
Ergenekon iddianamesi açıklandı. İlhan Selçuk, Doğu Perinçek, Kemal Alemdaroğlu, Mehmet Karadağ ve Sevgi Erenerol örgütü yöneten kişilermiş. İpliği pazara çıkmış katil-psikopat Veli Küçük de eylemciler gurubunu yönetiyor galiba. İddianamenin basına yansımış bölümlerini okuduğumda 12 Eylül’de benim için hazırlanmış idamlık iddianameler aklıma geldi. Birkaç yüz sayfalık iddianamede ne yaptımsa kendimi tanıyamadım. Zaten o iddianame kendimi tanıyamamam için yazılmıştı.
Doğu Perinçek Ergenekon örgütünün liderlerindenmiş. Eğer bu balon adam Ergenekon kurucularındansa kimse kusura bakmasın ama, biz her birimiz Batı cephesi komutanlarıyız. Perinçek emekli general değil, bürokrat değil, iş adamı falan değil... Örgütünü yönetme gücünü nereden alıyor?
Güçlü insanlar, güçlü olanaklara sahip kişiler bu tür oluşumlarda etkin olur. Oysa Perinçek solda ve Kürtlerde ipliği çoktan pazara çıkmış bir şarlatan.
Ha keza İlhan Selçuk da öyle. Bu iki kişi olsa olsa Ergenekonun birer üyesi olabilir.
Hazırlanan Ergenekon iddianamesinde, örgütün MİT ve TSK ile bir bağı yokmuş. Meclisle bağı yok, Partilerle bağı yok, MHP ve BBP ile bağı yok. CHP ile yok. Gökten zembille düşmüş bir örgüt. Örgütte Ağar, Çiller, Korkut Eken, Ünal Erkan gibi sağcı Ergenekoncular da yok. Bizim Şırnaklı köylü geçerken evine uğramış gerillaya bir lokma ekmek verince PKK üyesi oluyor ama, eski kuvvet komutanlarının yönettiği bir çete örgütünün TSK ile ilişkisi olmuyor, meclisle olmuyor! Demek bunlar gecekondularda birer oda kiralamış, yoksul halkı örgütlüyorlarmış!
Atatürk’ün bile Ergenekon ile başının dertte olduğu yazılmış ama, bunca Ergenekon üyesinin Türk silahlı kuvvetlerinin başına nasıl geldiği yazılmamış.
İşin garip yanı, örgütü yöneten ve tutuklananların hepsi sol maskeli aydınlarla, Kemalist geçinen general artıkları... Devletin solcu geçinen kanadına yönelik bir vuruş olmasın bu? Ama öyle... Hepsi solcu geçiniyor, hepsi Atatürkçü geçiniyor ve CHP’de bunların avukatı olduğunu söylüyor.
Dün Mehmet Metiner de soruyordu: “Hani İslamcı Ergenekon?”
Bana göre Ergenekonun en büyüğü İslamcılar içinde.
Fethullahçı basın olarak bilinen Zaman, Yeni Şafak ve Aksiyon yayınları kamuoyunun Ergenekon operasyonunu yürütüyor. Kanada’da yaşayan Tuncay Güney’in bu operasyonlar için özellikler Fethullahçılar ve Amerika tarafından korunup yönlendirildiğinden kuşku duymuyorum.
80 sene Kemalizmi kullanan ABD ve AB, şimdi de halkının yüzde 90’ının Müslüman olduğu Türkiye’de İslami proje deneyecek.
Dünyanın başına Bin Ladin’leri bela edenler Türklerin ve Kürtlerin başına bu kez Fehullah öncülüğünde imam hatiplileri musallat ettiler.
ABD yaparsa iyi mi yapar diyorsunuz? Irak’ta en az 1 milyon insanın öldüğünde hem fikir miyiz? Bu resmi rakam. Gayri resmi rakamın 1,5 milyon olduğu söyleniyor. 19 milyon nüfuslu bir ülkenin çoğu yetişkin 1,5 milyon evladı öldü. Hangi devrim böyleydi? 19 milyonlu bir ülkenin bir buçuk milyonu ölmüşse işgalin başarısı nerededir?
Türk İslamcılığının demokrat olabileceğini sanan aptallara en son Sivas’a dönüp bakmalarını öneririm. Malatya’da 3 Hıristiyan’ın öldürülmesi, Danıştay Baskını, Hırant Dink’in öldürülmesi olayları Perinçek’lerin işi öyle mi?
Hıran Dink’in sevgili eşi, “bebekten katil yetiştiren sistem,” dedi. Ama Türk yargısı hala bunu anlamamış. Hırant Dink’i öldüren katilin başındaki beyaz bere tüm stadyumların kafasına geçmedi mi?
İzin verirseniz size tanık olduğum bir olayı anlatacağım. 12 Eylül darbesinde Diyarbakır’da tutuklanıp Antep polisine getirilmiştim. Sorguda her örgütten insan vardı. Üç aylık sorgulamalardan sonra Antep’te o güne kadar işlenmiş 10 kadar siyasi cinayet sahipsiz kalmıştı. Yani sorguda bulunanlar bu siyasi cinayetleri üstlenmiyordu. Halbuki polisler yükledikleri cinayet başı pirim alıyorlardı.
Bir gece siyasi şube şefi polisleri topladı. Devlet görevlilerinin gizli iş dahi yapmak istemedikleri pervasız bir dönemdi. Konuşmaları işkence hücrelerinin açıldığı koridordan duyabiliyorduk. Komiser, elindeki polislere, şehirde ne kadar ayyaş, serseri ve evsiz-barksız insan varsa gece toplayıp getirmelerini söyledi. Sabaha doğru Siyasi Şubeye en az 30 kişilik bir serseri grup toplanmıştı. Şehir sokaklarından toplanmış sarhoş, serseri, evsiz barksız 30 kişi. Ne 12 Eylül’ün anlamını biliyorlar ne siyasetin. Komiser ve polisler iki diz, bir tokat çekmekle bunların hepsini adını ilk kez duydukları örgütlerin üye ve yöneticisi yaptılar. Polislerle serseriler sabahlara kadar cinayet seçme oyunları oynuyorlardı. İşkence altında biz bile gülmekten kırılıyorduk. Sonunda on cinayetli bir dava oluşturuldu. Adına TKP-ML Güney Doğu kanadı denildi. Örgütün eylemleri arasında Antep Spor Kulübü başkanının öldürülmesi de vardı.
Bir ay kadar süren ifade düzenlemeleri ardından bunları toplu olarak koridora çıkardılar. Önlerine masa koyup masanın üstüne ağır silahlar ve örgüt yayınları yerleştirdiler. Basın mensupları çağrıldı. Öğrendiğimiz kadarıyla bütün televizyonlar o akşam bu görüntüyü yayınladı. Antep’in de bağlı olduğu Adana Sıkıyönetim Komutanlığının bilmem kaç nolu bildirisi bu başarılı operasyona ayrılmıştı! Başında Kenan Evren’in olduğu Milli Güvenlik Konseyi, bu örgütü çökerten işkenceci polislere üstün hizmet madalyası taktı.
Şehrin ayyaşları bizlerle idam ve müebbet hapisler yattılar. Ben bunları Son Mektup adlı romanımda yazdım. O zamanın Antep siyasi tutukluları bu olayın anlattığım gibi olduğunu bilir.
Bunu neden anlattım? Kürtçe konuşmaktan iddianame çıkaran bir yargıdan ve ona çalışan polis teşkilatından söz ediyorum.
Ergenekon iddianamesinde sanıkların devletle ilişkisi yok...
Haa... Haa...
Polis ve MİT’le ilişkisi yok!
Haa... Haa...
İddianamede sağcı Ergenekoncular yok... Hani Ağar’lar falan!...
İtirafçı Tuncay Güney, bir yerde Perinçek’in kullanıldığını söylüyor. Perinçek hep kullanılır. 12 Eylülden önce ölmüş, bitmiş Perinçek’i yeniden gündem taşıyan PKK-Öcalan ile ilişkisi oldu. Öcalan ve PKK Perinçek’ten ne umuyordu?
Umdukları olmadı ki, Öcalan galiba 1992 seçimlerinde Perinçek için şöyle dedi:
“İki keçi güdemez.”
Normalde bu tür bir iddianamenin ilk sanıkları içinde yer alması gereken şarlatan Yalçın Küçük, yanlış hatırlamıyorsam bir yerde: “İmralı benim eserimdir,” demişti. Yani, “Öcalan’ı ben yerinden çıkardım ve Türk devletinin eline düşürdüm,” anlamına geliyordu söylediği.
Daha sonra Kürtlerin safra kesesinden atılan Yalçın Küçük ve Doğu Perinçek birden bire Kuvvacı oldular.
İddianamede, Doğu Perinçek’in Türkiye’yi bölmeye azmetmiş PKK ile işbirliği yaptığı yazılı. Onun propagandasını yaptığı yazılı.
Perinçek, bir dönem kurduğu Kürt ilişkilerinin gücünü pazarlamakla Ergenekonda yer edinmeye çalıştı. Öyle ya, bu tür örgütlere bir şeyler sunmalısınız ki, ciddiye alınasınız.
İlhan Selçuk sol-Kemalist kanadın fikir babası. Cumhuriyet gazetesi İslam ve Fethullah karşıtı.
Doğu Perinçek, Kaynak yayınlarında, daha sonra öldürülen Turan Dursun aracılığıyla Türk İslamcılığına fena vuruyordu. Fethullaçılığa fena vuruyordu.
Doğu Perinçek ve İlhan Selçuk bu düzenin suçsuzları değil. Fakat Türk devletinin bütün kir, pas, cinayet ve kirliliğinin bu iki insanın üstüne yıkılması olayını da biz yutmayız. Bu konuda adalet ölçülerimiz nettir.
Ergenekon iddianamesi, boğazına kadar suç ve bataklığa gömülmüş devleti kurtarma operasyonudur. Ergenekon operasyonu; devletin yükselmekte olan İslamcı kanadıyla, en suçlu ve örgütlü olan sağcı-liberal kanadın, ipliği pazara çıkmış cuntacı-Kemalist solun tasfiyesi konusunda anlaşmasıdır.
İddianameyi okuyunca, Antepte polis sorgusunda oluşturulmuş örgüt aklıma geldi. Bu bire bir benzer olmayabilir, ancak devlet kollektivizmi, Kemalizmin deşifre olmuş haşere çocuklarına vurarak iktidar rayı değiştiriyor...
İddianamede Kürt halkına yönelik cinayetlere yok. Alınan kararlar, girişilen suç ilişkileri yok.
Balon kişilik Doğu Perinçek’in iddianamede ki yeri “poşetçilik” olsaydı bunları yazmayacaktım. 85 yıldır insanların anasını ağlatan suç ilişkilerinin başına Doğu Perinçek gibi ipliği pazara çıkmış bir şarlatan getirilecek ve biz bunu yutacağız!
Bu iddianamenin yargılanıp sonuçlanması galiba onbeş seneyi bulur. İddianame, var olan suç ve delilleri karmakarışık hale getirmiş ısmarla bir iddianamedir. Bu güne kadar halklara karşı işlenmiş tüm suçların ortaklığını yapan Türk yargısının Ergenekonu tüm boyutlarıyla ortaya çıkarması ve yargılaması zaten mümkün değildir.
Türk suç sistemi bizzat Türk yargısı elinde tanınmaz hale getirilmiştir.
Türk sistemine güvenen, Türk yargısına da güvenir.
Türk sisteminin vicdan ve adaletine inanan yargısına da inanır.
İşin aslı şu: Gerçek Ergenekonu çözmek, sistemi çözmek anlamına gelir. Çıkarcı ABD, devlet içinde kendisine karşı olan gözü kara, Kemalist sol cuntacıları Fethullahçı polis teşkilatı, hükümet ve MİT ile el ele vererek çökertmiştir. Bu çökertme işinde Genelkurmay bloke edilmiştir. Tutuklanan emekli generallerin Genelkurmaya sitemkar olmaları bundandır.
Ergenekon devletinin liberal, sağcı ve İslamcı suçlularına gelince; bunlar suç devletinin kendisini oluşturmaktadır. Ağar, Çiller, Demirel; MHP, Büyük Birlik Partisi; Korkut Eken, Doğan Güreş, Ünal Erkan... Ne bileyim, denizde kum kadar çoklar...
Dedik ya, Perinçek’ler ve ipliği pazara çıkmış birkaç emekli general, devlet gelenekli suç ortaklarının kurbanlarıdırlar ve aslında Ergenekon çetesinin en güçsüz ve harcanacak kesimleridirler...
Ergenekon düzeni, Perinçek ve birkaç emekli generale 85 yıllık suçlarını yıkmakla yükü hafiflemiş olarak yoluna devam etmek isteyecektir.
Ergenekon devletinin bu sahtekarlığını da biz yutmayacağız.
Suçluların yedeklerini değil, asıl yöneticilerini görmek istiyoruz.