AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Bir Canlı Bombayı Tanımak…


Hasret Birsel / Beybun

Bir Canlı Bombayı Tanımak… - Hasret Birsel / Beybun Gazetelerin ve medya patronlarının iplikleri pazara çıkarken temkinli davranıp erken sevinmeyeyim dedim hep. Ne de olsa söz konusu olan ülke Türkiye ve her an her şey olabilir.

Mesela Ertuğrul Özkök (sevgili okurlar ona olan muhabbetimi ve derin sevgimi(!) bilirler) Ya Allah bismillah Allah’ını seven beni tutmasın diye naralar atıp Kürtlere ölüm beni seven Kürt kanı akıtmak için arkamdan gelsin diye bağırabilir zaten buna çok alışık. Kapalı kapılar ardında nasıl bir anlaşmaya varılacağı belirleyecek Ertuğrul’un çizgisini. Bu ara kendi derdine düşmüş, hop oturup hop kalkıyor. Gün gelecek genç gazeteci kardeşlerimiz Ne pespaye adamdın sen Ertuğrul diye yazacaklar. Gerçi bu gün de yazıyoruz ne pespaye adamsın sen Ertuğrul.

Asıl konumuz Ertuğrul’un faşoluğu ve Kürd düşmanlığı değil.

Konumuz kesinlikle İlker Başbuğ`nun medya mensuplarına çektiği ayar ve Kürt hareketinin “kırılma noktasına doğru” gittiğini söyleyip, “seferberlik” ilan etmesi de değil.

Nerdeyse her gün ayar çekilen kulakları bükülen cepleri şişen medyanın incileri ile ilgiliyiz şu anda.

Şiddet karşıtı tutumu ile tanıdığımız Hülya Taraman, ayarlı medyanın hiç düşünmeden kurtlar, bozkurtlar ve bilumum vatan millet Sakarya çığlıkları atan ağzından salyalar akıtarak saldırmaya yer arayanların önüne atılı verilen bir kadın. O Star ve Takvim gazetelerinde sınırdan sızmış 86 ilde arama emri çıkarılmış canlı bir bomba olarak tanıtıldı.

Haberciliğin bir ettiği olmalı.

Adı soyadı kimlik bilgileri basında canlı bombacı olarak yer aldıktan hemen sonra feminist kadınların desteğini alan ve bir basın açıklaması yapan Hülya Tarman Star ve takvim gazeteleri hakkında suç duyurusunda bulundu. Ve 16 Eylül günü Star gazetesine karşı açtığı dava sonuçlandı.

Şiddet karşıtı tutumu ile Hülya Tarman bir şiddeti hem de çok önemli bir şiddeti mahkum etti.

Geçen yıl haber basına yansıdıktan bir süre sonra Hülya ile İstanbul’da bir cafede buluştuk. Oldukça gergin ve tedirgindi.

Etrafına bakarken her an birinin onu tanıyacağından üstüne saldıracağından ve her an birinin onu canlı bomba diye alıp götüreceğinden korkuyordu. Ailesi, sevenleri ve dostları da aynı korkuyu yaşıyordu. Özellikle annesi hayattaki tek çocuğunun başına bir şey geleceğinden çok korkmuştu. Durmadan telefon ediyor hülya ya sürekli tembihlerde bulunuyor gerekmedikçe sokağa çıkmamasını söylüyordu. Bir insana yapılabilinecek en büyük kötülüktü bu.

“Aslında kendim için değil ailem ve sevdiklerim için muhalif olan kokuşmuş sisteme karşı duran bütün kadınlar için korkuyorum. Bu gün beni hedef gösterenler yarın başka kadınlara yönelecek” diyordu.

Dava sonuçlanınca “büyük bir keyifle arayıp kazandık” dedi.

Neyi kazandığımızı anlamamıştım.

Davayı kazandık biz kazandık diye tekrarladı.

Sevincimi dile getirirken bir şey dikkatimi çekti başından beri kendisine yapılanı bütün kadınlara yapılmış sayıyordu. Bu yüzden davayı bütün kadınlar adına kazandığını ifade etmişti.

Belki de Hülya, şiddete karşı durduğu için bir canlı bombaydı, bir Türk kadını olarak Kürd illerine gidip oradaki şiddeti irdelediği bunu kitaplaştırdığı ve her fırsatta şiddeti kınadığı için bir canlı bombaydı. Birileri, bir yerler onu gazetelere servis yaparak korkutmak sindirmek istedi. Akla hiç de uzak olmayan bir ihtimal bu. Neden canlı bomba olarak basına yansıtıldığı sorusu hala cevapsız çünkü…


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler