AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Değişen gündem ve gelecek


Ender İmrek / Evrensel

Değişen gündem ve gelecek - Ender İmrek / Evrensel Ülke gündemi sık sık değişiyor.

Daha bir hafta önce AKP’nin yolsuzluklarını tartışıyorduk.

Halkın malının nasıl gasp edildiğini, dinin ticarete tahvilini konuşuyorduk.

AKP ile CHP arasına sıkıştırılmak isten kıyasıya bir tartışma yaşandı.

Ancak hükümetin tüm ısrarlı vurgusuna rağmen partilerinin Ak olmadığı daha fazla anlaşılır oldu.

Ergenekon operasyonundaki yeni dalganın kontrgerillayı örtbas etmede mesafe kat ettiği, AKP ile generaller arasındaki mesafeyi hepten daralttığı günler de geride kaldı.

1 Mayıs’ın ücretli tatil ilan edilmesi talebi karşısında, bir günlük tatilin maliyeti üzerine dudakları uçuklatan rakamlar çıkaran AKP Hükümeti’nin neredeyse iki haftaya varan Ramazan Bayramı “tatil”i de geride bir bölük sayısı kadar trafik şehidi ve gazisi bırakarak bitti.

Bayram, bir yandan “ramazan mı, şeker mi” tartışmalarına neden olurken, aynı günlerde Balıkesir ili, Altınoluk ilçesinin Altınova beldesinde meydana gelen bir kavganın Kürtlere yönelik vahşi saldırganlığa dönüşmesine tanık olduk. Ardından Adana’daki hırsızlık olayı bir Kürt-Arap çelişkisine dönüştürülmek istendi.

ABD’de başlayan 850 milyar dolarlık bir destekle doyurulamayan, Avrupa’da basın finans sektörlerinin elden çıkarılmasına varan ekonomik krizin Türkiye’deki etkileri de “bayram tatili” sonrasına kaldı. Bizi etkilemez böbürlenmelerine rağmen, dolar yükseldi, altın fırladı, faizler oynamaya başladı.

Sendikalaşmak istediklerinden dolayı bir çok sektörde işten atılan işçilerin süren direnişlerini ise, ne AKP Hükümeti, ne ana muhalefet partisi CHP, ne de diğer emek ve demokrasi karşıtı partiler duydu. İşçilerin haklı davalarının yanında her zamanki gibi işçi ve emekçilerin partisi ve demokrasi güçleri vardı.

Basına yönelik saldırılar ve ardı ardına kapatılan gazeteler, Doğan Medya ile “Erdoğan Medya” arasında süren kapışmanın tozu dumanı altında kaldı. Alternatif, Gelecek ve en son olarak çıkan Gerçek gazetesi de peş peşe kapatıldı.

Sağlık alanında, hakların hemen tümünü gasp eden SGSS’nin önemli bir bölümü yasalaşarak yürürlüğe girdi. Artık hasta muayene ücreti de eczanelerce tahsil edilecek. Sağlık karnenize bir yara merhemi de, bir aspirin de yazdırsanız, muayene parası ödeyeceksiniz.

Fındık üreticilerinin feryadını duyan olmadı. Kayısı, üzüm, karpuz üreticileri ve tüm üretici köylüler kan ağladı, ama üreticiler sesini ulaştırdıkları yerlerde azar işitti, hakarete uğradılar. Başbakandan kurs alan, eğitim görüp, üslup geliştiren bakan ve milletvekilleri (Manisa’da AKP Kongresinde Arınç’ın yaptığı gibi) üretici köylülere hakarete doymadılar!

Kürtlerin anadilde eğitim hakkı talepleri, operasyonların son bulması istekleri, barış ve kardeşlik için çırpınışları, DTP’nin kapatılmasının sorunları daha da derinleştireceği, bir kez daha uzatılması hesaplanan tezkerenin şiddeti arttıracağı, akan kanı sürdüreceği yönlü tartışmalar da geride kaldı.

Bu gün TBMM’de bir kez daha tezkere görüşülecek.

25 defa sınır ötesi operasyon yapılmasına neden olan ve açık yaraları kanatmaktan, acıları artırmaktan, bölge düzeyinde düşmanlıkları arttırmaktan, ABD ve diğer emperyalistlerin halklarımız üzerinde hegemonya kurmasından başka fayda getirmeyen tezkere bir kez daha gündemde.

Tezkerenin görüşülmesi bu defa gündemi hepten değiştiren Aktütün saldırısının üstüne geldi. Ergenekon mağdurları ile Ergenekon operasyonu yürütücülerini aynı kulvara yakınlaştıran, Aktütün Karakoluna yönelik PKK saldırısı sonrasına denk geldi.

Bu saldırıda çıkan çatışmada 17 asker hayatını kaybetti. Yine TSK’nın açıkladığı rakamlara göre 23 PKK üyesi de çatışmada hayatını yitirdi. 25 yıldan bu yana süren, on binlerce insanın hayatına mal olan çatışmalı ortamın ağırlığı tüm sorunları unutturdu.

AKP’nin yolsuzlukları unutturulmak isteniyor. İşsizlik, işçilerin ve kamu emekçilerinin hak talepleri, Kürt halkının demokratik talepleri, Alevilerin inançları üzerinde süren baskılara ve ayrımcılığa yönelik tepkileri ve haklı istekleri, üniversite öğrencilerinin parasız, bilimsel ve demokratik eğitim hakkı, kadınların cins ayrımcılığına karşı eşitlik talepleri önemsiz ayrıntılar olarak gösterilmek isteniyor.

Kürt sorununda diyalog yolunu tıkayan, barışçı ve demokratik adımlar atılmasını engelleyenlerin karanlık yüzü gizlenmek isteniyor.

25 yıldan bu yana süren çatışmaların sorumlusu olanlar ve gençlerin ölmesini sürdürenler suç ve günahlarının üzerini örtmek için Aktütün Karakolu baskınını bir avantaj olarak değerlendirmenin peşine düşmüş bulunuyorlar. Türkiye’ye kan ağlatan yıllara geri dönmenin hesabını yapıyorlar. Ekonomik, sosyal ve siyasal hak arayışlarını bastırmak için şovenizmi bir can simidi olarak kullanmak istiyorlar. İşçilerin ve halkın iş, ekmek ve özgürlük taleplerini sıkıyönetim ve OHAL koşulları ile bastırmanın arayışına girmiş bulunuyorlar. Zorbalığı meşru göstermenin gerekçelerini yaratmak istiyorlar. Bu oyunu bozmak ise başta işçi ve emekçilere düşüyor.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler