AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
Bulunduğunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Oxford şahinleri


Ece Temelkuran / Milliyet

Dışarıdan gelen sesleri duyar duymaz koşturdum pencereye. “Allahım nihayet olay çıktı!” diye bağırmışım, kendimden geçip. Ne kadar utanç verici. Kavga çıksa da izlesem, olay çıksa da seyrine baksam türünden korkunç bir yaklaşım.
Ama kardeşim insan da buralarda öyle fena sıkılıyor ki küçücük bir gürültü duysan içindeki 3. dünyadan gelen, adrenalin bağımlısı canavar uyanıyor. Nihayet “insani” bir şey göreceğim diye düşünüyorsun. Onca “teşekkür ederim” ve “Ay çok rica ederim”, “Lütfen kusura bakmayın” ile “Ay ne demek siz kusura bakmayın” arasında şöyle kanlı canlı, adam gibi bir hadise.
Ne fena şey, o kadar alışmışsın ki şiddete gerçek gibi gelmiyor sana burada hayat. Bir tür kibar bir tiyatro oyunu gibi.

Bir acayip futbol kulübü

Ya da gazetecilikle ilgili bir şeydir bu. İnsan bu yüzden gazeteci oluyordur ya da gazetecilik insana bunu yapıyordur: Normal, kendi halinde, efendi gibi akıp giden bir hayata katlanamıyorsun. İlla ki acayip, tuhaf, “Hadi be!” dedirtecek bir şey olacak. Olmadı mı hiçbir şey olmuyor sanıyorsun.
Neyse efendim, dışarıdan bu acayip vurdulu kırdılı ses duyuldu. Dayadım burnumu cama yüzümde manasız bir gülümseme izliyorum; lunaparka bakan çocuklar gibiyim. Polis karşı evde uyuşturucu baskını yapıyor. Zaten ben şüpheleniyordum oradan bu arada, onu da söyleyeyim.
Bilmemne Futbol Kulübü gibi bir bayrak asılıydı ve içeride disko ışıklandırması vardı. Neyse efendim, polis beş dakika içinde operasyonu bitirdi, öyle pek olay filan da çıkmadı. Fakat ben o kadar çok pencereden baktım ki sonunda şüphelenip beni de alıp götüreceklerdi. Çünkü benden başka kimse, yoldan geçenler bile dönüp seyretmiyorlar olayı. Bir tek ben...

Operasyon biterken

Üstelik içimizde bir de “bildirme” ihtiyacı yer ettiği için bir yandan da telefon açıyorum oraya buraya. Kimse inanmıyor buralarda böyle bir şeyin olabileceğine, üstelik benim semtimde. Fakat işte o kadar şanslıyım ki Oxford’da cereyan eden tek ve en önemli hadise benim kapımın önüne bahşediliyor.
Polisler operasyon bittikten sonra derhal civardaki bütün evlere bir kâğıt dağıtıyorlar. Bakıyorum. Şöyle yazıyor:
“Operasyon Şahin: Semtinizde bir uyuşturucu operasyonu yapılmıştır. Bir bildiğiniz varsa şu numarayı arayınız. Vesaire vesaire...”
Sonra bakıyorum bizim şahinler kâğıtları dağıtmayı bitirince atlıyorlar bisikletlerine hop hop, gidiyorlar şahin gibi...

Oxford türküsü

Oxford’un şahini de böyle oluyor işte, bisikletli ve fakat kararlı. Olay bitiyor ve çalışmaya dönüyorum. Memleketimin gözünü sevdiğim hadise yoğun hayatı. Özlediğimi böylece fark ediyorum. Ne diyeyim:
“Kaleden kaleye şahin uçurdum/
Oxford şahinine bakarken kahve taşırdım/
Herkesin izlemeye hadisesi bol olsun/
Ben şahinin çift tekerlisini Oxford’da tanıdım”
Böyle işte... Sıkıntı...


Yorum yaz
Yorum gönderme yetkiniz yok
 
İlgili Yazılar