
İHD: Hak savunuculuğunda 22 yıl
İnsan Hakları Derneği (İHD) 17 Temmuz 1986 yılında kuruldu. Bugün 22. yılı kutlanıyor.
İnsan haklarını savunma hakkı da var mıdır? Evet vardır. Ondan bahsedelim bugün.
1984 yılında, başta Uluslararası Af Örgütü olmak üzere pek çok insan hakları örgütü, insan hakları savunucularının korunması için Birleşmiş Milletler bünyesinde bir bildirinin kabulü için çalışma başlattılar. Bu çalışmalar 9 Aralık 1998 tarihinde BM Genel Kurulu’nda İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi olarak bilinen bildirgenin kabul ve ilanıyla sonuçlandı. Bildirinin 1. maddesi insan haklarını savunma hakkına işaret ediyor:
“Herkesin bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte ulusal ya da uluslararası düzeyde insan haklarının ve temel özgürlüklerin korunması ve gerçekleştirilmesini geliştirme hakkı vardır.”
İnsan Hakları Savunucularının Korunması Bildirgesi yeni bir aşamayı ifade ediyordu. Savunuculuk bir haktı. İnsan hakları savunucusu, bireysel olarak veya başkalarıyla birlikte (dernek, vakıf, sendika, platform, forum, girişim vb. biçimler altında, adlarla ya da adsız) insan haklarını korumak ve geliştirmek için çalışan kişi demektir.
Başkalarının hak ve özgürlüğü için çalışır bu kişiler. Birleşmiş Milletler, bildirgenin açımlamasını içeren “İnsan Haklarını Savunma Hakkının Korunması” adını taşıyan çalışmada, dünyanın çeşitli ülkelerinde yaşananlar ışığında ve o deneyim ve birikimlerden çıkarılan derslerle bazı konulara-durumlara dikkat çeker: Örneğin medyanın rolüne işaret eder:” İnsan hakları savunucuları çeşitli iftiralara da maruz kalmışlardır. Devlet denetimi altındaki medyada bu kişilerin onurlarına ve haysiyetlerine yönelik ağır iftiralarda bulunulmuştur. İnsan hakları ihlallerini ortaya koyan bağımsız hükümet dışı kuruluşları ve gazetecileri küçük düşürmek üzere şikayetler uydurulmuştur. Savunucular ve yaptıkları işler kamuoyuna yanlış yansıtılmış; bu kişiler, örneğin terörist, asi, yıkıcı kişiler veya muhalefetteki partilerin oyuncuları olarak gösterilmek istenmiştir. Devlet organları ve devletin denetimindeki medya insan hakları savunucularını, hakları savunulan kişilerle aynı kefeye koymuştur. Örneğin silahlı muhalefet gruplarına mensup kişilerin haklarını desteklemek üzere çalışanlar bu grupların mensubu olarak gösterilmiştir.” (Sahife 10)
Bu ifadeler İHD’lilere hiç yabancı gelmiyor. Bugün bile… Şu anda, siz okurken bile…
BM medyadan beklentileri de ifade eder: “Medya, bildirge ile ilgili bilgi vererek, savunuculara yönelik ihlalleri haber yaparak ve çalışmalarına kamuoyu desteği sağlayarak insan hakları savunucularının çalışmalarına önemli destek verebilir. Medyanın bu alandaki rolünü güçlendirmeye yönelik girişimler medya organizatörleri veya hükümet dışı diğer kuruluşlar tarafından başlatılabilir; böylece insan hakları alanında eğitim verilebilir ve medyanın insan hakları ile ilgili duyarlılıklara düzenli bir biçimde eğilmesi sağlanabilir. Bunların yanı sıra medya, insan hakları savunucularını karalamaya yönelik çabalara karşı çıkabilir; örneğin savunucuları haksız şekilde terörist, suçlu veya devlet düşmanı olarak niteleyen suçlamaları sorgulayabilir.” (Sahife 24)
BM genel sekreterinin İnsan Hakları Savunucularının Korunması Özel Temsilcisi Hina Jilani, Ekim 2004 tarihinde Türkiye’yi ziyaret etmiş ve BM’ye rapor sunmuştu. Raporda, medya ile ilgili şöyle denmekteydi: “Medya da raporlarında savunucuları saygısızca tasvir etmeye devam etmektedir. Özel temsilci, insan hakları savunucuları ve durumlar hakkında kolektif algıların oluşumunda medyanın rolünün altını çizer. Raporlar savunucuları tehdit olarak tarif ettiği sürece, tacizler toplum tarafından meşru algılanmaya devam edecektir.” (103 nolu paragraf)
H. Jilani, “Sonuçlar ve Tavsiyeler” bölümünde (116. paragraf) şöyle diyordu: “Özel temsilci, devletin insan hakları savunucularını potansiyel tehdit olarak algılamayı sürdürmesinden derin kaygı duymaktadır. Temsilci, devlet yetkililerine çağrıda bulunarak insan hakları savunucularının medya ve halka açık yayın yoluyla aşağılanmasına ve karalanmasına son vermeye davet etmektedir.”
İHD, insan haklarının korunması, gerçekleştirilmesi ve geliştirilmesi için 22 yıldır mücadele ediyor. Onurlu bir iş yapıyor. Örgütsel, ekonomik-mali sorunlarını aşmaya çalışıyor; insan hakları değerlerine dayalı olarak insan hakları politikaları oluşturmaya ve uygulamaya gayret ediyor. Zorlukları yaşayarak, aşmaya çalışarak samimi bir gayret gösteriyor. Üyelerinin desteği, katkısı ve katılımı ile yapıyor bunu. Gözaltılar, tutuklamalar, tehditler, cinayetler, kapatmalar, ambargolar, iftiralara rağmen cesaretle yapıyor. Hakları ve özgürlükleri kararlılıkla savunuyor.
İnsan haklarını savunma hakkının korunması için de mücadele etmek gerek…