AnasayfaspaceHaberlerspaceYazılarspaceForumspaceBilgilerspaceYazılımspaceLinklerspaceResimlerspaceSitemapspace
BulunduÄŸunuz bölüm:   Anasayfa / Yazılar / Makale

Kürde aile planlaması, Türk’e çok çocuk!


Şeymus Diken / Birgün

“ey! toprağın derisine dövmelenmiÅŸ cesetler
bilinmez tanrılara kurban edilmiş etler ve kemikler
suskunun çukuruna atılmış sözler
yakılmış kitapların kül rengi çocukları
sabrını tüketmiş mahşeri bekleyenler
karanlığın şekilsiz gölgeleri

ey! sese bürünmüş uyuyan
kalk ve susmayı öğret insana”
Sus / Kuyu / Su – Mehmet OÄžUZ(*)

Karabaşımıza taşlar yağacak desem, biliyorum inanmazsınız. İnanmamakta da elbet haklısınız. Çünkü ne ben peygamber kelamı edenim, ne de siz mürit. Haklısınız tabii ki!

En haklısı da bu tuhaf ülkenin baÅŸbakanı, Recep Tayip ErdoÄŸan. Dünya âlem 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü kutlamaları için hafta boyu seferber olmuÅŸken. O durduk yerde gitti memleketin UÅŸak’ında eteÄŸindekileri ortaya boca etti. Dedi ki; “ey memleketlilerim, en az üç çocuk yapın. Bakın benim dört evladım var. Åžimdi diyorum ki keÅŸke daha fazla olsaydı.”

Söylerdi! O bu koca ülkenin ancak darbelerle bu denli desteğine sahip olabilecek çoğunluk desteğine, neredeyse toplumun yarıya yakınının oyuyla sahip olmuş bir milliyetçi-mukaddesatçı-muhafazakâr muktedir.

Düşünüyorum da! Onun bu ortaya karışık boca edilmiÅŸ kelamını bir Kürt siyasetçi söyleseydi, acaba ne olurdu. Sonuçlarını düşünmek dahi istemiyorum. BaÅŸlardı olanca terennüm! Kürde dair söylenmedik hiçbir namüsait söz kalmazdı geriye. “Ne Kürdün cehaleti” kalırdı söylenmedik. “Ne Kürdün bütün musibetlerin kaynağı olduÄŸu” sözleri kalırdı geriye.

Ne de Kürdün “saldım çayıra mevlam kayıra” muhabbetine gönderme yapılan vurguları kalırdı ortada. Anında tepkisini sokaÄŸa boca eden yurdum insanının olanca “sivil” ÅŸahsiyetleri önce televizyon kanallarında en üst perdeden “Bir Kürt cahil û cühelasının, bunca musibetin kaynağı, sahip çıkılamayacak kadar çok çocuk sahibi olunması” yönündeki “genel doÄŸrulara” raÄŸmen ettiÄŸi bu manasız sözü üzerine ahkâm kesilirdi. Ertesi gün de olanca “sivillikleri” ile sözü aÄŸzından boca eden Kürt ÅŸahsiyetine karşı protesto gösterileri yapılırdı. Maazallah bu sözü eden bir Kürt siyasetçi ya da parti baÅŸkanı filan ise yandım Allah hakkında “dava bile” açılabilirdi.
Allahtan ki bunların hiçbiri olmadı şükür!

“Muhafazakâr Demokrat” BaÅŸbakandı kelamı eden. Söyledi ve bir iki küçük etkisiz tepki ile yetinilip geçiÅŸtirildi.

İster istemez düşündüm. Yıllardır bu ülkede doÄŸu coÄŸrafyasının Kürt sakinlerinin “çok çocukluluÄŸunu kafaya takan”, bu konuda kısırlaÅŸtırmaya varıncaya kadar projeler üreten “sivil toplum örgütleri” nerede? diye insan soramadan edemiyor: Daha düne kadar Diyarbakır’da ve bölgede lise ve üniversite çağındaki kız çocuklarına “anneleriniz artık çocuk doÄŸurmasın, ikna edici önlemler alınması için yardımcı olun, sonra da gelin bizden bursu kapın” ÅŸeklinde projeler üreten stk’lar nerede? Sizi uluorta yere vuran bir baÅŸbakan var bu ülkede. Neredesiniz “daha çok çocuk isteyen” baÅŸbakanın sesi size geliyor mu? Yoksa bu ülkede nüfus ve aile planlaması sadece Kürt ana ve babalar için mi geçerli…

Duymazlar ve duymayacaklar.

Sadece moderniteden yana olanlar mı? Elbette deÄŸil. Tek başına başörtüsünü özgürlük gibi “yutturmaya” çalışanlar da dâhil, bu kervana. Kutsal inancınız adına size fetva veren lideriniz size ev kadınlığını ve daha çok çocuk doÄŸur(t)mayı reva görüyor. Nerdesiniz ey “özgürlükçüler”. Hadi, “senin dediÄŸin gibi deÄŸil sayın baÅŸbakan” deyin de endazenizi görelim.

Demeyecekler biliyorum. Demediler de! Çünkü dün başörtüsü için dini, referans gösterenler bugün de, aynı kitleye “daha çok çocuk doÄŸurup evinizde oturun ve analık yapın” diyen(ler)dir. Onlar, çocukları deÄŸil, asli görevi çocuk doÄŸuran ve evde çocuk bakan, görev sınırlamasını salt “analık”ta gören anlayışı severler. Gerisi o çok bilinen ve slogan olan haliyle “teferruattır”.
Belki de bir şairden güne ve dile, denk düşendir.

“erkekliÄŸim(in) en kalın yerinde
ruhuma saplanan kadın
boÄŸ beni
bak
ucu kabîl’in sırtında sivriliyor bıçağın
taşı çıkar toprağın karnından
yılanı âzâd et
bu zehir söze aksın
çiÄŸ kalsın adem’in çamuru
seni ben doÄŸurdum
kaburgamdan bir kemik daha eksildi”*

(*)Mehmet OĞUZ. Sus / Kuyu / Su. Hayal Yayınları Ocak 2008. Ankara


 
İlgili Yazılar


İlgili haberler