
Medyanın neredeyse tamamı Ergenekon çetesinin reklam ajansı gibi çalışıyor. Bir bakın ekranlarda boy gösteren Ergenekon sanıklarına… Nasıl da mağrur ve birer kahraman edasındalar. Sanki hepsi de düşman elinde esir düşmüş milli mücadeleciler.
Bu gidişle mahkeme önlerinde Ergenekon sanıkları için "
Vatan sizinle gurur duyuyor!, Ergenekoncular tükenmez, vatan bölünmez!" gösterilerini izleyeceğimiz günler de yakındır…
Üzerimizde öyle kaotik bir bilgi ve haber yığılması var ki Ergenekon bataklığında boğulmamız an meselesi…. Ancak konunun uzmanlarının ve olayların bütününe hakim olanların doğru bir şekilde değerlendirebileceği iddialar ve telefon konuşmaları havada uçuşuyor.
Medyanın büyük bir çoğunluğu da insanların kafasını olabildiğine karıştırarak Ergenekoncularla işbirliği yapıyor adeta…
Ergenekon sanıkları da bu durumun çok iyi farkında oldukları için azami bir gayretle şov yapıyorlar; nasılsa ağızlarından çıkan her söz hiç sorgulanmadan, olduğu gibi medyanın genelinde yer alıyor.
Bu durumun farkına varanlardan Mahir Kaynak "
Tepkiyi İzleyin" başlıklı yazısında diyor ki:
’’
…Ergenekon soruşturması ve bunun medyada kullanılış biçimi de bir eylemdir ancak oluşacak tepkilerin hesaplanmadığı anlaşılmaktadır. Kişiler özel konuşmalarında çok aykırı sözler söyleyebilir, küfür eder, bazı kimseler için vahim temennilerde bulanabilirler. Ancak bunların gerçekleşmesi söz konusu değildir…. Faaliyetle ilgili olmayan özel konuşmaların yayılması, aykırı sözlerin gerçek gibi kabul edilmesi tepki yaratır. Mesela birisi için ‘geberse de kurtulsak’ denmesi onun öldürüleceği anlamına gelmez...’’.
Mahir Kaynak’a katılmamak mümkün mü?... Lakin dikkatinizi çekerim, sorun, sadece özel konuşmalardaki afaki tehdit ve küfürlerden ibaret değil… Çarşaf çarşaf yayınlanan bu görüşmelerde bir çoklarının gözünde Ergenekon’u aklayacak ifadeler de yer alıyor…
Örneğin, "
Asker, askeri fişlemiş!" başlıklı şu habere bir bakın:
‘’
… Ordu mensuplarına ilişkin düzenlenen fişlemeler siyasi nitelikli suçlamalarla da sınırlı değil. Bazı ordu mensuplarının isim ve rütbeleri de yazılarak düzenlenen çizelgenin ‘düşünceler’ bölümünde, “Alkolik”, “Ahlaksız”, “Personele porno satıyor”, “Karısı lojmanda sivil bir şahıs ile basılmış”, “Her gece bar, pavyona gidiyor”, “K.Irak’tan tabanca alıp satıyor” gibi notlar var…’’
Fişlemenin kimlere karşı ve ne için yapıldığına dikkat buyurunuz;
birinin “Terörist başının akrabası olduğu iddiaları mevcut” imiş,
biri “Alkolik” miş,
bir diğeri ‘’ahlaksız’’mış ve ‘’personele porno satıyor’’ muş…
öteki “K.Irak’tan tabanca alıp satıyor” muş….
Sizce, bu durumda, sıradan vatandaşın gözünde fişlenen mi fişleyen mi daha suçludur?...
Yıllardır kan gölüne dönen doğuda silah alıp satarak bu kirli savaştan nemalanan şahıslara mı yoksa onlarla mücadele ettiğini söyleyenlere mi sempatiyle bakılır?...
Bu satırları okuyan, bu tür telefon kayıtlarını dinleyen sokaktaki insan ‘’Adamlar memleketteki pislikleri temizliyorlarmış, engellenmişler,’’ demez mi?...
Yarın, Ergenekon konusu iyice yalama olur da bu günün adi çete elemanları (Suç işlememiş ve ‘’ gerçekten’’ masum olanları tenzih ederek söylüyorum.) toplumda giderek artan bir kesim tarafından milli mücadele kahramanları olarak alkışlanır ve devlet içindeki menfaat çetelerinin kökünü kurutmak için elimize geçen tarihi fırsat kaçırılırsa bunun vebali medyanın tamamının üzerinedir.
Çünkü, Ergenekon’a karşıt görünenler bile bazen sansasyon meraklarına yenildikleri için, bazen sokaktaki insanın psikolojisini göz ardı ettikleri için, çokça da bu tür bilgileri kamuoyuna sunacak yeterli donanıma sahip olmadıkları için, dolaylı yoldan da olsa Ergenekonculara hizmet ediyorlar.
Bütün bu yayınlar sonucunda kafası iyice karışan insanların -Ergenekon çetesinin eylemleri ve ülkeyi sürüklediği kaos düşünülünce son derece mantıksız da olsa- "
Ya Ergenekoncular gerçekten de ülkeyi tehdit eden güçlerle savaşıyorlarsa…" diye sormalarına hiç şaşmamak gerek...
Bu kaosun içinden çıkabilmenin tek yolu ise ülkeyi huzura, refaha kavuşturmak için çırpınan samimi insanların -önüne gelene "o Ergenekoncu, "şu şeriatçı" demeden- birlik olarak her türlü paranoid şizoid yarılmanın önüne geçmeleri ve toplumun bayrak, vatan, din gibi kutsal kabul edilen değerlerini kişisel menfaatleri için kullananlarla (
temiz, kanuni ve insani yollarla) mücadele etmeleri gibi görünüyor...