kEditor - Yazılar / Şiir / Halepçeden bir görüntü

http://www.keditor.com/yazilar_49.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Şiir

Halepçeden bir görüntü


Rojin Zaman

Ülkemin anılar kentine yol alırken güneş doğmuştu bile
Bu kent 88 öncesini anlatmıyor artık...
Anlatılan on altı marttı bir de sonrasıydı
Korkum bu nedenle
Kent sessizlik kokuyor ve ölüm kokuyordu artık.
Derin bir sessizlik esiyordu sokakların içinden
Ve mezarlardan yükselen çığlıklar uzaklaştıkça sessizlik başlıyordu yine
Usulca şakılar söylüyordu yaşıtlarım
Ve erken akşam oldu
Karanlık sanki aydınlığı çalıyordu
Çünkü kısalıyordu gündüzler

Bu kentin akşamları da bir başkaydı
Yaşlılarımızın sohbetleri de sessizceydi
Yoksa 16 mart bu kente sessizliği mi emanet etmişti.
Kadınlarımız bağıran sessizliğin çığlığıydı
Ve kentin sokakları da susturulmuş çocuk gülüşleri
Boğazım düğüm düğüm oluyordu
Yüreğim küçülüyordu bu gerçek karşısında
Herşey sessiz ve her şey suskun. Bir tek gözler konuşlandı
Bakışları unutulmayan bir serüveni anlatır gibi
Yarım kalan bir serüvendi oysa
O ışık saçan renkler matlaşmıştı
Yıldızları bile solgundu
Bu kenti dolaştıkça anlamlar çoğalıyordu
Ve gözlerimize anlamlar diziliyordu
Yorgunluk akardı sonrası
Bildiğimiz yol yorgunu değil
Yürek yorgunluğuydu
Anlam yorgunluğuydu
Çünkü bu kentin insanları her biri anlam doluydu
Her biri geçmişin tutanağıdır şimdilerde
Her tutanak bir derya derinliğinde
Bir gökyüzü genişliğinde
Bir de yanardağlar gibi yakıcıydı onlar

Tanımadığım bir patikadan geçiyordum
Güneş görkemiyle bir kez daha doğmuştu
Bir kayalıkta ara verdim
Ve oturup yaşayanlar kadar sessiz dalmıştım
Onlarla sessizliği paylaşıyordum onlar gibi
Kırılan zamanın izlerini çözmek için
Neydi 16 mart? Sorusunu çözüyordum
Çözdükçe
Kente ait olduğumu itiraf ediyordum sonrasında
Yol aldıkça
Neden?
Niçin?
Ve nasıl oldu sorularım çoğalıyordu
İzler cevaplıyordu sorularımı
İşte karşımda küçük bir iz
Ve sahipsiz bir eser
16 marttan kalan bir çocuk ayakkabısıydı bu
yalnızca sol tekiydi, o da yanmıştı
peki ya diğeri nerde?
Beynim sıradağlar gibi dizilmiş sorularla doluydu
Gözlerimin kapanığını hissettim
Bir rüya idi gördüğüm
Yoksa sorularımın cevabı mıydı?
Belki de bir gerçek
Esmer tenli bir kız çocuğu görüyordum rüyada
Belirsiz bir fırtınada kaybetmişti ayakkabısını. Fısıltıyla uyandım o sabah
İşte o gün Halepçe’den öğrendim anlamlı cevap vermeyi... ve yaşamı
Sonra küçük kız çocuğuna bir söz armağan ediyordum
“Konuş artık!”


 
İlgili Yazılar


İlgili haberler




 Yukarı çık