AnasayfaspaceHaberlerspaceForumspaceYazılarspaceBilgilerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale
Medya

Medya özüne mülteci, biz yurdumuzda..

ABD gazetecilik teoremi; acı içinde yaşayanları rahatlatmak, rahat içinde yaşayanlara acıyı tanıtmak şeklinde belirlenmiş. Güzel bir formülasyon. Ne var ki günümüzde böylesi bir vizyona sahip gazeteciliği Ortadoğu halklarına yaşatılan acılar boyutunda görmek pek mümkün değil. Kürtler söz konusu olduğunda ise bu teorem neredeyse tümden unutuluyor. 

Gazeteciliğin onurlu misyonunu rafa kaldıran ana akım medya, sayısız insanın hayati sorunlarını uluslararası kamuoyuna yansıtmak yerine, sansasyon ve magazin haberciliğine ağırlık veriyor. Kitleleri doğrular ve gerçekler hakkında bilgilendirme, aydınlatma işlevini teğet geçerek angaje olduğu çıkar odaklarının taleplerine göre manipüle ediyor. 

Son Irak savaşında, Kürdüyle, Arabıyla Ortadoğu halklarına karşı Batı merkezli yaklaşım ibret verici bir şekilde tekrar gözler önüne serildi. Dünyanın imparatorluğuna soyunan ABD’nin güdümündeki ana akım medya, uluslararası topluma bir kez daha acıları, adaletsizliği örtbas ederek sundu. Bağdat’taki Saddam rejimi yıkıldıktan sonra Irak halkını tüm dünyaya talancı olarak yansıtarak, ilkel ve vahşi Doğuya uygarlığın zorla götürülmesinin ne kadar gerekli olduğu mesajını verip işgal savaşını haklı göstermeye çalıştı.
Beyaz Saray’ın ve çokuluslu şirketlerin çıkarlarına ters düştüğü için mi bu savaşta ABD gazetecilik teoremi bir kenara itildi? Yüzlerce sivilin öldüğü ve binlercesinin yaralandığı bir insanlık trajedisi yaşanırken, neden hep aynı yağma görüntüleri ekranlara getirildi? Soruları çoğaltmak ve basın-yayın etiğini ve ilkelerini hiçe sayanların çifte standart yaklaşımlarını sayısız örnekle gözler önüne sermek mümkün. 

Ne var ki bu çevrelerden medet ummak anlamsız. Çünkü nihayetinde tarafız. Bir yanda sermaye gruplarının, çokuluslu şirketlerin bekasına endeksli iş yapanlar, diğer yanda ise acıya, ölüme, sürgüne mahkum edilen yoksulların, ezilenlerin, ötekilerin yüreklerine bağlı olanlar var. 

Botan’dan Mahmur’a, kendi toprağının ötesinden Avrupa ve asya'ya uzanan Kürt mültecilerin dramını...işte bu bakış açısı ile yaşama yaklaşmak bir Kürt olarak kendi görevim biliyorum. 

Dünyamızda değişik faktörlerden dolayı mültecilik durumuna sürüklenen 50 milyon civarında insanın yaşadığı ve bu sayının her yıl daha da çoğaldığı biliniyor. Sadece Filistinli ve Lübnanlı mültecilerin sayısı milyonları buluyor. Değişik halklardan mülteciler dünyanın dört bir yanında bin bir türlü yoksulluk ve yoksunluk içinde yaşama mücadelesi veriyor. 

Kendimden yola çıkacağım... Kendim kendi topraklarımda tutsak ve mülteciyken, ailem çoktan göç ettirildi. Geçmişim, bugünüm ve galiba yarınım bir mültecilik dıramıyla devam ediyor. Gazeteci olmak, yazmak yeterli mi onu da bilemiyorum tutsaklık koşullarında. 

Kürtlerin yaşadığı, insanlığın yaşadığı mültecilik yüzyılımızın ayıbıdır. 21. yüzyılda daha fazla ertelenmeden bu insanlık ayıbından kurtulmak isteyenlere yönelik bir çağrıdır yazım.. Medya'nın da kendi özünden öteye işlev görmesi ise insanlığın ayıbıdır..
 

Yazan: Gulbahar Koker

 

Diğer Okunabilecekler


İlgili haberler