?

ecetem@hotmail.com


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler




 Yukarı çık