
|
Tanık / Mazlum Umut
Tanık
Gökyüzü kendi ritminde
Ağlar şafakları
Güne kavuşmadan mı
Acıdan mı bilinmez
Sus!
Sus, şafağın mavisine damılırken
Hükmün kızıl buğusu
Acının ağlaması duyulur yorumsuz
Yüreklerde
Bir ananın ağıdı şafağın rahmini deler
Hep biz mi olacağız?
Kirpiklerin ucunda güne nemli bakan
Al yanaklarda göz ucuyla buruk
Kanını tadan
Biz mi olacağız ciğerleri yırtan
Zemheri sabahlara ağunun
Acısında
Mülteci kalan
Adımız mı yazılmalı diaspora nüshalarına
Ne demeli
Kime gitmeli
Akıl bermuda da yol ayrımını arar
Yürek öfkeli naçar
Hangi mahkemede hangi yargıyla
Açmalı yarayı
Yargıçlar efendilerden yana
kararda hükmün dilinde
hükmünde bir gariban
tecavüze uğramış zamane yargıçların elinde
bir devran böyle sürmez
böyle gelmiş böyle gitmez
isyan, isyan avazlasa da har cepheleri
gömüt yağmurları
yıkamaz kan deryasını
öfke ölse de unutulmaz
ölenlerde olanlarda
yitimertesinde sarhoşlarken zulmün kıblesi
görensiz ve töresiz gömülürken
dağ solukları
gök kubbe gölgesine zaman tanılığı
gözlerine kazıdı
körlemeyen ruhlar tav sinesinde kutsandı
oda yanıldı
zulmün kıblesi ölse de
onlar asi çığlıkları yaşar
ertesi zamanda
yaşayanlar katledilse e
yaşananlar asla!
Mazlum Umut
|
|
|
|
|