Karbüratörün hikmeti
Perihan Mağden / Radikal
Büyük 1 sabırla İnternet Sitesi'ndeki yazı sayımın 1000'e varmasını bekliyorum.
807'de miyim, neyim.
Oysa 1997'de yazmaya başladığımı düşünürseniz, çok daha fazla sayıda olması lazım taksometrenin.
Ve fakat İnternet Sitesi Öncesi Dönem'in yazıları yok işte orada.
Ordan kaybediyorum- biiir.
'İki Genç Kızın Romanı' için 10 ay, daha sonra küsüp sıkıldığım için 22 ay ara verdim- Etti mi sana 32 ay! ARA.
HİÇ ARASIZ YAZANLARDAN 32 ay eksik sayıda yazı, azzz buzzz değil tabii.
İşte Hiç Aralıksız Yazanlar'ın 'stilinde' olacak bu yazı. Ki, sayı çoğalsın.
Benim bugünüm sizin dününüz 'Abdullah Öcalan'ın mapushane koşulları' yazıma saat bir sularında baktığımda TAM 114 HOCAEFENDİNİN oy vermiş olduğunu gördüm!
Benden sonra (en çok) okunan ikinci köşecinin yazısına aynı anda ON SEKİZ kişi oy vermiş bulunmaktaydı.
Yani altı-yedi MİSLİ sayıda insan, illa billa girip yazıma oy verme hareketini sergiliyor.Lar.
'Opinionated' yazılar yazıyar olsam gerek.
Bu da insanları illa billa (öldür Allah) yazılarımla ilgili kanaat üretmeye ve belirtmeye sevk ediyor olsa gerek. (Çörek üret.)
Ki, bunaltıcı.
Ben de 'Güçler Ayrılığı', 'Birleşik Kaplar Yasası', 'Ak Aslında Kara mıdır?', 'Sakin Olalım: Sağduyuyla Dolalım', 'Nâki'nin Kedisi', 'Meşrutiyetin İlanı' tarzı son derece 'kanaat notu' üretimine imkân vermeyen yazılar yazmalıyım. Yazsaydım. Keşkek.
O zaman da, yorulmam ve sıkılmam (feci şekilde) köşecilik denilen işten. Habire.
Ben DE 30-40 yıl 'Thomas The Little Engine'ın bunamış hali gibi yazarım da yazarım tıngır mıngır. DURMAKSIZIN-
Bana fevkâlâde normal gelen, sıradan gelen fikirlerimin; eşimden dostumdan çok Türkiye Cumhuriyeti Savcıları'nı görüyor olmamın 'vesilesi' olmasının yanı sıra-
Notçu Kimlikleri harekete geçirmesinden de üzgünüm.
Acı sözlerim için.
Çok yakın arkadaşım da köşeci olunca, neyse habire konuşuyoruz bu konuyu: Hiç NORMAL DEĞİL diyoruz habire köşecilikköşecilik.
Yarattığı ağır derecede banal bağımlılık ve karakter küntleşmeleri bir yana-
Gündem'i beğenmiyorsun.
Gazeteciler'i beğenmiyorsun.
Gazeten'i beğenmiyorsun.
Uyuzluklardan yoruluyorsun.
Böyle genel geçmez harikulade 1 uyuzluk hâkim köşeciler arasında.
"Yazsa n'olur, yazmasa n'olur-" diyorsun.
İyi de, bi tek sen diyosun bunu adam hakkında. Kadın hakkında.
Adam/kadın kendinden memnun/yazılarından ziyadesiyle memnun, hiç uymasa da ne 'ortama', ne yazdığı gazeteye-
Oraya kapağı atmış ya patronun filan teveccühüyle-
Yazıyo da yazıyo Coşku Makarnası!
Üretim Çorbası!
Seni gidi Mustafa Kemal Çiçeği!
Şimdi gidenlerin hiçbirinden hoşlanmadığınız (nerdeyse yani) bir partiye davetli olduğunuzu düşünün!
Benim case'imde haftada dört gün.
Sonunda tabii Aşırı Sıkılma Noktaların oluyor: "Ulan 1 ben miyim bu partiye borazanıyla gelen!" misali.
Çünkü bakıyosunuz Öbür Çocuklar kalemtıraşıyla gelmiş, ütüsüyle gelmiş, demliğiyle, karbüratörüyle gelmiş-
Bi tek siz ve bir-iki sevdiğiniz arkadaşınız 'üflemeli çalgılarınızla gelin' şeklinde anlamış münasebeti.
Öbürleri öyle tuhafişlevsel araç gereçleriyle maharet de sergilemezken, siz donmuş yağ gibi kalakalıyorsunuz içinizde soğuksoğuk.
Bu yazıyı yazarken süper 1 şey oldu. Masamın üstündeki Ana Yazım Kılavuzu'nu açtım 'karbüratör'e bakmak için ki-
Aa! tam da karbüratör sayfasını açmamış mıyım tesadüficuk diye?
Üstelik de doğru yazmışım.
Hassas Terzi!
O sayfayı açıp da 'kelimeyi' (karbüratör) şıpın bulmamı süper bir iyilikgüzellik 'sign'ı sayıyorum.
Bin'e kadar dayanabilecek miyim yani?..
Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
|
|
|