AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Eski bir yalan: İktidar medya kavgası


Doğan Durgun / Gündem Online

Eski bir yalan: İktidar medya kavgası - Doğan Durgun / Gündem Online Deniz Feneri Davası Almanya'da sonuçlandı. Davaya bakan mahkeme, derneğin Türkiye'den gelen emirlere göre hareket ettiği kanaatinde olduğunu belirtti. Hesaplara geçirilen paralar için, İslamcı camiada kaçıncı skandal bu? sorusu akıllara takılıyor. Yimpaş, Kombassan, İhlas, Kanal 7'nin kuruluşu, şimdi de Deniz Feneri. Bunlar şimdilik su üstüne çıkan yolsuzluklar. Birçok cemaatin, ekonomik anlamda nasıl inanılmaz mal varlıklarına kavuştuğunu tartışmak, bu ülkede h‰l‰ bir tabu. İnsanların dini duygularını harekete geçirip, onların yıllarca çalışarak biriktirdikleri paraları kaptı-kaçtı tarzında yürütmeleri, güçlendikçe de resmi ideolojinin payandası olmaları ve bu skandallara rağmen h‰l‰ bu tür kampanyalara insanların kolundaki bilezikleri dahi vermeye devam etmeleri sosyolojinin konusu.

Almanya'daki Deniz Feneri Davası'nın gösterdiği bir gerçek var. O gerçek de, toplanan bu paralardan bir kısmının AKP'ye transfer edildiği. Bu para akışı ile ilgili haberlerin medyada yayınlanmasıyla birlikte de AKP-Doğan Medya Grubu arasındaki savaş patlak verdi. Başbakan Erdoğan, alenen iktidar aleyhine haber yapan gazeteleri okumayın diye beyanatlar veriyor. Doğan Medya Grubu'na bağlı gazete ve televizyonlar da, bunun sansür ve baskı anlamına geldiğini belirtiyor. Bu medya grubunun tavrı doğru bir tavır. Ancak, kendilerine bir baskı oluştuğunda sansürü görebilen miyop zihniyetlerini de açığa çıkara bir tavır. Neden mi? Siz zannediyor musunuz ki, bu medya grubu haber alma özgürlüğünden, basın özgürlüğünden yana? Yıllardır muhalif basın susturulurken nerdeydi bunlar? Kürtlerin, sosyalistlerin gazeteleri, dergileri kapatılırken, muhabirleri, yazarları hapis cezaları alırken ne yaptılar? Bu medya grubunun solcu soslu bir düzine yazarı (Yıldırım Türker'i ayırıyorum) hangi yazıları yazdılar? Her yıl, bu ülkede sansürün kaldırışının bilmem kaçıncı yılı diye haberler yapmadılar mı? Kapatılma, sansür ve baskılarla ilgili muhalif basına yapılanların bilançosunu çıkarmaya gerek yok. Çünkü, daha iki gün önce Kürtlerin sesi Alternatif Gazetesi bir ay kapatılma cezası aldı. Açın bunların gazetelerini, bir satır haber göremezsiniz bu kapatmaya ilişkin. Oysa kaç gündür, basın özgürlüğü diye bağıranlar bunlardı, kendilerine yapıldıkça, basın özgürlüğü diye bağırmaya da devam edecekler. Yalancılar ve iki yüzlüler. Basın özgürlüğünden anladıkları, sadece imtiyaz ve ihale alımları konusunda kolaylık. Ekleri ile birlikte 30-40 sayfalık gazetelerinin fiyatlarına bakın. Onlarca çalışana verilen ücretleri de ekleyin. Bunların gazeteleri o kadar satışa rağmen zarar eder. Zarar eden gazeteleri niye çıkarırlar? Cevabı çok basit, ihale ve diğer ticari ilişkilerde şantaj aracı olarak kullanmak için. Çünkü bunlar rantiyecidirler. Ortaya çıkıyor, iktidarla karşılıklı istemleri, talepleri. Bu medya grubu mu doğruları yazacaktı? Batıda laiklikten dem vurup, Bölge'de AKP'ye destanlar dizenler kimdi? DTP haberlerini, çatışmada yaşamını yitiren gençlerin haberlerinin altına koyanlar bunlar değil miydi? Böyle yaparak, şiddetin sorumlusu DTP imiş gibi algılama sağlanılmasının sorumlusu bu medya karteli. Asker karşısında sürekli, iktidar karşısında da düne kadar esas duruş pozisyonunda bulunan bu medya grubunun, yaşananlar karşısındaki feryat figan hali, insanda acı ve buruk bir gülümseme yaratıyor. Yaşar Büyükanıt'ın demeciyle Özgür Gündem kapatıldı. O demeç nerde verildi? Bu medya grubunun steril yazarlarının, yayın yönetmenlerinin, baş yazarlarının katıldığı, pardon akredite edildiği 'Genelkurmay Basın Toplantısı'nda. Bu ekip (sadece bu ekip mi, bütün ekip demek daha doğru) alkışlarla kutsadı bu emri. Unuttuk mu sanıyorsunuz? AKP'ye kapatılma davası açıldığında, ciddi tepkiler (haklı olarak) vermiştiniz, AKP kapatılmayınca da demokrasi kazandı demiştiniz. Evet sevgili medya, DTP de yargılanıyor, kapatılmaya çalışılıyor. Nerde tepkileriniz? Kapatılması istenen parti savunma veriyor, gazete ve televizyonlarınızda bir mankenin son sevgilisi ile yaşadığı kaçamak kadar yer bulmuyor. Şimdi Erdoğan bağırıyor: Okumayın bunları. Başbakan'dan demokrasi adına bir şey beklemekten vazgeçeli çok oldu. İktidarın, yol haritasını askere havale ettiğinden beri çok mevsimler değişti. Ve Doğan Medya Grubu bugün çıkmış ortaya, basın özgürlüğü diyor. Başkaları için basın özgürlüğünü savunmayanların özgürlüğü, bir gün gelir bir başkası tarafından kısılır. Bu ders olur mu? Bu medyaya ne ders olmuş ki. Yarın yeni ortaklıklar kurulur iktidarla, yerel seçim öncesi 'AKP esiyor, fırtına kasırgaya dönüşüyor' manşetleri ile helalleşirler. AKP iktidarı bittiği gün de, yeni iktidarı kırmızı halılar üzerinde karşılarlar. Özelde Doğan Medya, genelde egemen medyanın bütün iktidarlara karşı şehvet düzeyinde bir aşk besledikleri tarihin tozlu raflarındaki yayıncılıkları ile sabit. Bu şehvetle beslenen aşkın gereğini ise bütün iktidarlar cömertçe yerine getirmişlerdir. Eski bir dizi filmdir bu, devam ediyor. Şu anki tek fark, reklamlar jenerikte, birazdan dizi kaldığı yerden devam edecek.

Bu medya grubunun bir başka meziyeti de, iktidarlarla aşk yaşarken, başka bir sevgiliyi de yedekte bulundurma becerileridir. Son bir aydır, bu grubun gazetelerinde 'Sol tartışıyor' diye, yazı dizileri hazırlıyorlar. Türkiye'de kim kendine sol diyor? DTP, EMEP, ÖDP, ESP gibi partiler ve Halkevleri gibi sivil toplum örgütleri, hadi değil ama çok ısrarcılar diye ben ekleyeyim TKP. Yazı dizilerinde ise hep CHP. Kendisine ısrarla ben sol değilim kardeşim, ben ulusalcıyım diyen bir partiye zorla sol misyon yükleyecekler. Sol elbiseli faşist bir parti istiyor bu medya. Çünkü gerçek bir soldan öcü gibi korkarlar, hakları da var. Gerçek bir sol iktidarda imtiyaz görme, arpa alma gibi bir şansları olmayacak. Bunun için illaki CHP. Sol tartışıyor yerine CHP tartışıyor deseler, rahatlayacağız. Bu medyanın solcu ekibi de, böyle solcu işte. Seksen beş yıldır CHP'yi bir türlü solcu yapamadı kimse. Bunlar, bunu becerebilmenin ateşiyle yanıyorlar. İmitasyon yani sahte bir sol ile solculuk yapmaya, bunu halka yutturmaya çalışıyorlar. Bunlar, Kürt sorununu Kürtlerin temsilcileri ile tartışmazlar, yerine tıpkı CHP olayında yaptıkları gibi sahte, kimliksiz, kişiliksiz, Kürt olarak doğmak dışında hiçbir aidiyet bağı olmayan insanlarla yaparlar. Onları parlatıp cilalarlar, sonra da kanaat önderi olarak piyasaya sunarlar. Kürtlerin yaptığı forum, tartışmaları görmezler, Barış Meclisi'nin çabalarını gazetelerine, televizyonlarına taşımazlar. Her şeyleri kendilerinden menkul birkaç kişinin, bir cemaatin paralarıyla yaptığı toplantıları günlerce manşete çıkarırlar, üzerine tartışma programları düzenlerler. Emekçilerin sorunlarını, sarı sendika ağalarıyla tartışırlar, emekçiler 'baldırı çıplaktır' onlar için.

Abantçılarla devam edelim. Geçenlerde, yaptıkları toplantıların sonuç bildirgesini Diyarbakır'da yapmak istemişlerdi. Halkın tepkisinden çekindikleri için, bu toplantıyı iptal ettiklerini açıkladılar. Bunlar, herhalde bu halkı elli yıl öncesinin halkı olarak görüyorlar. Geçmiş olsun, bütün çabalarınıza rağmen şimdiden Diyarbakır'ı AKP'ye teslim edemeyeceğinizi rahatlıkla söyleyebiliriz. Ne siz, ne Abant toplantılarını tertipleyen cemaat, ne de Doğan Medya Grubu bunu başaracak. Son günlerde yaşanan AKP-Doğan Medya Grubu arasındaki atışma sadece bir yanılsama, bir ilizyon. Tarihsel arka plana bakarak, bu medya grubunun basın özgürlüğünü savunan tarafa geçtiğini söylemek için kör olmamız gerek. Biz kör değiliz, ahmak ise hiç değil.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler