
Hürriyet’in treni bugünlerde yollarda. Türkiye’yi gezen trenin bu yolculuğu, bir reklam ve pazarlama stratejisinin ürünü olarak gerçekleşiyor. Hürriyet, böylelikle ‘halkla buluşuyor’, yazarları söyleşiler düzenliyor. Bu gezi kapsamında çocukları eğlendirecek etkinlikler bile düşünülmüş.
Reklamlarında ‘Hürriyet hürriyettir’ sloganını kullanan gazetenin treni, Türkiye’de birçok yere uğrayacak. Gerçekler hariç!.. Çünkü orası, yani gerçeklerin diyarı Hürriyet çok uzak.
Hürriyet’in treninin 60 yıllık tarihi boyunca uğramadığı ve bundan sonra da uğrayacağına dair en küçük bir güven uyandırmadığı gerçeklerin diyarına, bugün Hürriyet’in treni yerine biz sizi götürüyoruz. Bugün gazetemizin birinci sayfasının manşetinden verdiğimiz haber, Hürriyet’in başyazarı ve gazetecilik meslek örgütlerinden Basın Konseyi’nin de başkanı olan Oktay Ekşi’nin bir iddiasına yanıta ayrıldı. Ekşi, üç gün önce köşesinde, Hürriyet’te 60 yıllık tarihi boyunca, darbeyi destekleyen tek satır bulunamayacağını iddia etmişti.
Biz de bu iddia üzerine Hürriyet’in arşivine bir bakalım dedik. Askerin iktidara el koyduğu 12 Eylül askeri darbesinden sonra Hürriyet’in bu darbeyi nasıl alkışladığı, bizzat Oktay Ekşi’nin cuntayı ve cuntanın lideri Kenan Evren’i cilalamak için neler yazdığını merak edenler, bu manşetimizi keyifle okuyacaklardır.
Bu manşet haberimizin de bir kez daha ortaya koyduğu gibi, yalan söylemek Hürriyet açısından hiç de zor bir şey değildir. Sadece gazeteciler değil, sıradan vatandaşlar da Basın Müzesi’ne ya da büyük kütüphanelere giderek Hürriyet’in arşivine kolaylıkla ulaşabilir ve orada şu gerçeği de bütün çıplaklığı ile görür:
60 yılı bulan tarihi boyunca, Hürriyet’in desteklediği değil, aslında desteklemediği tek bir askeri darbe yoktur. Hürriyet, Türkiye’de askeri darbeleri en açıktan destekleyen ve pazarlayan gazetelerin başında gelmektedir.
Belki biraz da bu nedenle şu cümle Hürriyet için sıkça söylenir: “Yasama, Yürütme, Yargı, Hürriyet!..”
Türkiye basın tarihindeki ‘mümtaz’ tarihi bu gibi şeylerle dolu olan Hürriyet’in, televizyon reklamlarında tüm bu gerçeklere rağmen, ‘Hürriyet hürriyettir’ sloganını kullanması da, onun için yalanın ucuzluğundan başka neyle açıklanabilir?
Arşivler bu slogana karşı şu sloganı üretip önümüze koyuyor: “Hürriyet darbedir!..”
“Evrensel olarak bu tür bir sloganı kullanmak, sizin neden aklınıza gelmiyor, üstelik Hürriyet’ten bin kez daha fazla hak ettiğiniz halde” diye soracak olan olursa, onlara da şunu söyleyebiliriz: Evrensel’in her satırı zaten bunu kanıtladığı için biz ayrıca vurgulamaya gerek duymuyoruz!..
İyi haftalar!..
******
El insaf Oktay Bey!
Cem Gurbetoğlu
Hürriyet gazetesi başyazarı Oktay Ekşi, Ergenekon soruşturmasıyla ilgili olarak 11 Temmuz 2008 günü yazdığı yazıda, Hürriyet’in 60 yıllık tarihinde askeri darbeleri destekleyen tek satır bulunamayacağını savunurken, gazetesinin, sadece 12 Eylül 1980 darbesine dair arşivleri bile bu iddiayı yalanlıyor. 12 Eylül’den üç gün sonra Hürriyet imzasıyla yayımlanan yazıda, 12 Eylül darbesinin Türkiye için yeni bir dönemi başlatan çok önemli bir adım olduğu iddia ediliyor. Ayrıca, gazetesinin arşivi, bizzat Ekşi’nin de 12 Eylül’ün sıcak günlerinde bu darbeyi destekleyen yazılar yazmış olduğunu ortaya koyuyor.
Ekşi’nin iddialı iddiası
Oktay Ekşi, Hürriyet’te 11 Temmuz 2008 günü yayımlanan ‘Tablo’ başlıklı köşe yazısında şöyle dedi: “Eğer ‘Ergenekon’ sanıkları arasında meşru hükümeti darbe yoluyla devirmeye kalkan, yani suç işleyen varsa, elbet cezalandırılmalıdır. Çünkü hem demokrasinin, hem hukuk devletinin hem de ülkemizi çağdaş dünyanın bir parçası olarak yaşatmanın temel koşulu budur. Hürriyet’in 60 yılı bulan geçmişinde, bu temel inancımıza aykırı tek satır yoktur.” Yazısının devamında bu iddiayı kanıtlamaya çalışan Ekşi, şöyle devam etmişti: “Bugün ona buna ‘utanma’ çağrısı yapanlar, eğer kendi geçmişlerinden utanmıyorlarsa anımsamaları ve teslim etmeleri gereken bir şey var: Onlar, 12 Eylül döneminde ‘asker ne der’ korkusuyla ‘sade suya tirit’ yazılar yazarken kamuoyunun beklentilerine Hürriyet yazarları tercüman oluyordu.”
Hürriyet, 12 Eylül’ü alkışlamıştı
Hürriyet’in, en son olarak 28 Şubat askeri müdahalesini destekleyen bolca manşet attığı ve köşe yazılarına yer verdiği biliniyor. ‘Post modern darbe’ ya da başka isimlerle de adlandırılan 28 Şubat müdahalesi, önceki askeri darbeler gibi generallerin ülke yönetimine doğrudan el koyduğu bir darbe değildi. O nedenle biz de askeri darbe olduğu konusunda herkesin mutabık olduğu bir örnek olan 12 Eylül 1980 darbesi karşısında Hürriyet’in aldığı tutumun ne olduğunu, gazetenin başyazarı tarafından iddia edilenlerin doğru olup olmadığını görmek için Hürriyet’in 1980 yılı Eylül ayı arşivine şöyle bir göz attık. Karşımıza çıkanlar gazetenin başyazarı Oktay Ekşi’yi tamamen tekzip eden nitelikteydi.
12 Eylül günü “yıldırım baskı” notu ve ‘Ordu yönetime el koydu’ başlıklı manşetiyle çıkan Hürriyet gazetesi, manşetine Kenan Evren ve darbeyi yapan diğer kuvvet komutanlarının resmini yerleştirmişti.
Hürriyet, 14 Eylül 1980 tarihli sayısında ise eski parlamenterlerin açıklamalarını, ‘Yeni yönetim hayırlı olsun’ başlığıyla manşetinden verirken, 15 Eylül 1980 tarihli birinci sayfasında “Hürriyet” imzasıyla “Bugün yeni bir gündür...” başlıklı bir yazıya yer verdi.
“Her gün birkaç ananın gözyaşı dökmesine neden olan dünya sona erdi” denilen yazıda, askeri darbe coşkuyla karşılanırken şu ifadelere yer verildi: “Atatürk’ün demokrasiye inanan evlatları haykırıyor:
Ne mutlu Türküm diyene...
Haydi işbaşına!..”
Ekşi: ‘12 Eylül barıştırdı’
Oktay Ekşi de 16 Eylül 1980 günü yayımlanan “Fark...” başlıklı yazısında, darbenin “ülkücülerle solcuları barıştırdığı” iddiasına yer vererek şöyle dedi: “Karabük’ten bir haber: Türk Silahlı Kuvvetleri’nin yönetime el koymasından sonra şehirdeki ‘ülkücü’ gençlerle ‘solcu’ gençler önce bir araya gelme çağrısı yapmışlar...Ve Aydın, Ankara’dan başka haberler: Bu illerde bulunan cezaevlerindeki ‘ülkücü’ ve ‘solcu’ tutuklularla mahkumlar birbirleriyle kucaklaşıp barışmışlar...
......
Bize kalırsa bu anlayış havasının doğması bir korkudan değil tam tersine, bir korkunun kalkmasındandır. Özellikle düne kadar aynı sokakta ‘birdirbir’ oynarken birbirine düşman edilen, ‘örgüt’ ile ‘ölüm’ korkusundan birer canlı robot haline dönüştürülen gençler, ilk defa bu korkuyu atma zevkini tattılar. ”
Ekşi, 12 Eylül darbesinin lideri Evren’in darbe sonrası yaptığı ilk basın toplantısının ardından 17 Eylül 1980 tarihinde yazdığı yazıda ise “Bu yönetim, özgürlükçü demokratik sisteme ve Atatürk ilkelerine bağlı olanları tatmin edecek bir tutum içinde görünmektedir. ” dedi.
Ekşi: Evren sempatik!
Ekşi, 18 Eylül 1980 tarihli “Gevşemeden, gevşetmeden” başlıklı yazısında ise Evren’i sempatik bulduğunu belirterek şöyle dedi: “Türkiye son derece ağır bir ameliyat geçirmiştir. Bu ameliyatın tam başarıya ulaşması ve hastanın sağlığına kavuşması için çok dikkatli olmak, Türkiye’yi seven, demokratik düzene inanan herkesin borcudur.
......
Aksi halde Türkiye, kendisini yine gevşemiş ve işlemez hale gelmiş bir devlet düzeninin içinde bulur...
.......
Evren Paşa sempatikti. (Evren’in TRT’de yaptığı televizyon konuşmasını değerlendiriyor)...”
Hürriyet 12 Eylül’ü coşkuyla selamladı
Hürriyet’te 15 Eylül 1980 günü birinci sayfadan ‘Hürriyet’ imzasıyla yayımlanan “Bugün yeni bir gündür...” başlıklı yazının tam metni:
“Yeni bir dönem başladı.
Artık sokakları, mahalleleri yaşanmaz hale getiren, kurtarılmış bölgeler yaratan, masum çocuklarımızı anarşiye alet eden, bizi canımızdan bezdiren, her gün birkaç ananın gözyaşı dökmesine neden olan dünya sona erdi.
Hainlerin, küstah ve kabadayıların, demokrasiyi yozlaştıran tüm güçlerin hepsi geriye itildi.
Atatürk Türkiye’sinin temeline bir çivi daha çakıldı. Demokrasiye inancını açıklayan yeni yönetim, işçi-işveren ilişkilerinden köylümüzün efendiliğine, hatta bankalardaki paralarımıza kadar güvence getirdi.
O halde bize düşen görevler de olmalıdır. Fırsat düşkünlerine, sapık ideologlara inanmaksızın, fısıltıyı, dırdırı, dedikoduyu unutarak bu ülkede haysiyetli ve güçlü bir yapı oluşturmalıyız.
Mutlu günler bizim, huzur bizim olmalıdır. Güçlü bir Türkiye için kini, nefreti, ikililiği, bölücülüğü bırakıp bütün olmalıyız.
Bugün günlerden pazartesi. Yeni bir hafta, yeni bir dünya başlıyor.
Atatürk’ün demokrasiye inanan evlatları haykırıyor:
Ne mutlu Türküm diyene...
Haydi işbaşına!..”
Oktay Ekşi’nin Evren’i öven yazısı
Evren’in 12 Eylül darbesi sonrasında düzenlediği ilk basın toplantısının ardından yayımlanan, Oktay Ekşi’nin 17 Eylül 1980 tarihli “Basın toplantısının izlenimleri” başlıklı yazısından:
“Bunun pratik anlamı şudur ki Türkiye’nin teokratik bir devlet düzenine veya bir sınıf diktatörlüğüne kavuşması amacıyla yasadışı yollardan yıllardır uğraşanlar, yaptıklarının yeni yönetimin ilkelerine uymadığını hazırlanacak Anayasa içinde göreceklerdir.
.......
Orgeneral Evren’in basın toplantısı, ‘Demokrasiye dönüş’ karşısında herhangi bir kuşkunun doğmasına sanıyoruz ki sebep olmamıştır. Hatta bir vade, belirli bir tarih isteyenlere Evren’in ‘En kısa zamanda demokratik sistemi işler hale getirip kendi asli görevine dönmesini Türk Silahlı Kuvvetleri’nin de istediğini’ üst üste birkaç defa belirtmesi, yeni yönetimin bu konudaki içtenliğinin bir kanıtı izlenimi vermiştir.
........
Bugüne kadar kanunlara aykırı fiillerin hesabının sorulması değil, sorulmaması huzursuzluk nedeni olmuştur. O nedenle Evren’in bu sözleri sadece, geçmişte siyasi mücadeleyi hukuk dışına çıkmadan yürütmüş olanlar için bir güvence değerindedir.
Bugünkü görüntüye bakarak söylemek gerekirse, Türkiye tam bir ‘onarım’ yönetimi altına girmiş bulunmaktadır. Bu yönetim, özgürlükçü demokratik sisteme ve Atatürk ilkelerine bağlı olanları tatmin edecek bir tutum içinde görünmektedir. O nedenle bu inancı bölüşenler, şimdiki izlenimleri devam ettiği sürece bu yönetime var güçleriyle yardımcı olmalıdırlar.”