TanıkMazlum Umut Gökyüzü kendi ritminde Ağlar şafakları Güne kavuşmadan mı Acıdan mı bilinmez Sus! Sus, şafağın mavisine damılırken Hükmün kızıl buğusu Acının ağlaması duyulur yorumsuz Yüreklerde Bir ananın ağıdı şafağın rahmini deler Hep biz mi olacağız? Kirpiklerin ucunda güne nemli bakan Al yanaklarda göz ucuyla buruk Kanını tadan Biz mi olacağız ciğerleri yırtan Zemheri sabahlara ağunun Acısında Mülteci kalan Adımız mı yazılmalı diaspora nüshalarına Ne demeli Kime gitmeli Akıl bermuda da yol ayrımını arar Yürek öfkeli naçar Hangi mahkemede hangi yargıyla Açmalı yarayı Yargıçlar efendilerden yana kararda hükmün dilinde hükmünde bir gariban tecavüze uğramış zamane yargıçların elinde bir devran böyle sürmez böyle gelmiş böyle gitmez isyan, isyan avazlasa da har cepheleri gömüt yağmurları yıkamaz kan deryasını öfke ölse de unutulmaz ölenlerde olanlarda yitimertesinde sarhoşlarken zulmün kıblesi görensiz ve töresiz gömülürken dağ solukları gök kubbe gölgesine zaman tanılığı gözlerine kazıdı körlemeyen ruhlar tav sinesinde kutsandı oda yanıldı zulmün kıblesi ölse de onlar asi çığlıkları yaşar ertesi zamanda yaşayanlar katledilse e yaşananlar asla! |
|