AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Tanrı Bizi Soğan Yemekten Korusun


Hasret Birsel

Vay anasına sayın seyirciler, mangal yürekli, aslan bilekli (artık kimse bunlar yakında nasılsa Youtube'da düşerler, yaşasın Youtube) delikanlının çabası ile Generaller, gazeteciler, YÖK Başkanı, savcı. Hepsinin Youtube'da ses kayıtları yayınlandı. Seslerin sahipleri farklı ancak konuşmalar aşağı yukarı aynı. Devlet içinde başka bir güç mekanizması olduğunun, hiç bir şeyin bize anlatıldığı gibi olmadığının somut delilleri olan bu kayıtlar, engin derin devlet bilgilerimize yeni bilgiler ekliyor. Bilgilerimize ve derin devletimize bereket geleceğinin de müjdesini veriyor tabi. Gelecek günler yeni Youtube ses kayıtlarına gebe görünüyor.

Boşuna beklemeyin, ses kayıtlarının içeriğini yazacak değilim, bir zahmet dinleyin. Başa dönüp yeniden yeniden dinleyin; ufkunuz açılacaktır.

Türkiye Türklerindir gazetesine şöyle bir göz attığınızda, derin bir panik sezinlersiniz.

Evler dinlenirken, insanların yatak odalarındaki özeline kulaklar ve gözler dikilirken, hiç ses çıkarmayan, bunun insan hakları ihlali olduğunu dile getirmeyen gazete, kampanya başlattı.
Neymiş efendim, bunu yapanlar vatan hainiymiş, savcılar, gazeteciler, YÖK başkanı ve generaller dinlenmezmiş; bu devlete zarar veriyormuş. Buna karşı çıkanlar,(kimlerin karşı çıkacağı malumunuz ) derhal başladıkları imza kampanyasının altına bir yakışıklı imza çakarsa, binleri bulan imzaları başbakanlığa göndereceklermiş.

Aydınlar akan kan dursun diye barış meclisleri kurdu; bu güne kadar yüzlerce imza kampanyası yapıldı,( ölenleri, öldürenleri, yakılıp yıkılan köyleri, Türkiye Türklerindir gazetesi yumuşattı. Aklayıp paklayarak, yenilir yutulur hale getirdi. Sakladığı özde zehir zemberek gerçekleri de görmezden geldiklerini de, nasılsa herkes biliyor. Buraya yazmayacağım, en azından bu yazının konusu değil) nedense hiç birini yazmayan bu gazete birden imza kampanyasını çok ciddiye aldı.

Bırakın ak koyun kara koyun ortaya çıksın. Başbakanlık da dinlenir, generallerde...

Size de tuhaf gelmiyor mu Allah aşkına. Barış için sesini yükseltenlerin telefonları dinlenirken kimliklerini talep eden insanların evlerine giriş çıkışlarından tutun da aldıkları nefese kadar kayıt ediliyor ve hukuki olmamasına rağmen haklarında delil olarak kullanılıyorken, nasıl olur da Türkiye cumhuriyetinin en tepesinde olanların kayıtları yapılmaz.

Hukuki mi? Elbette hayır
Doğru mu? Elbette hayır.
Ama iyi olmuş diyorum doğrusu.
Hem neden bu kadar abartıyorsunuz sesleri bomba gibi patlayanlar biri bizi gözetliyor örnekleri verirken hiç mi aklınıza gelmedi bu. Bilirsiniz ava giden avlanır...
Youtube düşme olayını soruyorsanız bırakın o kadar fark olsun şana göre muamele edilmiş burada bile farklarını gördük. Ah sınıf farkı sen her yerde hazır ve nazırsın uçurumunda neler barındırıyorsun...

Sade vatandaşla aralarındaki farkı kendi seslerinden dinledik. Vatandaş olursan, savcılıkta MİT'te, onda bunda olur kayıtların. Gerçek mi, sahte mi diye kimse kafa yormaz; anında kendini bilmem hangi maddenin kaçıncı bendinden yargılanmış ve kodese tıkılmış bulursun.

Ne var bunda bu kadar panikleyecek. Karaman'ın koyunu eh yuotubde çıkmış oyunu.

Bizde bir söz vardır soğan yemedim ki kokayım, eğer yediğiniz bir soğan yoksa paniğe de gerek yok. Derinlerde kalanlar su yüzüne çıksın ki bu ülkede özgürlüklerin barışın kardeşliğin önündeki engeller gözler önüne serilsin. Ve yeni bir sayfa açmanın çabası verilsin. Boşuna mızrağı çuvala sığdırmaya kalkmayın görmüyor musunuz çuvalı yırttı. Hedef tahtasında on ikiden vurulacak olanlardan biri siz değilsiniz değil mi?

Yazının başlama noktası ile bir bağı yok ama söz genelkurmaydan açılmışken ben de kendimce bir sobe yapayım. Youtube gibi çarpıcı bulmazsınız ama idare edin artık

** **
Genelkurmay bir yandan youtube ile uğraşırken, diğer yandan sekiz Mart'ı da unutmamış; her şey vatan ve millet için.

Genelkurmay sitesinde yer alan 3 posterde toplam 12 kadın artistik pozlar vermiş; sevgili okurlar bu posterler içinde bir zahmet genelkurmayın sitesini ziyaret edin.
Bir bu eksikti genelkurmay buna da el attı ya helal olsun, demeden geçmeyeceğim doğrusu.

Biri denizci bir havacı olmak üzere iki subay kadının hemen ortasında, bir hâkim kadın gülümsemesinden oluşan postere bakıp, bizi şekilden şekle sokmayın; resmi ideolojinizin kadınlarını yaratıp önümüze model diye koymayın, isyanı ile tutuşmamak mümkün değil.

Yine resmi ideolojinin biçtiği kalıba uygun bir öğretmen kadın var posterlerin birinde. Siyah döpiyes, beyaz gömlek, askerliğin başka bir biçimlendirmesi olsa gerek bu kıyafet. Bırakın çiçekli elbise giysin, saçı omuzlarından aksın ve çocuklarımıza gerçekleri öğretsin. Kalıbınızda dökeceğiniz tiplemeyi hiç beğenmediğim doğrusu. Çocuğu mu nasıl teslim ederim böyle birine...

Ve televizyon ekranlarında sıkça gözümüzün içine sokulan, yetmişli yaşlarda bir yaşlı kadının resmitören izlerken, başını yukarda tutmasını andıran bir resimde unutulmamış. Yani kısaca bütün resimlerin ortak özelliği genelkurmayın istediği kadın tiplemesini temsil etmeleri.

Kadınlar unutulmuş.

Çocuklarını toprağa gömmüş Kürt ve Türk kadınları unutulmuş, ya da yok sayılmış; evet evet doğru tanım bu: yok sayılmış.

Bayrağa sarılı tabuta kapaklanan, bir oğlum daha var vatan için feda olsun diyen, bazen oğlumu siz öldürdünüz diye bağıran, kimi zaman başbakanın oğlu neden askere gitmiyor isyanları ile ortalığı ayağa kaldıran acılı kadınlar var bu ülkede.

Adı Kürt, çocuğu dağda olan cenazelerini alma şansı bile bulunmayan, evinden köyünden edilen, bilmediği bir dili konuşmaya zorlanan, alanlarda barış diye bağıran kadınlar kadar ne gerçek olabilir ki?

Vardiyalı çalışan, gecekondularda yoklukla boğuşan, açlık sınırında çocuklarını büyütme çabası veren kadınların da ülkesi bu ülke.

Tarlada köylü kadınlar
Başı örtülü kadınlar( türban tartışması ayrı bir olgu karşı çıkmak başka yok saymak başka )
Mini, etekli kadınlar
Ateist kadınlar
Feminist kadınlar
Lezbiyen kadınlar
Aydın kadınlar
Cahil kadınlar
Katil kadınlar
Tutsak kadınlar
Devrimci kadınlar
Burjuva kadınlar
Elbette genelkurmayın çizdiği tipteki kadınlar,

yani yaşamın her alanında, her kıyısında, her nefesinde bulunan kadınlar; bu ülkenin gerçeği. Resimdeki kadınlarla şunu mu demek istiyorsunuz biz bizim istediğimiz gibi olan kadınları (insanları) var sayarız.

En önemlisi toplumun vicdanında kanayan adına fahişe denilen(seks işçisi söylemi bana doğru gelmiyor çünkü bu söylemin olayı yumuşattığını kabul edilir hale getirdiğini düşünüyorum) et pazarında sistemin bilgisi ile pazarlanan kadınlar da bu ülkenin kadınları.

Kadın dünyanın her yerinde kadındır, yani bir bütün. Sömürgeci mantıkla bölmeyin, parçalamayın ve yönetmeye çalışmayın. Eğer kadın sorunu bütün dünyada varsa ve bizde daha katmerliyse, insanın insan olarak görüldüğü, cins, sınıf, ırk ayrımının olmadığı bir sistemle bunu çözebiliriz değil mi?

Bu arada sekiz Mart kutlanmaz. Bayram mı bu kutluyorsunuz, sekiz Mart kanın ve canın verilmesinin sembolü; direnmenin bayrağıdır, ancak anılır. Anma da düğün bayram şeklin de, şakıdım şakıdım oynayarak, şarkı türkü söyleyerek değil; direniş ruhuna uygun yapılır.

Tanrılar, hepimizi derinlerden koruyup; soğan yemişte kokmuşlar sınıfına koymaktan korusun...

beybun


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler