kEditor - Yazılar / Makale / Sermayenin küresel saldırısı ve kadınlar

http://www.keditor.com/yazilar_55.html


Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Sermayenin küresel saldırısı ve kadınlar



Küreselleşmeciler bilgi ve teknoloji çağında yaşadığımızı söylüyorlar. Anlatılanlara göre, modern zamanlarda mal, hizmet ve sermaye herhangi bir sınır tanımadan dünyanın en ücra köşelerinde dolaşabiliyor.

Merkezi ekonomik sistem yerine serbest piyasa sistemiyle hak ve fırsat eşitliği sağlanırken, sınırlar artık eski önemini yitiriyor. İnsanlığı bu değişime, hıza, esnekliğe uygun bir hayat bekliyor. Bilgisayar tuşuna basarak kazanılan paralar, teknolojik gelişmeler sayesinde kolaylaşan ev işleri (otomatik çamaşır ve bulaşık makineleri, robotlar) sayesinde, klasik kadın-erkek rolleri de değişmekte. Küreselleşen dünyamızda eşitlik çok daha mümkün. İşte küreselleşmecilerin vaad ettiği cennet bu. Sanki cennet ayaklarımızın altında.

Bu cennetin aslında nasıl bir cehennem olduğunu söylenenlere göre değilde, yaşanan ekonomik ve toplumsal değişimin göstergelerine bakarak anlamak mümkün.

6 milyara yaklaşan dünya nüfusunun büyük çoğunluğu yoksulluk içinde yaşıyor.Çoğunluğu kadın ve çocuk olan 4 milyar kişi görece yoksulluk sınırının altında yaşıyor. Mutlak yoksulluk sınırının altında yaşayan 1.3 milyar kişinin % 70'ni kadınlar oluşturuyor.

Son otuz yılda dünyanın zenginliği 5 kat arttı. Son otuz yılda dünyanın en zengin % 20'si ile en yoksul % 20'si arasındaki uçurum ikiye katlandı.

Dünya Bankası, Dünya Ticaret Örgütü ve IMF gibi küresel sermayenin kaleleri olan uluslar arası finans kuruluşlarının politikaları sonucunda en zengin ülkelerin geliri, en fakir ülkelerin gelirinin 59 katına ulaştı.Bu oran 1960'lı yılllarda 30 katıydı.

Uluslararası finans kuruluşlarının hakimiyeti altında geçen bu süreçte yoksulluk hızla artarken bu yoksulluğun en fazla etkilediği kesim kadınlar oluyor. Dünya nüfusunun yarsını oluşturan kadınlar, dünyadaki toplam üretimin 2/3'nü üretmelerine rağmen, toplam gelirin % 5'ini alabiliyorlar.

Neo-liberal politikaların uygulandığı AB ülkelerinde sosyal harcamalar hızla kesintiye uğrarken kadınların yaşamları gittikçe kötüleşmekte. Doğum izinleri, ücretli izinler bu politikaların sonucunda tarih olurken, kadınlar evde çocuk, hasta ve yaşlıların bakımını üstlenmek zorunda kalıyor. AB'nin en yoksul kesimini kadınlar oluşturuyor.

AB ülkelerinin bütününde sanıldığının aksine kadınlar erkeklere göre daha az ücret alıyor. İspanya'da aynı işi yapan erkeklere göre kadınlar %27, İtalya'da %20, Hollanda' da %24 daha az ücret alıyorlar.

AB ülkelerinde part-time işlerin %80' ininde kadınlar çalışıyor. Avantaj gibi görünen part-time çalışma kadının, erkeğe ekonomik olarak bağımlılığını devam ettirirken sosyal güvencesi olmayan, işten çıkarmaların çok kolay olduğu, evişlerinin de kadının üzerine kalmasına neden olduğu bir çalışma.

Dünyadaki her üç kadından biri cinsel kimliğine saldırıyla karşı saldırıyla karşı karşıya. Yetişkin kadın nüfusun % 80'i fuhuş sektörünün saldırısı ile karşı karşıya. Asya ve Afrika ülkelerinde fuhuş sektöründe kullanılan kadınlar aynı zamanda cinsel köle durumunda.

Sermayenin küresel saldırısına karşı kadınların mücadelesi de küreselleşiyor

Yoksulluğa ve şiddete karşı düzenlenen 2000 Dünya Kadın Yürüyüşü?nde, dünyanın çeşitli ülkelerinden binlerce kadın ortak eylemlilikler düzenlediler. Gene Seattle, Mellbourne, Prag'ta WTO ve IMF 'ye karşı gerçekleşen eylemlerde anti-kapitalist isyanı büyüttüler.

Dünyada zenginlikler artarken, artan yoksulluğun, eşit-sizliğin, ayrımcılığın ve baskının sorumlusu kapitalist sistemdir.

Bu sistemin politikaları WTO, IMF, DB gibi kapitalizmin kaleleri tarafından belirleniyor. Kapitalizmin kalelerine karşı ancak mücadele ederek eşitliği, özgürlüğü, dünyayı kazanabiliriz.

Sosyalist İşçi


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler




 Yukarı çık