AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

TSK ile iradesiz AKP’nin dansı ve barış mitingleri


Baki Gül / Yeni Özgür Politika

TSK ile iradesiz AKP’nin dansı ve barış mitingleri - Baki Gül / Yeni Özgür Politika Türk ordusunda devir teslim törenleri oldu. Görevini bitirip giden başarısız Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt da konuştu, göreve yeni başlayan İlker Başbuğ da konuştu. Bu paşalar konuşmalarında şunları sıraladılar: Ulus-devletin altı oyuluyor. Çokkültürlülük Türkiye için tehlike teşkil ediyor. İnsan hak ve özgürlüklerinin sınırlarının genişletilmesi asker için tehlikeli hal alıyor. AB’ye uyum adı altında yapılan düzenlemeler ülkeyi bölünmeye götürüyor. Paşalar; özel savaş uygulamalarını geri getirip OHAL ve Sıkıyönetim uygulamaları içeren talepleri sıralayıp; son gerilla kalıncaya kadar savaşa devam edeceğiz dedikçe; Memlekete başbakanlık yapan AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan bu konuşmaları alkışlıyordu.

Paşalar Kürt harekatı karşısında bütün yetki ve olanakları kullandıkları halde başarısız kaldıklarını gizlemek, gizleyemedikleri başarısızlıklarına kılıf aramak için sağı solu suçlamaya çalışıyorlardı. AB için paketler açan, reform yaptıklarını iddia eden, özgürlükleri için politika yaptığını iddia eden AKP’nin lideri; bütün bunları söylememiş gibi askerlerin söylediklerini alkışlayıp duruyordu. Yani ordu eskisi gibi koalisyon hükümetleri ile değil direkt AKP ile çalışacak. Anayasa Mahkemesinde kapatılmayan ama tehdit edilen AKP ile yeni savaş politikaları oluşturacak. AKP’de Türkiye’de yürüyen savaşı halktan gizlemek için Kafkasya’ya, Ortadoğu’ya gidip oradaki çatışmalı durumları sona erdirmek için barış havarisi olduğunu göstermeye çalışacak. Ne garip ve ne kadar kötü bir durum. Bir taraftan kendi ülkendeki çatışmayı durdurmayacak hatta savaşın sürmesi Türk ve Kürt gençlerinin ölümlerinin devam edeceği savaş için askerlerle ortaklık yapacaksın. Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da yüz binlerce insanın katılacağı barış mitinglerini görmezden geleceksin; diğer taraftan gidip başka coğrafyalarda barış için arabuluculuk yapacaksın.

işte AKP’nin yeni dönemdeki iki yüzlü politikasının temel özellikleri bunlar. 3 Kasım 2002’de iktidara geldiğinde kendince plan çıkaran AKP, 22 Temmuz 2007 seçimlerinden sonra devletin temel kurumlarını ele geçirmek istedi. TC içindeki devlete sahip olma kavgasında görece başarı sağladığını düşünen AKP’nin kendisine açılan kapatma davası ile bırakalım Türkiye’nin diğer dinamiklerine vaatlerini; kendi hesaplarını bile artık göremeyecek bir noktaya gelmiştir. Ergenekon davası ile kendine pay çıkarmaya çalışsa da hiçbir şekilde AKP’nin gidişata müdahalesi söz konusu değildir. AKP artık iradesiz, kendini kurtarmaya çalışan ve tamamen askerin militarist politikalarına teslim olmuş ve siyaset sahnesinde politik bir değer taşımamaktadır.

Kürdistan’da yürütülen savaşta ağır kayıplar veren; hükümetten her istediğini alan Org. Yaşar Büyükanıt’ın giderken söylediklerinin bir yalan olduğunu bile bile Başbakan sıfatı ile asker yalanlarını alkışlayan Başbakan Erdoğan’ın siyasal iradesinin olmadığının belgesidir. Çünkü Zap süreci ve hava saldırılarında istediği hiçbir sonucu alamayan, Zap’tan Türk ordusu geri çekilirken Ankara’da başlayan siyasi krizde söylenenler hiç de yabana atılır değildi. Buna karşılık AKP’nin liberal-muhafazakar siyaset değerleri ile savunmaya çalıştığı politikalar ile Başbuğ ve Büyükanıt’ın söyledikleri bir birine zıt anlamda olması gerekirdi. Ancak öyle bir zıtlık söz konusu değil artık. Asker ile AKP arasında bir fark yoktur. Özellikle Kürt politikasında AKP, askerin emir eri konumundadır. Bunun tartışılacak; analiz edilecek bir yönü yok. Kapatma davasında aldığı uyarılar ile AKP’nin Türk devletinin kirli işlerini yürütecek ve ortaya çıkacak sorunları hükümet adına gizleyecek misyonu yerine getirecektir.

Çünkü Şemdinli’de iki çavuş ile bir onbaşıyı yargı önüne çıkaramayan, buna karşılık yargıyı askere kurban eden AKP Hükümeti, şimdi derin devletin kendisini yenilemesini sağlayan Ergenekon operasyonunu yönettiğini söylemektedir. Bu da sadece bir yanılsamadır…

Türk ordusundaki komuta kademesinde ve hükümette bunlar olup biterken; Kürtler ve demokrasi güçleri de kendilerini yeniden yapılandırmaktadır. 31 Ağustos’ta Amed, Adana ve İstanbul’daki görkemli mitinglerle ortaya çıkan tablo da şunu göstermiştir ki; Kürdistan ve Türkiye’de halk iradesinin sokağa yansıması barış ve demokrasi içindir. Ergenekon’dan, savaş yanlısı generallerden, siyasetçilerden hesap soracak olan da bu iradenin siyasal yapıya kavuşma halidir… Bunun işaretleri de mitingdeki konuşmalarda şöyle yer alıyordu: Adana’daki ‘Barış Mitingi’nde konuşan DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, AKP’nin savaş hükümeti olduğuna dikkat çekerek, “AKP de önceki hükümetler gibi savaşın altında kalıp, tarihin çöplüğüne atılacağını buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Çatı partisiyle ortaya çıkacak iradeyle iktidar olacağız. Barış ve demokrasi mücadelesi yürütenler iktidara gelecek. Barışı bu iktidar getirecek” dedi.

DTP Eşbaşkanı Ahmet Türk, Ergenekon davasına müdahil olacaklarını belirterek, “Kürtlere yapılan zulüm ortaya çıkmadan Ergenekon ortaya çıkmaz” diyordu. ÖDP Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Ufuk Uras, “Savaşın operasyonlarını olmadığı barışın olduğu bir ülke istiyoruz. ‘Yurtta Barış Dünyada Barış’ diyorsak eğer önce kendi ülkemizden başlamamız gerekiyor. Herkes kimliğiyle, onuruyla ve diliyle özgürce yaşamalıdır” derken yine AKP’nin iki yüzlü siyasetine dikkat çekiliyordu.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler