1970’lerin ‘gerilim stratejisi’ aktifleşiyor!
Celil Demiralp / ANF
Başta Türkiye ve Avrupa’da olmak üzere yeniden saldırı alarmı verilmesi ve büyük patlamaların yaşanması 1970’lerin “gerilim stratejisi”nin yeniden mi aktifleştirildiği sorusunu getirdi. Kerkük ve Güngören patlamaları da bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor.
Büyük saldırılarla toplumlar güvenlik aygıtlarının denetimleri altına alınmak isteniyor. Zira bu aygıt normal koşulları kabul etmiyor ve bu koşullarda yaşam gerekçesi kalmıyor. “Kaos” gerekçe gösterilerek “olağanüstü hale” geçen güvenlik aygıtları bir bakıma küresel ekonomi üzerindeki egemenliklerini korumayı amaçlıyor.
Yaşanan patlamalarda silahlanma devleti ve İngiliz istihbarat servisi BAE Systems’in de rolü olduğu birçok güvenlik uzmanı tarafından gözden kaçırılmıyor. Özelikle bu yıl içinde çok sayıda büyük çaplı saldırıların düzenlenmesi, İtalya’da ateşlenen 1970’lerin “gerilim stratejisi’nin yeniden aktifleştirilmeye çalışıldığı yorumlarına neden oldu. Güngören, Kerkük, Hindistan, ABD, İrlanda ve Fransa’da yaşanan bazı olaylar bu “gerilim stratejisi” tespitlerini destekler nitelikte.
Düşündüren olaylar ve Ergenekon-Dick Cheney bağlantısı
İstanbul: 27 Temmuz günü İstanbul Güngören’de meydana gelen iki patlamada 17 kişi hayatını kaybetti, 150’yi aşkın kişi yaralandı. Devlet her zamanki gibi PKK’yi suçlamaktan geri durmadı. PKK ise olayı kınayarak karanlık güçlerin işi olduğunu vurguladı. Güvenlik uzmanları bu saldırıların Ergenekon ile ilgisi olduğunu düşünüyor. Ergenekon’un ise NATO bünyesindeki Gladyo ve Genç Türkler dönemindeki İngiliz şebekelerin çatısı altındaki bir örgütlenme olarak görülüyor. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan da Türkiye'nin Ergenekon'la tanışmasının 1952'de NATO'ya girmesiyle başladığına vurgu yaparak, Ergenekon’un 56 yıldır var olduğunu kaydediyor. Öcalan, “Ergenekon'u kurduran ve yöneten de ABD ve NATO'dur; ismini bile onlar koymuştur. Bu Türk Devleti içerisindeki çeteleşmedir” diyor.
Ergenekon iddianamesinde de ABD eski Başkan Yardımcısı Dick Cheney en az dört kez geçiyor. Darbe planlarında Cheney’in de adı yer alıyor. Raporlardan birinde Cheney’in en yakın danışmanları ile Cumhuriyet gazetesinin Washington temsilcileri arsında yapılan görüşmelere dikkat çekiliyor. 1777 sayfalık iddianamenin bir yerinde gazetenin yayın müdürü İlhan Selçuk, yazı işleri müdürü İbrahim Yılgez arasında 20 Şubat 2008 tarihinde yapılan bir görüşmede Washington temsilcisi Elcin Poyrazlar ile Cheney’yin üç yakın danışmanı arasındaki görüşmeden bahsettiğine yer veriliyor. İddianameye göre Cheney’in birinci ve ikinci danışmanı ile siyasi komisyondan biriyle yapılan görüşmede Türkiye’deki siyasi durum ve AKP’ye alternatif tartışıldı.
Kerkük: Bu saldırıdan bir gün sonra 28 Temmuz günü Kerkük’te Irak parlamentosunun tartışmalı seçim yasasını protesto etmek için toplanan Kürt eylemcilere karşı intihar eylemi düzenlendi. Bu saldırıda en az 25 kişi hayatını kaybetti, 180 kişi de yaralandı. Bu saldırıda Türkmen Cephesi ve Türk istihbaratını parmağı olduğuna dair bulgular ortaya çıktı. Güvenlik Daire Başkanı Albay İmad’ın Kerkük’teki saldırıdan bir gün önce korumalarına “10.00 ile 11.00 saatleri arasında göstericilerin arasında bomba patlayacak. Siz de halkın üzerine kurşun sıkın” dediği belirtildi. Nitekim patlamadan sonra halk üzerine ateş açıldı ve 4 Kürt hayatını kaybetti.
Hindistan: Hindistan’da 25 Temmuz günü Bangalor’da ve 26 Temmuz günü de Ahmedabad’da 16 bomba patlatıldı, 46 kişi hayatını kaybetti, 100 kadar kişi de yaralandı. Resmi olarak bu saldırılardan yerel Müslüman gruplar sorumlu tutuldu ancak içten devirli fünyeye sahip olan, kompleks bir teknoloji kullanılması soruşturmacıları yabancı güçlerin varlığına yöneltti.
İrlanda: 28 Temmuz günü İngiliz The Guardian gazetesine göre İngiliz gizli servisleri MI-5 ve diğer İngiliz güvenlik servislerinin İngiltere’ye yönelik en büyük tehdidin İslamcı gruplar değil, IRA’dan ayrılan gruplardan geldiği yönündeki açıklamada bulundu. Gazete yasadışı olarak dinlenen iletişimlerin yüzde 60’ının bu çevrelerin tehdit oluşturduğunu ortaya çıkardığını savunuyor. İngiliz makamları Kuzey İrlanda Katolik polis memurlarına karşı süikastler planlandığını öne sürüyor ve bunu da IRA’dan kopanların yapacağını savunuyor. İngilizlere göre IRA’dan kopanlar siyasi kanat Sinn Fein’i ihanetçi olarak değerlendiriyor. Bu iddialar bölgede yeni gelişmelerin olabileceği yönünde sinyaller veriyor.
ABD: ABD’de Cumhuriyetçilerin Beyaz Saray adayı John McCain’in bir danışmanı “terörist saldırıların” McCain’i zafere taşıyacağını söyleyerek bir skandala yol açtı. Daha sonra McCain özür dilemek zorunda kaldı. 28 Temmuz günü ABC News’de yer alan bir haberde “ABD’nin daha yüksek bir alarm durumuna” geçeceği beliriliyordu. Gerekçe olarak da El Kaide’nin Pekin’deki Olimpiyat Oyunları’nı fırsat bilerek eylem yapacağı gösteriliyor.
Çin: Çin hükümeti de İngilizlerin güçlü denetiminin olduğu tarihi Uygur unsurlarına karşı tedbirler almaya başladı. 1972 yılında Münih Olimpiyat Oyunları sırsında yaşanan rehin alma olayının bu yılları kültürel paradigmasında önemli rol oynadığını hatırlamak gerekiyor. Ağustos 2008 ile Temmuz 2009 arası da saldırı gerekçesiyle “yüksek alarm dönemi” olacak.
Fransa: Bu gelişmelerin yaşandığı bir sırada Fransa’da da buna benzer bir gerilim oluştu. Temmuz 2008 ortalarında Lyon kenti yakınlarındaki Corbas’taki Sivil Güvenlik sitesinde 28 kilogram Semtex patlayıcı ve fünye çalındı. Çalınan patlayıcıların “çok başarılı sonuçlar” veren, kokusuz özelliğinden dolayı pratik olarak tespit edilemez olduğu ve bu yüzden son zamanlarda “terörist gruplar” tarafından sıkça kullanıldığı kaydedildi. Patlayıcıların çalındığı Corbas’ta daha önce bir laboratuara ait üç araç ataşe verilmiş ve bu eylem İngiliz kökenli grup Animal Liberation Front (ALF) tarafından üstlenilmişti.
Gerilim stratejisi-istikrarsızlaştırma
Bu olaylara dünyanın başka yerinde yaşanan çok boyutlu saldırılar da eklenebilir. Karanlık saldırılar istikrarsızlaştırmayı amaçlayan gerilim stratejisinin yeniden aktifleştirildiği değerlendirmesine yola çıkıyor. Gerilim stratejisi Gladio yapılanması ile ilgili. ‘Gladio' etimolojik olarak Latince kısa ve çift taraflı kılıç anlamına geliyor. Gladio'nun ilk yapılanması da 1950'li yılların ilk dönemine rastlıyor. Uzmanlara göre ‘Gladio' NATO'nun, özellikle CIA ve İngiliz gizli servisleri destekli ‘stay behind' olarak bilinen büyük çaplı ve gizli bir operasyonun sadece İtalya ayağını ifade ediyordu. Ancak ‘stay-behind' yapılanması diğer bir çok ülkelerde de farklı adlarla ortaya çıkan yapılanmalar için de kullanıldı.
Gladio'nun İtalya siyasetinde önemli bir süreci 1970-1980 arası dönem olarak biliniyor. Bu dönemde İtalyan Komünist Partisi (PCI)'nin seçimlerde başarı kazanmasını önlemek amacıyla uygulanan ‘Gerilim Stratejisi [strategia della tensione]'nin bir parçası olarak dikkat çeken Gladio, gerilim stratejisi ile kışkırtıcı ve tedirgin edici “terör olayları” yoluyla korku yaratmak, yönlendirici ve yanıltıcı bilgilendirme, ajan provokatörlerin kullanılması ve benzeri psikolojik harp unsur ve araçlarıyla kamuoyunun kontrol ve manipüle edilmesini amaçlıyordu. Gladio o dönemde bası radikal sol gruplara da sızarak stratejisini hayata geçiriyordu. 1969-1974 tarihleri arasında dört kez devlete karşı komplo veya komplo teşebbüsünde bulunuldu.
Sadece İtalya değil, CIA ve İngiliz servislerinin desteklediği bu tür yapılanmaların 11 Mart 2004’te yaklaşık 200 kişinin ölümüne ve 1400 kişinin yaralanmasına yol açan Madrid saldırılarında da rol oynadığı belirtiliyor. Uzmanlar Madrid’deki saldırını ETA veya İslami gruplar tarafından yapıldığını düşünmüyor. Bu saldırı Milan’da 17 kişinin ölümüne, 85 kişinin yaralanmasına yol açan 1969’daki Piazza Fontana saldırısı, 1974 yıında 12 kişinin ölümüne, 50 kişinin yaralanmasına yol açan Italicus trenine yapılan saldırı ve 1980 yılında 85 kişinin ölümüne, 200 kişinin yaralanmasına yol açan Bologne garındaki saldırıya benzetiliyor.
Gerilim stratejisi öyle bir uygulanıyor ki amaçları arasında halkın bu psikolojiye girmesi ve hatta devletten polisiye tedbir istemesini sağlayacak pozisyona getirilmesi var. Komünizme karşı baraj oluşturan Avrupa’da da bugün ABD’den miras alınan gizli ağlar Soğuk Savaş döneminden bu yana hiç olmadığı kadar aktif durumdalar.
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|