AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
BulunduÄŸunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Heinrich Lummer AÄŸrı Dağı’na


Mehmet Sebatlı / Kurdistan Post

Heinrich Lummer AÄŸrı Dağı’na - Mehmet Sebatlı / Kurdistan Post Dünyanın en çok gezen halkı kimdir, diye sorulsa, hiç tereddüt etmeden gözüm kapalı, “Almanlar” derim. İster turist olarak, ister baÅŸka ülkelere yerleÅŸmek amacıyla, isterse serüven-romantik geziler niyetiyle olsun Almanların dünyada gezmediÄŸi, gitmediÄŸi köşe bucak yoktur denilebilir. Bu halkın dış dünyaya bu denli ilgili olmasının nedenlerinden en önemlisi ülkelerinin (Vaterland-babavatan), kendi kanlarında taşıdıkları maceracı ve keÅŸfedici ihtirasa cevap veremeyecek doÄŸal zenginliklere sahip olamamasıdır bence. Almanya’nın ne güneÅŸi, ne denizi, ne de daÄŸları Almanların çılgın doÄŸaya olan özlemlerine cevap verecek konumdadır. O nedenle bir bakıyorsunuz ki, ufacık bir çocuÄŸu, karnı burnunda olan hamile eÅŸiyle birlikte adamın birisi Almanya’daki tüm mal varlığından, akrabalarından feragat ederek Marokko’nun insan geçmez, horoz ötmez çıplak ve susuz bir vadisine yerleÅŸebiliyor.

Bütün global kazalarda, afet olaylarında, savaÅŸ haberlerinde mutlaka bir veya birkaç Almanın adı geçer. Bahama adalarından tutun Nepal’ın en yüksek zirvelerine, oradan Etiyopya ve Sudan’daki sahanlıklarda ya da Ruanda’daki iç çatışmalarda, Atlantik’teki herhangi bir uçak kazasında bir Almanın adına rastlanmaması mümkün deÄŸildir adeta.

Çok gezme tutkusuyla, haberlerin istatistiklerine konu olma talihsizliği at başı gider.

Almanların dış dünyayla kurdukları bu güçlü baÄŸa karşın, Almanya’nın devlet olarak dış politikası kelimenin tam anlamıyla “sıfır” noktasındadır. AB’de en güçlü ülke olarak görülmesine karşın, bir türlü Fransa ve İngiltere’ye yetiÅŸemeyen dış politikası nedeniyle Almanya, giriÅŸtiÄŸi dış ataklarda ise 2.Dünya Savaşı’nın ardından yaÅŸadığı iradi kırılma ve bunun getirdiÄŸi oto-kontrol ruh hali nedeniyle tüm giriÅŸimleri sonuçsuz kalıyor.

DoÄŸuda en uzak ve en güçlü müttefiki Türkiye’dir. Bu ülkeyle tarihten gelen iliÅŸkilerini sıcak tutmak adına örneÄŸin 1915’te bir buçuk milyon Ermeni’yi yurdundan eden kanlı tehcir ve Kürt sorununda Türkiye ile neredeyse paralel politikalar izliyor.

Hayatını Kürtlerin özgürlüğüne adamış politik karakterli insanların (Türkiye, Iran, Suriye ve eski Irak hariç) cezaevine girdikleri ülkelerin başında Almanya gelir. Kuzey Kürtlerinin dünyaya açılan tek nefes borusu Roj Tv, dünyada (Türkiye dışında) sadece Almanya’da yasaktır. Avrupa’nın ortasında bulunan bir devletin binlerce km. uzakta yaÅŸayan, çağın en haksız-hukuksuz gariban halkı Kürtlerle ne alıp veremediÄŸi olabilir? Almanya’nın Kürt siyasetiyle sorunu, iddia edildiÄŸi gibi kesinlikle 1993 yılındaki otoban eylemlerinden ötürü deÄŸildir. Daha öncesi vardır. Sadece yargılanma süreci 8 yılı bulan meÅŸhur Düsseldorf davası mesela...

Dün, 9 Temmuz’da, dünyanın en yüksek zirvelerinden biri olan AÄŸrı Dağı’nda 3 Alman daÄŸcının Kürd gerillaları tarafından alıkonulduÄŸu haberi tüm dünyada duyuldu. DışiÅŸleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier yaptığı ilk açıklamada, “Türk meslektaÅŸlarıyla canlı baÄŸlantı halinde olduklarını ve iÅŸbirliÄŸini sürdürdüklerini” bildirdi. Alın size çözüm yolu! Defalarca kendi asker ve polisini gerilladan almakta acze düşen, hatta esir askerleri getirenleri yargılayan bir devletin yöneticileri Alman daÄŸcıları gerillanın elinden alacak!

Tarih ÅŸahittir; çağın harikası Google’da tüm güncel bilgiler saklıdır: PKK ÅŸimdiye kadar rehin aldığı Türk asker ve polisler, korucular dahil herkesi kılına bile dokunmadan kısa sürede serbest bırakmıştır. Bunu yaparken insan onurunu zedeleyecek hiçbir siyasi pazarlığı da söz konusu etmemiÅŸtir. Steinmeier eÄŸer sahiden 3 Alman vatandaşının saÄŸ ve salim ailelerine kavuÅŸmalarını istiyorsa, bence yanlış mercilerle iÅŸbirliÄŸi yapmasın. Ciddi bir devletin dışiÅŸleri bakanı silahlı bir örgütle iÅŸbirliÄŸi yapmaz diyorsa eÄŸer, o zaman bu iÅŸi becerecek Lummer gibi çok sayıda gönüllü siyasetçi ve Heyva Sor, Kon-Kurd, Caritas, Kızılhaç gibi hümaniter kuruluÅŸlar vardır.

Almanya’da 1993 yılındaki PKK yasağı ve takip eden siyasi kargaÅŸa sırasında, Ekim 1995’te Alman Hıristiyan Demokrat Partisi (CDU) Federal Milletvekili ve Berlin eski İçiÅŸleri Senatörü Heinrich Lummer, 1995 yazında, Åžam’da, Öcalan’la görüştü. Daha sonra birkaç yetkili daha gizlice görüşme yapmıştı. Görüşmelerin, o dönem Helmut Kohl’e baÄŸlı çalışan İstihbarattan Sorumlu Devlet Bakanı Bernd Schmidbauer’in bilgisi dahilinde yapıldığı açıklanmıştı. Lummer, görüşmeyi yapıp ülkesine döndükten sonra yaptığı açıklamada, “Almanya’nın çıkarları için gerekirse ÅŸeytanla bile görüşürüm,” demiÅŸti.

Olay, iki ülke arasında gizli ve tehlikeli pazarlıklara dönüşmeden, Ağrı dağına havadan ve karadan askeri operasyon düzenlenip dağcıların hayati tehlikeye sokulmadan önce adı geçen kurumlar bir an önce harekete geçmelidir!


 
İlgili Linkler

İlgili Yazılar