AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Saddam'dan Ergenekon'a değişen bir şey yok


Yüksel Genç / Gündem Online

Saddam'dan Ergenekon'a değişen bir şey yok - Yüksel Genç / Gündem Online Saddam Hüseyin 2007 yılının arifesinde asıldığında birçok Kürt'ün canı fena halde sıkıldı. Garip bir hüzün, haksızlığı giderilememiş ve değersizliği derinleştiren bir boşluk kaldı. Bu duygunun sebebi sadece; kim olursa olsun bir insanın ölümüne karşı duyulan olağan iç sıkıntısı değildi, idamlarını bir meydanda tüm halka izleten, öldürdüklerini teşhir eden Ortaçağ zihniyetinin ekranlar yolu ile canlandırılmış olmasına da değildi. O duygu, acılarının sahibi ile yüzleşme fırsatının zalimce elinden alınışından kaynaklanıyordu.

Kürtler yıllar önce 16 Mart 1988'de Halepçe'de kimyasal silahlarla öldürüldüğünde, yüzbinlerce sevdiğinin canına mal olan Enfal'i yaşadığında ne denli çaresiz bırakıldı ve değersiz kılındı ise bu katliamların müsebbibi Saddam'ın, bu fiilleri nedeni ile sorgulanmadan asılması da Kürtlerin o melun tarihine dönük çaresizlik ve değersizlik liyakatının boynuna asılması anlamı taşıdı. O gün Kürtleri elinin kiri kadar değersiz görüp öldüren zihniyet ile o zihniyeti bu fiilllerinden dolayı yargılamaya layık görmeden öldüren zihniyet aynı itibarsızlığa ve değersizliğe Kürtleri layık gördü.

Tarihin hanesine mahkum edilmemiş bir suçun ve suçlunun zavallı muhatapları olarak geçen Kürtler, varlığına, onuruna, kimliğine kastetmenin hukukta bir karşılığı olmadığını Saddam hikayesinde yeniden öğrendi. Acılarının yargılanmaya değer bir sahibinin olmadığını o zaman gördü. Öldürülmeden önce 'konuşacağım' diyerek yaptığı katliamların arka perdesini anlatmaya karar veren Saddam'ın alelacele öldürülmesiyle belli ki bu işin esas sorumluları kendini kurtarma derdine düştü. Amerikalılar Saddamı asarak kendi vahşetleri ile yüzleşmeyi sağlayacak kilit bir kanıttan kurtuldu ve kendini akladı, ama Kürtler iade edilmemiş itibarının karanlığına mahkum oldu.

Şimdi Ergenekon soruşturmasında da Kürtler aynı tehlike ile karşıkarşıya. Bu nasıl mı yapılıyor? Türkiye'nin Gladyo'sunu yargılama iddiasında olan bir iddianame, bunu Gladyo'nun hedefi olan Kürtleri görmeyerek yapıyor. Kürtlere yaşattıkları acılar nedeni ile sorumluları yargılamayarak bunu yapıyor. Bir sabah alınan ve sonra en şanslısının cesedinin bulunduğu insanların ölümlerinin gecikmiş hesabını sormayarak bunu yapıyor. 'Yıllar önce babamı devlet götürdü, daha da getirmedi' diyen küçük çocuktan çalınmış olanları görmeyerek bunu yapıyor. 'Bizi köy meydanına dizdiler, sonrada her yeri ateşe verdiler' sözleri ile sürülmüş hayatlarının başlangıcını anlatanların yüreğine su serpmeyerek bunu yapıyor.

Bir sokak arasında, kolunda kendinden ağır Özgür Gündem Gazetesi ve 12'lik ömrüyle, karşısındaki Hizbullah tetikçisine son bakışını fırlatan Yalçın Yaşa'nın kalan ömrünün kimin boynunda olduğunu sormayarak bunu yapıyor. 12'lik ömrüne 13 kurşun sıkılan Uğur Kaymaz'ın hesabını sormayarak yapıyor. 74 yaşındaki bilge çınar Apê Musa'ya uzanan JİTEM'i tüm tanıklar ve kanıtlara rağmen yargılamayarak bunu yapıyor. Devletin bekaası adına elinde silah, satır dolaşanların hedeflediği Kürtleri görmeyerek bunu yapıyor. 'Devlet adına işlenen cinayetler ayıbımızdır, Türkiye'yi bu ayıptan kurtarmak boynumuzun borcu, vicdanımızın gereği' diyerek işe başlamadığı için yapıyor. Kürtlerin acısının sorumlusunu yargılanmaya değer bulmayarak bunu yapıyor.

Kürtler yaşamına değer vermeyen devletten hiç değilse acısının bir karşılığı olsun istiyor. Mateminden çıkmasını sağlayacak ufacık bir değer bekliyor. Ama kendilerini görmeyen Ergenekon iddianamesinde Kürtler tıpkı kendilerini öldürenlerin sunduğu değersizlik halinin bir benzerine tabi tutuluyor. Oysa Kürtler yıllardır 'bize yaşattıklarınızla gelin yüzleşelim, ne yaratıldığına ve ne yapıldığına birbirimizin belleklerinden bakalım' diyor. Kürtler Hicri İzgören'in dediği gibi kim olduğunu soranlara açıp yarasını göstermek yerine değerini sunmak istiyor. Saddam'dan Ergenekon'a bir şeyler bu defa değişsin istiyor. Veli Küçük'ün hükümete karşı olası bir suç meyilinden değil, kendisine dönük bin defa suç işlemiş JİTEM'inden, Hizbullah'ından dolayı da yargılanmasını istiyor. ABD yaratımı Saddam'ın bıraktığı günahlar gibi, devlet yaratımı Küçük'lerin günahlarını Kürtler taşımak istemiyor.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler