AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Savaş değil barış, düşmanlık değil kardeşlik


Şeref Işıldak

Türk uçakları dagı taşı bombalıyor. Hava saldırılarının ardından bir de kara harekatı başlattılar. Medya ise militarizme övgü düzüyor, tabiri caiz ise “gaz veriyor” toplumdaki havayı milliyetçi-şöven bir doğrultuda tutmak için elinden geleni ardına koymuyor.. Yani yıllardır uygulanan militarist politikalarda ısrar ediliyor.

Her sınırötesi operasyonda aynı sözleri duyduk: ‘Teröristleri öldürdük, PKK bitti.’ Aynı masal ısıtılıp ısıtılıp yeniden önümüze sürülüyor. Tabi her kalkan savaş uçağı için, atılan her bomba, sıkılan her mermi için milyonlarca dollar akıtılmaya devam ediyor. Bu paralar da ortalama 250 € luk asgari ücretle çalışanından tutun da daha yüksek maaşla çalışan bizim gibi işçilerden kesilen-alınan vergilerle sağlanıyor. Kazanan silah tüccarları, kaybeden kardeş iki halk. Dünkü Hürriyet gazetesinin Ekonomi köşesinde bir haber vardı.

Askerin kullanımına yönelik giyim ve bot üretimi yapan Mesel isimli grubun Yönetim Kurulu Başkanı Selim Keresteci verdiği röportajda mevcut durumun işverenler açısından ne anlama geldiğini gayet güzel ifade ediyor esasen.

Diyor ki : “Şırnak, Hakkari Yüksekova’da da üretim tesisi açmaya hazırlanıyoruz Bu bölgede”teşvikler” var. Ancak Doğu ve Güneydoğu’da istihdamı arttırmak için zararı da göze aldım”….diyor :)

Röportajın biraz ilerisinde de diyor ki: “Ordu en iyi tüketicidir. Her yıl düzenli olarak alım yapar. Ordu ile çalışmak bu avantajları ile önemli” diyor. :)

Hemen ardından da eklemiş : “Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da bize 3-5 ay para verme ama iş ver diyen çok sayıda kişi var. Çünkü yapacakları, ilgilenebilecekleri hiçbir şey yok. Boş oturmaktan o kadar sıkılmışlar ki parayı da unutmuşlar. Bu insanları terörün pençesinden ancak istihdam kurtarabilir”. diyor. :)

Şu kısa röportajdan benim anladığım şu: orduya üretim iyidir, çünkü kriz döneminde de olsa her zaman ürettiğiniz mal bir şekilde alınır, artı teşvikler vardır, mesela bedava arazi, ya da çok düşük bedellerle enerji-elektirik vs- sağlanması artı ve belki de karşılıksız teşvik kredileri, bir de parayı bile unutmuş zavallı kürtler var ki 5 ay bile bedava çalışabilecek durumdalar… Peki zararı da göze alan Keresteci, neyden nasıl zarar edecek ki böylesi bir durumda :) :)

Yani röportaj yaparken bile okuyucu salak yerine konuluyor. İşte bu tür sınır berisi ya da ötesi operasyonlardan keyf alan, bunu ranta dönüştüren kesimler TSK’yi alkışlayacaklardır. Ki bunlar gibi daha o kadar çok ki say say bitmez.

Silahla, savaşla Kürt sorunu çözülemez. En fazla daha fazla zengin edilen patronlar-efendiler doğar. Sınırötesi operasyonlarla ‘içerideki’ sorunlar giderilemez. 29. Kürt isyanının tarihi göstermiştir ki her yeni ölüm yüzlerce Kürt gencinin mücadeleye katılmasını yol açıyor. Kürtler de Türkler de savaştan bıktı. Türklerde barış yanlısı ses duyulmaya başlanırsa her şey tersine çevrilebilir.

21 Ekim’de gerçekleşen Dağlıca çatışmasının ardından başlayan süreç sonunda Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’a kara harekatına ulaştı. Genelkurmay’dan yapılan açıklamaya göre harekata 10 binin üzerinde asker ve ağır silahlar katılıyor. Harekat havadan da destekleniyor. Genelkurmay bildirilerinden alıntı yaparak basın, özellikle de televizyon kanalları kaç PKK’lının öldürüldüğünü kıvançla duyuruyorlar.

Genelkurmay bildirileri ve basın kara harekatını bir kan davası gibi veriyor. Neredeyse “bir tane daha öldürdük, yaşasın” diye bağıracaklar. Oysa bugüne kadar 25 yılda kere Türk ordusu PKK’yı imha etmek için Kuzey Irak’a girmiş. Bunlardan bazılarında çok daha fazla sayıda asker kullanılmış. Bazen Irak Kürt örgütlerinin desteği alınmış. TSK’nın iddialarına göre bazen binlerce PKK’lı öldürülmüş, ama işte 25 yıl sonra gene aynı şeyler bir kere daha yaşanıyor.

Her seferinde “bu defa bitireceğiz” denmiş ama sorun bitmemiş. Kuzey Irak’a sınır ötesi harekat emrini verenler sorunu yanlış yerde arıyor. Türkiye’nin Kürt sorunu sınırın öte tarafında değil, sınırın içinde. Sorun burada çözülmedikçe daha sayısız sınır ötesi operasyon yapılır ve daha sayısız genç insan öldürülür, ama sorun bitmez.

Kürt sorunu ancak demokrasi temelli adımlar atarak, siyasi olarak çözülebilir.

Kürtlerin istekleri basittir. Kimliklerinin tanınmasını istiyorlar. Dillerini özgürce kullanmak, kendi dillerinde okumak, yazmak, şarkı söylemek istiyorlar. Bu basit talepler için 25 yıl önce insanlar en ağır işkencelere uğradılar. Bu basit talepler için binlerce insan öldü. Binlerce ve binlerce insan yerinden yurdundan sürüldü. Eza cefa çekti. Şimdi de bütün bunlara gene katlanılacağını gösteren bir hava var. Öte yandan gerek hükümet gerekse de genelkurmay askeri harekatın mutlaka başka adımlarla da tamamlanması gerektiğini söylüyorlar. Öyleyse artık bu adımların atılması zamanı geldi. Çok geç olmadan politik çözüm için demokratik adımlar atmak gerekiyor.

25 sene de 18. sınır ötesi operasyon

İlk sınır ötesi operasyon 25 yıl önce, 1983’te yapıldı. Bu operasyona 7 bin asker katıldı. 3 yıl sonra gerçekleşen operasyonda 165 PKK’li öldürüldü.

1991’de 2 kez Kuzey Irak’a girildi. 1992’de 15 bin askerle sınır ötesi operasyon yapıldı. Operasyona tanklar ve ağır silahlar katıldı. TSK’ya göre 1500 PKK’li öldürüldü. Ertesi yıl ise 400 PKK’li öldürüldü. Bir yıl sonraki operasyonda ise Mezre-Kariyediri bölgesinde 100 PKK’linin öldürüldüğü söylendi. 1995’de en büyük operasyon gerçekleştirildi. 13 generalin ve 35 bin askerin katıldığı operasyonda sınırdan 60 kilometre içeri girildi. 12 PKK kampının imha edildiği ve 500 PKK’linin öldürüldüğü söylendi. 1997’de 3 kez sınır ötesi operasyon yapıldı. 3 operasyona toplam 65 bin asker katıldı. Askerler uzun süre Kuzey Irak’ta kaldı. 1000 PKK’linin öldürüldüğü söylendi. 1998’de 15 bin asker Kuzey Irak’a girdi. 2001’de son sınır ötesi operasyon yapıldı.

Bütün bu operasyonlara toplam 160 bine yakın asker katıldı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’ne göre 3 ila 4 bin PKK’li öldürüldü. 25 yılda yapılan 18 operasyonun sonucunda belli ki sorun çözülememiş. Bugün TSK, Kuzey Irak’ta 18 operasyonda öldürülen PKK’li kadar PKK üyesi olduğunu söylüyor. TSK’nin kendi istatiksel açıklamaları bile 25 sene boyunca boşuna kürek sallandığını gösteriyor.

Açık ki çözüm savaştan ve öldürmekten geçmiyor.

Savaşa hayır, barış hemen şimdi demenin zamanıdır.


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar


İlgili haberler