AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Kadıköy'den Diyarbakır'a...


Ender Karadeniz / Gündem Online

Kadıköy'den Diyarbakır'a... - Ender Karadeniz / Gündem Online Diyarbakır, İstanbul ve Adana'da yapılan barış mitinglerine onbinlerce insan katıldı. Savaşın durdurulması ve barışa giden yol için öncelikle operasyonların durdurulması talebi mitinglerin ana sloganıydı. Çünkü, Kürt sorununda demokratik çözüm için diyalog talebi, öncelikle operasyonların durmasını zorunlu kılıyor.

O nedenle barış yanlıları şu gerçeği görerek hareket etmeli. Eğer operasyonlar durdurulamazsa, çeyrek asırdır süren savaş, bir Kürt Türk iç savaşına dönüşme işaretleri veriyor. Şu an sorun, bu tehlikeyi bertaraf etmek, süren savaşın sınırlanmasını sağlamak ve yaygınlaşmasını engellemektir.

Geçtiğimiz yılın son aylarında önce hava ve ardından kara harekatı adı altında gerçekleştirilen saldırılar, yani savaşın sınırların dışına da taşınması süreci, Türkiye'yi bir uçurumun kenarına getirmiş bulunuyor. Bu uçurumun adı bir Türk Kürt iç savaşıdır. Bizzat bu ortama neden olanların bile artık bu tehlikeden bahsetmeleri, çeyrek asırdır süren savaşın bu dengede daha fazla süremeyeceğinin işaretleriyle dolu.

Felaket bağıra bağıra geliyor. Savaş eski sınırlarını aştı ve yaygınlaşmaya devam ediyor. 90'lı yılları aratmayacak kadar insan kayıpları haberleriyle başlıyoruz her güne... Plaza medyası ise ne savaşın gerçeğini ne de barış haykırışlarını ekranlarına, sayfalarına taşıyor... Aksine vatan millet sakarya edebiyatı ile gencecik bedenlerin kanının akıtılmasına ve tüm toplumunun savaşla zehirlenmesine zemin hazırlıyor.

Öte yandan, son günlerde bir 'devir teslim konuşmaları' furyasıdır gidiyor. Ağzını açan general savaş naraları atıyor. Bırakın barışı, çatışmaların sınırlanmasına ilişkin bile en küçük bir işaret ortaya çıkmıyor. Yeni kara harekatı düzenlemeyi çağrıştıracak hazırlıkların işaretlerine hergün yenisi ekleniyor. Savaş 'sadece cephede kazanılmıyor' diye fetva veren generaller DTP'yi ve milletvekillerini hedef göstererek çatışmaların durdurulması umutlarının tümünü berhava ediyor.

AKP hükümeti ise Kürdün kanı üzerinden kendi paçasını kurtarmak için Kürtlerin kafasına bomba yağdırılmasının ve savaşın derinleştirilmesinin hukuki, diplomatik ve siyasi zeminlerini hazırlıyor. CHP ise hızını alamayıp en son, savaşı yürüten generallerle tartışmaya başladı. Generallerin savaşın devam ettirilmesinden yana söylediklerine katılıyor ama, 'bu lafları çok duyduk icrata geçin' diyerek, savaşın yaygınlaşmasındaki sabırsızlığını da dile getirmek zorunda hissediyor kendisini...

Devlet cephesinden operasyonların durması ve barışa giden sürecin önünün açılmasına dair küçük bir işaret bile yok. Savaş cephesinin durumu bu. Ya barış cephesi ne durumda?

Kadıköy mitingine giderken film şeridi gibi aklımızdan bunlar geçiyordu. Miting alanına geldiğimizde gördüğümüz, devlet katından gelen savaşa devam açıklamalarına karşı, barış ısrarından vazgeçmeyen binlerce insan... Kürt sorununda demokratik çözüm diyerek tek bir ses olmuş... Türkiye'de kitlesel bir barış hareketinin olduğunu kanıtlarcasına miting alanına sığmadı kalabalık...

Bundaki en büyük pay elbette ki Türkiye Barış Meclisi'nin. Daha önceki 1 Eylül etkinliklerini partiler, dernekler veya sendikalar örgütlerken bu kez bütün bunları aşan bileşimiyle, Türkiye'de bir ilki gerçekleştiren TBM örgütledi gösterileri. Bu ilk kez oldu. Bu önemli...

Önemli olduğu mitinge kitlesel katılımdan belli oldu. Son yıllarda İstanbul'da yapılan en kitlesel ve görkemli 1 Eylül barış gösterisi oldu Kadıköy mitingi... Son birkaç yıldır İstanbul'da yapılan 1 Eylül mitinglerinin iki katından daha fazla kitle gösterilere katıldı. Bunda, Türkiye Barış Meclisinin katkılarını teslim etmek gerekecek... Yeni bir barış hareketinin doğduğunun en önemli kanıtı, TBM'nin ön ayak olduğu 1 Haziran Kadıköy mitingi ise, 1 Eylül Kadıköy mitingi de bunun geçici bir hareket olmadığını kanıtladı.

Ufuk Uras'ın kürsüden söylediği 'herkes savaş kazanmaya çalışıyor, bizim onlardan farkımız, biz barışı kazanmak istiyoruz' sözlerini gerçek kılacak, kitlesel ve sürekli bir barış hareketimiz var diyebiliriz artık.

O halde, şimdi kolları sıvayarak, öncelikle operasyonların durdurulması için büyük ve sonuç alıcı yeni gösterilere hazırlanabiliriz, AKP'nin altternatifsiz olmasına son vermek için, bu hareketin partisini kurma çalışmalarına hız verebiliriz, Diyarbakır'ı zapt etme sloganlarıyla yerel seçimlere hazırlananlara, Van'ı Siirt'i alarak yanıt verebiliriz, demokratik, özgürlükçü, eşitlikçi, anti-cinsiyetçi bir anayasa için milyonlarla birlikte ayağa kalkabiliriz, Ergenekon çetesinin ve diğer savaş suçlularının Kürtlere karşı işlediği suçların ortaya çıkartılması ve cezalandırılması için harekete geçebiliriz... Kadıköy, Diyarbakır ve Adana mitingleri bize bu umudu veriyor...

Diğer yandan, bizlerin de parçası olduğu barış hareketi sadece Türkiye sınırları içinde değil, İran'da Suriye'de ve Irak'ta da gelişip serpilmeye başladı. Bölgesel çapta bir hareket olma potansiyeline sahip konuma yükseldi. Bu hareketin Avrupa, Filistin, İsrail, Lübnan ve Kafkasya barış hareketleriyle yan yana gelmesinin önünde bir engel yok. O nedenle Kadıköy mitingi sadece İstanbul'la sınırlı bir miting değil, bölgesel çapta bir halk hareketinin parçası olması sebebiyle Ortadoğu mitingidir aynı zamanda...

Yanlış hatırlamıyorsam bundan 14 yıl önce 1994 yılında İstanbul'da ilk kitlesel barış mitingi/şenliği yine Kadıköy Meydanı'nda oldu. İstanbul'da o gün bugündür her yıl barış şenlikleri ve mitingleri düzenlenmeye devam ediyor. Kimi yıllar etkinlikler yasaklansa da hep bir yolu-nu bulup kitlesel olarak kutlandı 1 Eylül. Dile kolay ondört yıl. Her yıl ve onbinlerce insanın katılımıyla... Nereden nereye gelmişiz... Bunun kıymetini herkes bilmeli ve yanlış hesap yapmamalı.

Yorumlar

At gözlüklerinden kurtulun


Yazınızı sabırla okudum, hep savaştan, kandan bahsediyorsunuz. Göz boyamak için de barış diyosunuz ve bu milleti Kürt-Türk çatışmasıyla tehdit ediyorsunuz. Ama daha çok beklersiniz. Emir aldıklarınızı mutlu edebilmek için, daha çok çalışmanız lazım diye düşünüyorum.
07.09.2008, 07:04:12 | Misafir


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler