
|
Gerekirse Sonra Ölürüm / Ali Laz
Gerekirse Sonra Ölürüm
başımda sual olunmaz gençlik dumanları
gökyüzünün sınır boylarına savruldum
yağmur yüklendim
kirletilmemiş aşklara
selam durdum yıllarca
hırçın kayalara sardım sevdamı
yüreğimi sevdalı bomba yaptım
geçtiğim mayın tarlalarıyla
yaşamın kıyısında ölümüne çarpışan yüreğimi
avuçlarıma kıstırdığım kumsalından
kum saati yaptım
ellerimle
çarmıhından indirecektim şehri
nice dikenli yollardan geçtim
dolunay pusularından
parmaklarıma batan
kırık midye kabuklarında sevdim düşlerimi
şehrin caddelerinde bir daha yürürüm
şimdi değil, gerekirse sonra ölürüm
denizine yosun kokusunu getirdikten sonra...
türküler yaktım avuçlarıma
dağlarda yakılan ateşlerde söylenen
şelalelerden dökülen özlemiydi sabah çiçeklerinin
kan yürüdü, çürüdü barut kokusunda
yosun kokusuna sevdalı bir bulut oldu
yağmur elleriyle sevmek için dünyayı
birlikte geçildi pusu geceleri
avuçlarımda demet demet türkülerle yürürüm
şimdi değil, gerekirse sonra ölürüm
ağız dolusu kahkahalarından sonra...
duydum ki gülmeyi unutmuşsun
bense hep yudum yudum güldüm
tadı damağımda kalsın diye özgürlüğün
sevincin en güzelini sana sakladım
tenimdeki dağ yanığında
günün sarı saçlarını taradım
ümit sevdalısı yüzüm
şafağı henüz doldurdum gözlerime bugün
şimdi değil, gerekirse sonra ölürüm
pencerelere saksı konduktan sonra
panayırları kurduktan sonra caddelerine...
ıslak bir karanlık sonrası
kan ter içinde gelirim
barış sloganları yazılmış yollarından
yangın uğultularıyla geçerim belki de
tüm şehri ayağa kaldırmak için
viran olmuş sokaklarındaki siren seslerini
fabrika kampanalarıyla sustururum
barikatlarına tutunurum bir sokak çatışmasının
kum tanecikleri dökülür avuçlarımdan
yağmurları çağıran patlamalar
sımsıkı tut ellerimi gülüm
kum saati dursun
akıp gitsin zaman türkülerle
ölürsem, ben işte o an ölürüm
6 Ağustos 2000
Pertek/ Dersim
Ali Laz
|
|
|
|
|