AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Türkiye barışı için buluşuyor!


Fatih Polat / Evrensel

Türkiye barışı için buluşuyor! - Fatih Polat / Evrensel Türkiye Barış Meclisi (TBM), 1 Eylül Dünya Barış Günü dolayısıyla, Adana, Diyarbakır ve İstanbul’da “Türkiye Barışı İçin Buluşuyor Kürt Sorununa Demokratik Çözüm” şiarı altında mitingler; Bursa, İzmir, Eskişehir gibi kimi illerde de büyük yürüyüşlerle anlamlı bir buluşma gerçekleştirmeye çalışıyor.

Barış ve Demokratik Çözüm İnisiyatifi kuruluşundan günümüze değin anlamlı çalışmalar yaptı. “Türkiye Barışını Arıyor Konferansı” (13-14 Ocak 2007), “Türkiye Barış Meclisi’nin kuruluşu” (1 Eylül 2007), “Yeni Anayasal Sürecinde Demokratikleşme ve Kürt Sorunu Konferansı” (9-10 Şubat 2008), “Yeter! Kürt Sorununa Çözüm İstiyoruz” adıyla 1 Haziran 2008 günü Kadıköy’de yapılan miting bunlardan başlıcaları.

İki buçuk senelik bu süreçte, barışa yönelik duyarlılığı artırmak ve sorunun çözümüne katkı sunmak amacıyla deklarasyonlar yayınlandı. Önemli deklarasyonların yayınlanmasına öncülük eden TBM’nin girişimleriyle 26 ilde Barış İnisiyatiflerinin örgütlenmesi gerçekleşti.

Çeşitli eksikliklere rağmen TBM’nin, Türkiye’de Kürt sorununun demokratik çözümü için duyarlılık oluşturmak ve belli adımların atılmasına önayak olmak açısından ciddi bir işlev gördüğü açıktır.

1 Eylül Dünya Barış Günü vesilesiyle 31 Ağustos’ta gerçekleşecek olan mitingler, bu çabanın ürünlerinden olacak. O gün Diyarbakır halkı, beyaz elbiselerini giyerek barış saflarında yerini tutacak. Bunun Kürt halkı açısından, “sana barış için elimi uzatıyorum” anlamına geldiği açıktır.

Bu sese, ülkenin batısından verilecek karşılık da çözüm yolunda ciddi bir önem taşıyor. Türkiye’nin batısındaki illerde gerçekleşecek olan miting ve yürüyüşlere güçlü bir katılım göstermek, Türk tarafının bu konuda uyanış içindeki kesimlerinin bu sorunu sahiplenme gayretlerinin de bir göstergesi olacaktır.

Kürt analarının yanında Türk analarının da, artık evlatlarının ölmemesi için bu savaşın bitmesi yönünde tepkiler verdiği bir dönemden geçtiğimiz hatırlandığında, Türk halkı içinde de savaş politikalarının çözüm getirmediği bilincinin giderek güçlenmeye başladığı kabul edilecektir. Ancak çeşitli tarihsel nedenlerle Türk halkının, emekçilerinin geniş kesimlerinin, bu konudaki geleneksel etkilerden henüz sıyrılamadığı ve çözüm yönünde istenir güçte bir iradeyi ortaya koyamadığı biliniyor. Ne var ki bunun böyle olması, bu konuda yapılan çalışmalar da motivasyon kırıcı bir etken olarak öne çıkarılmamalıdır ve olabilecek en ileri katılımı sağlamanın, Türkiye’nin demokratik barışçıl çözüme doğru yürüyüşüne ciddi biçimde güç katacağı asla unutulmamalıdır.

Bu konuda Türkiye Barış Meclisi’nin içinde faaliyet gösteren siyasi partiler ve hareketler yanında, sendikalar ve meslek örgütlerinin göstereceği gayret de yaşamsal bir önem taşıyor.

Savaş politikalarının bugün Türkiye’nin çeşitli kentlerindeki bombalı eylemlere kadar uzanan bir şiddet sarmalını koşullandırdığı gerçeğini de görerek, bu sürece müdahale edilmesi için 31 Ağustos’ta gerçekleştirilecek olan mitingler önemli bir fırsattır.

Türkiye’nin 6 yıl süren tek taraflı ateşkes sürecinin ardından, uzunca bir süredir sınırın ötesinde ve berisinde ciddi bir çatışma ve savaş sürecinin içine sürüklenmiş olmasında, sorunun demokratik barışçıl çözümüne yönelik mücadele eden güçlerin belirleyici bir inisiyatif ortaya koyamamış olması da kuşkusuz etkili olmuştur.

Yani savaş politikaları sadece savaşta ısrar edenlerin tercihleriyle belirlenmemiş, bu politikalara son verilmesini dayatarak barışçıl çözüm mekanizmalarının devreye girmesini sağlayacak dinamiklerin oluşturulamamış olması da, çatışmalı sürece geri dönüşü kolaylaştırmıştır.
Demokratik ve barışçıl çözümü, bir slogan olmaktan çıkararak ciddi bir maddi güce dönüştürmenin, en başta Türk emekçileri olmak üzere, geniş halk yığınlarını bu sürece kazanmaktan geçtiği açıktır. Bunu başarmak için önümüzdeki mitingleri de bu açıdan değerlendirmek ve bu bilinçle örgütlemek zorundayız.

Geriye belki birkaç gün kaldı, ancak iyi değerlendirilmiş birkaç günün bile ümit verici sonuçlar alınmasına katkı sunduğu geçmiş deneyimlerle görülmüştür.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler